KUTLU FORUM

Bilgi ve Paylaşım Platformuna Hoş Geldiniz
 
AnasayfaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 İzmir..Tarihi..Resimleri..İzmir'e Dair Her Şey

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
@bdulKadir
Adminstratör
avatar

Mesaj Sayısı : 6459
Rep Gücü : 10014589
Rep Puanı : 97
Kayıt tarihi : 17/03/09
Yaş : 55
Nerden : İzmir

MesajKonu: İzmir..Tarihi..Resimleri..İzmir'e Dair Her Şey   C.tesi Ekim 03, 2009 4:47 am

ÜZERİNE TIKLA VE LİNKE GİT

http://www.diyemediklerim.com/izmir-371/

İzmir Kent Tarihi

İzmir Tarihi ve İlçeleri

İzmir - Alsancak (Kordon Boyu)

İzmir'de Piknik Alanları

İzmir Gezilecek Yerler

****** İzmirde

100 yıl öncesi az rastlanır izmir fotoğrafları

Karşıyaka'dan İzmir Manzarası

İzmir - Buca Gölet

İzmir'li olmak : )

İzmir - Karşıyaka

İzmir Konaktan Manzarala

İzmir - Konak

İzmir, Selçuk, Efes, Efes’in Kuruluş Öyküsü ve Tarihi Süreç

İzmir Yemekleri

İzmir / Karagöl - Karagöl / İzmir

Özbek Köyü - Urla / Özbek Köyü / İzmir

Çiçekli Köy - Bornova-çiçekli Köy / İzmir

İzmir Tanıtım Filmi Videosu İzle

Dere Kahve - Tire - İzmir

İzmir - Kızlarağası Hanı

Asansör - Güzelyalı - İzmir

İzmir Saat Kulesi Resimleri

İzmir - Dikili

İzmir'in Kaplıcaları

Çeşme'ye bağlı Ildırı Köyü

İzmir - Alaçatı

İzmir - Bergama

100 Maddede İzmir

İzmir - Foça

Güzel İzmirim

İzmir - Şirince

************
• izmir ilçeleri
• izmir Tarihi
• izmir ulaşım
• izmir Resimleri
• izmir Emlak
• izmir Otelleri
• izmir Eczaneleri
• izmir Hastaneler
• izmir Seyehat
• izmir Hava Yolları
• izmir Coğrafyası
• izmir Linkleri
• izmir Yemekleri


**************
İzmİr
Bilgiler
Şehir nüfusu 3 345 400(2007)[1]
İlçe nüfusu 253,265 (2007)[2]
Yüzölçümü 12.012 km²
Rakım 25 metre
Koordinatlar 38°26′K 27°09′D
Posta kodu 35
Alan kodu 0232
İl plaka kodu 35


Türkiye'nin üçüncü büyük metropolü olan fuarlar ve kongreler merkezi İzmir (Rumca £¼ÍÁ½· (Smyrni), Fransızca Smyrne) , ticaret ve sanayi ile bütünleşmiş çağdaş bir liman kentidir.Nüfusu 2007 sayımına göre 2.606.294'tür.Bunun 1.297.119'u erkek, 1.309.175'i kadındır.2008 tahmini nüfusu ise 2.656.148'dir.Türkiye'nin üçüncü büyük kentidir.

İzmir'in batısında renkli denizi, plajları ve termal merkezleriyle Çeşme Yarımadası uzanır. Antik çağların en ünlü kentleri arasında yer alan Efes, Roma İmparatorluk devrinde dünyanın en büyük kentlerinden biriydi. Tüm İyon kültürünün zenginliklerini bünyesinde barındıran Efes, yoğun sanatsal etkinliklerle de adını duyuruyordu. Bu maksatla da bu şehre "Güzel İzmir", "Eski İzmir" ve la Perle de l'Ionie (İyonya'nın İncisi) deniyordu. Tarihten beri bu tanımlarla yıllar sonra şehrin sıfatı hâline gelmiştir.

İzmir, yatlar ve gemilerle çevrilmiş uzun ve dar bir körfezin başında yer almaktadır. Ilıman bir iklime sahip olup, yazında denizden gelen taze bir serinlik güneşin sıcaklığını alıp götürmektedir. Sahil boyunca palmiye ağaçları ve geniş caddeler bulunmaktadır. İzmir Limanı Mersin 'den sonra Türkiye'nin ikinci büyük limandır. Canlı ve kozmopolit bir şehir olan İzmir, Uluslararası Sanat Festivalleri ve İzmir Enternasyonal Fuarı ile de önemli bir yer tutar

İzmir sözünün kökeni
İzmir kelimesi eski İon lehçesinde Smurne, Attika (Atina) lehçesinde ise Smyrna diye yazılırdı.

Bugünkü Hellenler bu kentin adını Smirni biçiminde telaffuz etmekte, Gerçi son yıllarda Antik Efes kenti civarında da bu adla anılan bir köy yerleşimi izlerine rastlanmıştır. Olasılıkla İzmir'den Efes'e giden bir kısım Amazon kraliçelerinin adını yerleştikleri köye de koydukları düşünülmektedir ki bununla ilgili bilgilere eski Yunanistan'daki kaynaklarda da rastlanmaktadır.

Ancak Smyrna sözcüğü Yunanca değildir, Ege Bölgesindeki birçok yerleşim adı gibi Anadolu kökenlidir. M.Ö. 2. binin başlarına ait Kayseri Kültece yerleşiminde ele geçen bazı tablet metinlerinde Tismurna adına rastlanmaktadır. Tismurna'daki `ti' bir ön ek olup büyük olasılıkla bir kişi ya da bir yer adını belirtmektedir. Bundan da Hellenler ya da Bayraklı höyüğünü mesken tutanların bu ön eki atıp kente 'Smyrna' demişlerdir. Kentin adı olasılıkla M.Ö. 300 ile M.Ö. 1800 yılları arasında Smurnu olarak anılıyordu.


İzmir kentinin tarihi
Eski İzmir kenti (Smyrna) körfezin kuzeydoğusunda yer alan ve yüzölçümü yaklaşık yüz dönüm olan bir adacık üzerinde kurulmuştu. Son yüzyıllar boyunca Meles Çayı'nın ve Sipylos Dağı (Yamanlar Dağı)'ndan gelen sellerin getirdikleri mil ile bugünkü Bornova ovası oluştu ve yarım adacık bir tepe haline dönüştü.

Şimdi Tepekule adını taşıyan bu höyüğün üzerinde Tekel Müdürlüğü'nün İzmir Şarap ve Bira Fabrikası'na ait numune bağı bulunmaktadır. 1955'ten beri yoğun gecekondu bölgesi olan bu çevrede İzmir'deki ilk yerleşim yeri olarak tespit edilen İzmir Höyüğü bulunur. Buradaki ilk kazılarda Türk Tarih Kurumu ile Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü"nün katkıları büyük olmuştur.

Batı Anadolu kıyılarındaki ilk yerleşimler -ki bunlar Troya Savaşlarından sonra kurulan Aiol, İon ve Dor kökenlidir- genelde küçük yarımadalar üzerinde kurulmuştur. Bunlar, Çandarlı (Pitanes), Foça (Phokaia), İzmir (Smyrna), Kilizman (Klazomenai), Milet ve İasos gibi yerleşimlerdir. Bunun nedeni yerleşim yerlerini kuran ve oturan insanların daha çok Hellenli ve den olmalarıdır. Böylece yarımada yerleşikleri hem iki limana sahiptiler, hem de kara denizden gelecek saldırılara karşı güvence içindeydiler. Elverişsiz havalarda limanlardan biri uygun olmadığı takdirde gemiciler diğer limanı kullanma şansına sahiplerdi. Bayraklı Höyüğü körfezin kuzeydoğu köşesinde, kuzeyine sarp kayalı Yamanlar Dağı'nı da alarak karadan gelecek saldırılara karşı rahat bir konumdaydı. Güneyi imbata açıktı. Eski İzmir yerleşimi yaklaşık 3000 yıl boyunca bu yarımada üzerinde ver aldı. M.Ö. 4. yüzyılın ikinci yarısında büyük nüfus artışı yüzünden bugünkü Kadifekale (Pagos) eteklerine taşındı.

Neolitik-Tunç Çağları ( M.Ö. 6500-1050)
En eski İzmir'in yerleşimi Bornova ilçesindeki Yeşilova Höyüğü'nde 2005 yılında yapılan kazılarda keşfedilmiş, İzmir kenti tarihinde bilinenden 3 bin yıldan daha eskiye M.Ö. 6500 yıllarına kadar gidilmiştir.Yeşilova buluntuları İzmir'deki ilk yerleşimin Neolitik Çağda Bornova Ovası'nda başladığını , yerleşim sayısının Kalkolitik ve Tunç Çağlar süresince artarak devam ettiğini göstermiştir.

Symrna kazılarından elde edilen bilgiler ışığında Tunç Çağ evlerini höyüğün en üst düzeyinde denizden 3 ile 5 metre yukarıdaki kayalar üzerine oturtmuşlardır. Bu yerleşme Eski Tunç Çağı dönemine aittir. Bulunan çanak ve çömlekler Troya dönemi ve kültürüyle (M.Ö.3000-2500) benzerlikler göstermektedir. Birinci yerleşim tabakasının üstünde Orta Tunç Çağı dönemi yer alıyordu. Burada bulunan keramik eserler Troya II kentinde ortaya konulan sanatsal eserlerle hemen hemen özdeştir (M.Ö. 2500-2000). Üçüncü yerleşme katı Troya VI ve Hitit dönemi ile çağdaştır (M.Ö.1800-1ü50). Bu katta elde edilen büyük ve sağlam bir vazo, Afyon ve Uşak kentlerinin güneyindeki Beyce Sultan kazılarında elde edilen kapların çeşidindendir. Ayrıca birçok kap biçimi Orta Anadolu ile olduğu ölçüde Troya VI kap kaçağı ile de benzerlikler taşımaktadır. Bundan başka yine Troya VI'da gün ışığına çıkan `Minyas' tipi vazolar Bayraklı'da da ele geçmiş, bir de 4-5 Myken seramik parçasına rastlanmıştır. Açılan sondajlar küçük olduğundan evler hakkında geniş bilgi elde edilememiştir. Tunç Çağı'nda İzmir `de yaşayan yerli halkın dili konusunda herhangi bir fikir elde edilmesi mümkün olmamıştır. `Minyas' türü keramiğin ele geçmesi birçok Anadolu kentinde olduğu gibi, burada da 2. Binde Akalılâra (Achaioi: Myken) ait bir ticaret kolonisinin bulunduğuna ilişkin ipuçları verebilir.


Demir Çağı
Hititler Çağı'nda {M,Ö. 1800-1200) Anadolu'da yazı kullanılıyordu ve bundan ötürü o dönemde tarih çağına ulaşılmış bulunuluyordu. Ancak M.Ö. 1200'lerde Troya Vll ve Hitit başkenti Hattuşaş'ın Balkanlardan gelen kavimlerce yıkılmasından sonra Orta ve Batı Anadolu yeniden yazısız ve karanlık bir çağa, Demir Çağı'na girdi. Demir Çağı, Anadolu'da yazının yeniden kullanılması ile Frigya Krallığı'nda M.Ö.730, geri kalan Orta ve Batı Anadolu'da ise M.Ö. 650 yıllarına kadar sürmüştür,

Kazılarda fazla miktarda çıkarılan keramik ürünlerden anlaşıldığına göre, Demir Çağı boyunca Eski İzmir'de Hellas'tan göç eden, Aiolller ve İonlar yaşıyordu. Yarımadada yerli halkın yaşadığına dair herhangi bir bulguya ise rastlanmamıştır. Bayraklı Höyüğü'nün M.Ö. 1050 yıllarında kurulmaya başlayan yerleşmesinin Hellas kökenli olduğu anlaşılmaktadır.

400 yıl devam eden bu ilkel dönem boyunca başlıca beş yerleşme katı saptanmıştır. Bunlar :

I. Aiol yerleşmesi (M.Ö. 1050-M.Ö.1000)
II. Erken, Orta ve Geç Protogeometrik yerleşme (M.Ö. 1000-M.Ö. 875)
III. Erken ve Orta Geometrik yerleşme (M.Ö. 875- M.Ö. 750)
IV. Geç Geometrik yerleşme (M.Ö. 750-M.Ö. 675)
V. Subgeometrik yerleşme (M.Ö. 675-M.Ö. 650)
Söz konusu beş tabaka denizden 6,40 metre yükseklikte başlamakta ve 9,50 metrede son bularak 3 metre kalınlığında bir tabaka oluşturmaktadır. Kazılarda elde edilen Aiol keramiği Submyken orijinlidir. Protogeometrik ve Geometrik stildeki kap-kaçak ise genelde Attika vazoculuğunun bir devamıdır diyebiliriz.

Demir Çağı boyunca İzmir evleri, büyüklü küçüklü tek odalı yapılardan oluşmakta idi. Gün yüzüne çıkarılan en eski ev M.Ö. 925 ile M.Ö. 900'e tarihlenmektedir. İyi korunmuş halde ortaya çıkarılan bu tek odalı evin (2,45 x 4 m.) duvarları kerpiçten, damı ise sazdan yapılmıştı. Erken Geometrik dönemden itibaren (M.Ö. 875'ler) bu tek odalı evler at nalı biçimli bir avlunun üç bir yanını çevirmekte idiler.

Eski İzmir'liler kentlerini M.Ö. 850'lerde kerpiçten yapılmış kalın bir surla korumaya başladılar. Bu tarihten itibaren Eski İzmir'in bir kent devlet kimliği kazanmış olduğu söylenebilir. Kenti 'Basileus' adı verilen bir beyin idare ettiği olasıdır. Göçleri gerçekleştirenler ve kent ileri gelenleri soylu tabakayı oluşturuyordu. Kent duvarları içinde yaşayan nüfus olasılıkla bin kişi civarındaydı. Geç Geometrik ve Subgeometrik seramikle açıklanan dönemde (M.Ö.750-650) ise yarımadanın nüfusu daha kalabalık olup belki de 1500 kişiyi aşıyordu. Kent devlete ait halkın büyük bir bölümü civar köylerde yaşıyordu. Bu köylerde, bu çağdaki Eski İzmir'in tarlaları, zeytin ağaçları, bağları, çömlekçi ve taşçı işlikleri yer alıyordu. Geçimi tarım ve balıkçılıkla sağlanıyordu.

Kentin en önemli kutsal yapısı Athena Tapınağı idi. Bu tapınağın günümüze değin korunan en eski kalıntısı M.Ö. 725-700 yılları arasına tarihlenmektedir. Daha önceki dört dönemde (M.Ö. 1050- 750), büyük bit olasılıkla yine Tanrıça Athena'ya tapınılıyordu, ancak o tarihlerde kadın tanrıçanın heykeli herhalde küçük bir niş (naiskos) içinde bulunuyordu. Bilindiği gibi Homeros'un destanı İlias, Aiol ve İon lehçelerinin karışık olduğu bir dille yazılmıştır. Bu nedenle dünya tarihinin bu çok önemli destansı yapıtı büyük olasılıkla bu iki lehçenin konuşulduğu sınır bölgesi olan İzmir'de oluşturulmuştur. Nitekim Hellenistik dönem İzmirlileri Homeros için 'Homeraion' adlı bir yapı inşa etmişlerdir.


Parlak Dönem (M.Ö. 650-545)
Eski İzmir'in parlak dönemi M.Ö. 650-545 yılları arasına denk düşer. Yaklaşık yüz yıl süren bu süre, bütün İyon uygarlığının en güçlü dönemini oluşturur. Bu dönemde Miletos'un liderliğinde Mısır'da, Suriye ve Lübnan'ın yavuz kentiBatı kıyılarında, Propontis'te (Marmara Bölgesi), Pontus'ta (Karadeniz) koloniler kurulur ve Doğu Hellen dünyası kıta Yunanistan ile rekabet ederek birçok alanda ve konuda onun yerini almaya başlamıştır. Bu dönemde İzmir'in tarımcılıkla yetinmeyip Akdeniz ticaretine de ortak olduğunu görmekteyiz. Bu dönem katlarında bulunan Fenike kökenli eserler, Kıbrıs kökenli heykel ve heykelcikler, Ön Asya ya da Akdeniz orijinli fayans figürcükler bu uluslararası ticaretin günümüze kalmış eserleridir.

Parlak dönemin İzmir'deki önemli belirtilerinden biri M.Ö. 650'den beri yazının yaygınlaşmaya başlamasıdır. Kadın tanrıça Athena'ya sunulan armağanların birçoğunda sunu yazıtları bulunmaktadır. Kent halkının sayısı fazla olmasa da bir bölümü okuryazardır. Kazılarda ortaya çıkarılan Athena Tapınağı (M.Ö. 640-580), Doğu Hellen dünyasının en eski mimarlık eseridir. En eski ve en güzel sütun başlıkları şu ana kadar İzmir'de bulunmuştur. Samos, Milet, Efes, Erythrai ve Phokaia'da çıkarılan sütun başlıkları M.Ö. 6. Yüzyılın ikinci yarısından (M.Ö. 575-550) tarihinden önce değildir. Helken sanatının en özgün mimarlık öğeleri olan Aiol ve İon türü başlıklar ile İon ve Lesbos biçimi kymationlar (yaprak ya da yumurta şekilli mimarlık süslemesi) doğuşlarını Eski Izmir de gün ışığına çıkan ve büyük ölçüde Anadolu Hitit sanatından esinlenmiş olan bu başlıklara borçludurlar

Hellen Dünyasının çok odalı ev tipinin en eski örneği Eski İzmir de bulunmuştur. Gerçekten M.Ö. 7. Yüzyılın ikinci yarısında yapılmış olan iki katlı, beş odalı, ön avlulu çifte megaron, Hellenlerin bugün için bilinen, bir çatı altındaki en eski çok odalı evdir. Ondan önceki Yunan evleri yan yana dizilmiş megaronlardan oluşuyordu. Eski İzmir'in cadde ve sokakları daha 7. yy'ın ikinci yarısında ızgara planlı idi, caddeler ve sokaklar kuzeyden güneye ve doğudan batıya uzanıyor, evler genellikle güneye bakıyordu .

İlerde M.Ö.5. yüzyılda Hippodamos tipi adını alacak olan bu kent planı özünde Yakın doğuda çoktan biliniyordu. Bayraklı şehir planı bu tür kent dokusunun Batı dünyasındaki en erken örneğidir. İon uygarlığının en eski parke döşeli yolu Eski İzmir'de gün ışığına çıkarılmıştır.

Hellen dünyasının en eski sivil mimarlık eseri Eski İzmir'de 7. Yüzyılın ilk yarısında yapılmış olan güzel taş çeşmedir. Bir zamanlar Yamanlar Dağı üzerinde yükselen Tantalos mezarı, tholos biçimli anıtsal mezarların güzel bir temsilcisidir. Tantalos tümülüsünün mezar odası adı geçen çeşmenin planında idi ve onun gibi Isopata tipi adını taşıyan yapı türünde idi, yani planı dörtgendi ve üstü bindirme tekniğindeki bir tonozla örtülü bulunuyordu. Tantalos mezarı adı ile anılan bu anıtsal eser Eski İzmir'de MÖ.520-580 tarihlerinde yönetimi elinde tutan basileusun ya da tyranın mezarı olmalıdır.

