KUTLU FORUM

Bilgi ve Paylaşım Platformuna Hoş Geldiniz
 
AnasayfaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Şafii mezhebine Göre Namz..farzları sünnetleri vs

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
@bdulKadir
Adminstratör
avatar

Mesaj Sayısı : 6459
Rep Gücü : 10014589
Rep Puanı : 97
Kayıt tarihi : 17/03/09
Yaş : 55
Nerden : İzmir

MesajKonu: Şafii mezhebine Göre Namz..farzları sünnetleri vs   Cuma Ekim 30, 2009 9:20 am

Şafii mezhebine göre namaz rekatları nelerdir, kaç rekat sünnet kaç rekat farz kılınır?

Farz Namazlara Tabi Müekked Sünnetler:


Bunlar on rekat olup şunlardır:


a) Sabah namazının farzından önce iki rek'at. Fatiha' dan sonra birinci rek'atta Kâfirun suresini ve ikinci rek'alta İhlas suresini okumak sünnettir.


b) Öğle namazının farzından önce ve sonra ikişer rek'at. Cuma namazı da öğle namazı gibidir.


c) Akşam namazının farzından sonra iki rek'at. Bunda da Fatiha'dan sonra birinci rek'atta Kâfirun, ikinci rek'atta da İhlas surelerini okumak sünnettir.


d) Yatsı namazının farzından sonra iki rek'at.


Farz namazlara tabi olmayan sünnetlerden, Ramazan ve Kurban Bayramı namazları, Güneş ve Ay tutulması namazları ile istiska (Yağmur Duası) namazı.


Farz namazlarla birlikte kılınan sünnetler:


-Sabah namazından önce kılınan iki rekat için Hz. Aişe (r. anha) şöyle rivayet eder:


"Allah Resulü (s.a.v.), sabah namazından önce kılınan iki rekata gös­terdiği önemi, başka hiç bir nafile namaza vermezdi.." (1)


-Öğlen namazı farzından önce dört, sonraki iki rekat için yine Hz. Ai-şe şöyle demiştir: "Hz. Peygamber benim odamda öğleden önce dört re­kat kılar ondan sonra da çıkıp halka farz namazı kıldırır, sonra tekrar iki rekat kılardı." (2) Peygamberimiz (s.a.v.)'in öğlen farzından sonra dört rekat sünnet kıdığı da rivayet edilmektedir.


Ümmü Habibe'den rivayetle Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuş­tur: "Kim öğlenin farzından önce ve sonra dörder rekat namaz kılmaya devam ederse, Allah onu cehennem ateşine haram kılar." (3)


Cuma namazı da öğlen namazı gibidir. Çünkü Cuma namazı öğlen namazının bedelidir. Abdullah İbni Me'sud'un cuma namazından önce ve sonra dörder rekat namaz kıldığı rivayet edilmiştir. " (4)


-İkindi farzından önce dört rekat için Hz. Ali şöyle rivayet eder: "Allah Resulü (s.a.v.) ikindi farzından önce dört rekat namaz kılar ve arasını selamla ayırırdı." (5)


İkindi farzından önceki dört rek'at sünnet için Abdullah İbni Ömer de şöyle rivayet eder: Peygamber (s.a.v), "İkindi farzından önce dört rekat namaz kılan kişiye Allah rahmet etsin." (6) buyurumuştur.


-Akşam ve yatsı namazı farzından sonra kılınan iki rekat için İbni Ömer şöyle demiştir: "Rasulullah (s.a.v.) ile birlikte öğlen namazından evvel iki ve ondan sonra iki, akşam namazından sonra iki, yatsı namazından sonra iki, cuma namazından sonra da iki rekat (sünnet) kıldım, akşam, yatsı ve cumanın sünnetlerini peygamberin evinde O'nun yanında kıldım." (7)


-Yatsı namazından sonra kılınan iki sünnetler için; yukarıdaki hadis-i şerif delil olarak gösterilebilir.


-Vitirler için Hz. Ali şöyle demiştir: Vitir namazı farz değildir, ama Peygamber (s.a.v.) ashabının yanma çıktı ve "Allah size bir namaz ziyade kıldı ki o namaz sizin hakkınızda kırmızı tüylü develerden daha hayırlıdır, işte o namaz vitir namazıdır. O namazı size yatsı ile fecrin doğuşu arasın­da verdi." dedi. (Cool


Görüldüğü gibi bu hadis ayrıca vitir namazının vaktini de belirtmektedir.


Vitir namazının mükafatını kaçırmamak için her müslüman ondan na­sibini almalıdır. Ebu Eyyub'el Ensari şöyle rivayet eder. Rasulullah (s.a.v.): "Vitir namazını kılmak her müslümana haktır. Vitri beş rekat kıl­mak isteyen bes kılsın, üç rekat kılmak isteyen üç kılsın, bir rekat kılmak isteyen de bir rekat kılsın." (9) buyurdu.


Vitir on bir rekata kadar da kılınabilir. Her iki rekatta bir selam verilir.


-Akşam ve yatsı farzından önce hafif olarak iki rekat namaz kılmak sünnettir.


Abdullah İbni Muğaffel El Müzenni (r.a) şöyle dedi:


Rasulullah (s.a.v.) üç kere "Her iki ezan (ezan ile kamet) arasında bir namaz vardır." buyurduktan sonra üçüncü söyleyişinden sonra "...kılmak isteyen için." sözünü ilave etti. [10)


Yukarıdaki hafiften kasıt biraz acele kılınmasıdır çünkü sonrasında farz namaz vardır camaatle kılınma ihtimali olabilir. Ayrıca bu sünnetler müekkedler gibi olmayıp peygamber (s.a.v.)'in "...kılmak isteyen için" buyurmasından anlaşılıyor ki bunlar diğer sünnetler kadar önemli değildir.


Müekked Olan Nafileler


Nafile olarak kılınan namazların 3 tanesi müekkededir.Bunlar da: Teheccüt namazı,

Kuşluk namazı ve Teravih namazlarıdır.


Bunlara müekked denilmesinin sebebi, farz namazlara tabi olan, nafile namazlardan sonra sünnet olan namazlar oldukları içindir.


1- Teheccüt Namazı:


Bir diğer adıyla gece namazıdır. Gece vakti sü­resince kılınır. En efdal vakti gecenin üçte ikisi çıktıktan sonra kıl­maktır.


Teheccüt, uykuyu terketmek manasına gelir. Bu nedenle uykudan kalktıktan sonra kılınan namaz anlamına gelen teheccüt, ismini buradan almaktadır.


Bunun vakti uykudan kalktıktan sonra başlar fecrin doğuşuna kadar devam eder. Rekat sayısında herhangi bir sınır yoktur. Az veya çok iste­nildiği kadar kılınabilir.


Teheccüt namazının delili şu ayet-i kerimedir:


"Gecenin bir kısmında kalk ve sana mahsus bir fazlalık olmak üzere onunla (Kuran la) namaz kıl. Rabbinin seni övgüye değer bir makama çı­karması umulur." (İsra: 17/79)


Ebu Hureyre'den rivayete göre Peygamberimiz (s.a.v.)'e:


-Farz namazlardan sonra hangi namaz faziletlidir ve Ramazan ayından sonra hangi oruç faziletlidir? diye soruldu.Rasulullah (s.a.v.):


"Farz yazılmış namazdan sonra en faziletli namaz gece ortasında kılı­nan namazdır. Ramazan ayından sonra en faziletli Oruç ise, Allah ayı olan Muharrem orucudur." (11) buyurdu.


2- KuşIuk Namazı:


Bunun da diğer adı Dûha namazıdır. Sabah nama­zından sonra güneş bir mızrak yükseldikten sonra başlar, süresi Güneş'in tepe noktasına gelmesine kadar devam eder. En azı iki, en çoğu da sekiz rekattır.


Bunun delili Peygamberimiz (s.a.v.)'in şu hadisi şerifidir:


Ebu Hureyre (r.a) rivayet eder: "Kalbim dostum bana üç şey tavsiye etti. Bunları yaşadığım müddetçe asla terketmem. Bunlar, her aydan üç gün oruç, Duha namazı ve Vitir namazı."(12)


Ümmü Hani şöyle rivayet eder:


"Mekke'nin fethi senesi Hz. Peygamber Mekke'nin en yüksek yerinde bulunuyordu, yıkanmak için kalktı. Hz. Fatıma da ona bir perde gerdi. Sonra Hz. Peygamber elbisesini aldı ve ona sarıldı sonra kuşluk namazını sekiz rekat olarak kıldı." (13)


3- Teravih Namazı:


Teravih namazı Ramazan ayında yatsı namazın­dan sonra kılınır, yirmi rekattır. İleride açıklanacaktır.


Teravih namazının delili için Hz. Aişe (r. anha) şöyle demiştir:


Bir gece Rasulullah (s.a.v.), mescidde namaz kıldı. Bazı insanlar da peygamberin namazına uyup namaz kıldılar. Sonra ertesi gecede böyle cemaatle namaz kıldılar. Halk çoğaldı. Üçüncü yahut dördüncü gece halk yine toplandı. Fakat Rasulullah o gece onların yanına (namaz kılmağa) çıkmadı. Sabahleyin çıkıp namazdan sonra: "(Ey nas!) sizin cemaatle Ra­mazan namazı kılmağa olan şiddetli arzunuzu gördüm. Benim için de na­maza çıkmağa hiç bir engel yoktu. Yalnız üzerinize farz kılınmasından en­dişe ettim." (14) buyurdu.


Diğer bir hadiste şöyle rivayet edilmiştir:


Hz. Ömer döneminde insanlar Ramazan ayında yirmi rekat teravih na­mazını kılardı. (15)


Şafii mezhebinde hangi sünnet olursa olsun, kılınırken iki rekatta bir selam verilmesi daha da sevaptır.


Yukarıda açıkladığımız 5 vaktin farz olan namazlarının rekat sayıları şunlardır:


Sabah namazı:2 rekattır. Öğlen namazı: 4 rekattır. İkindi namazı: 4 rekatır. Akşam namazı :3 rekatır. Yatsı namazı: 4 rekattır.


Ayrıca cuma günleri öğlen namazı yerine iki rekat cuma namazı da farzdır. İleride açıklanacaktır.
______________________________
(1) Buharı, 1126; Müslim, 724
(2) Müslim, 730
(3) Tirmizi,427
(4) Tirmizi, 523
(5) Tirmizi, 429
(6) Tirmizi, 430
(7) Buharı, 1127. Muslim, 729
(Cool Ebu Davud, 1418.
(9) Ebu Davud, 142.
(10) Müslim, 838
(11) Müslim, 1163.
(12) Müslim,722.
(13) Buhari,350, Muslim, 336.
(14) Müslim,761
(15) Beyhaki, 2/996


*************************
Farz Namazlar


Mükellef olan her müslümana farz olan namazlar sabah, öğle, ikindi, akşam ve yatsı namazlarıdır. Bu namazlar, Hz. Peygamber'in Beyt'ül-Makdis'e, oradan da semaya çıkarıldığı gecede farz kılınmıştır. Allah Teâlâ, peygamberine ve diğer müslümanlara bir gün bir gecede elli vakit namaz farz kıldı. Sonra beş vakite düşünceye kadar tahfif etti. Beş vakit namaz kılınır, fakat elli vakit namaz ecri verilir.
Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:
Ben Mekke'de iken evimin tavanı ayrıldı, Cebrail indi, sonra elimden tutarak beni en yakın semaya götürdü. Allah Teâlâ üm­metime 50 vakit namazı farz kıldı. Bunun üzerine tekrar Allah'a müracaat ettim. Allah 'Onlar beş vakittir ve yine onlar elli vakittir. Benim nezdimde söz değişmez' buyurdu.[3]
Sahih görüşe göre İsra hâdisesi, Hz. Peygamber Mekke'den Medine'­ye hicret etmeden 18 ay önce olmuştur. Durum böyle olunca beş vakit namaz, Hz. Peygamber'in daha önce sabahları ve akşamları kıldığı iki vakit namazı neshetmiş oluyor.

Namazın Meşruiyetinin Delilleri


Namazın meşruiyeti birçok ayet ve hadîsle sabit olmuştur. Bu husus­taki ayetlerden bazıları şunlardır:
O halde akşama girdiğinizde de sabaha çıktığınızda da Allah'ı teşbih ve tenzih edin (namaz kılın). Göklerde ve yerde (bulunan tüm varlıkların) hamd(i) Allah'a mahsustur. Gündüzün sonunda da, öğle vakti geldiğinde de (Allah'ı teşbih edin ve ikindi ile öğle namazını kılın!) (Rum/17-18)
İbn Abbas'a göre 'akşama girdiğinizde' sözünden maksat, akşam ve yatsı namazlarıdır. 'Sabaha çıktığınızda1 sözünden maksat da sabah na­mazıdır. Aşiyyen kelimesinden maksat, ikindi namazıdır. 'Öğle vakti geldiğinde' ibaresinden maksat da öğle namazıdır.
Şüphesiz ki namaz, mü'minlerin üzerine vakit(leri bel)li bir farzdır. (Nisa/103)
Hadîsten delili ise, yukarıda geçen İsra Hadîsinden başka şu hadîs­lerdir: Hz. Peygamber, Muaz b. Cebel'i Yemen'e gönderirken şöyle bu­yurmuştur:
Onları, önce Allah'tan başka ilah olmadığına ve benim Allah'ın elçisi olduğuma şehadet etmeye çağır. Eğer onlar buna itaat ederlerse on­lara şunu bildir: Allah onların üzerine her gün ve gecede beş vakit namazı farz kılmıştır. [4]
Bir bedevi, Hz. Peygamber'e namaz hususunda sorduğunda, Hz. Peygamber 'Bir gün, bir gecede beş vakit namaz farzdır' dedi. 'Üzerime bundan başkası da olacak mı?' dediğinde, Hz. Peygamber 'Hayır, meğer ki kendiliğinden kılasın' buyurdu.[5]

Namazın Dindeki Yeri


Namaz, bedenî ibadetlerin en üstünüdür, bir kişi Hz. Peygamber'e, ibadetlerin en üstününün hangisi olduğunu sorunca, Hz. Peygamber şöyle dedi:
- İbadetlerin en üstünü namazdır.
- Sonra hangisi?
- Namaz.
- Sonra hangisi?
- Namaz.[6]
Bir müslüman iki vakit namazı, güzel bir şekilde eda ederse, o, iki namaz arasındaki günahlara kefaret olur. Hz. Peygamber şöyle bu­yurmuştur:
Allah Teâlâ beş vakit namaz vasıtasıyla hataları siler.[7]
Allah'ın emrettiği gibi abdesti tam alıp da şu beş vakit namazı kılan
hiçbir müslüman yoktur ki bu namazlar, aralarındaki günahlar için
birer kefaret olmasın.[8]
Nitekim" tembellik nedeniyle namaz hususunda gevşeklik gösteren bir kimsenin, böyle devam ettiği takdirde küfre girmesi sözkonusu olduğu gibi -daha önce söylediğimiz gibi- namaza devam etmesi de imanını besler. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:
Namazı kasden terketmeyin. Çünkü namazı kasden terkeden bir kim­senin üzerinden Allah ve Rasûlü'nün zimmeti beri olur.[9]

Namazı Terketmenin Hükmü


Namazı terkeden bir kimse ya tembelliğinden, ya inkâr ettiğinden veya hafife aldığından ötürü terkeder. Namazı, farziyetini inkâr ederek veya hafife alarak terkeden bir kimse kâfir olur. Hâkimin onu tevbeye davet etmesi farzdır. Eğer tevbe edip namazı kılarsa bir mesele kalmaz, ancak tevbe etmezse; mürted olduğundan ötürü öldürülür. İrtidat nedeniyle öldürülen kişinin yıkanması, kefenlenmesi, namazının kılınması ve müslüman mezarlığına defnedilmesi caiz değildir. Çünkü o kişi artık müslü mani ardan kabul edilmemektedir.
Namazın farziyetine inandığı halde, tembellik nedeniyle namazı ter-keden kimseyi hâkimin, namazlarını kaza etmeye ve terkettiğinden ötürü tevbeye davet etmesi gerekir. Eğer namazlarını kaza etmeye yanaşmazsa öldürülmesi gerekir. Onu öldürmek, asi müslümanları öldürmek için meşru kılman cezaların kaps----- girer. Ayrıca bu, terkedilmesi nede­niyle savaş açılan bir farzı terketmenin cezasıdır. Fakat bu nedenle öldü­rülen bir kimse müslüman kabul edilerek kendisine teçhiz, tekfin, defin ve miras hususunda müslüman muamelesi yapılır. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:
Ben, Allah'tan başka ilah olmadığına, Muhammed'in Allah'ın Rasûlü olduğuna şehadet edinceye ve namazı kılıp zekâtı verinceye kadar insanlarla savaşmakla emrolundum. Bunları yapınca kanlarını ve mallarını benden korumuş olurlar. Ancak İslâm'ın hakkı hariçtir ve hesaplan da Allah'a aittir.[10]
Bu hadîs Lâilahe İllallah Muhammed'ur-rasûlullah dediği halde na­maz kılmayan kimselerle savaşılması gerektiğine delâlet eder. Ancak böyle kimseler kâfir sayılmazlar. Bunun delili şu hadîstir:
Kim Allah'ın kullan üzerine farz kıldığı beş vakit namazı, hakkına ri­ayet ederek kılarsa, Allah onu cennet'e koymaya söz vermiştir. Kim de onları kılmazsa, Allah katında onun hiçbir ahdi yoktur; dilerse azap eder, dilerse cennet'e sokar.[11]
Bu hadîs, namazı terkeden bir kimsenin kâfir olmadığına delâlet eder. Zira namazı terketmekle kâfir olunsaydı Hz. Peygamber 'Allah di­lerse azap eder, dilerse cennet'e sokar' demezdi. Çünkü kâfir asla cen­net'e giremez. O halde buradaki namazı terketme, tembellik nedeniyle terketmeye hamledilir. Böylece deliller arasında da tenakuz sözkonusu olmaz. Yine Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:
Kişi ile küfür ve şirk arasında namazın terki vardır.[12]
Buradaki terk, namazın farziyetini inkâr ederek veya namazı hafife alarak terketmedir.