Eski İzmir'de, çömlekçi işlikleri, arkeoloji literatüründe "Oryantalizan" ya da "Friz Stili" adı ile anılan seramik türünün güzel örneklerini üretiyor, taşçı ustaları mimarlık eserlerinden başka anıtsal boyda heykeller ve heykelcikler yontuyor ve bütün bu sanat yaratılarının bir bölümü dış pazarlara sürülüyordu.

Bilindiği gibi M.Ö. 6. Yüzyılın ilk yarısında o zamanki antik dünyanın kültür merkezi Batı Anadolu idi. Özellikle Milet'de tarihte ilk defa batıl inançlardan ve her çeşit din etkisinden kurtulmuş, özgür düşünceye dayalı bilimsel araştırmalar başlamıştı. Doğu dünyasının zengin bilgi ve deneyim hazinelerinden yararlanarak ve özellikle özgür düşünce yöntemiyle Thales, Anaksimenes ve Anaksimandros gibi doğa filozofları' bugünkü Batı uygarlığının temellerini atmışlardı. Thales dünyada ilk defa bir doğa olayını, M.Ö. 28 Mayıs 585 tarihinde olagelen güneş tutulmasını oluşundan önce hesaplamıştır. Böylece kültür ve bilim alanında tarihin başlangıcından beri 2500 yıl boyunca Mezopotamya ve Mısır'ın elinde olan önderlik, Batı Anadolu'ya geçmiştir. Batı Anadolu bu önderliğini İranlıların Anadolu'yu işgal ettikleri 545 yılına değin korumuştur. Ancak İran işgali ile filozoflar, bilim adamları ve sanatçılar Atina'ya göç edince kültür ve ilim alanındaki önderlik Atina'ya geçmiştir.

Milet, Efes, Samos gibi İzmir de 6. Yüzyılın başlarında büyük olasılıkla düşünce ve bilim alanında önde gelen kentlerden biriydi. Ancak Eski İzmir M.Ö. 640-545 tarihlerinde döneminin en ileri kültür merkezlerinden biri olduğu halde daha sonraları önemini yitirdiği için, çalışmalarda eskisi hızını kaybetmişti. Eski İzmir'in edebiyat, şiir, tarih, felsefe ve bilim konularında ne düzeyde olduğu hakkında yeterli bilgi mevcut değildir. Mimarlık konusunda ise önemli bir merkezdi.

Herodotos, Eski İzmir'i Lidya kralı Alyattes'in aldığından bahseder. Kazılarda da bu olay M.Ö. 500 sıralarına tarihlenir. Kent ve Athena tapınağı tahrip olsa da İzmirliler M.Ö. 590 yıllarında tapınağı tekrar inşa ederler.

Daha sonra Persler tarafından 6. Yüzyılın ortalarında ele geçirilen kent. Bu olayla birlikte parlak devrini tamamlamıştır. Bu tarihten sonra Athena tapınağına hediye edilmiş hiçbir armağan bulunamaması da bu tahribatın önemli göstergelerinden birisidir

Gerileme Dönemi (M.Ö. 500-300)

Athena Tapınağı M.Ö. 545 tarihlerinde terkedilmişse de yerleşim sürmüş, ancak bundan sonra 200 yıl kadar bir süre eski İzmir önemini ve işlevini yitirmiştir.

M.Ö. 5. yüzyıl boyunca küçük ancak zengin bir yerleşmenin yer aldığı Bayraklı Höyüğü M.Ö. 5. yüzyılın sonunda ve özellikle 4. yüzyıl süresince yoğun bir iskana sahne olmuştur. Bu dönemde, ortalarında büyük avlular olan biri 5, biri 8 ve diğeri 15 odalı olmak üzere üç ev gün ışığına çıkarılmıştır. Bunların, kenti idare eden ve muhtemelen dönemlerindeki Pers etkisine uyarak yakın civardaki Larissa'da olduğu gibi, birer tyran olan beylere ait olmaları akla yakın gelmektedir. Nitekim Yamanlar Dağı'nda hala kısmen korunmuş olan ve önemli kişilerin mezarları olması gereken düzgün krepisli birkaç 4. yüzyıl tümülüsü bu düşünceyi desteklemektedir.

Söz konusu merkezi avlulu büyük üç evden başka birçoğu megarondan bozma dörtgen planlı küçük evler bulunmuştur. Bayraklı höyüğünün bütün üst düzeyinin 4. yy. boyunca evlerle kaplı olduğu söylenebilir. Öyle anlaşılıyor ki Anadolu'daki Pers işgali 4. yüzyılda gücünü yitirmiş ve İyon kentlerinin büyümesine neden olmuştur. Meydana gelen nüfus patlaması ile yüz dönümlük Bayraklı Höyüğü, İzmirlilere küçük gelmeye başladığından, M.Ö. 300 tarihlerinde Kadifekale (Pagos) eteklerinde yeni İzmir kenti kurulmuştur.


Hellenistik Dönem'de ve Roma İmparatorluğu yönetiminde İzmir (M.Ö. 333-M.S. 395)
Büyük İskender'in İssos'ta (İskenderun) Pers Kralı Darius'u yenmesinden (M.Ö. 333) ve arkasından bütün doğuyu ele geçirmesinden sonra Hellen dünyası büyük bir refah çağına erişti. Kentler nüfus patlamalarına sahne oldu. Hellenistik Dönem'de İskenderiye, Rodos, Bergama ve Efes kentlerinden her biri 100 binin üstündeki bir nüfusa eriştiler. Küçük bir tepeciğin üzerinde kurulmuş olan eski İzmir kentinin duvarlarının içinde yalnız birkaç bin kişi yaşayabiliyordu. Bu nedenle en geç M.Ö. 300 sıralarında Kadifekale'nin eteklerinde, yeni ve büyük bir kent kuruldu.

M.Ö. 323 yılında Büyük İskender'in ölümü üzerine çıkan iç savaşta İzmir (zamanın ismiyle Symrna), önce Lysimakhos'un, sonra Lysimakhos'u M.Ö. 281 yılında yapılan Corupedion Savaşı'nda yenen Selevkoslar'ın kralı 1. Selevkos'un eline geçti. Selevkos egemenliği M.Ö. 190 yılında yapılan Magnesia (bugün Manisa) Savaşı'na kadar sürdü. Selevkoslar, Romalılar'a karşı kaybettiği bu savaştan 2 yıl sonra yapılan Apameia (bugün Dinar) savaşıyla Bergama Krallığı'na verildi. Bergama'nın egemenliği, Kral 3. Attalos'un ölümüne dek sürdü ve bu tarihte Romalılar'ın eline geçti ve Asya Eyaleti'ne bağlandı.

Tarihçi Strabon, Smyrna'nın kendi zamanında yani M.Ö. 1. yüzyıla geçiş sırasında en güzel İyon kenti olduğunu belirtmektedir. O dönemde kentin küçük bir bölümü Kadifekale'nin Pagos'un üzerindeydi. Büyük bölüm ise düz arazi üzerinde bulunan liman çevresine toplanmıştı. Ana tanrıçanın tapınağı ile gymnasion da bu hat üzerinde yer alıyordu. Caddeler düzdü ve tamamı büyük taşlarla düzgün bir biçimde kaplanmıştı. Aristeides, kentin doğu-batı yönünde uzanan iki ana yolunun (Kutsal yal ve Altın yol) bulunduğunu ve bu yollarla kentin , denizden gelen esinti ile serinlediğini anlatmaktadır. Strabon İzmir'de Homereion olarak adlandırılan bir stoanın varlığından söz eder (belki de bir perystil ev). Bu evin içinde Homeros'un bir heykeli bulunuyordu.

Roma Çağı'nda İzmir'de inşa edilen yapılar arasında, Kadifekale'nin (Pagos) kuzeybatı eteğindeki antik tiyatro ve batıdaki stadyumun her ikisinden de pek az iz kalmıştır. Diğer taraftan Smyrna Agorası oldukça iyi korunmuş olup, bugün kısaca Agora olarak bilinmektedir. Agoranın ölçüsü 120x80 metre uzunluğunda geniş bir avlusu vardı. Doğusunda ve batısında birer stoası vardı. Her iki yapı 1 7,5 m. olup ikişer katlıydı. Ayrıca 28 m. uzunlukta bir bazilika da mevcuttu. M.Ö. 2. Yüzyılda Romalıların egemenliğine giren İzmir ikinci kez altın dönemini yaşamaya başlar. M.Ö. 88 yılında Pontus Kralı 6. Mithridates'in eline geçtiyse de 2 yıl sonra Romalılar şehri geri aldı.

İncil'de sözü edilen "Yedi Kilise"den bir tanesinin bulunduğu Smyrna Hıristiyanlığın gelişmesinde önemli bir rol oynar. İzmir'in ilk başpiskoposu olan Aziz Polikarp havari ve İncil yazarı St. John'un ilk müridlerinden biridir. Yaklaşık M.S. 70 yılında Anadolu'da doğmuş, inancından ötürü 23 Şubat 155 tarihinde, İzmir akropolü üzerinde bulunan stadyumda Romalılar tarafından yakılarak ölüme mahkum edilmiştir. M.S. 395 yılında Roma İmparatorluğu ikiye bölününce, İzmir, sonradan Bizans İmparatorluğu olarak tanınacak Doğu Roma İmparatorluğu'nun bir parçası olur.

_________________


Elif gibi yalnızım,
Ne esrem var, ne ötrem.
Ne beni durduran bir cezmim,
Ne de bana ben katan bir şeddem var.
Ne elimi tutan bir harf,
Ne anlam katan bir harekem...
Kalakaldım sayfalar ortasında.
Bir okuyan bekledim,
Bir hıfzeden belki...
Gölgesini istedim bir dostun med gibi…
Sızım elif sızısı...


En son @bdulKadir tarafından Perş. Mart 15, 2012 10:56 am tarihinde değiştirildi, toplamda 4 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://kutluforum.yetkinforum.com
@bdulKadir
Adminstratör
avatar

Mesaj Sayısı : 6459
Rep Gücü : 10014589
Rep Puanı : 97
Kayıt tarihi : 17/03/09
Yaş : 55
Nerden : İzmir

MesajKonu: Geri: İzmir..Tarihi..Resimleri..İzmir'e Dair Her Şey   C.tesi Ekim 03, 2009 4:48 am

Parlak Dönem (M.Ö. 650-545)
Eski İzmir'in parlak dönemi M.Ö. 650-545 yılları arasına denk düşer. Yaklaşık yüz yıl süren bu süre, bütün İyon uygarlığının en güçlü dönemini oluşturur. Bu dönemde Miletos'un liderliğinde Mısır'da, Suriye ve Lübnan'ın yavuz kentiBatı kıyılarında, Propontis'te (Marmara Bölgesi), Pontus'ta (Karadeniz) koloniler kurulur ve Doğu Hellen dünyası kıta Yunanistan ile rekabet ederek birçok alanda ve konuda onun yerini almaya başlamıştır. Bu dönemde İzmir'in tarımcılıkla yetinmeyip Akdeniz ticaretine de ortak olduğunu görmekteyiz. Bu dönem katlarında bulunan Fenike kökenli eserler, Kıbrıs kökenli heykel ve heykelcikler, Ön Asya ya da Akdeniz orijinli fayans figürcükler bu uluslararası ticaretin günümüze kalmış eserleridir.

Parlak dönemin İzmir'deki önemli belirtilerinden biri M.Ö. 650'den beri yazının yaygınlaşmaya başlamasıdır. Kadın tanrıça Athena'ya sunulan armağanların birçoğunda sunu yazıtları bulunmaktadır. Kent halkının sayısı fazla olmasa da bir bölümü okuryazardır. Kazılarda ortaya çıkarılan Athena Tapınağı (M.Ö. 640-580), Doğu Hellen dünyasının en eski mimarlık eseridir. En eski ve en güzel sütun başlıkları şu ana kadar İzmir'de bulunmuştur. Samos, Milet, Efes, Erythrai ve Phokaia'da çıkarılan sütun başlıkları M.Ö. 6. Yüzyılın ikinci yarısından (M.Ö. 575-550) tarihinden önce değildir. Helken sanatının en özgün mimarlık öğeleri olan Aiol ve İon türü başlıklar ile İon ve Lesbos biçimi kymationlar (yaprak ya da yumurta şekilli mimarlık süslemesi) doğuşlarını Eski Izmir de gün ışığına çıkan ve büyük ölçüde Anadolu Hitit sanatından esinlenmiş olan bu başlıklara borçludurlar

Hellen Dünyasının çok odalı ev tipinin en eski örneği Eski İzmir de bulunmuştur. Gerçekten M.Ö. 7. Yüzyılın ikinci yarısında yapılmış olan iki katlı, beş odalı, ön avlulu çifte megaron, Hellenlerin bugün için bilinen, bir çatı altındaki en eski çok odalı evdir. Ondan önceki Yunan evleri yan yana dizilmiş megaronlardan oluşuyordu. Eski İzmir'in cadde ve sokakları daha 7. yy'ın ikinci yarısında ızgara planlı idi, caddeler ve sokaklar kuzeyden güneye ve doğudan batıya uzanıyor, evler genellikle güneye bakıyordu .

İlerde M.Ö.5. yüzyılda Hippodamos tipi adını alacak olan bu kent planı özünde Yakın doğuda çoktan biliniyordu. Bayraklı şehir planı bu tür kent dokusunun Batı dünyasındaki en erken örneğidir. İon uygarlığının en eski parke döşeli yolu Eski İzmir'de gün ışığına çıkarılmıştır.

Hellen dünyasının en eski sivil mimarlık eseri Eski İzmir'de 7. Yüzyılın ilk yarısında yapılmış olan güzel taş çeşmedir. Bir zamanlar Yamanlar Dağı üzerinde yükselen Tantalos mezarı, tholos biçimli anıtsal mezarların güzel bir temsilcisidir. Tantalos tümülüsünün mezar odası adı geçen çeşmenin planında idi ve onun gibi Isopata tipi adını taşıyan yapı türünde idi, yani planı dörtgendi ve üstü bindirme tekniğindeki bir tonozla örtülü bulunuyordu. Tantalos mezarı adı ile anılan bu anıtsal eser Eski İzmir'de MÖ.520-580 tarihlerinde yönetimi elinde tutan basileusun ya da tyranın mezarı olmalıdır.

Eski İzmir'de, çömlekçi işlikleri, arkeoloji literatüründe "Oryantalizan" ya da "Friz Stili" adı ile anılan seramik türünün güzel örneklerini üretiyor, taşçı ustaları mimarlık eserlerinden başka anıtsal boyda heykeller ve heykelcikler yontuyor ve bütün bu sanat yaratılarının bir bölümü dış pazarlara sürülüyordu.

Bilindiği gibi M.Ö. 6. Yüzyılın ilk yarısında o zamanki antik dünyanın kültür merkezi Batı Anadolu idi. Özellikle Milet'de tarihte ilk defa batıl inançlardan ve her çeşit din etkisinden kurtulmuş, özgür düşünceye dayalı bilimsel araştırmalar başlamıştı. Doğu dünyasının zengin bilgi ve deneyim hazinelerinden yararlanarak ve özellikle özgür düşünce yöntemiyle Thales, Anaksimenes ve Anaksimandros gibi doğa filozofları' bugünkü Batı uygarlığının temellerini atmışlardı. Thales dünyada ilk defa bir doğa olayını, M.Ö. 28 Mayıs 585 tarihinde olagelen güneş tutulmasını oluşundan önce hesaplamıştır. Böylece kültür ve bilim alanında tarihin başlangıcından beri 2500 yıl boyunca Mezopotamya ve Mısır'ın elinde olan önderlik, Batı Anadolu'ya geçmiştir. Batı Anadolu bu önderliğini İranlıların Anadolu'yu işgal ettikleri 545 yılına değin korumuştur. Ancak İran işgali ile filozoflar, bilim adamları ve sanatçılar Atina'ya göç edince kültür ve ilim alanındaki önderlik Atina'ya geçmiştir.

Milet, Efes, Samos gibi İzmir de 6. Yüzyılın başlarında büyük olasılıkla düşünce ve bilim alanında önde gelen kentlerden biriydi. Ancak Eski İzmir M.Ö. 640-545 tarihlerinde döneminin en ileri kültür merkezlerinden biri olduğu halde daha sonraları önemini yitirdiği için, çalışmalarda eskisi hızını kaybetmişti. Eski İzmir'in edebiyat, şiir, tarih, felsefe ve bilim konularında ne düzeyde olduğu hakkında yeterli bilgi mevcut değildir. Mimarlık konusunda ise önemli bir merkezdi.

Herodotos, Eski İzmir'i Lidya kralı Alyattes'in aldığından bahseder. Kazılarda da bu olay M.Ö. 500 sıralarına tarihlenir. Kent ve Athena tapınağı tahrip olsa da İzmirliler M.Ö. 590 yıllarında tapınağı tekrar inşa ederler.

Daha sonra Persler tarafından 6. Yüzyılın ortalarında ele geçirilen kent. Bu olayla birlikte parlak devrini tamamlamıştır. Bu tarihten sonra Athena tapınağına hediye edilmiş hiçbir armağan bulunamaması da bu tahribatın önemli göstergelerinden birisidir

Gerileme Dönemi (M.Ö. 500-300)

Athena Tapınağı M.Ö. 545 tarihlerinde terkedilmişse de yerleşim sürmüş, ancak bundan sonra 200 yıl kadar bir süre eski İzmir önemini ve işlevini yitirmiştir.

M.Ö. 5. yüzyıl boyunca küçük ancak zengin bir yerleşmenin yer aldığı Bayraklı Höyüğü M.Ö. 5. yüzyılın sonunda ve özellikle 4. yüzyıl süresince yoğun bir iskana sahne olmuştur. Bu dönemde, ortalarında büyük avlular olan biri 5, biri 8 ve diğeri 15 odalı olmak üzere üç ev gün ışığına çıkarılmıştır. Bunların, kenti idare eden ve muhtemelen dönemlerindeki Pers etkisine uyarak yakın civardaki Larissa'da olduğu gibi, birer tyran olan beylere ait olmaları akla yakın gelmektedir. Nitekim Yamanlar Dağı'nda hala kısmen korunmuş olan ve önemli kişilerin mezarları olması gereken düzgün krepisli birkaç 4. yüzyıl tümülüsü bu düşünceyi desteklemektedir.

Söz konusu merkezi avlulu büyük üç evden başka birçoğu megarondan bozma dörtgen planlı küçük evler bulunmuştur. Bayraklı höyüğünün bütün üst düzeyinin 4. yy. boyunca evlerle kaplı olduğu söylenebilir. Öyle anlaşılıyor ki Anadolu'daki Pers işgali 4. yüzyılda gücünü yitirmiş ve İyon kentlerinin büyümesine neden olmuştur. Meydana gelen nüfus patlaması ile yüz dönümlük Bayraklı Höyüğü, İzmirlilere küçük gelmeye başladığından, M.Ö. 300 tarihlerinde Kadifekale (Pagos) eteklerinde yeni İzmir kenti kurulmuştur.


Hellenistik Dönem'de ve Roma İmparatorluğu yönetiminde İzmir (M.Ö. 333-M.S. 395)
Büyük İskender'in İssos'ta (İskenderun) Pers Kralı Darius'u yenmesinden (M.Ö. 333) ve arkasından bütün doğuyu ele geçirmesinden sonra Hellen dünyası büyük bir refah çağına erişti. Kentler nüfus patlamalarına sahne oldu. Hellenistik Dönem'de İskenderiye, Rodos, Bergama ve Efes kentlerinden her biri 100 binin üstündeki bir nüfusa eriştiler. Küçük bir tepeciğin üzerinde kurulmuş olan eski İzmir kentinin duvarlarının içinde yalnız birkaç bin kişi yaşayabiliyordu. Bu nedenle en geç M.Ö. 300 sıralarında Kadifekale'nin eteklerinde, yeni ve büyük bir kent kuruldu.

M.Ö. 323 yılında Büyük İskender'in ölümü üzerine çıkan iç savaşta İzmir (zamanın ismiyle Symrna), önce Lysimakhos'un, sonra Lysimakhos'u M.Ö. 281 yılında yapılan Corupedion Savaşı'nda yenen Selevkoslar'ın kralı 1. Selevkos'un eline geçti. Selevkos egemenliği M.Ö. 190 yılında yapılan Magnesia (bugün Manisa) Savaşı'na kadar sürdü. Selevkoslar, Romalılar'a karşı kaybettiği bu savaştan 2 yıl sonra yapılan Apameia (bugün Dinar) savaşıyla Bergama Krallığı'na verildi. Bergama'nın egemenliği, Kral 3. Attalos'un ölümüne dek sürdü ve bu tarihte Romalılar'ın eline geçti ve Asya Eyaleti'ne bağlandı.

Tarihçi Strabon, Smyrna'nın kendi zamanında yani M.Ö. 1. yüzyıla geçiş sırasında en güzel İyon kenti olduğunu belirtmektedir. O dönemde kentin küçük bir bölümü Kadifekale'nin Pagos'un üzerindeydi. Büyük bölüm ise düz arazi üzerinde bulunan liman çevresine toplanmıştı. Ana tanrıçanın tapınağı ile gymnasion da bu hat üzerinde yer alıyordu. Caddeler düzdü ve tamamı büyük taşlarla düzgün bir biçimde kaplanmıştı. Aristeides, kentin doğu-batı yönünde uzanan iki ana yolunun (Kutsal yal ve Altın yol) bulunduğunu ve bu yollarla kentin , denizden gelen esinti ile serinlediğini anlatmaktadır. Strabon İzmir'de Homereion olarak adlandırılan bir stoanın varlığından söz eder (belki de bir perystil ev). Bu evin içinde Homeros'un bir heykeli bulunuyordu.

Roma Çağı'nda İzmir'de inşa edilen yapılar arasında, Kadifekale'nin (Pagos) kuzeybatı eteğindeki antik tiyatro ve batıdaki stadyumun her ikisinden de pek az iz kalmıştır. Diğer taraftan Smyrna Agorası oldukça iyi korunmuş olup, bugün kısaca Agora olarak bilinmektedir. Agoranın ölçüsü 120x80 metre uzunluğunda geniş bir avlusu vardı. Doğusunda ve batısında birer stoası vardı. Her iki yapı 1 7,5 m. olup ikişer katlıydı. Ayrıca 28 m. uzunlukta bir bazilika da mevcuttu. M.Ö. 2. Yüzyılda Romalıların egemenliğine giren İzmir ikinci kez altın dönemini yaşamaya başlar. M.Ö. 88 yılında Pontus Kralı 6. Mithridates'in eline geçtiyse de 2 yıl sonra Romalılar şehri geri aldı.

İncil'de sözü edilen "Yedi Kilise"den bir tanesinin bulunduğu Smyrna Hıristiyanlığın gelişmesinde önemli bir rol oynar. İzmir'in ilk başpiskoposu olan Aziz Polikarp havari ve İncil yazarı St. John'un ilk müridlerinden biridir. Yaklaşık M.S. 70 yılında Anadolu'da doğmuş, inancından ötürü 23 Şubat 155 tarihinde, İzmir akropolü üzerinde bulunan stadyumda Romalılar tarafından yakılarak ölüme mahkum edilmiştir. M.S. 395 yılında Roma İmparatorluğu ikiye bölününce, İzmir, sonradan Bizans İmparatorluğu olarak tanınacak Doğu Roma İmparatorluğu'nun bir parçası olur.

Fuar

İzmir Enternasyonal Fuarı İzmir Fuarı veya, özellikle İzmir içinde, kısaca Fuar da denilir her yılın Eylül ayında İzmir'in kurtuluş günü olan 9 Eylül'ü içine alacak 10 günlük bir zaman dilimi içinde düzenlenen Türkiye'nin en köklü, en tanınmış ve en kapsamlı fuarıdır. 2006 yılında 75. İzmir Enternasyonal Fuarı 1 Eylül - 10 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. İzmir Kültürpark'ta (bu park alanı da bazen kısaca Fuar olarak adlandırılır) düzenlenir. Ancak İzmir Enternasyonal Fuarı (İEF), esasında, örneğin 2005 yılı için İzmir Kültürpark alanında düzenlenmiş olan ve çoğu zaten uluslararası nitelikli 37 fuardan sadece bir tanesidir.

İzmir, dünyanın en büyük organizasyonlarından biri olan EXPO'yu düzenlemek için başvurmuş ve "Daha iyi bir dünya için yeni yollar ve herkes için sağlık" teması ile Expo 2015 fuarı için resmi adaylardan biri olmuştur. Ancak 31 Mart 2008'de, 151 BIE delegesinin katılımıyla Paris'te gerçekleştirilen oylama sonucunda, Expo 2015'in İtalya'nın Milano kentinde yapılmasına karar verilmiştir.


İzmir'de spor
1971 yılında Akdeniz Oyunları'na ev sahipliği yapmıştır.
7 - 22 Ağustos 2005'te kentte Universiade Uluslararası Üniversite Oyunları organizasyonu gerçekleşmiştir.
2 - 7 Eylül 2005'te, Avrupa Bayanlar Basketbol Şampiyonası eleme müsabakaları yapılmıştır.
4 - 9 Temmuz 2006'da, Avrupa Eskrim Şampiyonası müsabakaları yapılmıştır. Seniors Fencing Championship.
14 - 23 Temmuz 2006'da, 20 yaşaltı Avrupa Erkekler Basketbol Şampiyonası, İzmir'de gerçekleştirilmiştir.


Spor tesisleri
ARKAS Örnekköy Spor Tesisleri
Bostanlı Spor Tesisleri
Buca Hasanağa Bahçesi
Evka-4 Spor Tesisleri
İnciraltı Spor Tesisleri
Altay Alsancak Stadı
İzmir ****** Stadı
İzmir ****** Spor Salonu
İzmir Büyükşehir Belediyesi Celal Atik Spor Salonu
İzmir Halkapınar Spor Salonu
Balçova Belediyesi Tesisleri Buca Belediye Stadı Gürsel Aksel Stadı Gürsel Aksel Kapalı Spor Salonu Ali Artuner Kapalı Spor Saonu


Spor kulüpleri
Altay
Altınordu Spor Kulübü
Arkas Spor Kulübü
Bucaspor
Göztepe A.Ş.
İzmirspor
Karşıyaka Spor Kulübü
Çiğli Maltepespor

İzmir Büyükşehir Belediyesi eğlence ve dinlenme tesisleri
Teleferik Tesisleri :
Balçova Adatepe’de ormanlık alan üzerine kurulu, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Teleferik Tesislerinde kendin pişir kendin ye, çay bahçesi, market, cafe ve bar alanları ile hoşça vakit geçirilecek bir dinlenme alanıdır.
Bostanlı Yasemin Restoran - Kafe :
Yeniden düzenlenerek spor ve aktivite alanı olarak kullanıma sunulan Bostanlı Kıyı alanında yer alan Yasemin/Vitamin Cafe, her türlü organizasyonlar için uygun bir mekan özelliğini taşımakta ayrıca, Pazar günleri 09.30 ile 12.30 saatleri arasında kahvaltı hizmeti verilmektedir.
Yassıcaada İşletmesi :
Konak ve Karşıyaka’dan kalkan vapurlarla ulaşılan Yassıcaada’da günübirlik deniz keyfi yaşarken, çeşitli yiyecek ve içecek alternatifleri sunmaktadır.
Peterson Köşkü Kafeteryası :
Bornova merkez çarşının bulunduğu caddedeki açık alan içinde restore edilen Peterson Köşkü bahçesinde hizmet vermektedir.
İtfaiye Restoran - Ahmet Piriştina Kent Arşivi ve Müzesi
Murat Köşkü(Yeşil Köşk): Erzene, Bornova'dadır. 125 yıllık bina İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından restore edilmiştir ve şu an Ege Üniversitesi Gençlik Merkezi olarak hizmet etmektedir.

_________________


Elif gibi yalnızım,
Ne esrem var, ne ötrem.
Ne beni durduran bir cezmim,
Ne de bana ben katan bir şeddem var.
Ne elimi tutan bir harf,
Ne anlam katan bir harekem...
Kalakaldım sayfalar ortasında.
Bir okuyan bekledim,
Bir hıfzeden belki...
Gölgesini istedim bir dostun med gibi…
Sızım elif sızısı...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://kutluforum.yetkinforum.com
@bdulKadir
Adminstratör
avatar

Mesaj Sayısı : 6459
Rep Gücü : 10014589
Rep Puanı : 97
Kayıt tarihi : 17/03/09
Yaş : 55
Nerden : İzmir

MesajKonu: Geri: İzmir..Tarihi..Resimleri..İzmir'e Dair Her Şey   C.tesi Ekim 03, 2009 4:50 am

Eğitim

Ege Üniversitesi, 1955 yılında İzmir'de kurulmuş olan bir devlet üniversitesidir. Türkiye'nin 4. üniversitesidir.

Kampus Bornova, İzmir'dedir. Kampus dışında Konak'ta ****** Kültür Merkezi, Menemen'de Tarımsal Uygulama ve Araştırma Merkezi, Kurudağ'da Rasathanesi, Urla'da ve Tuzla'da su ürünleri tesisleri, Mühendislik Fakültesi, kimya, tekstil, gıda ve biyomühendislik [1] bölümlerine ait pilot tesisleri,Ödemiş, Bayındır, Tire ve Bergama'da meslek yüksekokullarına ait tesisleri bulunmaktadır.

Dokuz Eylül Üniversitesi 20 Temmuz 1982'de İzmir'de kurulmuş olan bir devlet üniversitesidir. 3.056 akademik personeli ile 41.875 öğrenciye eğitim vermektedir

İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (kısaca İYTE, İngilizce: İzmir Institute of Technology), 1992 yılında İzmir'de kurulan[1], özellikle teknoloji alanlarında yüksek düzeyde araştırma, eğitim-öğretim, üretim, yayın ve danışmanlık yapan bir devlet üniversitesidir.

İYTE'deki tüm bölümlerde eğitim dili %100 İngilizce'dir.
İzmir Ekonomi Üniversitesi, İzmir'de bulunan bir vakıf üniversitesidir. Üniversitenin kampusu, Balçova, İzmir'de Teleferik mevkiinde bulunmaktadır. Kampüsün şehir merkezinde yer alması dolayısıyla ulaşım çok kolaydır.

Yaşar Üniversitesi, İzmir ili ve çevresinde yerleşik üniversite

İzmir Üniversitesi, İzmir'de bulunan bir vakıf üniversitesidir ve İzmir'in 6.üniversitesidir. Üniversite 2007 yılında Doğanata Grubu'nun önderliğinde Doğanata Eğitim ve Kültür Vakfı (DEKVA) tarafından kurulmuş olup 2008-2009 öğretim yılında eğitim-öğretim hizmeti vermeye başlayacaktır.

Doğanata Grubu'nun İzmir'de bulunan bir değer vakıf okulu ise İzmir Özel Fatih Koleji'dir.

YÖK tarafından başvurusu tamamlanmış olan bölümler: Fen - Edebiyat Fakültesi (Matematik Bilgisayar Bilimleri Bölümü), İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi (Uluslararası İlişkiler Bölümü ve İşletme Bölümü), Mühendislik Fakültesi (Bilgisayar Mühendislği, Elektronik Haberleşme Bölümü)ve Meslek Yüksekokulu (Bilgisayar Teknolojisi ve Programlama Bölümü, Elektronik Haberleşme Bölümü, Turizm ve Otel İşletmeciliği Bölümü) dur.

_________________


Elif gibi yalnızım,
Ne esrem var, ne ötrem.
Ne beni durduran bir cezmim,
Ne de bana ben katan bir şeddem var.
Ne elimi tutan bir harf,
Ne anlam katan bir harekem...
Kalakaldım sayfalar ortasında.
Bir okuyan bekledim,
Bir hıfzeden belki...
Gölgesini istedim bir dostun med gibi…
Sızım elif sızısı...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://kutluforum.yetkinforum.com
@bdulKadir
Adminstratör
avatar

Mesaj Sayısı : 6459
Rep Gücü : 10014589
Rep Puanı : 97
Kayıt tarihi : 17/03/09
Yaş : 55
Nerden : İzmir

MesajKonu: Geri: İzmir..Tarihi..Resimleri..İzmir'e Dair Her Şey   C.tesi Ekim 03, 2009 4:51 am

1-Istanbul’dan geldiyseniz, burada da karsi kavrami vardir. Sasirmayin.

2-Boyoz’un ne oldugunu hemen ogrenin ve evinize yakin bir boyozcu bulun.

3-Ilk gordugunuz kiza yiyecekmis gibi bakmayin, zira cok var onlardan,
alışın

4-Bu sehirde -ozellikle Istanbul’dan geldiyseniz- insanlar birine
carptiklarinda ozur diler, genelde sabahlari ‘gunaydin’, aksamlari ‘iyi
aksamlar’, gun genelindeyse ‘iyi gunler’ diyerek guleryuz gosterirler.
‘Tesekkur ederim’ de en cok duyacaginiz kelime gruplarindan biridir.

5-Daha onceden yediginiz adi kumru olan sandviclerin hepsinin dandik
oldugunu kabul edin zira izmirdeki kumruyu izmirden baska hicbir yerde
yiyemezsiniz.

6-Aldiginiz sandvic yarim ekmek gibi benzeri turu yiyecekleri herkesin
ortasinda cekinmeden yiyebilirsiniz kimse size donupte vay kafir demez.

7-Eger bugune kadar kullandiginiz en teknolojik kart akbil ise otobuse
binmeden once kentkart kullanmayi mutlaka ogrenin. Koyden indim sehire modu
olmasin sonra.

8-Simit yoktur. Gevrek vardir. Cekirdek yoktur. Cigdem vardir.

9-Sakin ola ki, Guzelyali da KSK atkisi, Karsiyaka Carsi’sinda Goztepe
atkisi ile dolasmayin.

10-Kordon’da arabanizla dolasirken kolunuzu camdan sarkitmayin. Kiro damgasi
yersiniz.

11-Sakin Kemeral’tina arabayla girmeye calismayin. Usenmeden otoparka
parasini verin.

12-Tarihi asansore ile yukariya cikip korfez manzarasinin tadini cikarin.

13-Bu sehirde Flaman Protestan Kilisesi dahi vardir. Sasirmayin ve gayri
muslimlerle tanismaya calisin.

14-Birilerine adres sormak icin cekinmeyin. Izmir’de iyi insanlar yasar,
onlara sorun. Hatta sizi gideceginiz yere kadar bile birakabilirler.

15-Cay icilip kuslara gevrek atilabilen vapurlara binin ve karsiya gecin.

16-Kemeralti’ nda gecirilecek bir gun de ogle ogununu, tarihi Kemeralti
Borekcisi’nde su boregi yiyerek ziyafete donusturun. Hemen az ilerisinde
bulunan Sefer Usta’nin henuz ulkede nam salmamisken islettigi tarihi, ufacik
dukkanda yiyeceginiz kazandibi ile ogununuzu tamamlamayi unutmayin.

17-Kibris Sehitleri Caddesi’nde dolasirken sag sola kucuk sokaklara girin.
Eski evleri, ilginc balkonlari gorun.

18-Genelde taksi soforleri bile kibardir. Sasirmayin.

19-Yagissiz ve asiri sicak olmayan bir havada Karsiyaka-Bostanli arasini
yuruyun. Bir hafta tatil yapmis gibi hissedersiniz kendinizi.

20-Istanbul’ dan geldiyseniz Bostanli ve Bostanci isimlerini karistirmayin.

21-Ege Universitesi’ nde okuyacaksiniz ‘Izmir sicaktir, soguk olmaz’
laflarina kanmayin. Bornova’da oyle soguklar olur ki ilikleriniz donar.
Neyse ki uzun surmez.

22-Izmirliler hakkinda soylenenlerden urkmeyin. Kiyi cocuklaridir onlar:
Samimi, rahat ve dobra insanlardir. Yasadikca Izmir’in huzuru siner icinize.

23-Bocek fobiniz varsa cabuk fobinizden kurtulmaya bakin. Cunku, Izmir’de
her tur ve ebatta eklembacakliyi gorme olasiliginiz vardir.

24-Istanbul’ dan gelenler: Izmir’in gorece kucuklugune burun kivirmayin.
Kentin dokusuna, kulturune nufuz etmeye calisin. Kucuk olmadigini
goreceksiniz.

25-Mutlaka Bornova Ciceklikoyde piknik yapin. Sabuncubeli mevkiinden ******
ile beraber kente yuksekten bakin.

26-Kaliteli mekan bakimindan gozunuz acik olsun. Cunku, Izmir’li
isletmeciler pek reklami sevmezler. Musteriler kendi bulsun isterler.

27-Sokak numaralarini takip ederek aradiginiz yeri bulamayabilirsiniz.
Sasirmayin. 206 sokagin hemen paralelindeki sokakta 2510 sokak tabelasi
olabilir.

28-Bir vapur dolusu Goztepe ya da KSK taraftarinin o gun mac sonrasi
haykirarak iskeleye gelmesine sasirmayin, dahasi korkmayin. Zararlari
yoktur. Bazi mekanlara bayrak asarlar. Bir kac duvari boyarlar.

29-Insanlarin yardimseverligine alisin. Otobuste sizin yerinize kentkart
basan kisiler karsiliginda verdiginiz parayi kabul etmezse israr etmeyin.

30-Foca denildiginde hangisi diye sormayin. O Eski Foca’dir. Gidin sahilinde
gunes batarken birseyler icin.

31-Susuzdedenin yerini soran cocuklardan uzak durun. Muhtemelen
yankesicidirler.

32-Teleferik’ e gidin. Sonra Inciralti’na gecin, kir kahvesinde bir cay
icin.

33-Urla’ya gidin. Nobel Edebiyat Odullu Yorgo Seferis’in evini, unutulmaz
ses Tanju Okan’in evlerini goreceksiniz. Unlu edebiyatcimiz Necati
Cumali’nin evi de orada. Urla Iskelede yuruyun.

34-Bazı Izmir Milletvekilleri’ nin Izmir’li olmadiklarina sasirmayin.
Onlarin bir kismi cantaci diye tabir edilen ve genel baskanlarinin
atadiklari Izmir’in yolu nerededir bilmeyen insanlardir. Onlardan bir kismi
kentteki diger kentlerin temsilcileri gibi secilirler ve calisirlar. Ornegin
Konyalilar, Mardinliler vb. Belediye yatirimlari disinda Ankara’nin pek
yatirim yapmamasina sasirmayin.