Farz Namazların Vakitleri


Beş vakit namazın herbirinin belli vakitleri, o vakitlerin de bir başlangıcı, bir de sonu vardır. Vaktin girişinden önce ve vakit çıktıktan sonra namaz kılmak caiz olmaz.
Şüphesiz ki namaz, mü'minlerin üzerine vakit(leri bel)li bir farzdır.
(Nisa/103)
Namaz, özel vakitlerle sınırlandırılmış bir farzdır. Sahih hadîslerde bildirildiğine göre beş vakit namaz farz kılındıktan sonra Cebrail gelerek namaz vakitlerini Hz. Peygamber'e öğretmiştir.[13] Hz. Peygamber de hem söz, hem de fiiliyle namaz vakitlerini müslümanlara öğretmiştir.
Ebu Musa el-Eş'arî şöyle rivayet ediyor: "Bir kişi Hz. Peygamber'e namaz vakitlerini sordu. Hz. Peygamber ona bir cevap vermedi. Sonra şafak söker sökmez sabah namazını kıldırdı. Neredeyse insanların birbir­lerini tanıyamayacakları kadar karanlıktı. Sonra güneş tam tepeden batıya meylettiği zaman müezzine emretti ve öğle namazını kıldırdı. Öyle ki iyi bilen bir kişi 'Gündüz yan olmuştur1 derdi. Sonra güneş yüksekteyken ikindi namazını kıldırdı. Sonra güneş battığı zaman akşam namazını kıldırdı. Sonra şafak kaybolduğu zaman yatsı namazını kıldırdı. Ertesi gün sabah namazını o kadar geciktirdi ki namazdan çıkan biri 'Güneş
muhakkak doğmuştur' yahut 'hemen hemen doğmak üzeredir* diyebilirdi. Sonra öğle namazını dünkü ikindi vaktine yakın bir zamana kadar tehir etti. Sonra ikindiyi o kadar geciktirdi ki namazdan çıkan bir kimse 'güneş kıpkırmızı oldu1 derdi. Sonra şafağın kaybolma zamanı yaklaşıncaya kadar akşam namazını geri bıraktı. Sonra yatsı namazını gecenin ilk üçte biri geçinceye kadar geciktirdi. Sonra sabah olunca soru soran kişiyi çağırdı ve ona 'Namazların vakti şu iki vakit arasıdır' dedi".[14]
Burada mücmel kalan bazı noktalan açıklayan veya fazlalık getiren hadîsler de vardır. Bunları, aşağıda namazların vakitlerini tafsilatlı olarak anlatırken göreceğiz.

Sabah Namazı


Sabah namazının vakti, fecr-i sadık'ın doğuşu ile başlar, güneşin doğuşuna kadar devam eder. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:
Sabah namazının vakti, fecrin doğuşundan başlar, güneşin çıkış za­manına kadar devam eder.[15]

Öğle Namazı


Öğle namazının vakti, güneşin tam tepeden batıya doğru kaymaya başladığı zaman başlar. Bu vakte zeval vakti denir. Çünkü o vakitte doğuya doğru uzanan küçük gölgeler görünür. Ona.zeval gölgesi denir. Öğle namazının vakti, herşeyin gölgesinin kendi boyuna ulaştığı zamana kadar devam eder. Zeval gölgesi de bu gölgeye dahildir. Çünkü o, öğle namazı vaktinin ilk belirtisidir. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:
Öğle namazının vakti, güneşin batıya doğru kaymasıyla başlar. O zaman kişinin gölgesi boyu kadardır. İkindi girinceye kadar devam eder.[16]

İkindi Namazı


İkindi namazının başlama vakti, öğlenin sona erdiği zaman başlar. Güneş batıncaya kadar devam der. Şu hadîs buna delâlet eder:
Güneş batmadan önce ikindi namazının bir rekâtına yetişen kimse ikindi namazına yetişmiş demektir.[17]
Fakat namazı, her şeyin gölgesinin iki misline ulaştığı zamana kadar ertelememek en güzelidir, zira hadîsten bu anlaşılmaktadır. Bir de Hz. Peygamber'in şu sözü vardır:
İkindi namazının vakti, güneş sapsarı oluncaya kadardır.[18] Bu hadîs, muhtar olan vakte hamledilir.

Akşam Namazı


Akşam namazının vakti, güneşin batmasıyla başlar, kırmızı şafak kay­bolup batı tarafında eseri kalmayıncaya kadar devam eder. Kırmızı şafak, güneş ışınlarından kalan noktalardır, güneş battığında doğu tarafında gö­rülür. Sonra karanlık onu batıya doğru kaydırır. Karanlık yeryüzünü kap­layıp batı ufkuna uzandığında, kırmızı şafağın eseri ortadan kalktığında akşam namazının vakti sona ermiş, yatsı namazının vakti girmiş demektir. Vakitleri bildiren hadîs buna delâlet eder. Zira Hz. Peygamber şöyle demiştir: \
Akşam namazının vakti, kızıllık düşünceye kadardır.[19]

Yatsı Namazı


Yatsı namazının vakti, akşamın sona ermesiyle başlar, fecr-i sadık'ın doğuşuna kadar devam eder. Fakat en muhtar görüşe göre, gecenin üçte birinden daha fazla erteîenmemelidir. Fecr-i sadıktan maksat, doğu ufkuna yayılan bir ışıktır; bu ışık güneşin aksetmesiyle meydana gelir. Sonra yavaş yavaş göğe doğru yükselip güneşin doğusuyla tamamlanır. Yatsı namazının başlama, sona erme ve muhtar olan vaktinin delili, vakitleri bildiren hadîsle birlikte bir de şu hadîstir:
Dikkat edin! Şu muhakkak ki uyku ile namaz kaçırmakta bir tefrit yoktur. Tefrit ancak diğer bir namaz vakti girinceye kadar namazını kılmayan kimse içindir.[20]
Bu hadîs, bir namaz vaktinin diğer namaz vakti girdiğinde sona erdiğine delâlet eder. Fakat sabah namazı bundan hariçtir. Zira sabah namazının vakti, öğle namazı vaktinin girmesiyle değil, güneşin doğma­sıyla sona erer.
İşte bunlar, beş vakit namazın vakitleridir. Fakat namazları kasden vaktin sonuna bırakıp da vaktin genişliğini mazeret olarak ileri sürmemek gerekir. Çünkü böyle yapmak, namaz vaktinin çıkmasına sebep olabilir. Hatta bu gevşeklik namazı terketmeye bile sebep olabilir. Sünnet olan, namazları vaktin başlangıcında kılmaktır.
Hz. Peygamber'e 'Amellerin en efdali hangisidir?' diye sorulduğunda 'Vaktinde kılınan namaz' diye cevap vermiştir.[21]
Namazın bir kısmı vakti içinde, bir kısmı da vakti dışında kıhnırsa, o namaz, vakti içinde kılınmış sayılır. Aksi takdirde kaza edilmiş bir namaz sayılır. Bunun delili, Hz. Peygamber'in şu hadîsleridir:
Kim güneş doğmadan sabah namazının bir rekâtına yetişirse, o, sa­bah namazına yetişmiştir. Kim güneş batmadan Önce ikindi na­mazının bir rekâtına yetişirse ikindi namazına yetişmiştir.[22]
Bir namazın bir rekâtına yetişen kimse, o namaza yetişmiştir.[23]

Namaz Kılmanın Mekruh Olduğu Vakitler


Namaz kılmanın tahrimen mekruh olduğu vakitler şunlardır:
1. Cuma günü hariç, güneş tam tepedeyken ve sabah namazından sonra güneş bir mızrak boyu yükselinceye kadar namaz kılmak tahrimen mekruhtur.
2. İkindi namazından sonra güneş batincaya kadar namaz kılmak da tahrimen mekruhtur.
Bu vakitlerde namaz kılmanın tahrimen mekruh olduğunun delili şu hadîstir:
Ukbe b. Âmir el-Cühenî şöyle demektedir: "Hz. Peygamber üç vakitte bizi namaz kılmaktan ve ölülerimizi gömmekten nehyetti: Güneş doğmaya başladığından bir mızrak boyu yükselinceye kadar, güneş tam tepeden biraz batıya meyledinceye kadar, güneş batmaya meyledip batıncâya kadar..."[24]
Bu kerahat, sebepsiz kılınan namaz ve kasden gömülen ölü için sözkonusudur. Fakat kendiliğinden o vakitlere rastlayan cenaze için, kaza namazı, mescid namazı gibi namazlar için kerahat sözkonusu değildir. Bunları, bu sebeplerden ötürü o vakitlerde kılmanın mekruh olmadığının delili şu hadîstir:
Kim bir namazı (kılmayı) unutursa, onu, hatırladığında kılsın. Onun bundan başka kefareti yoktur: 'Beni hatırlamak için namaz kıl!' (Tâhâ/14)[25]
Hz. Peygamber'in 'Onu hatırladığında kılsın' sözü, hatırladığı zama­nın o namazın meşru vakti olduğuna delâlet eder. Bazen kazaya kalan namaz, mekruh olan vakitlerde hatırlanabilir. Bu nedenle kazaya kalan namazın bu vakitlerde kılınmasının bu yasaktan istisna edildiğine delâlet eder.
Ümmü Seleme şöyle diyor: Hz. Peygamber ikindi namazından sonra iki rekât namaz kıldı. Onun ne namazı olduğunu sordum. Bana 'Ey Ebu Umeyye'nin kızı! İkindi namazından sonra kıldığım iki rekâttan sual etmiştin, bunun sebebi şudur: Bana Abdulkays kabilesinden bazı kimse-ier (İslâm'a girmek için) gelmişlerdi. Bunlar, şu öğle namazından sonraki iki rekât (nafile) namazdan beni meşgul edip alıkoymuşlardı. Bu kıldığım iki rekât namaz, öğlenin o iki rekât son sünnetidir' dedi.[26]
Sebepleri olan diğer namazlar da kazaya kalmış namaza kıyas edilmiştir. Bu mutlak nehiyden Mekke haremi hariçtir; Mekke hareminde her vakitte her türlü namaz kılınabilir. Çünkü Hz. Peygamber şöyle bu­yurmuştur:
Ey Abdimenafoğullan! Şu Kabe'yi ziyaret eden hiç kimseyi, gece veya gündüzün herhangibir vaktinde tavaf etmekten ve namaz kılmaktan menetmeyin.[27]

Farz Namazı İade ve Kaza Etmek



Farz namazlardan birini kıldığı halde, bir eksiklikten veya edeplerine riayetsizlikten dolayı yeniden kılmaya namazı iade etmek denir. Bu müs-tehabdır. Meselâ öğle namazını tek başına kıldıktan sonra, cemaatle tekrar kılmak sünnettir. Farz olan, kişinin ilk kıldığı namazdır, ikinci kez kıldığı namaz ise nafile olarak defterine kaydedilir.
Hz. Peygamber sabah namazını kıldıktan sonra, namazı cemaatle kılmayan iki kişi görünce 'Neden bizimle beraber kılmadınız?' diye sordu. 'Ey Allah'ın Rasûlü! Biz daha önce konakladığımız yerde namazımızı kıldık' diye cevap verdiler. Hz. Peygamber 'Sakın böyle yapmayın. Cemaatle beraber namazınızı tekrar kılın. Çünkü daha önce kıldığınız namaz sizin için nafile olur' dedi.[28]
İlk kılinan namazda eksiklik veya âdaba riayetsizlik yoksa, kılacağı namaz da ilk kılınandan daha faziletli olmayacaksa, onu iade etmek (tekrar kılmak) sünnet değildir.
Vakti çıktıktan veya bir rekât yetişmeyecek kadar kalan zamanda kılınan namaza kaza denir. Eğer bir rekât sığacak kadar zaman varsa, o vakitte kılman namaz kaza değil, edadır. Nitekim bunu daha önce be­lirtmiştik.
Bütün mezheplerin cumhur uleması, namazı unutarak veya kasden terkeden bir kimsenin onları kaza etmesi gerektiğinde ittifak etmişlerdir. Ancak kişi unutkanlık veya uyku nedeniyle kılamamışsa günahkâr olmaz ve hemen kaza etmesi de vacib değildir-, istediği zaman kaza edebilir. Özürsüz olarak namazı terkeden bir kimse ise hem günahkâr olur, hem de ilk fırsatta namazını kaza etmek mecburiyetindedir. Terkedilen bir na­mazın kaza edilmesinin farz olduğunun delili şu hadîstir:
Kim bir namazı (kılmayı) unutursa veya uykuya dalıp kılmazsa, onu, hatırladığında kılsın. Onun bundan başka kefareti yoktur.[29] .
Hz. Peygamber'in 'Onun bundan başka kefareti yoktur' sözü, sayısı ne kadar olursa olsun, ne zaman terkedilmiş olursa olsun geçmiş namaz­ların kaza edilmesi gerektiğine delâlet eder.

Namaz Kimlere Vacibdir?


Erkek veya kadın âkil-bâliğ olan her müslümana namaz kılmak farzdır. Kâfir'e namaz kılmak farz değildir. Kâfir 'Neden namaz kılma­dın?' diye hesaba çekilmez. Fakat ahirette cezayı gerektirmesi açısından kâfir'e de farzdır. Çünkü müslüman olup namaz kılabilirdi. Bunun böyle olduğunun delili şu ayettir:
'Sizi sekar'a (alevli ateşe) sokan nedir?' (Mücrimler şöyle) derler: 'Biz namaz kılanlardan değildik, fakire yedirmezdik, bâtıla dalanlarla be­raber (biz de) dalardık. Hesap gününü de yalan sayardık. Nihayet bize ölüm gelip çattı'. (Müddessir/42-47)
Küçük çocuklara ve delilere namaz farz değildir. Çünkü çocuklar ve deliler mükellef değildir. Hayızlı ve nifaslı kadınlara da namaz farz değildir. Çünkü bu durumda iken namaz kılmaları sahih olmaz; onlarda namaza mâni olan abdestsizlik hali mevcuttur.
Kâfir, müslüman olduğu zaman küfürdeyken geçen namazları kaza etmekle mükellef değildir. Şeriat bunu, dine teşvik etmek amacıyla böyle bir hükme bağlamıştır.
Kâfirlere de ki: 'Eğer(küfürden) vazgeçerlerse geçmiş (günah)îarı bağışlanır1. (Enfal/38)
Ancak mürted olan bundan müstesnadır. Onun, tekrar İslâm'a dön­dükten sonra, irtidat zamanında geçirdiği namazları ceza olarak kaza et­mesi farzdır.
Kadınların hayızh ve nifaslı iken geçirdikleri namazları kaza etmeleri farz değildir. Çünkü bu namazları kaza etmeyi farz kılmak, kadınlara meşakkat olur. Delinin de deliiik zamanında kılmadığı namazları kaza etmesi vacib değildir. Baygın olan kimsenin de durumu aynıdır. Bunun delili şu hadîstir:
Kalem (mesuliyet) üç kişiden kaldırılmıştır: Baliğ oluncaya kadar ço­cuktan, uyanıncaya kadar uyuyandan, akıllanıncaya kadar deliden.[30]
Hadîs, deli hakkında varid olmuştur. Aklı, herhangibir sebepten ötürü zayi olanlar da deliye kıyas edilmiştir. Uykuda olduğu için namazı kaçıran bir kimseye, namazı kaza etmesinin vacib olduğu daha önce ge­çen şu hadîsten anlaşılmaktadır:
Kim bir namazı, unutarak veya uyuduğu için kaçırırsa, hatırladığı zaman onu kılsın.
Çocuk yedi yaşını doldurduktan sonra, ona, alışkanlık kazanması için namaz kılmayı emretmek vacibdir. On yaşında iken namazı terkederse dövülmelidir. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:
Çocuk yedi yaşına geldiğinde ona namaz kılmasını emredin. On yaşına geldiğinde namazı terkederse onu dövün.[31]


[1] Müslim/668, (Cabir b. Abdullah'tan)

[2] Müslim/667, (Ebu Hüreyre'den)


[3] Buharî/342; Müslim/163

[4] Buharî/1331; Müslim/19

[5] Buharî/46; Müslim/İl

[6] İbn Hibban/258

[7] Buharî/505, (Ebu Hüreyre'den)

[8] Müslim/231, (Hz. Osman'dan)

[9] İmam Ahmed, VI/421, V/338


[10] Buharî/25; Müsim/22, (İbn Ömer'den)

[11] Ebu Dâvud/1420 ve başka muhaddisler, (Ubade b. Samit'ten)

[12] Müslim /82 ve başka muhaddisler (cabirden)

[13] Ebu Dâvud/393; Tirmizî/149

[14] Müslim/6l4 ve başka muhaddisler


[15] Müslim/612

[16] Müslim/612

[17] Buharî/554; Müslim/608

[18] Müslim/6l2

[19] Müslim/612

[20] Müslim/681, (Ebu Katade'den)

[21] Buharî/504; Müslim/85

[22] Buharî/554; Müslim/608

[23] Buharî/555; Müslim/607


[24] Müslim/831

[25] Buharî/572; Müslim 684, (Enes'ten)

[26] Buharî/1176; Müslim/834

[27] Tirmizî/868; Ebu Dâvud/1894

[28] Tirmizî/219

[29] Buharî/572; Müslim/684 ve başka muhaddisler


[30] Ebu Dâvud/4403 ve başka muhaddisler

[31] Ebu Dâvud/494; Tirmizî/407. (Tİrmi2Î sahih-hssen demiştir).