35-Sokakta yururken bir kuyruk gorurseniz dalin kuyruga. Siz de siraya
girin. Lokma dokuluyordur. Yuzsuzluk edin iki tabak isteyin. Cogunlukla
yadirganmazsiniz.

36-Izmir’de Yunan’in nasil denize dokuldugunu merak ediyorsaniz KGoztepe Iskelesi civarinda ‘Kaf kaf Kaf sin sin sin Kaf sin Kaf’ diye bagirin.

37-Alsancak Sevinc Pastanesi ve Konak’taki YKM taa… Bizans doneminden beri
bulusma noktasidir. Buyuk Iskender’in yavuklusuyla burada bulustugu
anlatilir.

38-Hisaronunde Cin Ali’nin durumlerini yiyin. Oradan cikip Kizlaragasinda
girin. Vitrinleri seyredin.

39-Bornova’da oturacaksaniz aksamlari Kucukpark’ta yapilir piyasa. Haberiniz
ola.

40-Topcu’nun yerine gidip cop sis yiyin.

41-Izmir yazlari hamam gibi olur. Yaninizda sik sik degistirmek icin t-shirt
bulundurun. Kisin bir sure cok soguk yapar. Bere, eldiven, atki kullanmayi
ihmal etmeyin.

42-Alsancak’ ta ve Kordon’da uzun saatler yuruyun. Yorulunca bir yere girip
bir seyler icin. Sonra bir daha yuruyun. Iyi gelir.

43-Konak Pier’i bir alisveris merkezinden ziyade bir tarihi eser gibi gezin.
En ucuna gidip denizi seyredin.

44-Fuar donemi olmasa bile arada bir Kulturparka gidin. Yesillikler arasinda
dolasin. Rahatlarsiniz. Lunaparka gidin. Donmedolaba binin. Bangir bangir
muzik esliginde Izmir’e tepeden bakin.

45-Kent merkezinde arabayla dolasmaya calismayin. Pek cok yere yaya olarak
gidebilirsiniz. Park sorunu yasarsiniz.

46-Izmir’i mumkun oldugunca baska kentlerle kiyaslamayin. Onu kategori disi
olarak gormeye calisin.

47-Ucuncu buyuk sehir imkanlari yoktur. Is bulmak sorundur. Universiteyi
burada biterenlerin buyukce bir kismi Istanbul’a kacar. Ekonomik olarak gun
gectikce kuculmektedir.

48-Metro’da ‘Tren Bornova Yonune Gider’ unutmayin.

49-Ortamda cop tenekesi yoksa, kentkart dolum makbuzu almadan ayrilin.
Cunku, melet cebinizde bir yil kalabiliyor.

50-Alsancak Cami’nin onundeki duraktan otobuse binmeyin. Bir durak onceye
gidin. Oturarak gidersiniz.

51-Alsancak’ taki caminin adi Hocazadedir. Kimse boyle soylemez. Onun adi
Alsancak Camidir. Izmir’de ne kadar sohretli insan olse orada cenaze namazi
kilinir.

52-Eger universite icin Izmir’e geldiyseniz ve sinif arkadaslarinizdan biri
Izmir’liyse universite hayatiniz harika gecebilir. Cunku, Izmir’in
yerlilerinin en fazla bir saat uzaklikta bir yazligi vardir. Yaz mevsimine
dogru 6-7 kisi arabaya dolusulup oraya gidilir. Keyifli anlar gecirilir.

53-Bornova’da ogrenciyseniz Kucukpark’taki unlu mamuller ureten yerler fena
degildir. Fiyatlari makuldur. Cok kalabalik olurlar. Bornova kira haricinde
cok pahali bir yer degildir.

54-Arkadaslarinizla toplanip yazin Bostanli Iskelesinde basket oynayin.

55-Kentkarti arka cebinize koyun. Otobusu binince poponuzu cihaza surtun.
Hem soforden azar isitin. Hem de kicimda cip var havasi yaratin.

56-Ucakla gelecekseniz Gaziemir’den Karsiyaka’ya gelinceye kadar Izmir
otogarindan Balikesir’e ulasmis olursunuz.

57-Bornova’da oturuyorsaniz Manisa’ya gitmek Narlidere’ye gitmekden daha
kisa surer.

58-Acele etmeyin. Bu sehir acele edenleri sevmez. Dukkanlar gec acilir. Gece
gec saatlere kadar acik kalir. Bazi esnaflar ogleden sonra gunun hasilatini
yeterli bulup dukkani kapatir bir yerlere icmeye gider.

59-Ankara’dan geldiyseniz sokakta insanlarin devamli gulumseyen yuzlerini
yadirgamayin. Acaba dukkanim mi acik diye tedirgin olmayin. Izmir gulen ve
gulumseyen insanlarin kentidir. Siz de gulumseyin.
60-Yazin Izmir’de olacaksaniz balkon evinizin en muteber yeri olacaktir.
Cunku, dus aldiktan sonra banyodan cikincaya kadar kurursunuz. Yazin Izmir
bosalir. Trafik rahatlar. Cunku, pek cok Izmir’linin yazliklari vardir.
Oralara giderler. Karsiyakalilar Foca civarinda yer edinmislerdir. Digerleri
de Cesme, Karaburun, Mordogan, Ozdere, Urkmez, Kusadasi, Seferihisar da
yazliklarda yaz aylarini gecirirler.

61-Kosusturmayin, yuruyun.

62-Otobuslerde ve bazi yerlerde ‘Piristina, kalbimizdesin’ yazisini gorunce,
Kosova’nin Piristina kenti kastedilmiyordur. Merhum Belediye Baskani Ahmet
Piristina sevilen bir baskandi.

63-Insanlar genelde huzurlu araba kullanirlar. Trafikta birbiriyle kavga
edenler azdir. Trafikte yanlis yaparsaniz biri ’bilader napiyon’ der.
Kaslarini catar, kizacak gibi yapar. Sonra bir gulumsemeyle oradan
uzaklasir.

64-Bir kez Karsiyaka macina gidin. Taraftar nasil olurmus gorun. Etkileyici
bir manzara yaratirlar. Ozellikle ****** Spor Salonunda Karsiyaka-Fenerbahc
e basket maclarinda muazzam bir atmosfer yaratirlar. Basketbolu iyi
bilirler. Istanbul kulupleri gibi basket macina futbol seyircisi gelmez.

65-Izmir bir basketbol kentidir. Cok sayida basketbolsevere rastlarsiniz.
Basketbol maclarinda salonlar genelde dolar. Bir basketbolsever iseniz Izmir
tercih edilesi bir kenttir. Basketbolun lokomotifi Karsiyakadir.

66-Kadifekale, Ballikuyu taraflarina tek basiniza gitmeyin. Ankaralilar
Ulus, Bentderesi ve Ankara Kalesi civarini nasil bilirlerse, Istanbullular
Beyoglu’nun arka sokaklarini nasil bilirse buralari da oyle bilsin.

67-Kizinca Izmirlilerin asfalyalari atar, sasirmayin. Asfalya rumca sigorta,
guvence demektir. Anlayacagin sigortalari atar.

68-Alsancak limani civarinda bir suru salas yapinin arasinda Arkas Holding
binasini gorunce sasirmayin. Fiyakali bir yerdir. Otobusle onunden gecerken
otobusunuz yukari katlarinin hizasindan gecer. Yemek vakti ise akvaryumdaki
baliklar misali calisanlarini gorursunuz. Sirketin sahibi Lucien Arkas’tir.
Denizcilik Odasi Baskani da Geza Dolough’tur. Onlar Turk vatandasi
levantenlerdir. Kente damgasini vurmus bir levanten nufus ve levanten
kulturu vardir. Izmir Turkiye’nin en buyuk limanlarindan biridir. Bazen
kocaman bir turistik gemi yanasir rihtima.

69-Metro ile ****** Stadina gidecekseniz Statyum duraginda inmeyin.
Halkapinar duraginda inin. Daha yakin oluyor.

70-Izmirliler misira dari derler.

71-Sicaklarda dekolte kizlara aval aval bakmayin. Sayet bakarsaniz kizlar da
size tuhaf tuhaf bakarlar. Izmir’de cogunlukla yazin ama her mevsim
kizlararasi dekolte yarismasi mi var acaba dediginiz olur.

72-Izmir’de cok sayida Balkan kokenli insanlar yasar. Bazi erkeklerin ve
kizlarin cok uzun boylu olmasi sasirtmasin. Ozellikle Camdibi semtinde
kendinizi Uskup, Gumulcine, Piristine, Filibe gibi bir kentte
hissedebilirsiniz. Kahvelerinde renkli gozlu, uzun boylu, limon gibi sari
insanlarin ‘Bre more, Asan Astaneye gitti mi?’ turunden konusmalara sahit
olursunuz. Konusmalarinda H arfi yutulur.

73-Yazin butun gun cayir cayir yanarsiniz. Aksamustu yerel imbat ruzgariyla
bir nebze olsun rahatlarsiniz. Ozellikle sahile yakin yerlerde aksamlari
esinti eksik olmaz.

74-Adinda bir kent ya da semt adi olmayan nadir kuluplerden biri Altaydir.
Az sayidaki taraftari Buyuk Altay derler. Maclarina gitmek zevklidir. Pek
taskinlik olmaz. Bazi yasli amcalar bir yandan sohbet edip, mazinin Buyuk
Altayini konusurlar bir yandan da tenis maci seyreder gibi maci izlerler.
Altay kulubunde bazi gayri muslimler uyedir. Yonetimde seckin insanlar
vardir. Alsancak, Kahramanlar gibi seckin muhitler ve limontepe gibi bir
kac gecekondu muhitindekiler desteklerler. Bir kac zengin Izmir’li ailenin
destekleriyle ayakta durmaktadir. Eski basbakanlardan Adnan Menderes’in
kalecilik yaptigi, Mustafa Denizlinin yetistigi ve Istanbul’a cok sayida
oyuncu gondermis bir kuluptur. Ayrica, Fenerbahce eski baskanlarindan Sukru
Saracoglu Altay’in da baskanligini yapmistir.

75-Hizla kume dusen Goztepenin, Asansor civarindan baslayip, Uckuyulara
kadar uzanan hat boyunca taraftarlari bulunur. Ozellikle Guzelyali, Goztepe
semtlerinde yogunlasmislardir. Taraftarlari 1960′li yillarin efsane
takimindan bahsederler. Avrupa Kupalarinda ilk yari final oynayalariyla
ovunurler. Karsiyaka’dan ve KSK dan nefret ederler. Goz goz goztepe seklinde
tezaruhat ederler. 1980 yilinda Dunya’da ilk defa bir ikinci lig macinda
seyirci rekoruna Karsiyaka ile birlikte imza atmislar ve 80 bin seyirciyi
****** stadina toplamislardir. Istanbul’un uc buyuk takiminin deplasmanda
Trabzonla beraber seyirci ustunlugu kuramadigi iki takimdan biridir.

76-Karsiyaka basketbol subesiyle on planda olan bir kuluptur. Yasar Holding
hamisidir. Kaf kaf kaf sin sin sin kaf sin kaf tezaruhati yaygindir. Futbol
disinda cok sayida bransta faaliyet gosterir. Ornegin yelken. Taraftarlari
biz Izmir’li degil Karsiyakaliyiz derler. 35 ½ plakasi tasirlar. Buna karsin
Goztepeliler Tam 35 ve Biz Izmir cocuguyuz ya siz? slogani tasirlar.

77-Altinordu, ozellikle basmane, tilkilik, namazgah gibi Izmir’in gavur
Izmir olarak anildigi yillarda Turklerin yogun oldugu mahallelerde kurulmus
ve sevilmistir. Halen basketbol subesi olmasa da basketbol liginin ilk
sampiyonu Altinordu’dur.

78-Esrefpasa, Ucyol, Hatay, Yaghaneler semtlerinin kulubu Izmirspordur.
Altyapisi ve mulkleriyle kuvvetli olarak bilinir.

76-Bucaspor Buca semtinde kendi yagiyla kavrulan bir kuluptur. Sari
kirmizili goztepe, siyah beyazli Altay’dan sonra sari lacivertli Bucaspor
Istanbulun uc buyuklerinin Izmir’deki muadil tamamlayicisi gibidir.
Izmir’de soyadlari kulup adi olan bazi degerli sahsiyetlerin kentidir.
Vahap Ozaltay, Sait Altinordu, Fuat Goztepe.

77-Dokuz Eylul Universitesinin bazi bolumleri Ege Universitesi kampusu
icindedir. Ege Universitesi Hastanesi Romanyadaki diktator Cavusesku’nun
yaptirdigi gorkemli sarayi cagristirir. Cok buyuktur. Icinde kaybolursunuz.

78-Izmirliler kendilerini cagdas, ilerici ve batili olarak gorurler.
Turkiye’nin batiya acilan kapisi, batiya donuk yuzu falan denir. Okumus
yazmis insani coktur.

79-Bir kismi Gavur Izmir lafindan rahatsiz olur. Bir kismi da dinime
kufreden musluman olsa bari deyip, guler gecer umursamaz.

80-Ucuncu buyuk kent olmakla ovunulur. Sonra da super ligde bir takimin
olmamasi ucuncu buyuk kente yakisiyor mu diye hayiflanirlar.

81-Izmir’de cok sayida emekli insan yasar. Pekcogu emekli devlet memuru ve
devlet iscisidir. Ozellikle emekli askerler ve ogretmenler yogundur. Konak
ve Ucyol istikametinden Bati yonune dogru otobusle giderken duraklarda
bekleyen bir yigin emekli yasliya rastlarsiniz. Keza Bornova ve Karsiyaka da
emekli cenneti yerlerdir. Ulkede olup bitenlere kendilerine has bir
tutuculuk sergilerler. Biz ******’un ve Cumhuriyetin cocuklariyiz derler.

82-Basta Bornova olmak uzere, Alsancak, Karsiyaka ve Buca’da genis bahceli
cok sayida levanten koskune rastlarsiniz. Bir kisminin icinde artik insan
yasamaz. Bazilarinin icinde yasli gayri muslim vatandaslarimiz yasarlar.
Onlar mazinin zengin is adamlari ve Avrupali tarim urunu tacirleridir.

83-Cesmeye gitmeyi ihmal etmeyin. Cesmeye gidip de Cesme kumrusu ve Rumeli
pastanesinde sakizli dondurma yemeyi unutmayin. Yakin yerlerinde cok guzel
plajlari vardir. Alacatiyi gezin.

84-Universite kampuslerinde stand kurup gezi duzenleyenlerin gezileri hem
ucuzdur hem de guzeldir. Katilmaya bakin. Bahar doneminde vizelerden sonra
tezgahlarini acmaya baslarlar.

85-Yilbasi biletinizi kemeralti girisindeki sag taraftaki biletciden alin.
Neden bilmiyorum.

86-Turkiye’nin en buyuk bolge gazetesi Yeni Asir Izmir’den cikar. Ulkemizin
yasayan en eski gazetesidir. Yuzyilin basinda Selanikte cikmaya baslamistir.

87-Turkiye’de ilk futbol maci Bornova’da papazin bahcesinde iki rum
mahallesinin gencleri arasinda oynanmistir. Fakat, Izmir’e futbolu ingiliz
levantenler getirmistir. Yine Turkiye’de ilk atletizm musabakasi da
Bornova’da yapilmistir.

88-Turkiye’de ilk demiryolu hatti Izmir’den baslamis, ilk tren istasyonu
Izmir’e yapilmistir.

89-Izmir bir camiler degil, kiliseler ve havralar kentidir. Kentte eskisi
kadar olmasa da bir miktar musevi vatandas yasar. Cogu kemeraltinda esnaf ya
da doktor, dis hekimi falandir.

90-En yuksek bina Hilton Otelidir. Kimileri onu Izmir’in bir organi olarak
gorur.

91-Kimileri Guzel Izmir der. Bu sifat burada yasayan rumlar tarafindan
konuldugu rivayettir. Kentte en fazla nufusu uzun yillar rumlar
olusturmustur. Onlar Izmir i bir kraliceye, Bornova yi da bu kralicenin
tacina benzetirlermis. Bu yuzden Guzel dedikleri anlatilir. Dogruysa.

92-Firsat bulursaniz yakindaki Izmir koylerine gidin. Koylulerle sohbet edip
Ege sivesini dinleyin. Gelivedim, gidivedim, nediyon usen (Ne yapiyorsun
Huseyin) gibi cumleleri duyun. Selcuk ilcesinin Sirince koyune gidin.
Sarapevlerini ziyaret edin. Gozleme yiyin.

93-Eski itfaiye binasi Ahmet Piristina kent muzesine donusturuldu. Gidip
gezin. Bina arkasindaki lokantadan Izmir yemeklerini uygun fiyata
yiyebilirsiniz.

94-Kentte cok sayida Girit mubadili aile yasar. Izmir pazarlarinda envayi
turlu otun satildigini gorursunuz. Giritlinin gectigi yerde ot bitmez lafini
duyarsiniz. Onlar otlardan birbirinden ilginc, lezzetli ve dahasi saglikli
yemekler yaparlar. Ahh ahh… Sade suya tirit elden gitti Girit.

95-Izmir kofteler diyaridir. Tire, Odemis, Kosova kofteleri meshurdur.
Kemeraltindaki esnaf lokantalarinda Izmir kofte ve kokorec yiyin.

96-Hakiki Koc ve Pamukkale firmalarinin merkezleri Izmir’dedir. Otogar
Bornova’dadir.

97-Uzun yillar Turkiye’nin en buyuk stadi unvanini elinde bulunduran ******
Stadi Izmir’dedir. Izmir cok sayida uluslararasi spor organizasyonuna
evsahipligi yapmistir.

98-Izmir fuarlar kentidir. Kulturparkta yil boyunca pek cok sektorun fuari
yapilir. Ama en gorkemlisi ve buyugu Agustos ayinin son haftasi baslayip
eylul ayinin ikinci haftasina kadar suren Izmir fuaridir. Ilk gun ucretsiz
olur. Sadece Izmirliler degil, cevre il ve ilcelerden de cok sayida
ziyaretci gelir. Otomotiv standlari ile ikram ve hediye dagitan standlar
yogun ilgi gorur.

99-Inciraltinda Ozdilek alisveris merkezinin orada bir savas gemisi ve
denizalti, muze olarak hizmet vermektedir. Merakliysaniz gidip belese
gezebilirsiniz.

100-Ankara’dan gelenler icin Cankaya burada bir alisveris ve is
merkezidir….