_________________


Elif gibi yalnızım,
Ne esrem var, ne ötrem.
Ne beni durduran bir cezmim,
Ne de bana ben katan bir şeddem var.
Ne elimi tutan bir harf,
Ne anlam katan bir harekem...
Kalakaldım sayfalar ortasında.
Bir okuyan bekledim,
Bir hıfzeden belki...
Gölgesini istedim bir dostun med gibi…
Sızım elif sızısı...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://kutluforum.yetkinforum.com
@bdulKadir
Adminstratör
avatar

Mesaj Sayısı : 6459
Rep Gücü : 10014589
Rep Puanı : 97
Kayıt tarihi : 17/03/09
Yaş : 55
Nerden : İzmir

MesajKonu: Geri: Şafii mezhebine Göre Namz..farzları sünnetleri vs   Cuma Ekim 30, 2009 9:23 am

NAMAZIN SÜNNETLERİ2
A, Namazdan Önceki Sünnetler2
B Namaz İçindeki Sünnetler2
Eb'âz 2
Teveccüh'ün Müstehab Olduğu Yerler4
C Namazdan Sonraki Sünnetler6

NAMAZIN SÜNNETLERİ


Fıkıh'ta sünnet, Hz Peygamber'in vacib olmayarak yapmış olduğu şeyleri ifade eder Namazın sahih olması için birtakım şart ve rükûnların olduğunu söylemiştik Bir de namaz kılan kişiden istenen, namazın bir­takım sünnetleri vardır Fakat bunlar farz gibi zorunlu olarak istenmez Bu sünnetlere riayet eden sevap alır, riayet etmeyen ise günahkâr olmaz Bu sünnetler namazdan öncej namaz içinde ve namazdan sonra olmak-üzere üç kışıma ayrılır:

A, Namazdan Önceki Sünnetler


Namazdan önceki sünnetler üç tanedir:
1 Ezan
Ezanın tarifi, delilleri, şartlarının beyanı ve bununla ilgili meseleler daha önce geçmişti
2 İkâmet (Kamet)
Kâmet'in tarifi, şartlarının beyanı, ezan ile kamet arasındaki farklar daha önce zikredilmişti
3 Sütre
Kişinin namaz kılarken önüne -duvar, direk, baston gibi- bir sütre alarak önünden geçenlerle kendi arasında bir perde yapması, hiçbir şey yoksa önüne bir çizgi çekmesi sünnettir
Abdullah b Ömer şöyle rivayet ediyor: "Hz Peygamber bayram günü (namaza) çıktığında (hizmetçisine) bir harbe taşımasını emrederdi (O harbe namazda) karşısına dikilir, kendisi de ona doğru namaz kılar, halk da arkasında namaza dururdu Bunu seferde de yapardı"[1]
En efdal olanı, sütrenin secde yerine yakın olmasıdır; zira Sehl b Sa'd şöyle rivayet ediyor: 'Hz Peygamber'in musallası (namaz kıldığı yer) ile (kıble cihetindeki) duvar arasında bir davar geçebilecek kadar yer vardı1[2]

B Namaz İçindeki Sünnetler


Namaz içindeki sünnetler ikiye ayrılır:
1 Eb'az
2 Heyet
Eb'az, namazda terkedildiği takdirde sehiv secdesiyle telafi edilmesi­nin sünnet olduğu şeylerdir
Heyet, terkedildiği takdirde sehiv secdesiyle telafi edilmesinin sünnet olmadığı şeylerdir
Sehiv secdesini ve onunla ilgili hususları namazın amelleri bahsinde açıklayacağız Namazdaki eb'âzlar ise şunlardır:

Eb'âz


a Birinci Teşehhüd
Birinci teşehhüd, arkasından selâm gelmeyen teşehhüd'dür Bu da öğle, ikindi, akşam ve yatsı namazlarında ikinci rekattaki oturuştur Bu oturuşta teşehhüd okumak sünnettir Çünkü namazını güzel kılmayan bir kişiye Hz Peygamber şöyle demiştir:
Namazın ortasında oturduğun zaman önce istikrar bul, sonra sol ayağını yay, sonra teşehhüd oku[3]
Bu teşehhüd'ün sünnet olduğunun delili, Abdullah b Buhayne'nin rivayet ettiği şu hadîstir: 'Hz Peygamber bir namazda bize iki rekât kıldırdı Sonra (birinci teşehhüd için) oturmadan kalktı Cemaat (ona uya­rak) ayağa kalktı Namazını tamaladığı zaman biz selâm vermesini bekler­ken selâm vermeden önce tekbir aldı ve oturduğu halde (yanılmaktan dolayı) iki secde yaptı, sonra selâm verdi'[4]
Eğer bu teşehhüd rükün olsaydı, Hz Peygamber onu yerine getirir, sehiv secdesiyle telafi etmezdi
b Teşehhüd'den sonra Hz Peygamber'e salâvat getirmek Salâvat terkedildiği zaman sehiv secdesi yapmak onu telafi eder
c Birinci teşehhüd için oturmak
Böylece birinci teşehhüd'de-, oturmak, teşehhüd okumak ve Hz Pey­gamber'e salât etmek olmak üzere üç tane sünnet olduğu anlaşılmaktadır
4 Rükün olan son teşehhüd'den sonra Hz Peyğamber'in âline salât etmek
Son oturuşta rükün olan teşehhüd'ü okuduktan ve Hz Peygamber'e salâvat getirdikten sonra Hz Peyğamber'in âline de salât etmek sünnet'tir Çünkü salât'ın lafzında âl kelimesi de geçmektedir
5 Sabah namazında ikinci rekâtın itidaline kalkıldığında, Ramazan'ın ikinci yarısında, vitir'in son rekâtında ve hangi namazda olursa olsun son rekâttaki itidâl'de felaketler için kunut okumak sünnettir
Enes b Mâlik şöyle rivayet ediyor: 'Hz Peygamber dünyadan ayrılıncaya kadar sabah namazında kunut yaptı[5]
Enes b Mâlik'e, Hz Peyğamber'in sabah namazında kunut yapıp yapmadığı sorulduğunda, şöyle demiştir:
- Evet, kunut yaptı
- Rükû'dan önce mi sonra mı?
- Rükû'dan sonra az bir müddet[6]
Namaz kılan kişi hangi lafızla olursa olsun Allah'a övgü ve duada bulunursa kunut sünnetini yerine getirmiş olur Meselâ Aüahummağfirli yâ gafuru dese yeterlidir Kunut'un en mükemmel şekli ise, Hz Peygamber'den rivayet edilen kunut duasını okumakla yerine getirilmiş olur
Hasan b Ali şöyle demiştir: Hz Peygamber bana birkaç kelime öğ­retti, vitir'de onları okuyordum:
Ey Allahim! Verdiğin hidayetinde beni daim kıl! Verdiğin afiyetlerle beni afiyette kıl Emanına aldığın yerde beni de emanına al! Bana verdiğini mübarek kıl! Kaza ettiğin şeyin şerrinden beni koru! Sen hükmedersin, fakat kimse sana hükmedemez Senin dost edindiğin zelil kılınamaz Senin düşman olduğun aziz olamaz Sen yücesin, ey Allahım sen büyüksün[7]
İmam'ın bu lafızları cermsigası olarak; ihdini yerine ihdim, afini ye­rine afim, tevelhnî yerine tevellena şeklinde okuması gerekir
Hişam'ın, Muhammed b Sirin'in ashabından rivayet ettiğine göre Ubey b Ka'b (Ramazan'da) onlara imamlık yapıp Ramazan'ın son yansında kunut yapmıştır[8]
Ebu Hüreyre şöyle rivayet ediyor: 'Hz Peygamber sabah namazının ikinci rekâtında başını rükû'dan kaldırdığı zaman ellerini kaldırıp kunut duası okurdu'[9]
Âlimler şu ibarenin eklenmesinin de müstehab olduğunu söy­lemişlerdir
Namazın Sünnetleri
Hükmettiğine karşılık hamd sana mahsustur Ey Rabb'imiz! Senden mağfiretini diler ve sana yöneliriz Peygamber Efendimiz (en-Nebiyyü'l-timmî olan) Hz Muhammed'e, âline ve ashabına salât u selâm eyle! Nitekim bu hususta dua ve zikirden sonra Hz Peygamber'e getirilen
sa/âvat hakkında sahih hadîsler vardır[10]
Kunut okurken elleri kaldırmak sünnettir Ellerin iç kısımları göğe doğru olmalıdır
• Heyetler
Biz daha önce heyetlerin, namazın sünnetlerinden olduğunu, terke- dilmesi halinde sehiv secdesiyle telafi edilmesinin sünnet olmadığını, Eb'azlann ise sehiv secdesiyle telafi edileceğini söylemiştik Namazdaki heyetleri şöyle sıralayabiliriz:
1 Tahrim tekbiri alırken, rükû'ya giderken ve rükû'dan kalkarken el­lerin kaldırılması sünnettir
Bu sünneti yerine getirmenin keyfiyeti şöyledir: Ellerin ayaları kible'ye doğru açılıp parmaklar yayılmalıdır Baş parmaklar kulak memeleri hizasında olup ellerin ayaları açık olmalıdır
İbn Ömer şöyle rivayet ediyor: 'Hz Peygamber namaza durduğu zaman ellerini omuzları hizasına kadar kaldırır, sonra tekbir alırdı Rükû'a gitmek istediği zaman da, rükû'dan kalktığı zaman da böyle yapardı Fakat secdeye gittiğinde ve secdeden kalktığında böyle yapmazdı'[11]
2 Vakfe'de sağ eli sol elin üzerine koymak
Bunun şekli şöyledir: Sağ eli sol elin üzerine koyup sağ elin parmak­larıyla sol elin bileğini tutmalı, elleri göbeğin üstüne göğsün de altına koymalıdır
Vail b Hucr şöyle rivayet ediyor: 'Hz Peygamber namaza başladığı zaman ellerini kaldırıp tekbir alır, sonra sağ elini sol bileği üzerine ko­yardı'[12]
3 Kıyamdayken secde yerine bakmak
Namaz kılan kişinin bakışlarını sağa sola çevirmesi mekruhtur Yukarıya veya önündeki birşeye -Kabe bile olsa- bakması mekruhtur' Sünnet olan, devamlı secde yerine bakmaktır Kişi teşehhüd okurken işaret ettiği parmağına bakabilir Böyle yapılmasının delili Hz Peygamber'in fiilidir ,
Teveccüh
4 Tekbir'den sonra namaza teveccüh okuyarak başlamak Teveccühün lafzı, Hz Ali'nin rivayet ettiği şu lafızlarla okunmalıdır
Şüphesiz ki ben, yüzümü bir muvahhid olarak o gökleri ve yerleri yaratmış olan Allah'a yönelttim Ben müşriklerden değilim Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm hiçbir ortağı olma­yan âlemlerin rabbi Allah'ındır Ben ancak bununla emrolundum ve ben müslümanlardanım[13]

Teveccüh'ün Müstehab Olduğu Yerler


Teveccüh duasını, farz ve nafile namazların başında Fatiha okuma­dan önce -tek başına kılan için de imam için de- cemaat içinde okumak müstehab'dır
Eğer besmele çekilmiş veya Fatiha okunmuş veya euzübillahi min'eş-şeytan'ir-racim denmişse, başa dönüp yeniden teveccüh duasını okumak uygun değildir Unutarak böyle yapmak da hükmü değiştirmez
Cenaze namazında teveccüh duası okumak müstehab değildir Vakit dar olduğu zaman farz namazda da okumak müstehab değildir Teveccüh duası okunduğunda vaktin çıkma ihtimali varsa okunma­malıdır
5 Teveccüh'ten sonra eûzu billahi min'eş-şeytan'irracim demek
Bunu takiben Fatiha okunmalıdır Fatiha okunduktan sonra eûzu çekilmez Tekrar başa dönüp eûzu çekmek mekruh'tur
Kur'an okuduğun (okumak istediğin) zaman kovulmuş şeytandan
Allah'a sığın!
(Nahl/98)
6 Kur'an'ı, sesli okunması gereken yerde sesli, sessiz okunması gere­ken yerde sessiz okumak
Kur'an'ı sabah namazında, akşam ve yatsı namazının ilk iki rekâtında, Cuma, Bayram, Ay Tutulma, Yağmur, Teravih ve Ramazan'da kılınan Vitir namazında tek başına kılan için de, imam için de, cemaat için de açıktan okumak sünnettir Bunların dışındaki namazlarda işe gizli okumak sünnettir Bunun böyle olduğuna bir çok hadîs delâlet eder Onlardan bazılarını aşağıda zikrediyoruz:
Cübeyr b Mut'im babasından şöyle rivayet etmektedir: 'Ben Hz Peygamber'in akşam namazında Tur sûresini okuduğunu işittim'[14]
Berâ b Âzib şöyle rivayet etmiştir: 'Hz Peygamber'in yatsı na­mazında Tin sûresini okuduğunu işittim Ondan daha güzel sesli bir kim­seyi dinlemiş değilim' [15]
İbn Abbas şöyle rivayet ediyor: 'Hz Peygamber, ashabına namaz kıldırıyordu Onlar namazda okuduğu Kur'an'ı işitince kulak verdiler'[16]
Ebu Katade şöyle demiştir: 'Hz Peygamber bize namaz kıldırdı Öğle ve ikindi namazlarındaki ilk iki rekâtta Fatihatu'l-Kitab ile birer sûre okurdu'[17]
Hz Peygamber'in aşikâr okuduğunu bildiren hadîsler daha önce geçmişti
Ubade b Samit şöyle rivayet ediyor: Biz Hz Peygamber'in arkasında sabah namazını kılıyorduk Hz Peygamber okurken cemaatin okuması ona ağır geldi Namazı kılınca 'Siz imamınızın arkasında okuyor musu­nuz?' dedi Biz 'Evet, okuyoruz1 dedik Hz Peygamber 'Fatiha'dan
başkasını okumayın Hakikat şu ki Fatiha okumayanın namazı olmaz' bu­yurdu[18]
İmam işitmediği zaman gizli okunmuş sayılır İşte bu hadîsler Hz Peygamber'in, hazır olanlara işittirecek kadar yüksek sesle okuduğuna delâlet eder Sözü geçen yerlerin dışında gizli okumanın delili de şu ha­dîstir:
Bir kişi Habbab'a şöyle sordu:
- Hz Peygamber öğle ve ikindi namazlarında okuyor muydu?
- Evet
- Peki, okuduğunu nasıl anlıyordunuz?
- Sakalının hareketinden anlıyorduk[19]
Ebu Hüreyre şöyle demiştir: 'Hz Peygamber her namazda okurdu Hz Peygamber'in bize açıktan okuduğu yerde biz de size açıktan okuyo­ruz Gizli okuduğu yerde biz de size gizli okuyoruz'[20]
Sahabîler, Hz Peygamber'in sözü geçen yerlerin haricinde sesli okuduğunu nakletmemişlerdir Özel namazların delilleri ise yerlerinde belirtilecektir
Gece kılınan mutlak nafile namazlarda ne gizli ne de aşikâre olma­dan, kıraat normal şekilde yapılmalıdır
Namazında açıktan okuma, sesini fazla da kısma, ikisi arasında bir yol tut
(İsra/110)
7 Fatiha'dan sonra âmin demek
Veleddâllîn'den hemen sonra âmin denilmelidir Namaz kılan kişinin her namazda Fatiha'dan sonra âmin demesi sünnettir Sesli kılınan na­mazlarda sesli olarak, sessiz kılınan namazlarda sessiz olarak âmin den­melidir Cemaat de imam'a tâbi olarak yüksek sesle âmin demelidir Âmiriin anlamı 'Yâ rabbî! Duamızı kabul et!' demektir Hz Peygamber şöyle demiştir:
Sizler (namazda) âmin dediğiniz zaman melekler de semada âmin derler Kimin âmin demesi, meleklerin âmin demesine tevafuk ederse o kişiye geçmiş günahları bağışlanır[21]
İmam âmin dediği zaman arkasından siz de âmin deyin Çünkü ki­min âmin demesi, meleklerin âmin demesine tevafuk ederse o kişiye geçmiş günahları bağışlanır[22] Ebu Hüreyre şöyle rivayet etmiştir: 'Hz Peygamber ğayri'l-mağdûbi aleyhim veleddâllîn dediği zaman, birinci saftakilerin işitebileceği şekilde (açıktan) âmin derdi'[23]
Hz Peygamber âmin dediği zaman mescid âdeta sallanıyordu
[24] 8 Fatiha'dan sonra Kur'an'dan birşey okumak
Ne kadar kısa olursa olsun Kur'an'dan herhangibir sûre okumak veya peşpeşe gelen üç ayet okumakla sünnet yerine getirilmiş olur
Farz namazların birinci ve ikinci rekâtlarında zammı sûre okumak da sünnettir Bu tek başına kılan için de imam için de böyledir İmarn'a uyan kişinin gizli okunan namazlarda ve imam'ın okumasını işitmediği durumlarda okuması sünnettir
Sabah ve öğle namazlarında Hucurât ve Rahman sûreleri gibi Tıva-İ'ul-Mufassal denilen sûreleri okumak sünnettir İkindi ve yatsı na­mazlarında Şems sûresi gibi Avasıt'uî-Mufassal denilen sûreleri okumak sünnettir Akşam namazında ise îhias sûresi gibi kısa sûreleri okumak sünnettir
Ebu Hüreyre şöyle demiştir: 'Namazı, falan adamın namazından daha fazla Hz Peygamber'in namazına benzeyen bir kimsenin arkasında namaz kılmadım Onun arkasında namaz kıldığımda öğle namazının bi­rinci ve ikinci rekâtlarını uzatıyor, üçüncü ve dördüncü rekâtlarını hafif tutuyordu İkindi namazında hafif, akşam namazında ise Kusar'ul-Mufassai denilen sûrelerden okuyordu Yatsı namazında Şems ve benzeri sûreleri, sabah namazında da iki uzun sûre okuyordu[25]
Cuma sabahında birinci rekâtta Secde, ikinci rekâtta Hel Eta sûresini okumak sünnettir
Ebu Hüreyre şöyle rivayet ediyor: 'Hz Peygamber Cuma günü sabah namazının birinci rekâtında Secde, ikinci rekâtında ise Hel Eta sûresini okuyordu'[26]
Bütün namazların birinci rekâtını, ikinci rekâtından daha uzun tut­mak sünnettir Çünkü Hz Peygamber birinci rekâtta uzun, ikinci rekâtta kısa okuyordu[27]
9 İntikal tekbirlerini almak
Daha önce namazda tahrim tekbiri'nin rükün olduğunu ve onsuz namazın sahih olmadığını belirtmiştik Tahrim tekbirini alıp namaza du­rulduktan sonra her intikal'de (kıyam'dan rükû'ya, itidal'den secde'ye gittiğinde), tahrim tekbiri gibi tekbir almak sünnettir Ancak rükû'dan kal­karken tekbir yerine semiallahu lknen hamideh, Rabbena ve leke'1-hamd (Allah, hamdini yapan kimsenin duasını kabul eder Rabbimiz! Hamd sana mahsustur) denmelidir
Ebu Hüreyre şöyle rivayet etmiştir: "Hz Peygamber namaz kıldığında ayakta iken (ihram) tekbiri alırdı Sonra rükû'ya giderken tekbir alırdı Sonra rükû'dan belini doğrulturken semiallahu limen hamideh, sonra ayakta iken rabbena ve leke'1-hamd derdi Sonra secdeye giderken tekbir alırdı Sonra başını secdeden kaldırırken tekbir alırdı Sonra ikinci secdeye giderken tekbir alır, sonra başını ikinci kez kaldırırken tekbir alırdı Sonra tamamlayıncaya kadar bütün namazda böyle yapardı İkinci rekâtı bitirip oturduktan sonra ayağa kalkarken de tekbir alırdı"[28]
10 Rükû ve secde'de tekbir getirmek
Rükû ve secde'de tekbir getirme şöyledir: Rükû'ya varıp da itminana kavuştuktan sonra üç defa subhane rabbiye'1-azim ve bi hamdihi denir Secde'ye gidip istikrar bulunca da üç defa subhane rabbiye'1-a'lâ ve bi hamdihi denir Bu en az derecesidir Eğer beş, yedi ve daha fazla söyle­nirse sevabı daha çok olur
11 Teşehhüd için oturulduğunda elleri dizlerin üzerine koymak Bu şöyle yapılır: Sol el açılıp parmakların bir kısmı diğerlerine yapıştırılır Parmak uçları diz kapaklarına kadar uzatılır İşaret parmağı hariç sağ el kapatılır Bu parmağa sebbabe parmağı denir Bu parmak bükülerek diz üzerine konur İllallah kelimesi söylenirken bu parmakla tevhid'e işaret edilir; birliğin sembolü olarak kaldırılır İşaret yapılmadığı takdirde namazın sonuna kadar parmağı kalkık tutmak sünnettir
İbn Ömer şöyle rivayet ediyor: 'Hz Peygamber namazda oturunca ellerini dizleri üzerine koyardı Sağ elinin işaret parmağını kaldırır, onunla Allah'ın birliğine işaret ederdi Sol elini de -parmaklarını uzatarak-sol dizi üzerine koyardı'[29]
12 İlk celse'de iftiraş, son celse'de de teverruk yapmak Teverruk, namaz kılan kişinin sol kalçası üzerine oturup sağ ayağını dikmesi, sol ayağını da sağ ayağı altından çıkararak oturmasıdır Teverruk un kökü olan verk, bacak demektir
İftiraş ise namaz kılan kişinin sağ ayağını dikip sol ayağı üzerine oturmasıdır
Ebu Humeydî es-Saidî şöyle rivayet ediyor: 'Ben Hz Peygamber'in namaz kılışını hepinizden daha iyi hatırlıyorum' dedikten sonra şöyle de­vam etti: 'Hz Peygamber ikinci rekâtın sonunda sağ ayağını dikip sol ayağı üzerine otururdu Son oturuşta ise sol ayağını sağ ayağının altından çıkarıp sağ ayağını da dikerek makatı üzerine otururdu1[30]
13 İbrahimî salâvatlan getirmek ve teşehhüd'den sonra dua etmek Son teşehhüd'de Hz Peygamber'e salâvat getirmenin farz (rükün) olduğu daha önce söylenmişti Bu salât hangi lafızla söylenirse söylensin yeterlidir İster Alhhumme saîli ala Muhammed densin, ister Allahumme salli alâ âl-i Muhammed densin, farketmez Fakat İbrahimî salâvatları okumak sünnettir Bu salâvatların lafızları daha önce geçmişti Bu salâvatlardan sonra kabir azabından, ateş azabından Allah'a sığınmak veya kişinin dilediği şekilde kendisi için dua etmesi sünnettir Ancak bu dua ve istiazeler, teşehhüd ve salâvatın toplamından fazla olmamalıdır Hz Peygamber şöyle buyurmuştur:
Sizden biri teşehhüd yaptığı zaman şu dört şeyden Allah'a sığınarak şöyle desin: 'Ey Allahım! Cehennem azabından, kabir azabından, hayat ve ölüm fitnelerinden ve Mesih Deccal fitnesinin şerrinden Allah'a sığınıyorum!'[31]
14 Namazda ikinci selâmı vermek
Daha önce sağ tarafa verilen birinci selâmın rükün olduğunu söy­lemiştik Birinci selâm verildikten sonra rükün ve vacibler tamamlanmış olur Sol tarafa ikinci selâmı vermek ise sünnettir
Sa'd şöyle rivayet ediyor: 'Ben Hz Peygamber'i sağ ve sol tarafına selâm verirken gördüm Hatta (bu sırada arkadan) yanağının beyazlığını da görürdüm'[32]
Abdullah b Mes'ud şöyle rivayet etmiştir: 'Hz Peygamber -yanağının beyazının (arkadan) görüneceği şekilde- sağ ve soluna es-seîâmu aleykum ve rahmetullahi, es-selâmu aleykum ye rahmetullahi diye selâm verirdi'[33]
15- Namazda huşu içinde olmak
Huşu dilin okuduğu Kur'an, zikir ve dualara kalbin uyanık olarak dikkat etmesi, okunanların anlamını düşünüp onlarla hemhal olup rabbi ile münacaat ettiğinin bilincinde olması demektir Bu huşu, en azından namazın bir bölümünde bulunmalıdır Zira gaflet, namazın tümünde de­vam ederse namaz fasid olur Namazın tümünde huşu içerisinde olunduğu takdirde sünnete en mükemmel şekilde uyulmuş olur Hz Peygamber şöyle buyurmuştur:
Bir namaz (vakti) geldiğinde abdestini, huşû'unu ve rükû'unu güzel yapan her müslümana -büyük günah işlemediği müddetçe- o namazı önceki günahlarına kefaret olur Namazın kefaret olması her zaman sözkonusudur[34]
İşte bütün bunlara namazın heyetleri denir Namaz kılan kişi bunlar­dan birini terkederse, onun için sehiv secdesi yapması sünnet değildir Ama namazın Eb'az'Ianndan biri terkedilirse, onu telafi etmek için na­mazın sonunda sehiv secdesi yapmak sünnettir

C Namazdan Sonraki Sünnetler


1 Namazın akabinde zikir ve dua etmek sünnettir
Sevban şöyle rivayet ediyor: Hz- Peygamber selâm verip namazı bi­tirdiği zaman üç defa istiğfar eder ve şöyle derdi:
Ey Allahım! Selâm sensin, selâmet ancak senden olur Çok ulusun, ey celâl ve ikram sahibi![35]
Cemaatin öğrenmesi için imam'm bunları sesli okumasında bir mah­zur yoktur Fakat cemaat öğrendikten sonra imam sessiz okumalıdır
İbn Abbas şöyle diyor: 'Hz Peygamber zamanında cemaat namazı bittikten sonra sesli olarak zikredilirdi'[36]
Hz, Peygamber şöyle buyurmuştur:
Birtakım muakkibat (namazdan sonra söylenecek güzel kelimeler) vardır ki onları söyleyen kimse hiçbir vakit ziyanda olmaz: Her farz namazın arkasından 33 kere teşbih, 33 kere tahmid ve 33 kere de tekbir[37]
Her namazdan sonra kim 33 kere Allah'ı tekbir ederse (33 kere Allah'a hamdeder ve 33 kere de Allah'ı teşbih eder) -ki bunlar böyle­likle 99 eder- ve akabinde de Lâ ilahe illallahu vahdehu lâ şerike leh lehu'l-mülkü ve lehu'î-hamdu ve huve alâ külli şey'in kadîr diyerek bunu 100'e tamamlarsa, o kulun günahları deniz köpükleri kadar çok olsa bile bağışlanır[38]
Kim sabah namazından sonra ayağı kıvrık olduğu halde konuş­madan önce on defa Lâ ilahe illallahu vahdehü lâ şerike îehu, lehu'l-mülkü ve lehu'î-hamdu yuhyt ve yumîtu ve huve aîâ külli şey'in kadîr derse ona on hasene yazılır, on seyyiesi silinir ve on derece de yükseltilir Ayrıca o gün akşama kadar her türlü kötülükten ve şeytanın şerrinden korunur[39]
Muaz b Cebel şöyle rivayet ediyor: Hz Peygamber elimden tuttu ve şöyle dedi: "Ey Muaz! Allah'a yemin ederim ki ben seni seviyorum Ey Muaz! Sana her namazın arkasından (Ey Allahım! Sana zikretmek, şükretmek ve ibadet etmek hususunda bana yardım et!' diye dua etmeni tavsiye ederim"[40]
Namazdan sonra okunması gereken birçok zikir ve dua varid olmuştur Bunlar Hadîs ve Ezkar kitaplarından öğrenilebilir
2 Secde yerlerinin çoğalması için farz namazı kıldıktan sonra, nafile namaz için biraz kaymazdır
Çünkü o yerler kıyamet günü namaz kılan kişi lehinde şehadet eder­ler Fakat farz namazı mescidde kıldıktan sonra, nafile namazları evde kılmak daha efdaldir Hz Peygamber şöyle buyurmuştur:
(Nafile) namazları evinizde kılın Çünkü farz namaz hariç insanın hayırlı namazı, evinde kıldığı namazdır[41]
Herhangibiriniz farz namazını gittiği mescidde kılacak olursa, kendi evini de namazdan nasibdâr etsin Çünkü Allah Teâlâ namaz sebe­biyle onun evinde bir hayır yaratır[42]
3- Mescidde kadınlar varsa erkeklerin -kadınlar çıkıncaya kadar- na­maz kıldıkları yerde durmaları sünnettir
Çünkü erkeklerle kadınların aynı anda çıkmaları; birbirlerine karışma­ları fesada yol açabilir
Ümmü Seleme şöyle rivayet ediyor: Hz Peygamber zamanında farz namaz bittikten sonra kadınlar kalkarlardı Hz Peygamber ve ashabı Allah'ın dilediği kadar yerlerinde kalır, sonra Hz Peygamber kalkar, sa-habîler de onunla birlikte kalkarlardı'[43]
Yine Ümmü Seleme şöyle rivayet etmektedir: (Hz Peygamber selâm verdiği zaman kadınlar selâmlarını verip kalkarlardı Hz Peygamber ise yerinde biraz durduktan sonra kalkardı'[44]
Ravilerden İbn Şihab ez-Zührî şöyle demiştir: 'Allah daha iyisini bilir Hz Peygamber'in böyle yapması, kadınlarla erkeklerin birbirlerine karışmamaları içindir1



[1] Buharî/472-, Müslim/501

[2] Buhari/474; Müslim/508

[3] Ebu Dâvud/860

[4] Buharî/1173; Müslim/570


[5] İmam Ahmed ve başka muhaddisler

[6] Buharî/956; Müslim/677

[7] Ebu Dâvud/1425 Tirmizî 'Bu hadîs hasen'dir ve Hz Peygamber'den vitir ve kunut hakkında başka ahsen bir rivayetin varid olduğunu bilmiyoruz' demiştir (Tirmizî/424)

[8] Ebu Dâvud/1428

[9] Hâkim

[10] Mağnî, I/166-167

[11] Buharî/705; Müslim/390

[12] Müslim/401 Neseî'nin rivayetinde 'Sağ elini, sol elin üstüne, bileğine ve kolunun bir kısmına koydu1 şeklindedir (Neseî, 11/126)


[13] MüsIim/771

[14] Buharî/735; Müslim/463

[15] Buharî/733; Müslim/464

[16] Buharî/739; Müslim/449

[17] Buharî/745; Müslim/451

[18] Ebu Dâvud/823, 824; Neseî, 11/141 ve başka muhaddisler Diğer bir rivayette 'Ben açıktan okuduğum zaman arkamda Fatiha'dan başka birşey okumayın' şeklindedir

[19] Buharî/713

[20] Buharî/738; Müslim/396


[21] Buharî/748; Müslim/410, (Ebu Hüreyre'den)

[22] Buharî/747; Müslim/410, (Ebu Hüreyre'den)

[23] Ebu Dâvud/934, (Ebu Hüreyre'den)

[24] İbn Mâce, 853

[25] Neseî, 11/167

[26] Buharî/851; Müslim/880

[27] Buharî/725; Müslim/451

[28] Buharî/756; Müslim/392


[29] Müslim/580

[30] Buharı/794 'Hz Peygamber namazda oturduğunda sol ayağını baldın ile uyluğu arasına koyar, sağ ayağını da yayardı' şeklindedir (Müslim/579, ibn Zübeyr'den)

[31] Müslim/558, (Ebu Hüreyre'den)

[32] Müslim/582

[33] Ebu Dâvud/996 ve başka muhaddisler (Tirmizî 'İbn Mes'ud'un hadîsi hasen-sahih'tir' demiştir)

[34] Müslim/228, (Hz Osman'dan)

[35] Müslim/591

[36] Buharî/805; Müslim/583


[37] Müslim/596, (Ebu Hüreyre'den)

[38] Müslim/597, (Ebu Hüreyre'den)

[39] Tirmizî/3470

[40] Ebu Dâvud/1522

[41] Buharî/698; Müslim/781

[42] Müslim/778

[43] Buharî/828

[44] Buharî/832

_________________


Elif gibi yalnızım,
Ne esrem var, ne ötrem.
Ne beni durduran bir cezmim,
Ne de bana ben katan bir şeddem var.
Ne elimi tutan bir harf,
Ne anlam katan bir harekem...
Kalakaldım sayfalar ortasında.
Bir okuyan bekledim,
Bir hıfzeden belki...
Gölgesini istedim bir dostun med gibi…
Sızım elif sızısı...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://kutluforum.yetkinforum.com
@bdulKadir
Adminstratör
avatar

Mesaj Sayısı : 6459
Rep Gücü : 10014589
Rep Puanı : 97
Kayıt tarihi : 17/03/09
Yaş : 55
Nerden : İzmir

MesajKonu: Geri: Şafii mezhebine Göre Namz..farzları sünnetleri vs   Cuma Ekim 30, 2009 9:25 am

NAMAZ'IN RÜKÛNLARI

Rükün, birşeyin esas olan parçalarından biri demektir Tıpkı duvarın, odanın bir rüknü (parçası) olduğu gibi, namazın rükû, secde gibi parça­ları da namazın rükûnlarıdır Namazın varlığı ve sahih olması, bütün rük-ûnların Cebrail'in Hz Peygamber'e öğrettiği şekil ve tertipte, o namaz içinde olmasıyla mümkündür Namazın onüç tane rüknü vardır Bunları aşağıda ayrı ayrı izah edeceğiz:
1 Niyet
Niyet birşey yapılmaya başlandığında niyetle beraber o şeyi kasdet-mektir Niyetin yeri kalptir Bunun delili Hz Peygamber'in 'Ameller niyetle (mutebeOdir'[1] hadîsidir Niyetin sahih olması için tahrim tekbiriyle beraber olması gerekir Öyle ki kişi tahrim tekbirini telaffuz ettiği esnada namaza da niyet etmeli, onun farziyetini hatırlamalıdır Bu niyet için dilin kıpırdatılması şart değildir
2 Güç yettiği takdirde farz namazı ayakta kılmak
Bu rüknün delili, İmran b Husayn'ın rivayet ettiği şu hadîstir: "Benim basurum vardı Hz Peygamber'e nasıl namaz kılacağımı sorduğumda 'Ayakta kıl Eğer buna gücün yetmiyorsa oturarak kıl, buna da gücün yetmiyorsa bir tarafına uzanarak kıl' dedi"[2]
Kişi ancak vücudunu tamamen dik tuttuğu zaman kâini sayılır Mazereti olmadığı halde ellerinin ayası diz kapaklarına değecek şekilde eğilirse namazı fasid olur Çünkü namazın rükûnlarından biri de ayakta dimdik durmaktır Eğer buna riayet edilmez de eğilinirse namazın bir rüknü (parçası) eksik olur Namaz kılan kimsenin bir rahatsızlığı varsa, mümkün olduğu kadar ayakta durmalı, diğer kısmında oturmalıdır
Farz namazlar kaydı, nafile namazları bu hükümden hariç tutar Çünkü nafile namazları, hastalık olsa da olmasa da ayakta kılmak mendub'chır Kişi, ayakta kılmaya gücü yetse de nafile namazları oturarak kılabilir Hz Peygamber şöyle buyurmuştur:
Kim namazı ayakta kılarsa bu daha efdaldir Kim de oturarak kılarsa ayakta kılanın ecrinin yarısını elde eder Uzanarak kılanın ecri, oturarak kılanın ecrinin yarısı kadardır[3]
3 İhram (tahrim) tekbiri
İhram tekbirinin delili Hz Peygamber'in şu hadîsidir:
Namazın anahtarı temizlik, tahrimi (dışarı ile ilgiyi kesen kısmı) tekbir, tahlil'i (dışarı ile ilgilenmeyi helâl kılan kısmı) selâm'dır[4]

Tahrim Tekbiri'nin Keyfiyeti


Allahu Ekber lafzını söylemek gerekir İsme mâni olmayacak Aîlahu el-ekber, AUahu el-celil el-ekber gibi fazlalıklar zarar vermez Eğer Allah'ın sıfatlarından olmayan Allahu huve'l-ekber gibi veya ekberullahu gibi sigayı bozacak birşey söylenirse tekbir sahih olmaz, tekbir sahih ol­mayınca namaz da sahih olmaz Bunun delili de Hz Peygamber'in fiiline uymanın zorunlu olmasıdır; zira Hz Peygamber tahrim tekbiri olarak Allahu ekber lafzını kullanıyordu

Tahrim Tekbiri'nin Şartları


Tahrim tekbirinin sahih olması için aşağıdaki şartlara riayet edilmesi şarttır:
a Allahu ekber lafzı ayakta dimdik durup söylenilmelîdir
Namaza kalkıldığında tekbir alınırsa bu sahih olmaz Önce ayağa kalkıp dimdik durmalı, sonra tekbir almalıdır
b Kıble'ye yönelindiği zaman tekbir alınmalıdır
c Tekbir lafzı Arapça olarak söylenmelidir
Ancak tekbir lafzını Arapça olarak söyleyemeyen ve öğrenme imkânı da olmayan kimse tekbir lafzını tercümesini bildiği lisanda söylemelidir; daha sonra Arapça olarak söylemeyi öğrenme imkânı olursa öğrenmesi vacib'dir
d Kişi sağır değilse tekbir'in bütün harflerini duyacak şekilde söyle­melidir
e Tekbir ile niyet aynı anda olmalıdır
Daha önce de söylediğimiz gibi niyet bitirilir bitirilmez tekbir alınmalıdır
4 Fatiha okumak
Fatiha farz ya da nafile namazın her rekâtında rükündür Bunun de­lili şu hadîstir:
Namazda Fatihatu'l-Kitab'ı okumayanın namazı yoktur[5]
Bu 'Kur'an'ın açılış sûresi olan Fatiha sûresini okumayan kişinin na­mazı sahih olmaz' demektir
Besmele (=Bismillahirrahmanirahim), Fatiha sûresinden bir ayettir Namaz kılan kişi besmele çekmeden Fatiha'ya başlarsa, namazı sahih olmaz Çünkü Ümmü Seleme'nin rivayet ettiğine göre Hz Peygamber besmeleyi Fatiha'dan bîr ayet saymıştır2

Fatiha'nın Sahih Olmasının Şartları


Fatiha sûresi okunurken aşağıdaki şartlara riayet edilmesi gerekir:
a Kulakları normal ise, en az duyacağı kadar açıktan okumalıdır
b Varid olan tertib gibi, kıraati müretteb olarak devam ettirmelidir Harflerin mahreç ve şeddelerine dikkat ederek okumalıdır
c Mânâyı bozacak şekilde lahn yapılmamalıdır
Mânâya zarar vermeyecek şekilde lahn yapılırsa namaz fasid olmaz
d Fatiha, Arapça okunmalıdır
Fatiha'nın tercümesini okumak sahih olmaz Çünkü Fatiha'nın tercü­mesi Kur'an olmaz
e Namaz kılan kimse Fatiha'yı ayakta iken tamamlamalıdır
Eğer Fatiha tamamlanmadan rükû'ya gidilirse kıraat fasid olur Bu durumda tekrar kıyam'a dönmeli ve Fatiha'yı yeniden okumalıdır Namaz kılan kişi Arap olmadığından ötürü Fatiha'yı okumaktan aciz ise, onun yerine ezbere bildiği yedi ayet okumalıdır Eğer Kur'an'dan hiçbir şey bilmiyorsa, Fatiha'nın okunduğu müddet kadar ayakta Allah'ı zikredip sonra rükû'ya gitmelidir
5 Rükû
Şer'an rükû, namaz kılan kimsenin mümkün olduğunca -ellerinin ayasının diz kapaklarına yetişecek kadar- eğilmesidir Bu, rükû için yapılması en az olan harekettir En mükemmeli ise sırtın tamamen düz olup kuyruk sokumu ile başın aynı hizaya gelmesidir Rükû'nun farz olduğunun delili şu ayettir:
Ey iman edenler! Rükû edin, secde edin (namaz kılın) (Hac/77) Hz Peygamber de namazı öğrettiği kişiye şöyle demiştir:
Sonra rükû'ya varıp mutmain oluncaya (bütün azaların yatişıncaya) kadar dur![6]
Hz Peygamber'in rükû'yu böyle yaptığı sayılmayacak kadar sahih hadîsle sabit olmuştur