_________________


Elif gibi yalnızım,
Ne esrem var, ne ötrem.
Ne beni durduran bir cezmim,
Ne de bana ben katan bir şeddem var.
Ne elimi tutan bir harf,
Ne anlam katan bir harekem...
Kalakaldım sayfalar ortasında.
Bir okuyan bekledim,
Bir hıfzeden belki...
Gölgesini istedim bir dostun med gibi…
Sızım elif sızısı...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://kutluforum.yetkinforum.com
@bdulKadir
Adminstratör
avatar

Mesaj Sayısı : 6459
Rep Gücü : 10014589
Rep Puanı : 97
Kayıt tarihi : 17/03/09
Yaş : 55
Nerden : İzmir

MesajKonu: Geri: İzmir..Tarihi..Resimleri..İzmir'e Dair Her Şey   C.tesi Ekim 03, 2009 4:52 am

İzmir....Birçok kişi insan için hayaller şehri...kimisi için de sadece oturduğu şehir... Aslında İzmir bir alışkanlık..
Bir tutku...
Eğer Kordon dendiğinde aklınıza elektrikli ev aletlerinin dışında bir yer ismi geliyorsa ;
Körfez kokusu nedir biliyorsanız ;
Hilton'un yapıldığı tarihi hatırlayabiliyorsanız ;
Fame City de deliler gibi eğlenip (yaşınıza bakmadan) çıktığınızda vay be, bizim de bir gökdelenimiz var dediyseniz;
TAM 35 ve 35 BUCUK kavramları size bir şey ifade ediyorsa ;
Gevrek, Çiğdem, Domat, Nohut gibi kavramları kullanıyorsanız
Boyoz kelimesi size bir şeyler hatırlatıyorsa;
Arapsaçı, turpotu, dalagan, istifno, ebegümeci denizbörülcesi ........... nedir biliyorsanız;
Konuşurken arada bir diliniz istemeseniz de geliyom, gidiyom, gelcen, yapcan, etcen şeklinde sürçebiliyorsa ;
Gördüğünüz her gökdeleni Hilton'la kıyaslıyorsanız ;
Churchill'de çay içtim? dediyseniz ;
Elinizde Hasan Tahsin anıtının ya da ****** anıtının yanındayken çekilmiş bir fotoğraf varsa ;
Karşıyaka denince aklınıza güzel kızlar geliyorsa
Bir kerecik dahi Kıbrıs Şehitleri'nde sevgilinizle el ele dolaştıysanız;
Park sorunu, trafik sorunu, kara kış ne demektir bilmiyorsanız ;
Kar görmek için Sabuncubeli'ne ya da Manisa Spil'e gittiyseniz;
Zeybek havası duyduğunuzda içiniz cız edip kalkarak oynayışınız geliyorsa;
'Kalbim Ege'de Kaldı' şarkısını kendinizle özdeşleştirebiliyorsanız;
Ağustos Sıcağı kavramından nefret ediyorsanız ;
9 Eylül size üniversite dışında şeyler de hatırlatıyorsa ;
Kumru'nun aslında bir kuş olmadığını , çok da lezzetli olduğunu düşünüyorsanız ;
Hıdrellez denince sokaklarda yakılan ateşler aklınıza geliyorsa (İzmir dışındaki şehirlerin belli başlı alanları dışında ateş yakılmazmış; halbuki İzmir'de sokaklarda ateş yakılır)
Behçet Uz'un kim olduğunu biliyorsanız ;
Attila İlhan, Can Yücel, Sezen Aksu isimlerini duyduğunuzda şöyle bi kabarıyorsanız ;
Şimdiye kadar kaç kişinin körfezi temizleyeceğim dediğini hatırlayabiliyorsanız ;
Şimdiye kadar bir kere bile olsa Sevinç'in önünde buluştuysanız veya Sevinç'te kup yediyseniz ;
Üniversite denince aklınıza iki tane, özel okul (kolej)denince de sayılı isim geliyorsa ; ( )
Sıcakkanlıysanız ;
Paraşüt kulesinden atladıysanız ya da atlayan tanıdıklarınız varsa ;
Fuar'daki golde kuğulara bindiyseniz ;
Her sene Ağustos'un sonunda fuara giderek bir kaç ünlü görsek bari! diyorsanız ;
Hiçbir zaman bir yere geç kalma korkusu yaşamadıysanız ;
İnsanlar size sanki birer düşman gibi bakmıyorsa;
Her yıl 9 Eylül'de Türk Yıldızları'nı canlı izliyorsanız;
Hayatınızın önemli bir bolumu belediye otobüslerinde geçiyorsa;
Nisan - ekim ayları arasında hafta sonlarını Güzelbahçe, Urla, Seferihisar, Çeşme, İnciraltı, Sahilevleri, Mordoğan, Karaburun, Gümüldür, Kuşadası, Dikili, Foça vb.de geçiriyorsanız;
Çocukken Kemeraltı'nda kaybolduysanız;
Babanız biz çocukken Konak'ta denize girerdik hikayeleri anlatıyorsa;
Etrafınızda şortlu, mini etekli, askılı giysili kızlar ve şortlu,küpeli erkekler görmek dikkatinizi çekmiyorsa;
Kordon'un eski halini hatırlıyorsanız
Saat Kulesi'nin deniz kenarında olduğu zamanı hatırlıyorsanız;
Pizzanıza ketçap ve/veya mayonez döküyorsanız;
Bir kere bile YKM'nin önünde buluşup sinemaya gittiyseniz;
En az bir yabancı dil biliyorsanız ve günlük hayatınızda turistlere alışıksanız;
Kampus denilince aklınıza sadece Ege Üniversitesi'nin kampusu geliyorsa;
Cüzdanınızda en az bir tane Kentkart varsa;
Çevrenizde birilerinin Karşıyaka ve İzmir'in geri kalanını karşılaştırdığını duyunca kulak kabartıyor ve hatta itiraz ediyorsanız;
İzmir'in çevresindeki yazlık beldelerde bıyıklı ve göbekli Ankara'lı ve İstanbul'luları görmek sizi rahatsız ediyorsa;
Mahzun Kırmızıgül ile Alişan'i ayırt edemiyorsanız;
En son gittiğiniz milli maçın tarihini hatırlamıyorsanız;
Basketbolu futboldan daha çok seviyorsanız;
Yaya geçidi kavramından habersizseniz;
Kuşadası'na ADA diyorsanız;
Uğrak ve Bahane'nin yerini biliyorsanız;
İzmir'de sadece iki McDonald's olan zamanları hatırlıyorsanız;
Montro ve Lozan, size Avrupa şehirlerini hatırlatmıyorsa;
Toplumsal sevinçlerde ve kutlamalarda aklınıza gidilecek sadece tek bir buluşma yeri geliyorsa;
Otobüste size biletini ya da kentkartını veren kişi karşılığında para almamakta ısrar ediyorsa;
Her yıl okulun ilk haftası elinizde listeyle Sevgi Yolu'na gidiyorsanız;
Yolda biriyle çarpışınca diğerinin hatası
olmasına rağmen refleks olarak gülümseyip özür diliyorsanız;
Trafikte 34 plakalı sürücülerden şikayetçiyseniz;
Yengen deyince aklınıza yiyecek bir şeyler geliyorsa;
Konak Meydanı'nda vapura giden yoldaki çeşmeden bir kez bile su içmişseniz;
Ortaokula giden kızınızın erkek arkadaşı olması sizi rahatsız etmiyorsa;
Bi Yer? denilince gerçekten aklınıza belli bir yer geliyorsa;
Kordon'da güneşin batisini izlemenin bir ayrıcalık olduğunu düşünüyorsanız;
Okulu asmak ya da okulu kırmak yerine okulu ekmek diyorsanız;
Fuar denilince aklınıza lunapark geliyorsa;
Size doğru yaklaşan bir kamera ile mikrofon görünce hızlı adımlarla yolunuzu değiştiriyorsanız;
Evinize en fazla 100 m uzaklıkta bir Tansaş mağazası varsa;
Başka bir şehre gittiğinizde orada yasayanlara acıyorsanız;
Her piyasa yapmaya çıkışınızda aklınıza gidilecek 1-2 semt geliyorsa Göztepe, Çankaya, Bahçelievler isimlerinin sadece İzmir'de kullanıldığını sanıyorsanız;
Uzaktayken ahh simdi İzmir'de olsaydım...? diyorsanız;

SİZ İZMİRLİSİNİZ.... NE MUTLU BİZE Kİ İZMİR' DE YAŞIYORUZ

_________________


Elif gibi yalnızım,
Ne esrem var, ne ötrem.
Ne beni durduran bir cezmim,
Ne de bana ben katan bir şeddem var.
Ne elimi tutan bir harf,
Ne anlam katan bir harekem...
Kalakaldım sayfalar ortasında.
Bir okuyan bekledim,
Bir hıfzeden belki...
Gölgesini istedim bir dostun med gibi…
Sızım elif sızısı...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://kutluforum.yetkinforum.com
@bdulKadir
Adminstratör
avatar

Mesaj Sayısı : 6459
Rep Gücü : 10014589
Rep Puanı : 97
Kayıt tarihi : 17/03/09
Yaş : 55
Nerden : İzmir

MesajKonu: Geri: İzmir..Tarihi..Resimleri..İzmir'e Dair Her Şey   C.tesi Ekim 03, 2009 4:54 am

[color:3aa6=reAKŞAM ÜZERİ KONAK KIYI[/SIZE]

[URL="http://imageshack.us/"][/URL]

ALSANCAK GAR

[SIZE=][URL="http://imageshack.us/"][/URL][/SIZE]

HAVRA SOKAĞI BALIKCILAR

[URL="http://imageshack.us/"][/URL]

HAVRA SOKAĞI GENEL GÖRÜNÜM

[SIZE=][URL="http://imageshack.us/"][/URL][/SIZE]

HAVRA SOKAĞI TURSUCULAR

[URL="http://imageshack.us/"][/URL]

[SIZE=]KEMERALTI GIRIS[/SIZE]

[SIZE=][URL="http://imageshack.us/"][/URL][/SIZE]

KEMERALTI GENEL GORUNUM

[URL="http://imageshack.us/"][/URL]

[SIZE=]KEMERALTI PASAJ GORUNUM[/SIZE]

[URL="http://imageshack.us/"][/URL]

KIZLARAĞASI HANINDAN GORUNUM

[URL="http://imageshack.us/"][/URL]

[SIZE=]KONAK CAMİİ[/SIZE]

[SIZE=][URL="http://imageshack.us/"][/URL][/SIZE]

_________________


Elif gibi yalnızım,
Ne esrem var, ne ötrem.
Ne beni durduran bir cezmim,
Ne de bana ben katan bir şeddem var.
Ne elimi tutan bir harf,
Ne anlam katan bir harekem...
Kalakaldım sayfalar ortasında.
Bir okuyan bekledim,
Bir hıfzeden belki...
Gölgesini istedim bir dostun med gibi…
Sızım elif sızısı...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://kutluforum.yetkinforum.com
@bdulKadir
Adminstratör
avatar

Mesaj Sayısı : 6459
Rep Gücü : 10014589
Rep Puanı : 97
Kayıt tarihi : 17/03/09
Yaş : 55
Nerden : İzmir

MesajKonu: Geri: İzmir..Tarihi..Resimleri..İzmir'e Dair Her Şey   C.tesi Ekim 03, 2009 5:01 am

Selçuk

İzmir’in güneyinde, İzmir-Aydın karayolu üzerinde yer alan İzmir'e bağlı bir ilçe ve bu ilçenin merkezidir. Kuzeybatısında Torbalı, kuzeyinde Tire, doğusunda Germencik ve güneyinde Kuşadası ile çevrilidir. İzmir'e 74 km. mesafededir.
İlçenin yüzölçümü 295 km²’dir. 1 beldesi (Belevi) ve 8 köyü bulunmaktadır. 2000 Yılı Genel Nüfus Sayımı’na göre toplam nüfusu 33.594’tür. Bu nüfusun 25.414’ü merkezde, 8.180’i belde ve köylerde yaşamaktadır.
Selçuk’ta; 14 ilköğretim okulu, 3 orta öğretim Kurumu bulunmakta; 5626 öğrencinin eğitim gördüğü bu okullarda 301 öğretmen görev yapmaktadır. İlçede, sağlık hizmetleri 1 Devlet Hastanesi, 4 Sağlık Ocağı, 3 Sağlık Evi tarafından verilmektedir. İlçenin ekonomisi ağırlıklı olarak turizme dayalıdır. Bunun yanında tarım ve hayvancılıkta önemli bir gelir kaynağıdır.
Selçuk, Antik Çağ'ın en önemli yerleşim yerlerinden biri olmuştur. Selçuk’ta bulunan tarihi yapıların büyük bir bölümü ayaktadır. Efes ören yeri, Türk ve dünya turizmi açısından çok önemli bir merkezdir. Efes Arkeoloji Müzesi ülkemizin en çok ziyaret edilen müzelerinin başında gelir. Selçuklu sanatının en önemli eserlerinden biri olan İsa Bey Camii Selçuk’tadır. Cami, hem avlulu Türk camii tipinin, hem de Anadolu sütunlu camilerinin bilinen en eski örneğidir. Selçuk’ta ayrıca, Şirince köyü, kırsal turizmin güzel bir örneğidir. Pamucak Plajı, kıyı turizminin çok daha gelişeceği bir alan olarak ortaya çıkmaktadır.
Selçuk dünyanın en büyük açık hava müzelerinden biri olarak kabul edilebilir. İlk çağın en ünlü şehirlerinden biri olan Efes, Küçük Menderes Nehri'nin sularını boşalttığı körfezin yakınında kurulmuştur. Tarıma elverişli toprakları, Doğu’ya açılan büyük bir ticaret yolunun başında oluşu, gerek Antik Çağ'da, gerekse de Hristiyanlık döneminde çok önemli bir dini merkez oluşu, tarihe büyük bir kent olarak geçmesini sağlamıştır. İlim ve sanat dünyasında da adını duyurmuş, ünlü kişiler yetiştirmiştir. Bunlar arasında, rüya tabircisi Artemidorus, şair Kallinos ve Hipponaks, filozof Herakleitos, ressam Parrhasius, gramer bilgini Zenodotos sayılabilir.
Efes’in tarihi M.Ö. 6. binyıl a kadar uzanmaktadır. Bu sonuca son yıllarda Arvalya ve Çukuriçi höyüklerinde ele geçen bulgularla varılmıştır. Ayasuluk Tepesi’nde yapılan kazılar da burada Erken Tunç Çağı’ndan Hellenistik Çağ’a kadar kesintisiz yerleşmenin var olduğunu göstermiştir. Bu da eski Efes’in Ayasuluk Tepesi’nde olduğunu, buranın Anadolu kavimleri ve Hititler tarafından iskan edildiğini ispatlamaktadır. Ayrıca Hitit yazılı metinlerinde Apasas olarak geçen kentin bu kent olduğu da kesinleşmiştir.
Strabon ve Pausanias gibi yazarlar, tarihçi Herodot, Efesli şair Kallinos gibi antik kaynaklar Efes’in Amazonlar tarafından kurulduğuna ve yerli halkın Karyalılar ve Lelegler’den oluştuğuna işaret etmektedirler.
M.Ö. 1050'de Androklos, diğer eski Yunan kolonistleri gibi Anadolu’ya gelmiş, Efes ve civarını almıştır. Efes, M.Ö. 7. yüzyıl da Kimmerler’in istilasına uğrar ve Artemis Tapınağı yerlebir edilir. M.Ö. 560’da kent Lidyalılarca Artemision çevresine taşınır. M.Ö. 386'da akdedilen Kral Barışı’nın sonunda Efes, Büyük İskender’in gelişine dek sürecek olan Pers egemenliği altına girer.
Bugün gezilen Efes, büyük ölçüde, Büyük İskender’in generallerinden Lysimakhos tarafından M.Ö. 300’lerde kurulmuştur. Efes, Bizans Çağı’nda tekrar yer değiştirmiş ve ilk kurulduğu Ayasuluk Tepesi’ne gelmiştir.
1304 yılında Aydınoğulları Beyliği'nin eline geçmiş ve 1426 yılında Osmanlı Devleti topraklarına katılmıştır. 1914’de Ayasuluk adı Selçuk olarak değiştirilmiş ve Kurtuluş Savaşı sonrasında bir süre Akıncılar adıyla İzmir'in Kuşadası ilçesine bağlı bucak olan Selçuk; 1954 yılında Kuşadası'nın Aydın'a bağlanması üzerine Torbalı'nın bucağı olmuş, 1957’de İzmir’in bir ilçesi durumuna getirilmiştir.

_________________


Elif gibi yalnızım,
Ne esrem var, ne ötrem.
Ne beni durduran bir cezmim,
Ne de bana ben katan bir şeddem var.
Ne elimi tutan bir harf,
Ne anlam katan bir harekem...
Kalakaldım sayfalar ortasında.
Bir okuyan bekledim,
Bir hıfzeden belki...
Gölgesini istedim bir dostun med gibi…
Sızım elif sızısı...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://kutluforum.yetkinforum.com
@bdulKadir
Adminstratör
avatar

Mesaj Sayısı : 6459
Rep Gücü : 10014589
Rep Puanı : 97
Kayıt tarihi : 17/03/09
Yaş : 55
Nerden : İzmir

MesajKonu: Geri: İzmir..Tarihi..Resimleri..İzmir'e Dair Her Şey   C.tesi Ekim 03, 2009 5:06 am

Antik Efes

İzmir ili Selçuk ilçesi sınırları içindeki Efes antik kenti'nin ilk kuruluşu M.Ö. 6000 yıllarına, Neolitik Döneme (Cilalı Taş Devri) kadar inmektedir. Son yıllarda yapılan araştırmalar ve kazılarda Efes çevresindeki höyükler ve kalenin bulunduğu Ayasuluk Tepesi'nde Tunç çağları ve Hititler'e ait yerleşimler saptanmıştır. Hititler Dönemi'nde kentin adı Apasas'tır.

Mimari eserler
Efes, tarihi boyunca birçok kez yer değiştirdiğinden kalıntıları yaklaşık 8 kilometrelik geniş bir alana yayılır. Ayasuluk Tepesi, Artemision, Efes ve Selçuk olarak dört ana bölgedeki harabeler yılda ortalama 1,5 milyon turist tarafından ziyaret edilmektedir. Tümüyle mermerden yapılmış ilk kent olan Efes'teki başlıca yapılar ve eserler aşağıda açıklanmıştır:
Artemis Tapınağı: Dünyanın yedi harikasından biridir. Antik dünyanın mermerden inşa edilmiş ilk tapınağıdır. Büyüklüğü 130 x 68 metre ve ön cephesi diğer Artemis (Ana Tanrıça) tapınakları gibi batıya dönüktür.
Magnesia Kapısı (Üst Kapı) ve Doğu Gymnasiumu: Efes'in iki girişi vardır. Bunlardan biri kentin çevresindeki sur duvarlarının doğu kapısı olan, Meryemana Evi Yolu üzerindeki Magnesia Kapısı'dır. Doğu Gymnasiumu, Panayır Dağı eteğindeki Magnesia Kapısı'nın hemen yanındadır. Gymnasion, Roma Çağı'nın okuludur.
Odeion: Efes'in iki meclisli bir yönetimi vardı. Bunlardan biri olan Danışma Meclisi toplantıları zamanında üzeri kapalı olan bu yapıda yapılmış ve konserler verilmiştir. 1.400 kişilik kapasiteye sahiptir. Bu nedenle yapı "Bouleterion" olarak da adlandırılır.
Yukarı Agora ve Bazilika: İmparator Augustus tarafından inşa ettirilmiş, resmi toplantıların ve borsa işlemlerinin yapıldığı yerdir. Odeion'un önündedir.
Prytaneion (Belediye Sarayı): Prytan kentin belediye başkanı gibi görev yapardı. En büyük görevi kalın sütunları bulunan bu yapının içindeki kentin ölümsüzlüğünü simgeleyen kent ateşinin sönmemesini sağlamaktı. Prytan, Kent Tanrıçası Hestia adına bu görevi üstlenmişti. Salonun çevresinde tanrı ve imparator heykelleri sıralanmıştı. Efes müzesindeki Artemis heykelleri burada bulunmuş ve daha sonra müzeye getirilmiştir. Yanındaki yapılar kentin resmi misafirlerine ayrılmıştı.
Domitianus Meydanı: Meydanın güneyinde, teras üzerinde İmparator Domitianus adına Efesliler tarafından yaptırılmış büyük bir tapınak ve altında Efes yazıtlar galerisi vardır. Doğuda Pollio Çeşmesi ve olasılıkla hastane yapısı, kuzeyinde cadde üzerinde Memnius Anıtı yer alır.
Herakles Kapısı: Roma Çağı sonlarında yaptırılmış olan bu kapı Kuretler Caddesi'ni yaya yolu haline getirmiştir. Ön cephesindeki Kuvvet Tanrısı Herakles kabartmaları dolayısıyla bu ismi almıştır.
Traianus Çeşmesi: Cadde üzerindeki iki katlı anıtlardan biridir. Ortada duran İmparator Trainus'un heykelinin ayağı altında görülen küre dünyayı simgeler.
Yamaç Evler: Teraslar üzerine inşa edilmiş olan çok katlı evlerde kentin zenginleri oturuyordu. Peristilli ev tipinin en güzelleri olan bu evler modern evlerin konforunda idi. Duvarlar mermer kaplama ve fresklerle, taban ise mozaiklerle kaplıdır. Evlerin hepsinde kalorifer sistemi ve hamam bulunmaktadır.