Rükû'nun Şartları


Rükû'nun sahih olması için namaz kılan kişinin aşağıdaki hususlara riayet etmesi gerekir:
a Avuçlar diz kapaklarına değecek kadar eğilmelidir
Ebu Humeydî es-Saidî 'Hz Peygamber rükû'ya vardığı zaman avuç­larıyla dizlerini tutardı1 demiştir[7]
b Rükû niyetiyle eğilmelidir
Eğer kişi başka bir nedenden dolayı eğilip de bunu rükû sayarsa, bu, rükû olmaz Ayakta dimdik dururken rükû'ya gitmeyi kasdederek eğilmelidir
c Rükû'ya gittikten sonra bütün bedeni subhane rabbiye'Uazİm diye­cek kadar mutmain (sakin, yatışmış) olmalıdır
Bu rükû'nun en azıdır Bunun delili daha önce geçen hadîste Hz Peygamber'in 'Rükû'ya gittiğinde bütün bedenin mutmain olmalıdır' de-mesidir Yine Hz Peygamber şöyle buyurmuştur:
En kötü hırsız namazından çalandır Sahabîler 'Ey Allah'ın Rasûlü! Kişi namazından nasıl çalar?' diye sorduklarında, Hz Peygamber 'Rükû ve secdesini tam yapmaz' buyurdu[8]
Huzeyfe şöyle demektedir: Hz Peygamber rükû ve secdesini tam yapmayan bir kişi görünce şöyle dedi: 'Sen namaz kılmadın Eğer bu du­rumda ölürsen Allah'ın Muhammed'i üzerinde yarattığı fıtrat üzerinde öl­memiş olursun'[9]
Bu hadîsin anlamı 'Senden istenen namazı eda etmemiş, Muhammed'in yolunda ölmemiş olursun' demektir Yoksa bu 'Sen kâfir olarak ölmüş olursun' anl----- gelmez
Rükû'nun en mükemmel şekli ise sırt ve ense aynı hizada dümdüz, dizler dimdik, eller de diz kapaklarını tutmuş vaziyette olduğu halde üç defa subhane rabbiye'1-azim diyecek kadar sakin bir şekilde durmaktır
Huzeyfe şöyle diyor: "Bir gece Hz Peygamber ile beraber namaz kıldım Bakara sûresini okumaya başladı Sonra rükû'ya varıp subhane rabbiye'l-azim dedi Sonra semiallahu îimen hamideh dedi Sonra rükû'una yakın derecede ayakta durdu Sonra secde edip subhane rab-biye'î-a'İa dedi Secdesi de kıy----- yakındı"[10]
Hz Peygamber şöyle buyurmuştur:
Sizden biriniz rükû'ya varınca rükû'da üç defa subhane rabbiye'U azim derse rükûu tamam olur ve bu en azıdır[11]
Ebu Humeydî'nin rivayet ettiği daha önce geçen hadîste şu ibare vardır: 'Sonra sırtını meylettirip yere doğru eğildi1


6 Rükû'dan sonra itidal


İtidal rükû ile secde arasını ayıran bir sakinliktir İtidâl'in delili, Hz Aişe'nin şu rivayetidir: 'Hz Peygamber başını rükû'dan kaldırdığında dümdüz dikilmedikçe secde'ye gitmezdi1[12]
Namazın erkanına riayet etmeyen bir kişiye Hz Peygamber şöyle demiştir:
Sonra başını rükû'dan kaldır ve dimdik ayakta duruncaya kadar secde'ye gitme[13]
İtidâl'in Şartlan
İtidâl'in sahih olması için aşağıdaki hususlara riayet edilmesi şarttır:
a Rükû'dan doğrulduğunda ibadetten başka birşey kasdetmemelidir
b İtidâl'i fazla uzatmamahdır
İtidal müddeti, Fatiha'yi okuyacak kadar bir zamanı geçmemelidir Çünkü itidal uzun değil, kısa bir rükûn'dur Onu fazla uzatmak caiz ol­maz

7 Her rekât'ta iki defa secde etmek


Secde'nin şer'î anlamı, namaz kılan kimsenin alnının secde yerine değmesidir Secde'nin delili (Ey iman edenler! Rükû edin, secde edin' (Hac/77) ayetidir
Hz Peygamber, namazın erkânına riayet etmeden namaz kılan bir kişiye şöyle demiştir:
Sonra secde'ye git ve azaların yatışıncaya kadar bekle, sonra başını kaldır azaların yatışıncaya kadar otur Sonra yine secde'ye git ve azaların yatışıncaya kadar bekle

Secde'nin Şartları


Secde'nin sahih olması için aşağıdaki şartlara riayet edilmesi gerekir
a Secde esnasında alın açık olmalıdır
b Secde yedi âza üzerine yapılmalıdır Hz Peygamber şöyle demiştir:
Alın (alnını gösterirken eliyle burnu üzerine işaret etti), eller, dizler ve ayak uçları olmak üzere yedi kemik (yedi âza) üzerine secde etmekle emrolundum[14]
Bu azalardan sadece alnın açık olması şarttır Diğer azaların açık ol­ması gerekmez Bu bakımdan eldivenli olarak namaz kıhnabilir
c Mümkün olduğu kadar secde'de kuyruk sokumu, baş'tan yüksek tutulmalıdır Bunun delili Hz Peygamber'in böyle yapmış olmasıdır
d Kişinin kıpırdaması ile kıpırdayan elbise ve benzeri şeylerin üze­rine secde edilmemelidir
e Secde'ye, secde'den başka, korku ve benzeri sebeplerle gidilme­melidir
f Karın ile yer arasında bir açıklık kalmalıdır
g Secde'de, en az subhane rabbiye'1-a'lâ diyecek kadar kalmalıdır
Secde'nin en mükemmel şekli şöyledir: Kişi secde'ye giderken tekbir getirip önce dizlerini, sonra ellerini, sonra alnını, sonra burnunu yere koymalıdır Elleri omuzlan hizasında ve parmaklan bitişik olarak kıble'ye doğru olmalıdır Yanlar, uyluk ve karına dokunmamah, dirsekler yerden yüksek olup iki yandan da uzak tutulmalı ve üç defa subhane rabbiye'l-a'îâ demelidir Ebu Hüreyre şöyle demiştir: 'Hz Peygamber secde'ye git­mek istediği zaman Allahu Ekber derdi'[15]
Hz Peygamber de şöyle buyurmuştur:
Secde'ye gittiğin zaman avuçlannı yere koy ve dirseklerini kaldır[16]
Abdullah b Mâlik b Buhayne şöyle demiştir: 'Hz Peygamber namaz kılarken koltuklarının beyazlığı görünecek kadar pazulannı açardı'[17]
Ebu Humeydî şöyle diyor: 'Hz Peygamber ellerini yanlarından uzaklaştırıp avuçlarını omuzlarının hizasına koydu'[18]
Yine Ebu Humeydî şöyle demektedir: 'Hz Peygamber secde ettiği zaman karnını uyluklarından hiçbir şey üzerine yüklemeden uyluklarının arasını açardı'[19]
Hz Peygamber şöyle buyurmuştur:
Sizden biriniz secde ettiğinde, secdelerinde üç defa subhane rab-biye'1-a'lâ derse secdeleri tamam olur ve bu en azıdır[20]
Kadın ise, secde halinde azalarını birbirine bitiştirmelidir Hz Peygamber namaz kılan iki kadının yanından geçerken şöyle demiştir:
Secde'ye gittiğinizde vücudunuzu yere yapıştırın Çünkü kadın bu hususta erkek gibi değildir[21]

8 İki secde arasında oturmak


Her rekât'ta bulunan iki secde arasında oturmak farzdır, bunun delili, Hz Peygamber'in daha önce geçen hadîsinde 'Sonra başını kaldır mutmain oluncaya kadar otur' sözüdür
İki secde arasındaki oturmanın sahih olması için aşağıdaki hususlara dikkat edilmesi gerekir:
a Korku ve başka nedenlerden ötürü değil, ibadet kasdıyla oturul-malıdır
b İki secde arasındaki oturmayı fazla uzatmamalıdır
Bu oturma teşehhüd miktarından daha fazla olmamalıdır
c En az subhane rabbiye'1-a'îâ diyecek kadar oturulmalıdır

9 Son oturuş


Son oturuştan maksat, namazın sonundaki, arkasından selâm gelen oturuştur

10 Son oturuşta teşehhüd okumak


Abdullah b Mes'ud şöyle diyor: Hz Peygamber ile beraber namaz kılarken namaz (oturuşun)da 'es-Selâmu alellâhi, es-selâmu alâ fulânin' derdik Günün birinde Hz Peygamber şöyle dedi: "Selâm, Allah'ın kendi­sidir Biriniz namazda oturduğunda 'Ettehiyyatu lillâhi' desin"[22]
Teşehhüd bize farz kılınmadan önce 'es-Selâmu alellâhi kable'I-iba-dihi' derdik[23]
Allah selârn'm kendisidir sözünden maksat, selâm, Allah'ın İsimlerin­den biridir demektir Bazı âlimler selâm'ın mânâsı hakkında şöyle
demişlerdir: 'Selâm, insanların müptela olduğu ayıp ve kötülüklerden berî olmaktır'[24]
Teşehhüd lafzının en azı şöyledir:
Bütün tahiyyeler, selâmlar Allah'a mahsustur Ey Nebî! Allah'ın se­lâmı, rahmeti ve bereketi senin üzerine olsun Bize ve Allah'ın salih kullarına selâm olsun Şehadet ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur Yine şehadet ederim ki Muhammed, Allah'ın rasûlüdür
Teşehhüd lafızları hakkında birçok sahih rivayet vardır İmam Şafii'ye göre teşehhüd'ün en mükemmel ve en üstün şekli İbn Abbas'ın rivayet ettiği şu lafızdır:
Hz Peygamber bize Kur'an'dan bir sûre öğretir gibi teşehhüd'ü öğretirdi Hz Peygamber, teşehhüd'ü şu lafızlarla söylerdi: Bütün ta­hiyyeler, bereketler, salâvatlar ve güzel şeyler Allah'ındır Ey Nebî! Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi senin üzerine olsun Bize ve Allah'ın salih kullarına selâm olsun Şehadet ederim ki Allah'tan başka ilah yotur Yine şehadet ederim ki Muhammed, Allah'ın rasû­lüdür[25]

Teşehhüd Okunurken Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar


a Kendi duyabilecek şekilde okumalıdır
b İbareler peşpeşe okunmalıdır
Okumaya ara verip sonra devam edilirse veya araya başka bir zikir sokulursa teşehhüd fasid olur; yeni baştan okunması gerekir
f Kelimeler, rivayetlerdeki tertibe riayet ederek okunmalıdır

11 Son teşehhüd'den sonra Hz Peygamber'e salât u selâm getirmek


Teşehhüd'ü yukarıda anlatıldığı gibi tamamladıktan sonra ve selâm 'vermeden önce Hz Peygamber'e salât ve selâm getirmelidir Hz Peygamber'e salât etmenin farz olduğunun delili şu ayettir:
Allah ve melekleri peygamber'e salât ederler Ey iman edenler! (Sizde) ona salât edin(Ahzab/56)
Âlimler, Hz Peygamber'e salâvat getirmenin namazdan başka bir yerde farz olmadığında ittifak etmişlerdir Bu bakımdan farz olan salât, namazdaki salât'tır
Sahabîler, Hz Peygamber'e 'Ey Allah'ın Rasûlü! Namazda sana salât etmek istediğimizde nasıl yapalım?' dediler Hz Peygamber şöyle deyin dedi: 'Allahumme salli alâ Muhammedin1[26]
Bu hadîs, Hz Peygamber'e salât etmenin sadece namazda farz olduğuna delâlet eder Hz Peygamber'e salât etmeye en uygun yer son teşehhüd'dür Hz Peygamber şöyle buyurmuştur:
Biriniz namaz kıldığı vakit, aziz ve celil olan Allah'ı ululamak ve öv­mekle başlasın, sonra peygambere salât u selâm etsin Bundan sonra dilediği şekilde duâ etsin[27]
Hz Peygamber'e getirilen salât selâm'ın en azı şöyledir-Allahumme sallı alâ Muhammedi
Hz Peygamber'e getirilen salât u selâm'ın en fazlası da şöyledir:
Allahumme sahi alâ Muhammedin ve alâ âl-i Muhammed Kema sal-leyte âlâ İbrahim'e ve alâ âl-i İbrahim; ve barik alâ Muhammedin ve alâ âl-i Muhammed Kemabarekte alâ İbrahime ve alâ âl-i İbrahim-fi'î-âlemîne inneke hamîdu'n-mecîd
Ey Allahım! Muhammed'e ve âline, İbrahim ve âline salât ettiğin gibi salât et! Muhammed^e ve âline, İbrahim ve âline bereket verdiğin gibi bereket ver Âlemler içinde şüphesiz sen kendisine çok hamdedilen ve çok medhedilensin
Salât u selâm'ın bu lafzı Buharı, Müslim ve başka muhaddislerin ri­vayet ettikleri birçok sahih hadîsle sabit olmuştur Rivayetlerin bazılarında fazlalık, bazılarında da eksiklik vardır[28]

Hz Peygamber'e Getirilen Salât u Selâm'ın Şartları


Hz Peygamber'e salât u selâm getirirken aşağıdaki hususlara dikkat edilmelidir:
a Sesini duyabileceği kadar yükseltmelidir
b Muhammed, rasûl, veya nebî kelimesi kullanılmalıdır Eğer Allahumme sallı alâ Ahmed derse yeterli olmaz
c Salât u selâm, Arapça olarak getirilmelidir
Eğer Arapçasmı bilmiyorsa, bildiği dilde tercümesini okumalıdır Mümkünse hemen Arapçasım öğrenmek vacibdir
d Salât ederken tertibe riayet edilmelidir
Salât ile teşehhüd arasındaki tertibe de dikkat edilmelidir Çünkü salât u selâm'ı, teşehhüd'den önce getirmek sahih olmaz

12 Birinci Selâm


Bu selâm, namaz kılanın sağ tarafa dönüp es-selâmu aleykum ve rahmetullahi demesidir Birinci selâmın farz (rükün) olduğunun delili, daha önce geçen Hz Peygamber'in 'Namazın tahrimi tekbirdir, tahlili selâmdır' sözüdür Selâm lafzının en azı bir defa es-selâmu aleykum de­mektir En efdali ise hem sağa, hem sola dönerek iki defa es-selâmu aleykum ve rahmetullahi demektir
Sa'd şöyle diyor: 'Ben Hz Peygamber1! sağ ve sol tarafına selâm ve­rirken gördüm Hatta (bu sırada) yanağının beyazlığını da gördüm11
İbn Mes'ud şöyle rivayet ediyor: 'Hz Peygamber sağ ve soluna es-selâmu aleykum ve rahmetullahi, es-selâmu aleykum ve rahmetullahi diye, yanağının beyazı (arkadan) görünecek şekilde selâm verirdi12

13 Sayılan rükûnların tertibine -varid olduğu şekilde- riayet etmek


Bu tertib şöyledir: Önce niyet, sonra tahrim tekbiri, sonra Fatiha, sonra rükû, sonra itidal, sonra secde ve diğerleri yapılmalıdır Eğer bu rü­kûnların bir kısmının yeri bilerek değiştirilirse o namaz fasid olur Rükûnların yeri bilerek değiştirilmemişse, tertibi bozulan rüknün başlangıcından itibaren namaz fasid olur Bu bakımdan o noktadan İtibaren yapılanların tümünün yeniden yapılması gerekir Eğer namaza devam edilirse sahih olan rekât, fasid olan rekâtın yerine geçer Bu durumda namazı bir rekât artırmak vacib olur
1 Müslim/582
2 Ebu Dâvud/996; Tirmizî/295 ve başka muhaddisler (Tirmizî hasen-sahih olduğunu söylemiştir)


[1] Buharî/l; Müslim/1907

[2] Buharî/l 066

[3] Buharî/1065

[4] Tirmizî/3; Ebu Dâvud/6l

[5] Buharî/723; Müslim/394 İbn Huzeyme (sahih isnadla)


[6] Buharî/72'i; Müslim/397

[7] Buharİ/794

[8] İmam Ahmed, Taberanî ve başka muhaddisler

[9] Buharî/758

[10] Müslim/772


[11] Tirmizt/261; Ebu Dâvud/886 ve başka muhaddisler, (İbn Mes'ud'dan)

[12] Müslim/498

[13] Buharı/724; Müslim/397

[14] Buharî/779; Müslim/490

[15] Buharî/770; Müslim/292

[16] Müslim/494, (Bera'dan)

[17] Buharî/383; Müslim/495

[18] Ebu Dâvud/734; Tirmizî/270

[19] Ebu Dâvud/735

[20] Tirmizî/26l; Ebu Dâvud/886

[21] Beyhakî, 11/223

[22] Buharî/5806; Müslim/402 ve başka muhaddisler

[23] Beyhakî 11/138; Dârekutnî, 1/350

[24] İbn Esir, en-Nihaye

[25] Müslim/403


[26] İbn Hibban/515; Hâkim, 1/268

[27] Tirmizî/3475; Ebu Dâvud/İ481 ve başka muhaddisler

[28] Buharî/1390; Müslim/406

_________________


Elif gibi yalnızım,
Ne esrem var, ne ötrem.
Ne beni durduran bir cezmim,
Ne de bana ben katan bir şeddem var.
Ne elimi tutan bir harf,
Ne anlam katan bir harekem...
Kalakaldım sayfalar ortasında.
Bir okuyan bekledim,
Bir hıfzeden belki...
Gölgesini istedim bir dostun med gibi…
Sızım elif sızısı...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://kutluforum.yetkinforum.com
@bdulKadir
Adminstratör
avatar

Mesaj Sayısı : 6459
Rep Gücü : 10014589
Rep Puanı : 97
Kayıt tarihi : 17/03/09
Yaş : 55
Nerden : İzmir

MesajKonu: Geri: Şafii mezhebine Göre Namz..farzları sünnetleri vs   Cuma Ekim 30, 2009 9:30 am

Bismillahir-r-Rahmanir Rahim
1 )Şafiide namaza niyyet edib arkasından tekbir getirdikten sonra Teveccüh okunur İşte Teveccüh- “Veccehtu vechiye lillezi fetares-semavati vel-erda hanifen muslimen vema ene minel-muşrikine inne salati ve nüsuki ve mahyaye ve memati lillahi rabbil-alemine laşerike lehu ve bizalike umirtu ve ene minel-muslimine”
Daha sonra euzü okunur İşte euzü- Euzü billahi mineş-ş-şeytanir racim
2) Rükuda okunan zikr ve dualar-işte bu dualar- en azı 3 defa “Sübhane Rabbiyel-azyım demek 5, 7, 9 , 11 defada söylene bilir Ama daha çok söylemek uyqun deyildir Münferid olan ( namazı yalnız kılan ) bu zikre şu duayı ilave ede bilir- “Allahümme leke reka’tü ve bike amentü veleke eslemtü haşaa leke sem’i ve basari ve muhhi ve azmi ve asabi ve me-stekellet bihi kademi”
3) Rukuden kalkarken söylenen zikr-“Semiallahu limen hamidehu”
4) İtidalde söylenen zikr- “Rabbena lekel-hamdü, mil’es-semavati ve mil’el-ardi ve mil’e ma şi’te min şey’in ba’du”
Münferid ayrıca şunu da söyler:
“Ehles-senai vel-mecdi ehakku ma kalel-abdu ve kulluna leke abdun la mania lima a’tayte vela mu’tiye lima mena’te vela yenfeu zel-ceddi mink-elceddu”
5) Secdede okunan zikr ve dualar-işte bu dualar- secdede 3 defa “Sübhane Rabbiyel-ala söylenir 5, 7, 9 , 11 defada söylene bilir Munferid ( namazı yalnız kılan ) isterse şunude ilave ede bilir “ Allahümme leke secedtu ve bike amentü ve leke eslemtü secede vechi li-llezi halekahü ve savverehü ve şakke sem’ahü ve basarehü fetebareke-llahü ahsen-ül-halikine”
6) İki secde arasında dua okumak- " Rabbiğ-firli, verhamni, vecburni, ver*fani, verzuqni , vehdini ve afini "
7) Teşehhüd ve selavattan sonra dua okumak - işte dualar- “Allahhumme inni euzü bike min azabil-kabri ve min azabinnari ve min fitnetil-mahya vel-memati ve min fitnetil-mesihid-deccali”
“ Allahhummeğfir li ma kaddemtu ve ma ehhartu ve ma esrartu ve ma a’lentu ve ma esraftu ve ma ente e’lemu bihi minni entel-mukaddimu ve entel-muahhiru la ilahe ille ente”
Şahıs bu dualardan hangisini iterse okur
Allahim bize hidayet ver , Allahım bizi koru , Allahım bizi ilimsiz gidip de şeytanın tuzağına düşenlerden etme Allahım koruyan ve gözeten Sensin ( Amin )