[URL="http://tr.wikipedia.org/wiki/Resim:Celsus-Bibliothek.jpg"][/URL] [URL="http://tr.wikipedia.org/wiki/Resim:Celsus-Bibliothek.jpg"][/URL]
Celcius Kütüphanesi


Hamam ve Umumi Tuvalet: Romalıların en önemli sosyal yapılarındandır. Soğuk, ılık ve sıcak kısımlar vardır. Bizans döneminde tamir görmüştür. Ortasında havuz olan umumi tuvalet yapısı, aynı zamanda toplanma yeri olarak da kullanılmıştır.
Hadrianus Tapınağı: İmparator Hadrianus adına, anıt tapınak olarak inşa ettirilmiştir. Korinth düzenlidir ve frizlerinde Efes'in kuruluş efsanesi işlenmiştir.
Oktagon: Kleopatra'nın kız kardeşine ait anıtsal bir mezardır.
Heroon: Efes'in efsanevi kurucusu Androklos adına yaptırılmış bir çeşme yapısıdır. Ön kısmı Bizans döneminde değiştirilmiştir.

Celcus Kütüphanesi: Roma dönemi yapılarının en güzellerinden birisi olan yapı hem kütüphane, hem de mezar anıtı görevini üstlenmiştir. M.S.106 yılında Efes valisi olan Celsus ölünce, oğlu kütüphaneyi babasının adına mezar anıtı olarak yaptırmıştır. Celsus'un lahdi kütüphanenin batı duvarı altındadır. Cephesi 1970-1980 yılları arasında restore edilmiştir. Kütüphanede kitap ruloları, duvarlardaki nişlerde saklanıyordu.
Serapis Tapınağı: Efes'in en ilginç yapılarından biri olan Serapis Tapınağı, Celsus Kütüphanesi'nin hemen arkasındadır.
Anıtsal Çeşme: Odeion'un önündeki meydan kentin "Devlet Agorası" (Yukarı Agora)'dır. Tam ortasında Mısır tanrıları tapınağı (İsis) bulunuyordu. M.Ö. 80 yıllarında Laecanus Bassus tarafından yaptırılan Anıtsal Çeşme, Devlet Agorası'nın güneybatı köşesinde yer alır. Buradan Domitian Meydanı'na ve bu meydan etrafında kümelenmiş bulunan Pollio Çeşmesi, Domitian Tapınağı, Memmius Anıtı ve Herakles Kapısı gibi yapılara ulaşılır.
[URL="http://tr.wikipedia.org/wiki/Resim:Efez25.jpg"][/URL] [URL="http://tr.wikipedia.org/wiki/Resim:Efez25.jpg"][/URL]
Mermerli yol


Mazeus Mithridates (Agora Güney) Kapısı: Kütüphaneden önce, İmparator Augustus zamanında inşa edilmiştir. Kapıdan Ticaret Agorası'na (Aşağı Agora) geçilir.
Mermer Cadde: Kütüphane meydanından tiyatroya kadar uzanan caddedir.
Agora: 110 x 110 metre boyutlarında ortası açık, çevresi portikler ve dükkanlarla çevrili bir alandır. Agora, kentin ticari ve kültürel merkeziydi. Agora Mermer Cadde'nin başlangıç noktasıdır.
Büyük Tiyatro: Mermer Cadde'nin sonunda bulunan yapı, 24.000 kişilik kapasiteyle antik dünyanın en büyük tiyatrosudur. Çok süslü ve üç katlı sahne binası tamamen yıkılmıştır. Oturma basamakları üç bölümlüdür. Tiyatro, St. Paul'ün vaazlarına mekan olmuştur.
Tiyatro Gymnasiumu: Hem okul, hem de hamam işlevine sahip büyük yapının avlu kısmı açıktadır. Burada tiyatroya ait mermer parçalar restorasyon amacıyla sıralanmıştır.
[URL="http://tr.wikipedia.org/wiki/Resim:Efez4.jpg"][/URL] [URL="http://tr.wikipedia.org/wiki/Resim:Efez4.jpg"][/URL]
Senato


Liman Caddesi: Büyük Tiyatro'dan, bugün tamamen dolmuş olan Antik Liman'a uzanan, iki yanı sütunlu ve mermer döşeli Liman Caddesi (Arcadiane Caddesi), Efes'in en uzun caddesidir. 600 metre uzunluktaki cadde üzerine kentin Hıristiyanlık döneminde anıtlar yapılmıştır. Her birinde havarilerden birinin heykeli olan dört sütunlu Dört Havari Anıtı, caddenin hemen hemen ortasındadır.
Liman Gymnasiumu ve Liman Hamamı: Liman Caddesi'nin sonundaki büyük yapılar grubudur. Bir bölümü kazılmıştır.
Saray Yapısı, Stadyum Caddesi, Stadyum ve Gymnasium: Bizans sarayı ve caddenin bir bölümü restore edilmiştir. At nalı biçimindeki Stadyum, antik devirde sportif oyunların ve yarışmaların yapıldığı yerdir. Geç Roma döneminde gladyatör oyunları da yapılmıştır. Stadyumun yanındaki Vedius Gymnasiumu ise hamam-okul kompleksidir. Vedius Gymnasiumu kentin kuzey ucunda, Bizans dönemi surlarının hemen yanında yer almaktadır.

_________________


Elif gibi yalnızım,
Ne esrem var, ne ötrem.
Ne beni durduran bir cezmim,
Ne de bana ben katan bir şeddem var.
Ne elimi tutan bir harf,
Ne anlam katan bir harekem...
Kalakaldım sayfalar ortasında.
Bir okuyan bekledim,
Bir hıfzeden belki...
Gölgesini istedim bir dostun med gibi…
Sızım elif sızısı...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://kutluforum.yetkinforum.com
parisa
Özel Üye
avatar

Mesaj Sayısı : 422
Rep Gücü : 851
Rep Puanı : 7
Kayıt tarihi : 21/09/09

MesajKonu: Geri: İzmir..Tarihi..Resimleri..İzmir'e Dair Her Şey   Çarş. Ara. 01, 2010 11:53 pm

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
@bdulKadir
Adminstratör
avatar

Mesaj Sayısı : 6459
Rep Gücü : 10014589
Rep Puanı : 97
Kayıt tarihi : 17/03/09
Yaş : 55
Nerden : İzmir

MesajKonu: Geri: İzmir..Tarihi..Resimleri..İzmir'e Dair Her Şey   Çarş. Tem. 13, 2011 12:43 pm

İzmir Bedestenleri


Bedesten (Bergama)

İzmir
ili Bergama ilçesi Şadırvan Caddesi’nde bulunan bedestenin kitabesi
günümüze gelemediğinden ve kaynaklarda da yeterli bilgiye
rastlanmadığından yapım tarihi kesinlik kazanamamıştır. Yapı üslubundan
XV.-XVI. yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır.

Kesme taş, moloz taş ve tuğladan yapılmış olan bedesten dikdörtgen
planlıdır. İç mekân payelerle üç bölüme ayrılmıştır. Bunlarda ortadaki
bölüm diğerlerinden daha geniştir. Üzeri iki sıra halinde altı tuğla
kubbe ile örtülüdür. Kemer ayakları da birbirleri ile ve duvarlarla
yuvarlak kemerlerle bağlanmıştır.

*******************

İzmir Su Fabrikası


Su Fabrikası (Konak)

İzmir
ili Konak ilçesi Halkapınar Semtinde bulunan su fabrikası İzmir’in su
sorununu çözmek amacı ile 1895 yılında Halkapınar içme suyunun kente
getirilmesi nedeniyle yaptırılmıştır. XX. yüzyılın başlarında da
elektriğin kente gelmesi ile de fabrikanın çalışması daha hızlanmıştır.

Belçika Kral II.Leopold’ın tahta çıkması ile ekonomik ve siyasi yönden
yayılma siyaseti izlemiştir. Bu arada İzmir’de elektrik şirketi,
tramvay, körfezde vapur işletmesi ve su fabrikası gibi yatırımlara
girişmiştir. İzmir Osmanlı Su Şirketi’nin h.1310 (1892) yılında
kurulması ile birlikte kentin su sorununu çözmeye yönelik adımlar
atılmıştır. İzmir Osmanlı Su Şirketi ile Belçika ortaklığının kuruluşu
ile şehre sağlıklı su getirilmesi sağlanmıştır.

Su fabrikasının bulunduğu yerde XIX. yüzyılın ortalarında kâğıt
fabrikası bulunuyordu. Osmanlı Devletinin 1867’de kurmuş olduğu Şavk
Kâğıt Fabrikası daha sonra kapanmış ve yüzyılın sonunda da buraya Su
Fabrikası yapılmıştır. Fabrikanın kuruluşunun bir nedeni de Limana
yakınlığının yanında Halkapınar’a yakın çevresinde Çınarlı, Mersinli,
Değirmendağ gibi yerleşim alanlarının bulunmasıdır. Ayrıca ticaretin ve
sanayin yoğunlaştığı bu bölgede su fabrikasının kurulması daha da önem
kazanmıştır.

Su fabrikasının İzmir’de sanayi yapıları arasında kurulması ve su
dağıtma düzeni ile şehri tarih boyunca salgınlardan korumuş, bunun yanı
sıra sanayi verdiği paydan ötürü de önem kazanmıştır. Fabrikada mekanik
araç ve düzeneklerle üretime geçilmiştir.

Fabrika taş ve tuğladan dikdörtgene yakın planlı bir yapı olup,
ortasında sekizgen su toplama havuzu bulunmaktadır. Dışarıya yuvarlak
kemerli dikdörtgen pencerelerle açılan ve üzeri çatı ile örtülü olan bir
yapıdır. Yapı iki ayrı bölümden meydana gelmiş olup, bunlardan bir
bölümü şehre su dağıtmak amacı ile kurulan pompa istasyonudur.

Su fabrikasının yakınındaki kuyu üzerinde bulunan XIX. yüzyıl üslubunda
bir şadırvan-çeşme yaptırılmıştır. Çeşme XIX. yüzyıl özelliklerini
yansıtmasına rağmen yer yer XVI.-XVII. Yüzyıl form ve bezemelerine de
yer verilmiştir.

Yapının çevresinde Helenistik ve Geç Roma dönemlerinden kalma bazı
kalıntılar bulunmaktadır. Bütün bu alan ve su fabrikası İzmir Kültür ve
Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun kararı ile koruma altına
alınmıştır.

********************

İzmir Kervansarayları


Çeşme Kanuni Kervansarayı (Çeşme)

İzmir
ili Çeşme ilçe merkezinde, deniz kıyısında bulunan bu kervansaray
kitabesinden öğrenildiğine göre h.935 (1528) yılında Kanuni Sultan
Süleyman’ın emri ile yapılmıştır.

Kitabenin mealen anlamı:
“Tanrı tarafından korunulan bu binanın yapılmasını kara ve denisin
sultanı Sultan Selim oğlu Sultan Süleyman 935 (1528) yılı tarihinde
emretti. Bunu Babuçcuoğlu Ali yaptı”.

Bu kitabeden öğrenildiğine göre kervansarayın mimarı Ali Babuçcuoğlu
Ömer’dir. Ancak, Osmanlı kaynaklarında bu mimarın başka bir eserine
rastlanmamıştır. Evliya Çelebi bu kervansarayla ilgili bazı bilgiler
vermektedir:

“Kıblesi tarafındaki varoşu ile Çeşme Kalesi Sığla sancağı hükmünde
Cezayir kaleminde yüz elli akçe kazadır ve nahiyesi kırk köydür. Yüz
elli toprak örtülü bağlı bahçeli evlerdir. Sahilde bir cami, karşısında
bir han-ı azimi var. Cümle yetmiş ocaktır. Çatısındaki kurşunu kâfirler
almıştır ve imareti vardır. Bu imaretler Süleyman Hanın veziri iken
maktül olan İbrahim Paşa’nın hayratıdır”.

Evliya Çelebi’ye dayanılarak kervansarayın Kanuni Sultan Süleyman’ın
sadrazamı makbul ve maktül İbrahim Paşa tarafından yaptırıldığı
anlaşılmaktadır.

Kervansarayın dış cephe görünüşü farklılıklar göstermektedir. Batı
cephesi karışık olarak yontma taş ve tuğla sıraları ile yapılmış olduğu
halde yan cepheler moloz taş ve tuğla parçaları ile örülmüştür. Orta
kısımda bulunan ve asıl yapıdan dışarıya bir çıkıntı meydana getiren
giriş ve onun iki yanında da dükkânlar bulunuyordu.

Kervansaray Kuşadası’ndaki Öküz Mehmet Paşa Kervansarayı’na benzemekte
olup, onun gibi dış görünüşü bir kaleyi andırmaktadır. Kervansarayın üst
örtüsü ve merdivenleri kısmen yıkılmış ve Vakıflar Genel Müdürlüğü
tarafından 1971 yılından sonra orijinal kalıntılarına dayanılarak
restore edilmiştir. Kesme taş, moloz taş ve tuğladan yapılmış olan
kervansarayın iç avlusu 18.60x18.40 m. ölçüsünde dikdörtgen planlı olup,
avlu etrafında yolculara ayrılan bölümler, depolar ve bir de mescidi
bulunmaktadır. Avlunun güneydoğu köşesinde ve doğu-batı yönünde uzanan
bir yağhane binası vardır. Ayrıca kuzey-güney yönüne de üzeri tonozlu üç
oda yerleştirilmiştir. Kervansarayın giriş kapısı yanından çıkılan 28
odalı ikinci bir katı bulunmaktadır. Klasik Osmanlı kervansaray mimarisi
örneklerinden olan bu yapıda her iki kat birbirinin eşi plan
düzenindedir.

Kervansarayın yuvarlak bir giriş kapısı olup, bu kapı iki renkli
taşlarla örülmüş ve dikdörtgen kesme taştan bir çerçeve içerisine
alınmıştır. Girişin üst kısmında dışa açılan mazgal pencereler
bulunmaktadır. Cephe görünümü kirpi saçaklı bir kornişle sonuçlanmakta
olup, yapının tümü ahşap bir çatı ile örtülmüştür.

Kervansarayın arkasında da Çeşme Kalesi bulunmaktadır. Kervansaray günümüzde otel olarak kullanılmaktadır.

******************

İzmir Anıtları


****** Anıtı (Merkez)

İzmir
Cumhuriyet Meydanı’nda, Büyük Efes Oteli’nin önündeki alanda yer alan
bu anıt İtalyan Heykeltıraş Pietro Canonica (1869–1962) tarafından1932
yılında yapmıştır. Heykelin kaide tasarımı Y.Mimar Asım Kömürcü’ye
aittir. ****** anıtı 18 Temmuz 1932’de İzmir Belediye Başkanı Dr.
Behçet Uz’un açılış konuşmasının ardından, dönemin başbakanı İsmet
İnönü’nün sözleri ile açılmıştır. Bu anıt İzmirlilerin ******’e bir
teşekkür amacı ile yaptırılmıştır. Heykelin yapımına 140.000 kaidesine
de 40.000 TL harcanmıştır.

Heykelin kaidesinde kabartma olarak ******’ün “Ordular ilk hedefiniz
Akdeniz’dir. İleri” sözleri yazılıdır. Kaidenin ön yüzünde elinde bayrak
tutan kadın, çocuk ve asker tasvir edilmiştir. Böylece Kurtuluş
Savaşı’nda milletin top yekûn mücadelesi anlatılmak istenmiştir.

Kaide üzerinde ****** at üzerinde üniformalı olarak sağ eliyle denizi gösterir vaziyette tasvir edilmiştir.


İlk Kurşun Anıtı (Merkez)

İzmir
Konak Meydanı’nda, Saat Kulesi’nin bulunduğu alandaki İlk Kurşun Anıtı
Yunan ordusunun 15 Mayıs 1919’da İzmir’i işgali sırasında karaya çıkan
birliklere ilk kurşunu atan ve ardından şehit edilen gazeteci Hasan
Tahsin adına dikilmiştir. Anıt Türk direnişinin işgalcilere karşı
sembolü niteliğindedir.

Hasan Tahsin Selanik Fevziye Lisesi’ni bitirdikten sonra yüksek
öğrenimini Paris Siyasal Bilgiler okulu’nda tamamlamıştır. Bundan sonra
İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne girmiştir. Bükreş’te İngiliz diplomatları
Baxiston kardeşlere süikast düzenleyerek bomba atmak suçundan on yıl
hüküm giymiş I.Dünya Savaşı’nın çıkması üzerine Bükreş’i ziyaret eden
Hilmi Paşa’nın yardımı ile bir yıl sonra serbest bırakılmıştır.

Mütareke yıllarında İzmir’e yerleşmiş, 1918–1919 yılları içinde İzmir’de
yayımladığı Hukuk-ı Beşer adlı gazetede sömürgeciliğe karşı yazılar
yayımlamıştır. Hasan Tahsin, İzmir’in Yunanlılarca işgalini protesto
eden Redd-i İlhak Beyanname’sinin hazırlanmasında payı olmuştur.

Milli Mücadele’nin başlangıcında sembolik bir anlamı olan “ilk kurşun”u
İzmir’in Konak Meydanı’nda ilerleyen Yunanlılara atmış, aynı yerde şehit
edilmiştir (15 Mayıs).

İlk Kurşun Anıtı İzmir Gazeteciler Cemiyeti ve İzmirlilerin katkısı ile
yaptırılmış, 15 Mayıs 1974’de devrin Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk
tarafından da törenle açılmıştır.