**********

CUMA NAMAZI

Cuma Namazının Meşruiyeti


Cuma namazı şer'î bir ibadettir ve Allah Teâlâ'nın bu günün şeref ve faziletine nail olmaları için sadece bu ümmete verdiği ihsanlardan biridir Hz Peygamber şöyle buyurmuştur:
Bizler (ehl-i kitab'a nazaran) en son gelenleriz Fakat kıyamet gü­nünde en önde olanlarız Şundan dolayı ki (bizden başka) kendile­rine kitap verilen her ümmet bizden önce gelmiştir Bize ise kitap, onlardan sonra verildi Sonra Allah'ın bize farz kıldığı şu gün yok mu, işte Allah bizleri ona hidayet buyurdu Bu bakımdan insanlar bunda bize tâbi olacaktır Yahudiler(in ibadet) günü yarın (Cumartesi), hristiyanlarınki ise Pazar günüdür[1]
Cuma namazı hicretten kısa bir zaman önce Mekke'de farz kılınmıştır Ancak müslümanlar Mekke'de güçsüz ve zayıf olduklarından ve Cuma'yı kılmak için de bir araya gelemediklerinden ötürü Cuma namazı kıhnamadı Cuma namazı hicretten önce Medine'de ilk defa Esad b Zurare tarafından kıldınlmıştır[2]

Cuma Namazının Meşruiyetinin Delili


Cuma namazının meşru ve farz olduğuna şu ayet delâlet etmektedir:
Ey iman edenler! Cuma günü namaza çağrıldığınız zaman hemen Allah'ı anmaya (Cuma'yı kılmaya) koşun ve alışverişi bırakın Eğer bi­lirseniz bu sizin için daha hayırlıdır
(Cuma/9)
Cuma namazının meşruiyetine delâlet eden birçok hadîs vardır Onlardan bazıları şunlardır Hz Peygamber şöyle buyurmuştur:
Cuma namazı her müslümana hak ve vacibdir[3]
Birtakım kimseler Cuma namazını terketmekten ya vazgeçerler yahut da Allah onların kalplerini mühürler, sonra da onlar gafillerden olur­lar[4]

Cuma'nin Meşruiyetinin Hikmeti


Cuma'nın meşruiyetinin birçok hikmet ve faydası vardır Onları bu­rada teker teker saymak mümkün değildir Onların en önemlilerinden biri şudur: Aynı şehirde yaşayan bütün müslümanlar bir yerde, hafta'da bir gün (Cuma günü) bir araya gelip birlik ve beraberliklerini sağlayan, rağbetlerini artıran, aralarındaki bağı daha da güçlendiren bir nasihata kulak verirler Bu onların arasındaki ülfiyeti de artırır Böylece birbirlerini daha iyi tanırlar ve yardımlaşırlar Bir hafta boyunca ortaya çıkan yeni meselelere dikkatleri çekilir ve halifeye bağlılıkları artar Namazı ve hut­beyi halifenin eda etmesi en uygun olanıdır Bu bakımdan Cuma hutbe­sinde bütün bu durumlar dikkate alındığı için Cuma namazı haftalık bir kongre sayılır Orada bütün müslümanlar eşit olarak başkomutanlarının arkasında olurlar Başkomutan, onlara imamlık yapıp hutbe okuyan kişi tarafından temsil edilir Bunun için şeriat sahibi Cuma'ya gitmeyi teşvik etmiş ve insanları Cuma'yı terketmekten nehyederek Cuma hususunda gevşek davranmayı yasaklamıştır Bu söylediklerimizin bir kısmı daha
önce geçmişti Bir kısmı da ileride tekrar gelecektir Burada şu hadîs bi­zim için yeterlidir
Kim üç Cuma'yı gevşeklik edip terkederse Allah onun kalbini mühürler

Cuma'nın Farz Olmasının Şartları


Cuma namazı, aşağıdaki şartların kendisinde bulunduğu herkese farz'dır
1 Müslüman olmak
Kâfirden Cuma'ya katılması istenmez Çünkü kâfir, ibadetlerden önce ibadetlerin esası olan İslâm olmak ile mükelleftir Ancak Allah Teâlâ ahi-rette Cuma'dan ötürü (esas itibariyle mükellef olduğu halde kılmadığı için) kâfiri cezalandırır
2 Baliğ olmak
Çocuk mükellef olmadığından ötürü Cuma namazına gitmesi vacib
değildir
3 Akıllı olmak
Çünkü deli mükellef değildir
4 Hür olmak
Köleye Cuma namazı farz değildir Çünkü köle efendisinin hakkı ile meşguldür Bu durum Cuma'nın köleye vacib olmasına engeldir
5 Erkek olmak
Cuma namazı kadınlara farz değildir Çünkü kadınlar çocuklarla ve ev işleriyle meşgul olmak durumundadırlar Bu durumda kadınların, özel bir vakitte özel bir yerde bulunmaları onlar için meşakkatli olacağından, Cuma namazı onlara farz kılınmamıştır
6 Sıhhatli olmak
Mescide gitmekle, bir yerde oturmakla veya namazı beklemekle ra­hatsız olan bir kişiye Cuma namazı vacib değildir Cuma namazına gittiği takdirde kişinin hastalığı artacaksa veya hastalığı geç iyileşecekse yine Cuma'ya gitmesi vacib değildir Hastaya bakan, hizmet eden kimse de hasta gibidir Ona da Cuma namazı vacib değildir Çünkü hastaya bakan kişi Cuma'ya gittiği zaman hastanın ihtiyaçları ile ilgilenecek kimse kal­maz Hastabakıcının, hastanın akrabası olup olmaması hükmü değiştirmez Böyle bir kimseye, yerine bakacak kimse olmadığı takdirde Cuma namazı vacib değildir
7 Cuma namazının kılındığı yerde ikâmet etmek
Kısa dahi olsa sefere çıkmış bir kişiye, yolculuğu Cuma gününün fecrinden önce başlamışsa -ikâmet ettiği yere normal havalarda ezan sesi de yetişmiyorsa- Cuma namazı farz olmaz Ezan sesi duyulacak kadar Cuma kılınan yere yakın ise Cuma namazı farz olur
İçinde özürsüz 40 kişinin ikâmet etmediği, bu nedenle de Cuma na­mazının sahih olmadığı bir yeri mekân edinen kimseye de Cuma namazı farz değildir Ancak Cuma kılınan bir yerde okunan ezan sesinin normal şartlarda oraya yetişmemesi şartıyla böyledir
Hz Peygarnber'in şu hadîsleri bu şartlara delâlet etmektedir:
Âzad edilmemiş köle, kadın, çocuk ve hasta olanlardan başka her t müslümana cemaatle Cuma kılmak hak olan bir vacibdir[5]
Kim Allah'a ve ahiret gününe iman ediyorsa, ona -kadın, yolcu, köle ve hasta müstesna- Cuma namazı farzdır[6]
SU Ezanı işiten her müslümana Cuma namazı farzdır[7]

Cuma'nin Sahih Olmasının Şartları


Yukarıda saydığımız yedi şartın kendisinde bulunduğu her müslü­mana Cuma namazı vacib'dir Ancak Cuma'nın sahih olması için dört şartın daha bulunması gerekir:
1 Cuma namazı, merkezî bir alanda kılınmalıdır
Bu alan, ister bir beldenin binaları arasında olsun, ister kendilerine Cuma farz olan 40 kişinin oturduğu bir köyün ortasında olsun farketmez Beldeden maksat, kadı'sı (hâkimi) ve idarecisi olan, içinde alışveriş için çarşı ve pazar bulunan yerdir Köyden maksat ise kadı'sı (hâkimi) ve ida­recisi bulunmayan yerlerdir Bu bakımdan sahrada ve çadırlar arasında Cuma namazı sahih olmaz İçinde Cuma'nın kendilerine farz olduğu 40 kişinin bulunmadığı bir yerde de sahih olmaz Eğer yakın bir beldeden okunan ezan sesi işitiliyorsa oraya gidilip Cuma namazının kılınması farz olur Cuma kılınan yerden ezan sesini işitmiyorlarsa, Cuma namazı on­ların üzerinden sakıt olur Nitekim bunu Cuma'nın vacib olmasının şartları bahsinde zikretmiştik
Bu şartın delili, Hz Peygamber ve raşid halifeler döneminde Cuma namazının sadece böyle yerlerde kılınmış olmasıdır Arap kabileleri Medine'nin etrafında oldukları halde oralarda Cuma namazı kılınmıyordu Hz Peygamber onlara çadırların arasında Cuma namazını kılmalarını söylememiştir
2 Cuma namazı kılacakların sayısı, Cuma'nın kendilerine farz olduğu 40 kişiden az olmamalıdır; yani erkek, baliğ, mukim ve hür olan 40 kişi bulunmalıdır ki Cuma sahih olsun
Cabir'den şöyle rivayet edilmiştir: 'Sünnet'e göre her 40 kişiye ve 40 kişiden fazla olanlara Cuma vardır'[8]
Ka'b b Mâlik şöyle demiştir: 'İlk defa Cuma namazı kıldıran Esad b Zurare idi ve o gün Cuma'ya katılanlar 40 kişiydiler'[9]
3 Cuma namazı öğle vaktinde kılınmalıdır
Öğle vaktinden Cuma namazı yetişemeyecek kadar bir zaman kalmışsa öğle namazı kılmak vacib olur Eğer Cuma namazına başlanır ve Cuma namazı devam ederken öğle vakti çıkarsa, Cuma namazını
hemen öğle namazına çevirmek ve dört rekât olarak kılmak gerekir Bunun delili Hz Peygamber'in böyle yapmış olmasıdır
Enes b Mâlik şöyle rivayet ediyor: 'Hz Peygamber, Cuma namazını güneş batıya doğru kaydığında (zeval vaktinde) kılıyordu'[10]
Seleme b Ekvâ şöyle rivayet etmiştir: 'Hz Peygamber ile birlikte güneş (ortadan batıya) meylettiği zaman Cuma namazını kılardık Sonra dönüp giderken gölge yerleri araştırırdık[11]
Sehl b Sa'd şöyle diyor: 'Hz Peygamber zamanında biz Cuma'yı kılmadan ne kaylûle uykusuna yatar, ne de yemeğimizi yerdik'[12]
4 Aynı şehirde, mümkün olduğu takdirde bir yerde Cuma namazı kılınmalıdır
Cuma namazını birkaç yerde kılmak uygun değildir Hatta eğer mümkünse bir yerde kılmak vacib'dir Eğer halk çok olur da bir yere sığmazlarsa ihtiyaca göre iki, üç veya dört yerde kılınabilir İhtiyaç ol­madığı halde aynı şehirde birkaç yerde Cuma namazı kılınırsa, bunlardan sadece ilk kılmanı sahih olur Önce kılınmaktan maksat, başlangıçtır İlk tekbir Önce hangi mescidde alınmışsa oradaki Cuma sahihtir, diğerleri ise ayrı yerlerde kılındığı için sahih değildir Bu nedenle onun yerine öğle namazı kılmaları gerekir Eğer Cuma'nın, hangi mescidde daha önce başladığı bilinmiyorsa, kılınan bütün Cuma'lar fasid olur Vakit müsaitse ilk tekbir alınan yerde yeniden kılınması gerekir Aksi takdirde tümü bu eksik ve fasid olan namazı yerine getirmek için öğle namazı kılmalıdır
Bu şartın delili, Cuma namazının Hz Peygamber, raşid halifeler ve tâbiûn devrinde ayrı yerlerde kılınmamış olmasıdır Namaz şehirde sa­dece el-Mescid'ul-Camii denilen büyük mescidde kılınırken, diğer mescidlerde ise sadece vakit namazları kılınırdı
Hz Aişe şöyle demiştir: 'İnsanlar Hz Peygamber zamanında Medine' ye yakın menzillerden ve Medine etrafındaki köylerden gelerek Cuma namazında nöbetleşe hazır bulunurlardı'[13]
İbn Abbas şöyle demiştir: 'Hz Peygamber'in mescidi dışında ilk Cuma namazı Bahreyn'de Cuvasî adlı yerde Abdulkays mescidinde kılınmıştır'[14]
Cuma'yı bir tek yerde kılma şartının hikmeti, müslümanların birlik ve beraberliğini pekiştirmeye daha uygun olmasıdır İhtiyaç olmaksızın Cuma namazını ayrı yerlerde kılmak, müslümanlar arasında ayrılık ve ni­fak tohumları ekebilir

Cuma Namazının Farzları


Cuma namazının iki farzı vardır Bunlar Cuma namazının esasını teşkil ederler Birinci farzı iki hutbe okumak, ikinci farzı ise cemaatle bir­likte iki rekât namaz kılmaktır

Hutbelerin Şartları


1 Hatib, eğer mümkünse hutbeyi ayakta okumalıdır
İki hutbeyi birbirinden ayırmak için hutbelerin arasında oturmalıdır Bunun delili, Cabir b Semure'nin şu rivayetidir: 'Hz Peygamber hutbeleri ayakta okur ve aralarında otururdu'[15]
İbn Ömer şöyle rivayet ediyor: 'Hz Peygamber birinci hutbeyi ayakta okuduktan sonra oturur, sonra kalkar sizin şu anda yaptığınız gibi ikinci hutbeyi okurdu'[16]
2 Hutbe namazdan önce okunmalıdır
Bu, Cuma namazı hakkında varid olan hadîslerden anlaşıldığı üzere Hz Peygamber'in fiiline tâbi olmak içindir
3 Hatib, küçük ve büyük hadesten temiz olmalıdır
Elbisesinde, bedeninde ve mekânında affedilmeyecek bir necaset bulunmamalı ve setr-i avrete riayet etmelidir Zira hutbe de namaz gibidir Hutbeler, öğle namazının farzının iki rekâtının karşılığıdır Namazda şart olan taharet ve benzeri şeyler hutbelerde de şarttır
4 Hutbeler Arapça okunmalıdır
Cemaat Arapça bilmese bile hatib hutbeleri Arapça okumalıdır Eğer orada Arapça öğrenecek kadar bir zaman geçtiği halde Arapça bilen kimse yoksa hepsi günahkâr olur ve Cuma'Ian makbul olmaz Dolayısıyla öğle namazı kılmaları gerekir Fakat Arapça öğrenecek kadar bir zaman geçmemişse, hutbe tercüme edilir ve Cuma namazları sahih olur
5 Hutbeler peşpeşe okunmalıdır
Birinci ve ikinci hutbe arasında fazla bir fasıla olmaması gerektiği gibi, ikinci hutbe ile namaz arasında da fazla bir fasıla olmamalıdır Birinci hutbe ile ikinci hutbe arasına veya ikinci hutbe ile namaz arasına örfen uzun sayılan bir fasıla girerse hutbe sahih olmaz Bu durumda mümkünse hutbe yeniden okunmalıdır Aksi takdirde Cuma namazı, öğle namazına dönüşür
6 Her iki hutbe de Cuma namazının kendileriyle sahih olduğu 40 kişi tarafından dinlenmelidir
Hutbelerin Rükûnları


1 Hangi siga ile olursa olsun -elhamdülillah, eş-şukru lillah gibi-Allah'a hamdetmek
2 Hangi siga ile olursa olsun Hz Peygamber'e salâvat getirmek
Bu salât Allahumme sallı ala Muhammed ve ala âl-i Muhammed veya Allahumme sallı alâ nebiyyi ve alâ âlihi veya Allahumme saîli alâ rasûli ve alâ âlihi gibi sığalarla yapılabilir Burada dikkat edilmesi gereken bir şart vardır ki o da Hz Peygamber'in isminin sarih olarak zikredilmesidir en-Nebî, er-Rasûl ve Muhammed gibi kelimelerle Hz Peygamber'in ismi sarih olarak zikredilmelidir Açık isim yerine zamir yeterli olmaz Meselâ onun mânâsına gelen huve zamirinin kullanılması yeterli değildir
3 Allah'tan sakınmayı tavsiye etmek
Hangi lafız ile olursa olsun -ittekuîlah gibi- takva (Allah'tan sakınılması) tavsiye edilmelidir Bu üç rükün, her iki hutbede de rükün­dür Bunlar olmadan hutbe olmaz
4 İki hutbenin bîrinde bir ayet okumak
Okunan ayet, mânâsı anlaşılan bir ayet olmalıdır Mukatta harfleri denilen ve sûre başlarında olan elif, lam, mim, yasin, tahâ gibi ayetlerden birinin okunması yeterli olmaz
5 İkinci hutbede mü'minlere dua etmek
Örfen dua sayılan -Allahummağfirli mü'minîne, Allahummağfirîi müslimine gibi- her dua yeterli olur
Cuma namazının ikinci farzının 'cemaatle iki rekat namaz kılmak' olduğu daha önce söylenmişti Nitekim Hz Ömer'den şöyle rivayet edilmiştir: 'Cuma namazı iki rekâttır'[17]
Daha önce de naklettiğimiz bir hadîste Hz Peygamber şöyle bu­yurmuştur:
Her müslümana cemaatle Cuma namazı kılmak haktır, vacibdir[18]
Cuma namazının bir rekâtına yetişen kimsenin Cuması sahihtir Curna'ya yetişemediği takdirde Cuma namazı, öğle namazına dönüşür
İmam'a uyan cemaatin, Cuma namazına ehil olan 40 kişiden az ol­maması vacıb'dir İkinci rekatta imam'a yetişen kimsenin Cuması sahihtir İmam selâm verdikten sonra kalkıp ikinci rekâtı kılarak Cuma namazını tamamlar İmam ikinci rekâtın rükûundan kalktıktan sonra imam'a yetişen kimse, Cuma'ya yetişememiş sayılır İmam selâm verdikten sonra kalkıp dört rekât öğle namazı kılması gerekir
Cemaat Cuma im----- uyup imam ile beraber bir rekât kılar, sonra herhangibir sebepten ötürü cemaatin tümü veya bir kısmı imam'dan ayrılıp namazlarını tek başlarına tamamlarlarsa Cuma'Ian sahih olur Herhangibir sebepten ötürü birinci rekât bitmeden önce imam'dan ayrıhrlarsa Cuma namazları sahih olmaz ve Cuma namazı öğle namazına dönüşür Bunun delili, Hz Peygamber'in şu hadîsidir:
Kim Cuma namazından veya diğer namazlardan bir rekâta yetişirse ona ikinci bir rekât eklesin Böylece namazı tamamlasın[19]

Cuma Namazının Âdabı


Cuma gününün ve Cuma namazının sünnet olan birtakım âdabı vardır ki onlara itibar edip ihtimam göstermek gerekir Onları şöyle sıralayabiliriz:
1 Yıkanmak
Hz Peygamber şöyle buyurmuştur:
Herhangibiriniz Cuma namazına gitmek istediğinde yıkansın![20]
Buradaki emir, vücub için değil, istihbab içindir Çünkü başka bir hadîste şöyle buyurulmuştur:
Kim Cuma namazı için abdest alırsa, o, sünnet'e yapışmış demektir Sünnet'e yapışmak ise ne güzeldir! Kim de yıkanırsa bu daha efdaldır[21]
2 Vücudu kir ve kötü kokulardan temizlemek, saç ve sakalı yağlayıp güzel koku sürünmek
Bu, Cuma'ya gelenleri rahatsız etmemek içindir Böyle yapan kimseye herkes yakınlık duyar ve onunla oturup kalkmaktan hoşlanırlar Halka eziyet verecek kötü kokulu birşey yiyen kimseye, Cuma namazını terketme ruhsatı verildiğini daha önce söylemiştik Hz Peygamber şöyle buyurmuştur:
Bir kişi Cuma günü yıkandığı halde elinden geldiği kadar temizlenir, saç ve sakalını yağlayıp vücuduna güzel koku sürerek Cuma'ya gitmek üzere evinden çıkar, yavaş yavaş yürüyüp mescide gider ve mescidde kimseyi rahatsız etmeden nasip olduğu kadar namaz kılar, sonra susup hutbeyi dinlerse iki Cuma arasındaki bütün günahları bağışlanır[22]
3 En güzel elbiseyi giymek
Hz Peygamber şöyle buyurmuştur:
Kim Cuma günü yıkanır, en güzel elbiselerini giyerse, eğer varsa vü­cuduna güzel koku sürüp sonra mescide gider ve hiç kimsenin üze­rinden atlayıp rahatsız etmeden yavaş yavaş yürür, sonra yapabildiği kadar ibadet edip imam'ı beklerse iki Cuma arasındaki günahları bağışlanır1
Cuma günü beyaz elbise giymek en efdalidir Hz Peygamber şöyle buyurmuştur:
Beyaz elbiselerinizi giyin Çünkü beyaz elbise, elbiselerinizin en hayırlısıdır Ölülerinizi de beyaz ile kefenleyin2
4 Tırnakları kesip bıyıkları kısaltmak
Hz Peygamber'in Cuma günü tırnaklarını kesip bıyıklarını kısalttığı ri­vayet edilmiştir3
5 Mescide erken gitmek
Hz Peygamber şöyle buyurmuştur:
Kim Cuma günü cünüplükten yıkanır gibi yıkandıktan sonra (ilk sa-a"tte Cuma namazına) giderse bir deve kurban etmiş gibi, ikinci saatte giderse bir sığır kurban etmiş gibi, üçüncü saatte giderse boynuzlu bir koç kurban etmiş gibi, dördüncü saatte giderse bir tavuk sadaka vermiş gibi, beşinci saatte giderse bir yumurta tasadduk etmiş gibi
İmam Ahmed, 111/81 ve başka muhaddisler Tİrmizî/994 ve başka muhaddisler Bezzar, Müsned
(sevaba nail) olur İmam hutbeye çıktığında melekler hazır olup zikri (hutbeyi) dinlerler[23]
6 Mescide girince iki rekât'namaz kılmak Hz Peygamber şöyle buyurmuştur:
Herhangibiriniz imam (minbere) çıkmış iken mescide gelecek olursa hemen iki rekât namaz kılsın[24]
Ancak hatib hutbenin sonuna gelmemişse kılmalıdır Eğer hutbenin sonu gelmişse, imam'ın farz namaza kalkmasını beklemelidir Mescide gi­rildiğinde iki rekât namaz kılmadan oturulursa artık namaz kılınmaz Oturduktan sonra kalkıp kılınan namaz sahih olmaz Bu durumda oturup hutbeyi dinlemek ve farz namazı beklemek gerekir
7 Hutbeleri dinlemek için susmak Hz Peygamber şöyle buyurmuştur:
Cuma günü imam hutbe irad ederken arkadaşına sus (dinle) desen (bile) lüzumsuz bir söz söylemiş olursun[25]
Hz Ali'den şöyle rivayet edilmiştir:
Kim uygun olmayan bir söz söylerse, onun o Cuma'dan bir ecri yoktur[26]

Cuma Gününün Umumi Âdabı


Cuma günü haftanın en hayırlı günüdür Cuma gününün birtakım sünnet ve edepleri vardır ki her müslümamn onları bilmesi ve mümkün olduğu kadar tatbik etmesi uygun olur Onların en önemlilerini şöyle sıralayabiliriz:
a Cuma günü ve gecesinde Kehf sûresini okumak sünnet'tir Hz Peygamber şöyle buyurmuştur:
Kim Cuma günü Kehf sûresini okursa, iki Cuma arasındaki zaman onun için nûrlandırıhr[27]
b Cuma günü ve gecesinde çok dua etmek Hz Peygamber şöyle buyurmuştur:
Cuma gününde bir saat vardır ki müslim bir kul namazını o saate rastgetirip Allah Teâlâ'dan birşey dilediğinde Allah ona dilediğini ve­rir[28]
c Cuma günü ve gecesinde Hz Peygamber'e çok salâvat getirmek
Hz Peygamber şöyle buyurmuştur:
Sizin en faziletli gününüz, Cuma günüdür O günde bana çok salâ­vat getirin Çünkü o günde getirdiğiniz salâvatlar bana arz olunur[29]


[1] Buharî/836; Müslim/855, (Ebu Hüreyre'den)

[2] Ebu Dâvud/1069 ve başka muhaddisler, (Ka'b b Mâlik'ten)

[3] Ebu Dâvud/1067 (Tank b Şihab'dan)

[4] Müslim/865 ve başka muhaddisler, (Ebu Hüreyre ve İbn Ömer'den)


[5] Ebu Dâvud/1067

[6] Dârekutnî, n/3 ve başka muhaddisler

[7] Ebu Dâvud/1056

[8] Beyhakî, î/177

[9] Ebu Dâvud

[10] Buharî/862


[11] Buharî/3935; Müslim/860

[12] Buharî/897; Müslim/859

[13] Buharî/860; Müslim/847

[14] Buharî/852

[15] Müslim

[16] Buhari/873; Müslim/86l

[17] Neseî, III/lll

[18] Ebu Dâvud

[19] Neseî, Ibn Mâce ve Dârekutnî, (Ibn Ömer'den)

[20] Buharî/387; Müslim/844

[21] Tirmizî

[22] BuharV843, (Selman-ı Farisî'den)


[23] Buharî/841; Müslim/850, (Ebu Hüreyre'den)

[24] Müslim/875, (Câbir b Abdullah'tan)

[25] Buharî/892; Müslim/851 ve başka muhaddisler, (Ebu Hüreyre'den)

[26] Ebu Dâvud/1051

[27] Neseî, (Ebu Said e!-Hudr?den)

[28] Buharî/893; Müslim/852 (Ravi Kuteybe kendi rivayetinde şunu ziyade etmiştir: "O, saatin kısa olduğunu anlatmak için eliyle (baş parmağını orta ve isimsiz parmaklarının iç tarafına basarak) İşaret etti")

[29] Ebu Dâvud/1047; diğerleri (sahih olmayan senedlerle)

_________________


Elif gibi yalnızım,
Ne esrem var, ne ötrem.
Ne beni durduran bir cezmim,
Ne de bana ben katan bir şeddem var.
Ne elimi tutan bir harf,
Ne anlam katan bir harekem...
Kalakaldım sayfalar ortasında.
Bir okuyan bekledim,
Bir hıfzeden belki...
Gölgesini istedim bir dostun med gibi…
Sızım elif sızısı...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://kutluforum.yetkinforum.com
@bdulKadir
Adminstratör
avatar

Mesaj Sayısı : 6459
Rep Gücü : 10014589
Rep Puanı : 97
Kayıt tarihi : 17/03/09
Yaş : 55
Nerden : İzmir

MesajKonu: Geri: Şafii mezhebine Göre Namz..farzları sünnetleri vs   Cuma Ekim 30, 2009 9:37 am

NAMAZI BOZAN ŞEYLER

, Aşağıda zikredilen şu hususlardan biri dahi namazı bozar
1 Kasden konuşmak
Kur'an, zikir ve dua dışında, namazda konuşulan herşey kasden konuşma sayılır
Zeyd b Erkam şöyle diyor: 'Şu ayet ininceye kadar biz namazda konuşur, birimiz diğerine ihtiyacını sorardı'[1]
Namazlara ve orta namaza itina gösterin, can-ı gönülden boyun bü­kerek Allah için namaza durun! (Bakara/238)
Muaviye b Hakem es-Sülemî şöyle diyor: Uz Peygamber ile beraber namaz kıldığımız bir sırada cemaatten biri öksürdü Ben 'Yerhamukeîîah (Allah sana merhamet etsin) dedim' Hz Peygamber bana şöyle dedi: 'Bizim şu namazımıza insan kelâmından -teşbih, tekbir ve Kur'an oku­mak dışında- hiçbir şey yaraşmaz'[2]
Bundan daanlaşılıyor ki namazda insan kelâmı söylenirse namaz bozulur İki veya daha fazla harften meydana gelen kelimeler mânâsız olsa bile namazı bozar Mânâsı olan tek harfli kelimeler de namazı
bozar Meselâ korunmak (=vikaye) masdarından harfi, dinlemek
masdarından harfi, vefa masdarından harfi gibi kelimeleri emir sigasıyla kullanmak namazı bozar
Kişi namazda olduğunu unutarak veya yeni müslüman olduğu için namazda konuşmanın haram olduğunu bilmeyerek konuşursa ve bu konuşma altı kelimeden fazla olursa namazı bozulur
2 Fiil-i kesir
Fiil-i kesifden maksat, çok olup peşpeşe gelmesi şartıyla namazın şartlarına ters düşen harekettir Çünkü böyle bir fiil namazın intiz----- ters düşer Fiil-i kesirin en azı üç harekettir Fiil-i kesifin peşpeşe gelip gelmediği örfe göre takdir edilir Bu şartlan kendisinde taşıyan fiil namazı bozar
3 Elbise veya bedenin necasetle mülâki olması
Mülakat'tan maksat, elbise veya bedene bulaşan necasetin hemen atılamamasıdır Bu durumda namaz bozulur Çünkü bu durum namazın şartlarından birine ters düşer ki namazın sahih olmasının şartlarından biri de elbise ve bedenin necasetten temiz olmasıdır Eğer necaset rüzgarın sürüklemesiyle veya buna benzer bir şekilde isabet ederse, kuru pislik olduğundan ötürü onu derhal temizlemek de mümkün olmazsa, namaz bozulmaz
4 Avret mahallinden bir yerin açılması
Erkek ve kadının namazdaki avret mahallinin sınırını daha önce be­lirtmiştik Namaz kılan kişi avretinden bir yeri kasden açarsa namaz bozulur Fakat kendiliğinden açılır da hemen kapatırsa bozulmaz, kapatılması gecikirse namaz yine bozulur Çünkü namazın sıhhat şartlarından biri, az bir zaman da olsa ortadan kalkmıştır
5 Namazda yemek-içmek
Namazda yemek-içmek namazın intiz----- ters düşer Namazda olduğunu bilerek az da olsa birşey yiyen veya içen kimsenin namazı bo­zulur Namazda olduğunu unutarak yiyen bir kimsenin namazının bo? zulması için, yediğinin örfen çok olması gerekir Fakihler bunu 'toplamı bir nohut kadar olan şey' diye takdir etmişlerdir Eğer dişlerin arasında yemek artığı kalmışsa, nohut kadar da değilse ve onu kazaen yutarsa namaz bozulmaz Namaz kılan kimsenin ağzında şeker olur, şekerin bir kısmı da erirse, bu eriyen kısım yutulduğunda, bu, namazı bozan yemeğin kaps----- girer
6 Birinci selâmdan önce abdestin bozulması
Birinci selâmdan önce abdestin kasden veya sehven bozulması arasında fark yoktur Çünkü namaz tamamlanmadan önce namazın şartlarından biri olan taharet ortadan kalkmıştır Eğer birinci selâmdan sonra ve ikinci selâmdan önce abdest bozulursa namaz sahih olarak ta­mamlanmış olur Bütün müslümanlar bunda icma etmişlerdir
7 Öksürmek, gülmek, ağlamak ve inlemek
Eğer bunlardan iki kelime meydana gelirse namaz bozulur Bu dört şeyin namazı bozması için, bunlarla beraber iki kelimenin de çıkması şarttır Çıkan o iki kelime hiçbir mânâ ifade etmese de namazı bozar Eğer gülme sonucunda bir kelime çıkarsa namaz bozulmaz Bu hüküm, bunların kasden yapılması halinde böyledir Ama kişi gayr-i ihtiyarî olarak bunları yaparsa, meselâ Öksürür veya istemediği halde gülerse namazı bozulmaz Tebessüm ise namazı bozmaz
Zikir ve duada halka hitap etmek kasdedilirse namaz bozulur Meselâ namazda iken bir insana yerhamukeüah (Allah sana merhamet etsin) denildiğinde namaz bozulur Çünkü bu insan kelâmından sayılır Namaz ise insan kelâmını kabul etmeyen bir ibadettir Bu hususu daha önce belirtmiştik
8 Niyeti bozmak
Eğer namazdan çıkmaya azmedilir veya namazdan çıkmayı birşeye bağlar ve o şey de olursa namaz bozulur Namazın bununla bozul­masının nedeni şudur: Namaz ancak kesin bir niyetle sahih olur Böyle bir kast ise, kesin niyete ters düşer
9 Sırtı kıble'ye çevirmek
İstikbâl-i kıble namazın şartlarından biridir Namaz kılan kişi ister kendisi Kabe'ye sırtını çevirsin, isterse başkası onu zorla çevirsin bu tak­dirde namazı bozulur Ancak kendisi kasden çevirirse namazı hemen bozulur Fakat zorla döndürülürse namaz bozulmaz, bir müddet bu du­rumda kalırsa bozulur Birisi, namaz kılanı zorla kıbleden çevirdiğinde •namaz kılan kişi hemen kıbleye dönerse namazı bozulmaz Bu husus örfe göre takdir edilir


[1] Buharî/4260; Müslim/539

[2] Müslim/537



************
NAMAZI BOZAN ŞEYLER 2

NAMAZI BOZAN ŞEYLER


, Aşağıda zikredilen şu hususlardan biri dahi namazı bozar
1 Kasden konuşmak
Kur'an, zikir ve dua dışında, namazda konuşulan herşey kasden konuşma sayılır
Zeyd b Erkam şöyle diyor: 'Şu ayet ininceye kadar biz namazda konuşur, birimiz diğerine ihtiyacını sorardı'[1]
Namazlara ve orta namaza itina gösterin, can-ı gönülden boyun bü­kerek Allah için namaza durun! (Bakara/238)
Muaviye b Hakem es-Sülemî şöyle diyor: Uz Peygamber ile beraber namaz kıldığımız bir sırada cemaatten biri öksürdü Ben 'Yerhamukeîîah (Allah sana merhamet etsin) dedim' Hz Peygamber bana şöyle dedi: 'Bizim şu namazımıza insan kelâmından -teşbih, tekbir ve Kur'an oku­mak dışında- hiçbir şey yaraşmaz'[2]
Bundan daanlaşılıyor ki namazda insan kelâmı söylenirse namaz bozulur İki veya daha fazla harften meydana gelen kelimeler mânâsız olsa bile namazı bozar Mânâsı olan tek harfli kelimeler de namazı
bozar Meselâ korunmak (=vikaye) masdarından harfi, dinlemek
masdarından harfi, vefa masdarından harfi gibi kelimeleri emir sigasıyla kullanmak namazı bozar
Kişi namazda olduğunu unutarak veya yeni müslüman olduğu için namazda konuşmanın haram olduğunu bilmeyerek konuşursa ve bu konuşma altı kelimeden fazla olursa namazı bozulur
2 Fiil-i kesir
Fiil-i kesifden maksat, çok olup peşpeşe gelmesi şartıyla namazın şartlarına ters düşen harekettir Çünkü böyle bir fiil namazın intiz----- ters düşer Fiil-i kesirin en azı üç harekettir Fiil-i kesifin peşpeşe gelip gelmediği örfe göre takdir edilir Bu şartlan kendisinde taşıyan fiil namazı bozar
3 Elbise veya bedenin necasetle mülâki olması
Mülakat'tan maksat, elbise veya bedene bulaşan necasetin hemen atılamamasıdır Bu durumda namaz bozulur Çünkü bu durum namazın şartlarından birine ters düşer ki namazın sahih olmasının şartlarından biri de elbise ve bedenin necasetten temiz olmasıdır Eğer necaset rüzgarın sürüklemesiyle veya buna benzer bir şekilde isabet ederse, kuru pislik olduğundan ötürü onu derhal temizlemek de mümkün olmazsa, namaz bozulmaz
4 Avret mahallinden bir yerin açılması
Erkek ve kadının namazdaki avret mahallinin sınırını daha önce be­lirtmiştik Namaz kılan kişi avretinden bir yeri kasden açarsa namaz bozulur Fakat kendiliğinden açılır da hemen kapatırsa bozulmaz, kapatılması gecikirse namaz yine bozulur Çünkü namazın sıhhat şartlarından biri, az bir zaman da olsa ortadan kalkmıştır
5 Namazda yemek-içmek
Namazda yemek-içmek namazın intiz----- ters düşer Namazda olduğunu bilerek az da olsa birşey yiyen veya içen kimsenin namazı bo­zulur Namazda olduğunu unutarak yiyen bir kimsenin namazının bo? zulması için, yediğinin örfen çok olması gerekir Fakihler bunu 'toplamı bir nohut kadar olan şey' diye takdir etmişlerdir Eğer dişlerin arasında yemek artığı kalmışsa, nohut kadar da değilse ve onu kazaen yutarsa namaz bozulmaz Namaz kılan kimsenin ağzında şeker olur, şekerin bir kısmı da erirse, bu eriyen kısım yutulduğunda, bu, namazı bozan yemeğin kaps----- girer
6 Birinci selâmdan önce abdestin bozulması
Birinci selâmdan önce abdestin kasden veya sehven bozulması arasında fark yoktur Çünkü namaz tamamlanmadan önce namazın şartlarından biri olan taharet ortadan kalkmıştır Eğer birinci selâmdan sonra ve ikinci selâmdan önce abdest bozulursa namaz sahih olarak ta­mamlanmış olur Bütün müslümanlar bunda icma etmişlerdir
7 Öksürmek, gülmek, ağlamak ve inlemek
Eğer bunlardan iki kelime meydana gelirse namaz bozulur Bu dört şeyin namazı bozması için, bunlarla beraber iki kelimenin de çıkması şarttır Çıkan o iki kelime hiçbir mânâ ifade etmese de namazı bozar Eğer gülme sonucunda bir kelime çıkarsa namaz bozulmaz Bu hüküm, bunların kasden yapılması halinde böyledir Ama kişi gayr-i ihtiyarî olarak bunları yaparsa, meselâ Öksürür veya istemediği halde gülerse namazı bozulmaz Tebessüm ise namazı bozmaz
Zikir ve duada halka hitap etmek kasdedilirse namaz bozulur Meselâ namazda iken bir insana yerhamukeüah (Allah sana merhamet etsin) denildiğinde namaz bozulur Çünkü bu insan kelâmından sayılır Namaz ise insan kelâmını kabul etmeyen bir ibadettir Bu hususu daha önce belirtmiştik
8 Niyeti bozmak
Eğer namazdan çıkmaya azmedilir veya namazdan çıkmayı birşeye bağlar ve o şey de olursa namaz bozulur Namazın bununla bozul­masının nedeni şudur: Namaz ancak kesin bir niyetle sahih olur Böyle bir kast ise, kesin niyete ters düşer
9 Sırtı kıble'ye çevirmek
İstikbâl-i kıble namazın şartlarından biridir Namaz kılan kişi ister kendisi Kabe'ye sırtını çevirsin, isterse başkası onu zorla çevirsin bu tak­dirde namazı bozulur Ancak kendisi kasden çevirirse namazı hemen bozulur Fakat zorla döndürülürse namaz bozulmaz, bir müddet bu du­rumda kalırsa bozulur Birisi, namaz kılanı zorla kıbleden çevirdiğinde •namaz kılan kişi hemen kıbleye dönerse namazı bozulmaz Bu husus örfe göre takdir edilir



[1] Buharî/4260; Müslim/539

[2] Müslim/537

************************




ŞAFİİ MEZHEBİNDE "NAMAZIN SÜNNETLERİ"

Fıkıh'ta sünnet, Hz Peygamber'in vacib olmayarak yapmış olduğu şeyleri ifade eder Namazın sahih olması için birtakım şart ve rükûnların olduğunu söylemiştik Bir de namaz kılan kişiden istenen, namazın bir­takım sünnetleri vardır Fakat bunlar farz gibi zorunlu olarak istenmez Bu sünnetlere riayet eden sevap alır, riayet etmeyen ise günahkâr olmaz Bu sünnetler namazdan öncej namaz içinde ve namazdan sonra olmak-üzere üç kışıma ayrılır:

A, Namazdan Önceki Sünnetler


Namazdan önceki sünnetler üç tanedir:
1 Ezan
Ezanın tarifi, delilleri, şartlarının beyanı ve bununla ilgili meseleler daha önce geçmişti
2 İkâmet (Kamet)
Kâmet'in tarifi, şartlarının beyanı, ezan ile kamet arasındaki farklar daha önce zikredilmişti
3 Sütre
Kişinin namaz kılarken önüne -duvar, direk, baston gibi- bir sütre alarak önünden geçenlerle kendi arasında bir perde yapması, hiçbir şey yoksa önüne bir çizgi çekmesi sünnettir
Abdullah b Ömer şöyle rivayet ediyor: "Hz Peygamber bayram günü (namaza) çıktığında (hizmetçisine) bir harbe taşımasını emrederdi (O harbe namazda) karşısına dikilir, kendisi de ona doğru namaz kılar, halk da arkasında namaza dururdu Bunu seferde de yapardı"[1]
En efdal olanı, sütrenin secde yerine yakın olmasıdır; zira Sehl b Sa'd şöyle rivayet ediyor: 'Hz Peygamber'in musallası (namaz kıldığı yer) ile (kıble cihetindeki) duvar arasında bir davar geçebilecek kadar yer vardı1[2]

B Namaz İçindeki Sünnetler


Namaz içindeki sünnetler ikiye ayrılır:
1 Eb'az
2 Heyet
Eb'az, namazda terkedildiği takdirde sehiv secdesiyle telafi edilmesi­nin sünnet olduğu şeylerdir
Heyet, terkedildiği takdirde sehiv secdesiyle telafi edilmesinin sünnet olmadığı şeylerdir
Sehiv secdesini ve onunla ilgili hususları namazın amelleri bahsinde açıklayacağız Namazdaki eb'âzlar ise şunlardır:

Eb'âz


a Birinci Teşehhüd
Birinci teşehhüd, arkasından selâm gelmeyen teşehhüd'dür Bu da öğle, ikindi, akşam ve yatsı namazlarında ikinci rekattaki oturuştur Bu oturuşta teşehhüd okumak sünnettir Çünkü namazını güzel kılmayan bir kişiye Hz Peygamber şöyle demiştir:
Namazın ortasında oturduğun zaman önce istikrar bul, sonra sol ayağını yay, sonra teşehhüd oku[3]
Bu teşehhüd'ün sünnet olduğunun delili, Abdullah b Buhayne'nin rivayet ettiği şu hadîstir: 'Hz Peygamber bir namazda bize iki rekât kıldırdı Sonra (birinci teşehhüd için) oturmadan kalktı Cemaat (ona uya­rak) ayağa kalktı Namazını tamaladığı zaman biz selâm vermesini bekler­ken selâm vermeden önce tekbir aldı ve oturduğu halde (yanılmaktan dolayı) iki secde yaptı, sonra selâm verdi'[4]
Eğer bu teşehhüd rükün olsaydı, Hz Peygamber onu yerine getirir, sehiv secdesiyle telafi etmezdi
b Teşehhüd'den sonra Hz Peygamber'e salâvat getirmek Salâvat terkedildiği zaman sehiv secdesi yapmak onu telafi eder
c Birinci teşehhüd için oturmak
Böylece birinci teşehhüd'de-, oturmak, teşehhüd okumak ve Hz Pey­gamber'e salât etmek olmak üzere üç tane sünnet olduğu anlaşılmaktadır
4 Rükün olan son teşehhüd'den sonra Hz Peyğamber'in âline salât etmek
Son oturuşta rükün olan teşehhüd'ü okuduktan ve Hz Peygamber'e salâvat getirdikten sonra Hz Peyğamber'in âline de salât etmek sünnet'tir Çünkü salât'ın lafzında âl kelimesi de geçmektedir
5 Sabah namazında ikinci rekâtın itidaline kalkıldığında, Ramazan'ın ikinci yarısında, vitir'in son rekâtında ve hangi namazda olursa olsun son rekâttaki itidâl'de felaketler için kunut okumak sünnettir
Enes b Mâlik şöyle rivayet ediyor: 'Hz Peygamber dünyadan ayrılıncaya kadar sabah namazında kunut yaptı[5]
Enes b Mâlik'e, Hz Peyğamber'in sabah namazında kunut yapıp yapmadığı sorulduğunda, şöyle demiştir:
- Evet, kunut yaptı
- Rükû'dan önce mi sonra mı?
- Rükû'dan sonra az bir müddet[6]
Namaz kılan kişi hangi lafızla olursa olsun Allah'a övgü ve duada bulunursa kunut sünnetini yerine getirmiş olur Meselâ Aüahummağfirli yâ gafuru dese yeterlidir Kunut'un en mükemmel şekli ise, Hz Peygamber'den rivayet edilen kunut duasını okumakla yerine getirilmiş olur
Hasan b Ali şöyle demiştir: Hz Peygamber bana birkaç kelime öğ­retti, vitir'de onları okuyordum:
Ey Allahim! Verdiğin hidayetinde beni daim kıl! Verdiğin afiyetlerle beni afiyette kıl Emanına aldığın yerde beni de emanına al! Bana verdiğini mübarek kıl! Kaza ettiğin şeyin şerrinden beni koru! Sen hükmedersin, fakat kimse sana hükmedemez Senin dost edindiğin zelil kılınamaz Senin düşman olduğun aziz olamaz Sen yücesin, ey Allahım sen büyüksün[7]
İmam'ın bu lafızları cermsigası olarak; ihdini yerine ihdim, afini ye­rine afim, tevelhnî yerine tevellena şeklinde okuması gerekir
Hişam'ın, Muhammed b Sirin'in ashabından rivayet ettiğine göre Ubey b Ka'b (Ramazan'da) onlara imamlık yapıp Ramazan'ın son yansında kunut yapmıştır[8]
Ebu Hüreyre şöyle rivayet ediyor: 'Hz Peygamber sabah namazının ikinci rekâtında başını rükû'dan kaldırdığı zaman ellerini kaldırıp kunut duası okurdu'[9]
Âlimler şu ibarenin eklenmesinin de müstehab olduğunu söy­lemişlerdir
Namazın Sünnetleri
Hükmettiğine karşılık hamd sana mahsustur Ey Rabb'imiz! Senden mağfiretini diler ve sana yöneliriz Peygamber Efendimiz (en-Nebiyyü'l-timmî olan) Hz Muhammed'e, âline ve ashabına salât u selâm eyle! Nitekim bu hususta dua ve zikirden sonra Hz Peygamber'e getirilen
sa/âvat hakkında sahih hadîsler vardır[10]
Kunut okurken elleri kaldırmak sünnettir Ellerin iç kısımları göğe doğru olmalıdır
• Heyetler
Biz daha önce heyetlerin, namazın sünnetlerinden olduğunu, terke- dilmesi halinde sehiv secdesiyle telafi edilmesinin sünnet olmadığını, Eb'azlann ise sehiv secdesiyle telafi edileceğini söylemiştik Namazdaki heyetleri şöyle sıralayabiliriz:
1 Tahrim tekbiri alırken, rükû'ya giderken ve rükû'dan kalkarken el­lerin kaldırılması sünnettir
Bu sünneti yerine getirmenin keyfiyeti şöyledir: Ellerin ayaları kible'ye doğru açılıp parmaklar yayılmalıdır Baş parmaklar kulak memeleri hizasında olup ellerin ayaları açık olmalıdır
İbn Ömer şöyle rivayet ediyor: 'Hz Peygamber namaza durduğu zaman ellerini omuzları hizasına kadar kaldırır, sonra tekbir alırdı Rükû'a gitmek istediği zaman da, rükû'dan kalktığı zaman da böyle yapardı Fakat secdeye gittiğinde ve secdeden kalktığında böyle yapmazdı'[11]
2 Vakfe'de sağ eli sol elin üzerine koymak
Bunun şekli şöyledir: Sağ eli sol elin üzerine koyup sağ elin parmak­larıyla sol elin bileğini tutmalı, elleri göbeğin üstüne göğsün de altına koymalıdır
Vail b Hucr şöyle rivayet ediyor: 'Hz Peygamber namaza başladığı zaman ellerini kaldırıp tekbir alır, sonra sağ elini sol bileği üzerine ko­yardı'[12]
3 Kıyamdayken secde yerine bakmak
Namaz kılan kişinin bakışlarını sağa sola çevirmesi mekruhtur Yukarıya veya önündeki birşeye -Kabe bile olsa- bakması mekruhtur' Sünnet olan, devamlı secde yerine bakmaktır Kişi teşehhüd okurken işaret ettiği parmağına bakabilir Böyle yapılmasının delili Hz Peygamber'in fiilidir ,
Teveccüh
4 Tekbir'den sonra namaza teveccüh okuyarak başlamak Teveccühün lafzı, Hz Ali'nin rivayet ettiği şu lafızlarla okunmalıdır
Şüphesiz ki ben, yüzümü bir muvahhid olarak o gökleri ve yerleri yaratmış olan Allah'a yönelttim Ben müşriklerden değilim Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm hiçbir ortağı olma­yan âlemlerin rabbi Allah'ındır Ben ancak bununla emrolundum ve ben müslümanlardanım[13]

Teveccüh'ün Müstehab Olduğu Yerler


Teveccüh duasını, farz ve nafile namazların başında Fatiha okuma­dan önce -tek başına kılan için de imam için de- cemaat içinde okumak müstehab'dır
Eğer besmele çekilmiş veya Fatiha okunmuş veya euzübillahi min'eş-şeytan'ir-racim denmişse, başa dönüp yeniden teveccüh duasını okumak uygun değildir Unutarak böyle yapmak da hükmü değiştirmez
Cenaze namazında teveccüh duası okumak müstehab değildir Vakit dar olduğu zaman farz namazda da okumak müstehab değildir Teveccüh duası okunduğunda vaktin çıkma ihtimali varsa okunma­malıdır
5 Teveccüh'ten sonra eûzu billahi min'eş-şeytan'irracim demek
Bunu takiben Fatiha okunmalıdır Fatiha okunduktan sonra eûzu çekilmez Tekrar başa dönüp eûzu çekmek mekruh'tur
Kur'an okuduğun (okumak istediğin) zaman kovulmuş şeytandan
Allah'a sığın!
(Nahl/98)
6 Kur'an'ı, sesli okunması gereken yerde sesli, sessiz okunması gere­ken yerde sessiz okumak
Kur'an'ı sabah namazında, akşam ve yatsı namazının ilk iki rekâtında, Cuma, Bayram, Ay Tutulma, Yağmur, Teravih ve Ramazan'da kılınan Vitir namazında tek başına kılan için de, imam için de, cemaat için de açıktan okumak sünnettir Bunların dışındaki namazlarda işe gizli okumak sünnettir Bunun böyle olduğuna bir çok hadîs delâlet eder Onlardan bazılarını aşağıda zikrediyoruz:
Cübeyr b Mut'im babasından şöyle rivayet etmektedir: 'Ben Hz Peygamber'in akşam namazında Tur sûresini okuduğunu işittim'[14]
Berâ b Âzib şöyle rivayet etmiştir: 'Hz Peygamber'in yatsı na­mazında Tin sûresini okuduğunu işittim Ondan daha güzel sesli bir kim­seyi dinlemiş değilim' [15]
İbn Abbas şöyle rivayet ediyor: 'Hz Peygamber, ashabına namaz kıldırıyordu Onlar namazda okuduğu Kur'an'ı işitince kulak verdiler'[16]
Ebu Katade şöyle demiştir: 'Hz Peygamber bize namaz kıldırdı Öğle ve ikindi namazlarındaki ilk iki rekâtta Fatihatu'l-Kitab ile birer sûre okurdu'[17]
Hz Peygamber'in aşikâr okuduğunu bildiren hadîsler daha önce geçmişti
Ubade b Samit şöyle rivayet ediyor: Biz Hz Peygamber'in arkasında sabah namazını kılıyorduk Hz Peygamber okurken cemaatin okuması ona ağır geldi Namazı kılınca 'Siz imamınızın arkasında okuyor musu­nuz?' dedi Biz 'Evet, okuyoruz1 dedik Hz Peygamber 'Fatiha'dan
başkasını okumayın Hakikat şu ki Fatiha okumayanın namazı olmaz' bu­yurdu[18]
İmam işitmediği zaman gizli okunmuş sayılır İşte bu hadîsler Hz Peygamber'in, hazır olanlara işittirecek kadar yüksek sesle okuduğuna delâlet eder Sözü geçen yerlerin dışında gizli okumanın delili de şu ha­dîstir:
Bir kişi Habbab'a şöyle sordu:
- Hz Peygamber öğle ve ikindi namazlarında okuyor muydu?
- Evet
- Peki, okuduğunu nasıl anlıyordunuz?
- Sakalının hareketinden anlıyorduk[19]
Ebu Hüreyre şöyle demiştir: 'Hz Peygamber her namazda okurdu Hz Peygamber'in bize açıktan okuduğu yerde biz de size açıktan okuyo­ruz Gizli okuduğu yerde biz de size gizli okuyoruz'[20]
Sahabîler, Hz Peygamber'in sözü geçen yerlerin haricinde sesli okuduğunu nakletmemişlerdir Özel namazların delilleri ise yerlerinde belirtilecektir
Gece kılınan mutlak nafile namazlarda ne gizli ne de aşikâre olma­dan, kıraat normal şekilde yapılmalıdır
Namazında açıktan okuma, sesini fazla da kısma, ikisi arasında bir yol tut
(İsra/110)
7 Fatiha'dan sonra âmin demek
Veleddâllîn'den hemen sonra âmin denilmelidir Namaz kılan kişinin her namazda Fatiha'dan sonra âmin demesi sünnettir Sesli kılınan na­mazlarda sesli olarak, sessiz kılınan namazlarda sessiz olarak âmin den­melidir Cemaat de imam'a tâbi olarak yüksek sesle âmin demelidir Âmiriin anlamı 'Yâ rabbî! Duamızı kabul et!' demektir Hz Peygamber şöyle demiştir:
Sizler (namazda) âmin dediğiniz zaman melekler de semada âmin derler Kimin âmin demesi, meleklerin âmin demesine tevafuk ederse o kişiye geçmiş günahları bağışlanır[21]
İmam âmin dediği zaman arkasından siz de âmin deyin Çünkü ki­min âmin demesi, meleklerin âmin demesine tevafuk ederse o kişiye geçmiş günahları bağışlanır[22] Ebu Hüreyre şöyle rivayet etmiştir: 'Hz Peygamber ğayri'l-mağdûbi aleyhim veleddâllîn dediği zaman, birinci saftakilerin işitebileceği şekilde (açıktan) âmin derdi'[23]
Hz Peygamber âmin dediği zaman mescid âdeta sallanıyordu
[24] 8 Fatiha'dan sonra Kur'an'dan birşey okumak
Ne kadar kısa olursa olsun Kur'an'dan herhangibir sûre okumak veya peşpeşe gelen üç ayet okumakla sünnet yerine getirilmiş olur
Farz namazların birinci ve ikinci rekâtlarında zammı sûre okumak da sünnettir Bu tek başına kılan için de imam için de böyledir İmarn'a uyan kişinin gizli okunan namazlarda ve imam'ın okumasını işitmediği durumlarda okuması sünnettir
Sabah ve öğle namazlarında Hucurât ve Rahman sûreleri gibi Tıva-İ'ul-Mufassal denilen sûreleri okumak sünnettir İkindi ve yatsı na­mazlarında Şems sûresi gibi Avasıt'uî-Mufassal denilen sûreleri okumak sünnettir Akşam namazında ise îhias sûresi gibi kısa sûreleri okumak sünnettir
Ebu Hüreyre şöyle demiştir: 'Namazı, falan adamın namazından daha fazla Hz Peygamber'in namazına benzeyen bir kimsenin arkasında namaz kılmadım Onun arkasında namaz kıldığımda öğle namazının bi­rinci ve ikinci rekâtlarını uzatıyor, üçüncü ve dördüncü rekâtlarını hafif tutuyordu İkindi namazında hafif, akşam namazında ise Kusar'ul-Mufassai denilen sûrelerden okuyordu Yatsı namazında Şems ve benzeri sûreleri, sabah namazında da iki uzun sûre okuyordu[25]
Cuma sabahında birinci rekâtta Secde, ikinci rekâtta Hel Eta sûresini okumak sünnettir
Ebu Hüreyre şöyle rivayet ediyor: 'Hz Peygamber Cuma günü sabah namazının birinci rekâtında Secde, ikinci