Yüksek bir podyum üzerinde granit kaidede Hasan Tahsin bir elinde bayrak
diğer elinde de silahı ile tasvir edilmiştir. İzmir Gazeteciler
Cemiyeti tarafından her yıl 15 Mayıs'ta İzmir'in Konak Meydanı'nda İlk
Kurşun Anıtı önünde düzenlenen törenle Şehit Gazeteci Hasan Tahsin
minnet ve şükranla anılmaktadır.


Dokuz Eylül Anıtı (Halkapınar Şehitliği) (Konak)

İzmir
ili Konak ilçesi Halkapınar semtinde İzmir’in Yunanlılardan kurtuluşu
sırasında, 9 Eylül 1922’de şehit düşen dört asker için yapılan
Halkapınar Şehitliği’nde Dokuz Eylül Anıtı bulunmaktadır.













Zübeyde Hanım Anıt Mezarı (Karşıyaka)

İzmir, Karşıyaka ilçesinde Zübeyde Hanım Caddesi üzerindeki Ferik
Osman Paşa Camisi’nin avlusu içerisinde ******’ün annesi Zübeyde
Hanım’ın anıt mezarı bulunmaktadır. Bu anıt mezar İzmir Belediyesi
tarafından 1940 yılında yaptırılmıştır.


Kubilay Anıtı (Menemen)

Cumhuriyet
tarihine Menemen Olayı veya Kubilay Olayı olarak geçen, Menemen’deki
gerici ayaklanmasında şehit edilen Yd.Atgm.Mustafa Fehmi Kubilay’ın
anıtı Menemen’e hâkim bir tepe üzerinde bulunmaktadır.

Mustafa Fehmi Kubilay Giritli bir ailenin çocuğu olup, ilköğrenimini
Antalya Numune Okulu’nda gördükten sonra, İzmir Öğretmen Okulu’nda
okumuş, bu okulda da Kubilay soyadını almıştır. Son sınıfta iken Bursa
Öğretmen Okuluna geçmiş ve 1926 yılında ilkokul öğretmeni olarak mezun
olmuştur. Menemen’de yedek subaylık görevini yaparken 23 Aralık 1930’da
Menemen’de gerici ayaklanması sırasında takımı ile birlikte ayaklanmayı
bastırmakla görevlendirilmiştir. Bu sırada yaralanmış ve yaralı iken
asiler tarafından başı kesilerek şehit edilmiştir. Bu olaydan sonra
Bursa Öğretmen Okulu’na bir büstü konulmuş, Menemen’de Kubilay ile
birlikte şehit olan bekçi Hasan ve bekçi Şevki adına bir anıt
yapılmıştır. Menemen’deki Zafer İlkokulu’nun adı da Kubilay İlkokulu
olarak değiştirilmiştir.

Anıt şehre hâkim tepede, üç basamakla çıkılan dört köşeli ana kaide
üzerinde piramidal bir kütle halindedir. Bu anıtın bir yüzünde Kubilay
Olayı’nın anlatıldığı mermer kaide üzerinde elinde mızrak tutan bir genç
heykeli bulunmaktadır.

Bu anıtın yapılması için açılan yarışmayı heykeltıraş Ratip Aşir Acudoğlu kazanmış ve anıt 1932 yılında açılmıştır.


İlk Kurşun Anıtı (Ödemiş)


İzmir
ili Ödemiş ilçesi Hacı İlyas Köyü’nde bulunan bu anıt, Yunan işgali
sırasında direnişçiler tarafından atılan ilk kurşun anısına dikilmiştir.

Anıt beyaz mermerden aşağıdan yukarıya doğru genişleyen dikdörtgen kaide
üzerinde dört bölümlü ve yuvarlak bir sütundan meydana gelmiştir.
Anıtın üzerinde “1 Haziren 1919 tarihinde düşmana ilk kurşun buradan
atıldı” yazısı bulunmaktadır.

Hacı İlyas Köyü’nde her yıl Mayıs ayının son Pazar günü ilk kurşunu atan şehitler anısına tören düzenlenmektedir.

*************************

İzmir Medreseleri


İzmir il merkezinde XVI. yüzyıldan sonra yapılmış medreseler olduğu
kaynaklardan öğrenilmektedir. Ancak bu medreselerden hiç birisi günümüze
gelememiştir. Bu medreselerin başında Çorakkapı, Abdülfettah, Kurşunlu,
Odun Kapı, Hatuniye, Faik Paşa, Saçmacızade, Balyanbolulu, Üsküdarlı ve
Merdivenli medreseleri gelmektedir.


Hatuniye Medresesi (Merkez)

İzmir Anafartalar Caddesi’nde bulunan bu medreseyi yanındaki cami
ile birlikte Hacı Hüseyin isimli bir kişi eşi Tayyibe Hatun için 1739
yılında yaptırmıştır. Bu nedenle de camiye ve medreseye Hatuniye ismi
verilmiştir.

Medrese kesme taştan, avlu çevresinde sıralanmış hücrelerden meydana
gelmişti. Hücrelerin üzerleri kubbe ile örtülü olup, içlerinde ocak ve
nişler bulunuyordu. Hücrelerin avluya açılan birer kapısı ile penceresi
vardı.

Cami avlusundaki bu medrese hücreleri İzmir Belediyesi’nce kamulaştırılmış ve burası bir park haline getirilmiştir.


Birgi Ulu Cami Medresesi (Ödemiş)

İzmir ili Ödemiş ilçesi Birgi Bucağı’nda bulunan Birgi Ulu Cami
Medresesi, cami, hamam ve türbeden oluşan bir külliye olarak
yapılmıştır. Günümüze yalnızca cami ve Aydınoğlu Mehmet Bey’in türbesi
gelebilmiştir. Yapı topluluğunu Aydınoğlu Mehmet Bey h.712 (1312–1313)
yılında yaptırmıştır. Bunu belirten iki kitabe caminin kuzey ve doğu
giriş kapıları üzerinde bulunmaktadır.

Caminin güneyinde avlu içerisinde yer aldığı Evliya Çelebi’den öğrenilen
bu medreseden günümüze hiçbir iz gelememiştir. Ayrıca yanındaki hazire
de bugün tamamen yok olmuştur. Medrese cami ile birlikte kesme taştan
yapılmış, üzeri kubbelerle örtülmüştür. Medrese hücrelerinin avluya
açılan birer kapısı ve penceresi bulunuyor idi.


Derviş Ağa Medresesi (Ödemiş)

İzmir ili Ödemiş ilçesi Birgi beldesinde bulunan Derviş Ağa
Medresesi kitabesinden öğrenildiğine göre Derviş Ağa tarafından 1657
yılında yaptırılmıştır. Darülhadis, Çukur Medrese isimleri ile de
tanınan bu medrese L planlı olup, medrese hücrelerinden beşi batı
kanadında ikisi de güney kanadında bulunmaktadır. Ayrıca medresenin
güneybatı köşesinde de dershaneye yer verilmiştir.

Kesme Kayrak taşı, mermer, tuğla ve moloz taştan yapılan medrese
hücrelerinin üzerleri küçük kubbelerle, dershanenin üzeri de merkezi bir
kubbe ile örtülmüştür. Duvar örgüsünde taş tuğlalar almaşık bir düzende
kullanılmıştır. Sonraki dönemlerde duvarlar sıvanmıştır. Hücrelerin
önündeki payeler üzerine yuvarlak kemerlerle bağlanmış revakların üst
örtüsü günümüze gelemediğinden örtü sistemi konusunda kesin bir bilgi
bulunmamaktadır. Hücrelerin günümüze gelen kalıntılarından anlaşıldığına
göre içlerinde niş ve ocaklar bulunduğu, avluya ve dışa birer pencere
ile açılmıştır.

Medresenin dershanesi kare kaideli olup, üzeri kasnaklı kubbe ile
örtülüdür. Dışa iki kenarında birer pencere ile açılmıştır. Buraya
yuvarlak kemerli, taş lentolu bir kapıdan girilmektedir. Günümüzde
oldukça harap olan bu medresenin yapım malzemelerinin ve tekniğinin
gösterdiği çeşitlilik nedeniyle ayrı bir önemi bulunmaktadır. Bununla
beraber doğal etkenlerden büyük ölçüde etkilenmiştir.


Molla Arap Medresesi (Tire)

İzmir ili Tire ilçesinin 5 km. kuzeybatısında, Yahşi Bey Ovası’nda
bulunan Molla Arap Camisi ile yanındaki medreseyi Sultan II. Beyazıt’ın
Molla Arap unvanlı Şeyhülislamı Zeynüddin Ali h.897 (1492) yılında
yaptırmıştır.

Caminin yanında bulunan medresesi, çarşısı ve hamamından günümüze herhangi bir iz gelememiştir.


Yeni Cami Medresesi (Tire)

İzmir ili Tire ilçesi Kurtuluş Mahallesi’nde bulunan Yeni Cami yapı
topluluğunu Yeniçeri Kethüdası Behram Paşa tarafından 1589 yılında
yaptırılmıştır.

Yapı topluluğunun medresesi ile hastanesi 1914 yılında yanmış, günümüze yalnızca cami ile dükkânlar gelebilmiştir.


Ulu Cami Medresesi (Tire)

İzmir ili Tire ilçesinde bulunan Ulu Cami ve medresesinin kitabesi
günümüze gelemediğinden yapım tarihi konusunda kesin bilgi
bulunmamaktadır. Bununla beraber Aydınoğlu Cüneyt Bey zamanında, XV.
yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır.

Evliya Çelebi’ye göre, caminin avlusunun dört tarafında medresenin
hücreleri bulunuyordu. Ancak bu medrese ile ilgili kaynaklarda herhangi
bir bilgiye rastlanmamıştır.


Kara Hasan Medresesi (Tire)

İzmir ili Tire ilçesinde bulunan Karahasan Camisi ve yanındaki
medrese XV. yüzyılın ilk yarısında Aydınoğulları’ndan İbrahim Bahadır
Bey’in oğlu Kara Hasan Bey tarafından yaptırılmıştır.

Caminin yanında bulunan medresesi yıkılmış ve günümüze gelememiştir.
Kaynaklarda da bu medrese ile ilgili bilgiye rastlanmamıştır.


Yalınayak Medresesi (Tire)

İzmir ili Tire ilçesinde bulunan Yalınayak Cami ve medresesi, Hasan
Çavuş isimli bir kişi tarafından yaptırılmıştır. Kitabesi
bulunmadığından yapım tarihi kesinlik kazanamamıştır. Bununla beraber
yapı üslubundan ve vakfiyesinden XVI. yüzyılın ortalarında yapıldığı
sanılmaktadır.

Caminin yanındaki medresesi yıkılmış, hamam ve muvakkithane günümüze gelebilmiştir.


Yoğurtluoğlu (Yavukluoğlu) Medresesi (Tire)

İzmir
ili Tire ilçesinde, Turan Mahallesi, Beyler Deresi semtinde bulunan
Yoğurtluoğlu Camisi ve medresesinin yapım tarihini ve banisini belirten
kitabesi günümüze gelememiştir. Vakıf kayıtlarında da vakfiyesine
rastlanmayan bu yapı topluluğunun XV. yüzyılda Yoğurtluoğlu Mehmet Bey
tarafından yapıldığı sanılmaktadır. Halk arasında Yavukluoğlu Külliyesi
olarak tanınmaktadır.

Yapı topluluğunun bir bölümünü oluşturan medrese cami avlusunun doğu ve
batı yönlerini çevirmektedir. Doğu ve batı yönünde yedişer odadan
meydana gelen medresenin kuzeydoğusunda kare planlı, kubbeli ve imaret
denilen bir bölüm bulunmaktadır. Bunun yanı sıra cami çevresinde bazı
yapı kalıntılarına rastlanmışsa da bunların ne olduğu anlaşılamamıştır.

Medrese kesme taştan ve tuğla hatıllı olarak yapılmıştır. Medrese
hücrelerinin önünde yuvarlak kemerlerle birbirlerine bağlı bir revak
bulunmaktadır. Bunun arkasındaki on dört medrese hücresi yuvarlak
kemerli bir kapı ve dikdörtgen söveli birer pencere ile avluya
açılmaktadır. Medrese hücrelerinin içerisinde ocak ve nişlere yer
verilmiştir.

Medrese uzun yıllar harap durumda kalmış, bir ara yoksullar barınağı
olarak kullanılmıştır. Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 2005 yılında
restore edilmiştir.

****************
http://www.gruptr.com/forum/forumdisplay.php?f=303&order=desc&page=2

*******************

İzmir Köprüleri


Bodrum Köprüsü (Bergama)

İzmir ili Bergama ilçesinde, Bergama (Selinus) Çayı üzerindeki bu
köprünün yapım tarihini belirten bir kitabeye rastlanmamıştır. Yapı
üslubundan MS. II.-III. Yüzyılda, Roma döneminde yapıldığı
sanılmaktadır.

Kesme taştan olan köprü iki gözlü olup, bu gözlerden biri 12.10 m.
diğeri de 12.45 m. çapındadır. Köprünün uzunluğu 200 m. dir. Köprünün
üzerinde evler ve caddeler bulunmaktadır. Bu yüzden buradaki mahalleye
ne yerde ne de gökte ismi yakıştırılmıştır. Köprünün üzeri trahit
taşlarından meydana gelmiş kubbelerle örtülmüştür. Bu kubbeler
birbirlerine kesme taş kemerlerle bağlanmıştır.


Bodrum Üstü (Musluk) Köprüsü (Bergama)

İzmir ili Bergama ilçesinde, şehir içerisinde, Bergama (Selinus) Çayı
üzerinde bulunan bu köprü Helenistik dönem temelleri üzerine MS. II.
Yüzyılda Roma döneminde yapılmıştır.

Köprü kesme taştan iki gözden meydana gelmiş olup, en büyük kemerin
açıklığı 11.40 m. dir. Diğer gözün içerisine bir zamanlar bir ev
yapılmıştır. Köprünün uzunluğu 900 m. dir. Köprünün güney ucu iki mermer
sütun üzerine yapılmış bir zafer takı görünümünde idi. Günümüze bunun
yalnızca temelleri gelebilmiştir.


Allionai Köprüsü (Bergama)

İzmir
ili Bergama ilçesine 22 km. uzaklıktaki Allionai Asklepion alanındaki
bu köprünün kitabesi günümüze gelememiştir. Yapı üslubundan MS. II.-III.
Yüzyıllarda yapıldığı sanılmaktadır.

Köprü kesme taştan yapılmış olup, üç yuvarlak gözden meydana gelmiştir.
Bunlardan ortadaki göz diğerlerinden daha geniştir. Günümüzde iyi bir
durumdadır.










Koyun Köprüsü (Bergama)


İzmir ili Bergama ilçesinin 5 km. uzağında bulunan bu köprü Bakırçay’ın
kolu üzerindedir. Kitabesinden öğrenildiğine göre Felakiddin’in oğlu
tarafından h.785 (1384) yılında yapılmıştır. Köprünün Paşa Köprüsü veya
Boyun Köprüsü ismi sonraki dönemlerde değiştirilerek Koyun Köprüsü
olmuştur.

Köprü Sultan I.Murat zamanında yapılmış, günümüze gelen Vakıf Kayıtları,
Berat ve İlamlara göre Sultan I.Murat Hatip Mahmut Efendi’ye paşalık
rütbesi ile bir de tımar vermiştir. Paşaoğlu’nun konağı da bu köprünün
yanındaki tepe üzerinde bulunuyordu. Bu belgelerden köprünün Hatip
Mustafa Paşa’nın oğlu, ancak kitabede ismi okunamayan Mahmut tarafından
yapıldığı anlaşılmaktadır.

Kesme taştan yapılmış olan köprü, iki gözlü, 4.80 m. genişliğindedir.
Kemer açıklıkları 8.20 ve 12.00 m. dir. Köprünün korkulukları sonradan
buraya yerleştirilmiştir. Köprü oldukça dar olduğundan araçların geçişi
sırasında karşıdan gelenlerin beklemesi için köprübaşlarına geniş
bekleme yerleri yapılmıştır.


Şeytan Köprüsü (Bergama)

İzmir Bergama ilçesinde Bakırçay üzerindeki bu köprü Sindel ve Kaşıkçı
köylerini birleştirmektedir. Aynı zamanda Bergama ile Yund Dağı
arasındaki bağlantıyı da sağlamaktadır. Köprünün mermer kitabesinden
öğrenildiğine göre Bergama Voyvodası Hacı Osman oğlu Mehmet Ağa
tarafından h. 1154 (1742) yılında yaptırılmıştır. Ancak bu kitabe köprü
ayakları yıkılırken kaybolmuştur.

Kesme taştan 3 yuvarlak gözlü olan bu köprü 1935 yılında yıkılmış ve yerine yeni bir köprü yapılmıştır.


Tekke Boğazı Köprüsü (Bergama)

İzmir ili Bergama ilçesinde, Bergama (Selinus) Çayı üzerindeki bu
köprünün kitabesi günümüze gelememiştir. Yapı üslubundan Roma devri
köprüsü üzerine XIV. yüzyılda, Osmanlı döneminde yapıldığı
sanılmaktadır. Değişik dönemlerde yapılan onarımlarla özelliğini büyük
ölçüde yitirmiştir.

Köprü kesme taştan yapılmış olup, 900 m. uzunluğunda ve dört gözden
meydana gelmiştir. Gözlerin kemer açıklıklarının en büyüğü 10.45 m.
olup, diğerleri daha küçük ölçüdedir. Ana kemerin sağında iki, solunda
da bir göz bulunmaktadır. Köprünün selyaranları memba tarafında üçgen
şeklindedir.

Günümüzde üzerindeki korkulukları yıkılmış ve yerine demir parmaklıklar
konulmuştur. Ayrıca Bergama (Selinus) Çayı’nı ikiye bölen köprünün iki
tarafına taşkınları önlemek amacı ile duvar örülmüştür.


Ulu Cami Köprüsü (Bergama)

İzmir ili Bergama ilçesinde, şehrin içerisinden geçen Bergama (Selinus)
Çayı’nın üzerinde bulunan bu köprünün yapımını belirten belgeye
rastlanmamakla beraber yapı üslubundan MS. II.-III. Yüzyılda yapılmış
Roma köprüsü olduğu anlaşılmaktadır. Bergama Ulu Camisi’nin önünde
bulunmasından ötürü de halk arasında Ulu Cami Köprüsü olarak
tanınmıştır.

Kesme taştan yapılmış olan köprü iki gözlü olup, bu gözlerden biri büyük
diğeri de küçüktür. Yuvarlak kemerlerin üzerinde korniş ve korkuluklar
bulunmaktadır. Sonraki yıllarda bu korkuluklar demirden yapılmıştır.


Üç Kemer Köprüsü (Bergama)

İzmir ili Bergama ilçesinde, şehrin içerisinden geçen Bergama (Selinus)
Çayı üzerinde bulunan bu köprünün kitabesi günümüze gelememiştir. Yapı
üslubundan MS. II. – III. Yüzyıllarda Roma döneminde yapıldığı
sanılmaktadır.

Köprü kesme taştan üç yuvarlak gözlü olarak yapılmıştır. Kesme taş
kemerlerin içerisi adi moloz taşla doldurulmuştur. Ortadaki göz daha
yüksek ve büyük olup, kemer açıklığı 9.50 m. dir. Yaklaşık uzunluğu 900
m. dir. Köprünün orijinal korkulukları günümüze gelememiştir. Değişik
zamanlarda yapılan onarımlarla özelliğinden büyük ölçüde uzaklaşmıştır.


Kervan Köprüsü (Buca)

İzmir
ili Buca ilçesinde, Eski Buca’da bulunan bu köprünün kitabesi günümüze
gelememiştir. Kaynaklarda da onunla ilgili yeterli bilgiye
rastlanmamıştır. Yapı üslubundan XIV. yüzyılda, Osmanlı döneminde
yapıldığı sanılmaktadır.

Köprü moloz taştan tek gözlü olarak yapılmıştır.







Roma Köprüsü (Çeşme)

İzmir-Çeşme karayolu üzerinde, Eski Çeşme yolunun üzerinde,
günümüzde, eski yol ile birlikte bir bölümü deniz içerisinde kalmış olan
Roma köprüsü bulunmaktadır.

Yapı üslubundan MS. II. yüzyıla tarihlenen köprünün iki gözü ayaktadır.
Ortada yuvarlak kemerli büyük bir göz, yanında da küçük kemerli bir göz
günümüze gelebilmiştir. Köprü moloz taştan yapılmıştır. Günümüzde harap
bir durumdadır.


Birgi Köprüsü (Ödemiş)

İzmir ili Ödemiş ilçesi Birgi’nin ortasından geçen Birgi Çayı üzerindeki
bu köprünün yapım tarihini belirten herhangi bir belgeye
rastlanmamıştır. Aydınoğulları’nın merkezi olan bu yöredeki köprü XVI.
yüzyılda Osmanlılar döneminde yapılmıştır.

Bu köprünün yanında bir köprü daha bulunmaktadır. Bunlar kesme taştan, oldukça dar ve yüksek köprülerdir.


Çarşı Köprüsü (Ödemiş)

İzmir ili Ödemiş ilçesi Birgi’deki bu köprüden Bozdoğan-Salihli yolu
geçmektedir. Birgi Çayı üzerindeki bu köprü XIV. yüzyılın başında
Osmanlı döneminde yapılmıştır.

Kesme taştan yapılmış olan köprü yuvarlak gözlü olup, günümüzde kullanılmaktadır.


Dualı Köprüler (Tire)

İzmir ili Tire ilçesinde bulunan bu köprü Osmanlı döneminde XIV.
yüzyılda yapılmıştır. Yapımını belirten bir kitabesi bulunmamaktadır.


Gediz (Kazım Dirik) Köprüsü (Menemen)

İzmir ili Menemen ilçesinde, Gediz Nehri üzerinde bulunan bu köprü
Türk-Macar ve Bulgar mühendislerinin ortaklaşa çalışmaları ile 1933
yılında yapımına başlanmış ve 1935 yılında da tamamlanmıştır.

İlk yapılışında Vali Kazım Dirik Köprüsü ismi verilen bu köprü 200 m.
uzunluğunda, beş kemerden meydana gelmiştir. Günümüzde İzmir-Çanakkale
yolunun güzergâhı değiştirildiğinden köprü önemini yitirmiştir.

********************

İzmir Su Kemerleri


Kızılçullu Su Kemerleri (Buca)

İzmir
Buca ilçesi bugün Şirinyer olarak bilinen Kızılçullu (Paradiso)
Mevkiinde bulunan Melez Çayı üzerindeki su kemerleri İzmir’e Aydın
yönünden girişte dikkati çekmektedir. İzmir Kadifekale ve çevresinde
kurulan ilk şehre su taşımak amacı ile MÖ. 133-MS.395 yıllarında,
İmparator Agutus döneminde Romalılar tarafından yaptırılmıştır.

Gaius Sextillius Pollio Aquaduct’ü olarak da tanınan bu su kemerleri
kesme taştan ve tuğladan iki sıra halinde olup, duvarların işlenmesinde
Roma harcı kullanılmıştır. Harcın içerisine büyük ölçüde yumurta akı
katılmıştır. Böylece kemerlerin dayanıklılığı sağlanmıştır. Kemerler iki
sıra halinde üst üste yapılmıştır. Ortadaki kemer diğerlerinden daha
geniş ve yuvarlaktır. İki kenarlarında kesme taştan sel yaranlarla
desteklenmiştir. Diğer kemerler daha küçük ölçüde olup, hafif
sivridirler.

Kemerleri Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlılar da onararak
kullanmışlardır. Su kemerleri günümüze iyi bir durumda gelebilmiştir.

Su Yolları (Bergama)

İzmir ili Bergama ilçesinde, antik Pergamon şehrinin su gereksinimi
Kestel ve Bergama derelerinden sağlanmıştır. Şehrin bulunduğu Akropol
tepesinin yüksekliği nedeniyle su gereksinimi akropoldeki sarnıçlardan
karşılanmıştır. Yerleşim genişleyince de sarnıçlar yeterli olmamış ve
çevredeki küçük kaynaklardan yararlanılmıştır. Su ihtiyacının güçlüğünün
çözümlenebilmesi için Bergama’nın 30 km. kuzeyindeki Marda Dağı’ndaki
kaynaktan künk borularla şehre su getirilmiştir. Marda Dağı’ndan
akropole doğru arazinin alçalması suyolları için uygun bir iniş meydana
getirmiştir. Buradaki kaynaktan alınan sular künk borular yolu ile Arlık
Tepe’de (H.Georgios) bir havuz içerisinde toplanmıştır. Bu havuzda
toplanan sular temizlendikten sonra basınç sistemi ile akropole
çıkarılmıştır. Ancak suyun akropole ulaşabilmesi için iki tepe ile bu
tepeler arasındaki vadileri aşması gerekiyordu. Roma döneminde şehir
akropolün altında genişlediğinden su gereksinimi çok daha
kolaylaşmıştır. Bunun için kemerli suyolları yapılmıştır. Bu yollardan
arta kalan iki kemer kalıntısı bugün akropolün altında, tepeler
arasındaki vadide görülmektedir.

Bergama’da yüksek basınçlı su tesisatının hangi dönemde yapıldığı
konusunda kesin bilgi ve kanıtlar bulunmamaktadır. Akropolün en üst
noktasına su çıkarıldığına göre, bu sorunun nasıl çözüldüğü de kesinlik
kazanamamıştır. Bununla beraber, günümüze gelebilen bazı suyolu
kalıntıları MÖ. II. yüzyıla tarihlendirilmiştir. Bu suyolları üç kol
halinde 50–75 cm. uzunluğunda 240 bin toprak künkten meydana gelmiştir.
Yüksek basınçlı su tesisatının Romalılar döneminde de kullanıldığını
gösteren bilgiler günümüze kadar ulaşabilmiştir. Romalılar Helenistik
dönemde yapılan suyollarını bırakarak kemerli geniş kanalları
kullanmışlardır. Günümüze suyollarının ve boruları ile ilgili kalıntılar
çok az gelebilmiştir.

Suyollarında bronz boruların kullanıldığı sanılmaktadır. Bugün delikli
destek taşları üzerinde bu boruların söküldüğü izlerinden
anlaşılmaktadır.


Foça Su Kemeri (Foça)

İzmir
ili Foça ilçesinde, Eski Foça’da bulunan su kemeri XX. yüzyılın
başlarına kadar kullanılmış ve şehrin içe suyu ihtiyacının büyük bir
kısmını sağlamıştır.

Kemerin ne zaman yapıldığı konusunda kesin bir bilgi bulunmamakla beraber, Felix Sartiaux’a göre Orta Çağ’da yapılmıştır.

XVII. yüzyılda buraya gelen araştırmacı Le Bruyn su kemerinin 180
kemerini saydığını belirtmiştir. Günümüzde büyük bir kısmı ayakta olan
bu kemer moloz taş ve kesme taştan yapılmıştır. Kemerler ince, uzun ve
yuvarlaktır.





Su Kemerleri (Selçuk)


Ephesos’ta
yapılan kazılar sırasında çeşitli dönemlere ait çeşmeler ile evlere su
sağlayan su kanalları ortaya çıkarılmıştır. Su kaynaklarının kente
uzaklığından ötürü de ilk zamanlarda su gereksinimi kuyu ve sarnıçlardan
karşılanmıştır. Sonraki dönemlerde Kuşadası’nın güneyindeki
Değirmendere (Kençherios) ile Keltepe’deki su kaynaklarından
yararlanılmıştır. Efes’e 42.5 km. uzaklıkta bulunan bu kaynaklardan su
0.8 m. genişliğinde, 0.9 m. yüksekliğinde; 0.65 m. genişliğinde ve 0.45
m. yüksekliğindeki kanallarla getirilmiştir. Bu kanallar Bülbül Dağı’nın
çevresini dolaşmıştır.

Bunun dışında İzmir yolu üzerindeki Pranga Suyu (Klaseas) 10 km.
uzunluğundaki kayalara oyulmuş kanallar ve taş duvarlardan yapılmış
terasların aracılığı ile şehre getirilmiştir. Bunun için yer yer
kemerlere gereksinim duyulmuştur. Böylece sular Ayasuluk Tepesi’ne kadar
ulaştırılmıştır.

Günümüzde Selçuk ilçesinde Bizans döneminde yapılmış su kemerleri
bulunmaktadır. Bu kemerler doğu yönünden gelerek Ayasuluk Tepesi’ne
kadar uzanmaktadır. Oldukça yüksek kesme taş ve tuğladan yapılmış,
yuvarlak kemerlerle birbirine bağlanmış olan kemerler günümüze kısmen
iyi bir durumda gelebilmiştir.

*******************

İzmir Asansörü


İzmir
Mithat Paşa Caddesi ile Halil Rıfat Paşa Semti arasındaki yükseklik
farkından ötürü her iki semt arasındaki ulaşımı kolaylaştırmak amacı ile
İzmirli Yahudi iş adamlarından Nesim Levi tarafından bir asansör
yaptırılmıştır. Günümüzde İzmir’in simgesi olan ve her iki semti
birleştiren kulede iki asansör bulunmakta olup, bunlardan sol taraftaki
buharla, sağ taraftaki de elektrik ile çalışıyordu.

İzmir’in Yunan işgalinden kurtarılmasından sonra asansör sosyal
gereksinimi karşılayacak bir konuma sokulmuş, burada 1930 yılında
tiyatro sahnesi, sinema salonu ve gazino açılmıştır.

Asansör kesme kırmızı taştan olup, oldukça yüksek beyaz taş bir kaide
üzerine dört katlı olarak yapılmıştır. Katları birbirinden ayıran
silmeler bulunmaktadır. Her katın cephesinde dikdörtgen planlı altlı
üstlü sekiz pencere bulunmaktadır. Asansörün en üst katı dışarıya taşkın
bir saçakla sona ermektedir. Bu saçaklı bölümün üzerinde de daha küçük
ölçüde ikişer pencere daha bulunmaktadır.

Asansörde 1985 yılında yapılan restorasyon sonucu her iki asansör de
elektrikle çalışır duruma getirilmiştir. Asansör İzmir Büyük Şehir
Belediyesi tarafından1992–1994 yılında yeniden restore edilmiş, Halil
Rıfat Paşa semtindeki çevre düzenlemesi sırasında da asansörün üzeri
teras ve restoran haline getirilmiştir.

**********************

İzmir Saat Kuleleri


İzmir Saat Kulesi (Konak)

İzmir
Konak Meydanı’ndaki Saat Kulesi, eski Sarıkışla önünde bulunuyordu.
Sultan II. Abdülhamit’in tahta çıkışının 25. yılında eski sadrazamlardan
ve İzmir Valisi Kıbrıslı Kamil Paşa tarafından h.1307 (1901) tarihinde
yaptırılmıştır. Kıbrıslı Kamil Paşa’nın oğlu Bahriye Mirlivası Sait Paşa
ve Belediye Reisi Eşref Paşa’dan oluşan bir komisyon kulenin yapımını
üstlenmiştir. Kulenin yapımından önce İstanbullu kuyumcu Zingulli Usta
tarafından kulenin küçük bir maketi yapılmıştır. Buradaki Fransızca bir
kitabeden mimarının İzmirli S.Raymond olduğu öğrenilmektedir. Kulenin il
ismi Hamidiye Kulesi idi.

Saat Kulesi’nin kaidesi beyaz mermerden, diğer bölümleri kesme taştan
yapılmıştır. Dört basamaklı, haç biçiminde bir platform üzerinde 25 m.
yüksekliğinde, sekizgen kaideli ve dört katlı bir yapıdır. Buradaki
sekizgenin dar kenarlarında dörder küçük sütun üzerine oturan sebillere
yer verilmiştir. Bu sebiller at nalı kemerli olup, baldaken biçimindedir
ve üçer çeşmesi ile kurnası, ortasında da fıskiyeleri bulunmaktadır. Bu
fıskiyelerden iki tanesi günümüze gelememiştir. Baldakenlerin üzeri
kubbelerle örtülmüştür. Sebiller arasında kalan dört cepheye de at nalı
şeklinde kemerler ve demir şebekeli açıklıklar bırakılmıştır. Ayrıca
tümünün üzerini bir saçak örtmüştür.

Saat Kulesi’nin sekizgen kaidesi üzerinde sütunlu bir galeri ile onun da
üzerinde köşeleri pahlanmış kare prizma şeklinde gövde bulunmaktadır.
Bu gövde oldukça zarif başlıklı küçük kubbeli kaideli sütunların
birbirlerine bağlanması ile üç dilimli bir görünüm kazanmıştır. Buradaki
galeri ve çeşmelerde kullanılan yeşil ve pembe renkli sütunlar
Marsilya’dan getirilmiştir. Bu sütunların başlıkları ve köşeleri
bitkisel süslemelerle bezenmiştir.

Gövdenin
dört bir yönüne at nalı kemerli küçük pencereler açılmıştır. Bunların
üzerinde doğu ve batı yönlerinde küçük birer Osmanlı arması, kuzey ve
batı yönlerinde de Sultan II. Abdülhamit’in tuğraları kabartma olarak
yerleştirilmiştir. Bununla beraber Cumhuriyetin ilanından sonra, 1927
yılında çıkan “Milli ve Resmi binalarda kullanılan tuğra ve methiyelerin
kaldırılmasını” içeren kanun nedeni ile buradaki tuğra ve armalar
kaldırılmış, yerlerine ay yıldız kabartmaları konulmuştur.

Kulenin 12 küçük sütun üzerine oturan dördüncü katı ana gövdeden çok
daha dardır ve üzerini ay şeklinde alem olan metal bir kubbe
örtmektedir. Bu bölümde günümüzde çalışmayan saatin çanı bulunuyordu.
Ancak bu bölüm 1974 depreminde yıkılmış ve 1976’da onarılmıştır.

Saat Kulesi’nin gövdesi içlerinde beş kollu yıldızların bulunduğu
baklava dilimleri ile doldurulmuştur. Gövdenin üst bölümü üç sıra
mukarnasla genişletilmiş ve buraya 75 cm. çapında, Alman İmparatoru II.
Wilhelm’in hediyesi olan dört saat konulmuştur. Bu saatlerin mekanik
bölümleri demir köşebentler ve döküm ayaklar üzerine oturtulmuştur. 22
dişli çarktan oluşan saat parçaları üzerinde 1901 tarihi görülmektedir.

Topkapı Sarayı Müzesi’nde bu saat kulesinin gümüş bir maketi bulunmaktadır.

Saat Kulesi’nin önüne 1974 yılında İlk Kurşun Anıtı yapılmıştır.


Basmane Demir Yolları Saat Kulesi (Merkez)

İzmir Basmane Tren İstasyonu’na bitişik olan bu saat kulesi Cumhuriyetin
ilk yıllarında yapılmıştır. Ancak yapım tarihini belirten bir kitabe
ile onunla ilgili bir kaynağa rastlanmadığından yapım tarihi kesinlik
kazanamamıştır.

Kule kesme taştan dikdörtgen plan düzeninde olup, üzeri silmelerle üç
bölüme ayrılmıştır. Yüksekliği fazla olmayan kulenin caddeye bakan
yüzünü dikdörtgen çerçeve içerisine alınmış, yuvarlak kadranlı bir saat
konulmuştur. Kulenin üzeri çatı ile örtülmüştür.


Eski Amerikan Koleji Saat Kulesi (Buca)

İzmir
Buca'da Amerikan Koleji olarak 1912 yılında yapılan yapı 1938–1949
tarihleri arasında Köy Enstitüsü, 1952–1953 yılları arasında L.SE.
Karargâhı 1953’ten sonra da 6.ATAF Karargâhı olarak kullanılmıştır.

Kolej dikdörtgen planlı olarak zemin dışında iki katlıdır. Ayrıca
köşelerdeki dikdörtgen dört bölümlü dışa çıkıntılı kule görünümlü
bölümlerin arasına bir de çatı katı yerleştirilmiştir.

Bu yapının giriş kapısı dört katlı dikdörtgen kule şeklinde olup,
dışarıya doğru taşırılmıştır. Kulenin katları arasında enine silmeler
bulunmaktadır. Yuvarlak kemerli giriş kapısının üzerindeki iki katta
ince uzun dikdörtgen pencereler bulunmaktadır. Üzeri balkonla sonuçlanan
dördüncü katın üzerine yuvarlak kadranlı bir saat yerleştirilmiştir.

_________________


Elif gibi yalnızım,
Ne esrem var, ne ötrem.
Ne beni durduran bir cezmim,
Ne de bana ben katan bir şeddem var.
Ne elimi tutan bir harf,
Ne anlam katan bir harekem...
Kalakaldım sayfalar ortasında.
Bir okuyan bekledim,
Bir hıfzeden belki...
Gölgesini istedim bir dostun med gibi…
Sızım elif sızısı...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://kutluforum.yetkinforum.com
@bdulKadir
Adminstratör
avatar

Mesaj Sayısı : 6459
Rep Gücü : 10014589
Rep Puanı : 97
Kayıt tarihi : 17/03/09
Yaş : 55
Nerden : İzmir

MesajKonu: Geri: İzmir..Tarihi..Resimleri..İzmir'e Dair Her Şey   Cuma Şub. 17, 2012 7:11 am




















****** lisesi 1912

gar


15 mayıs 1919




1970 vilayet yangını..bina tekrar yapıldı


_________________


Elif gibi yalnızım,
Ne esrem var, ne ötrem.
Ne beni durduran bir cezmim,
Ne de bana ben katan bir şeddem var.
Ne elimi tutan bir harf,
Ne anlam katan bir harekem...
Kalakaldım sayfalar ortasında.
Bir okuyan bekledim,
Bir hıfzeden belki...
Gölgesini istedim bir dostun med gibi…
Sızım elif sızısı...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://kutluforum.yetkinforum.com
huzeyfe
Süper Moderatör
avatar

Mesaj Sayısı : 7711
Rep Gücü : 18062
Rep Puanı : 23
Kayıt tarihi : 27/03/09

MesajKonu: Geri: İzmir..Tarihi..Resimleri..İzmir'e Dair Her Şey   Perş. Ara. 28, 2017 5:52 pm


_________________
Mevla Görelim Neyler
Neylerse Güzel Eyler
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
İzmir..Tarihi..Resimleri..İzmir'e Dair Her Şey
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» MeMLeKeTiNiZiN ŞiVeSi NaSıLDıR ?
» Hidrostatik Basınç
» Fil Vakası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
KUTLU FORUM :: Din Kültürü Dersi-Eğitim Öğretim :: İzmir'e Dair Ne Varsa-
Buraya geçin: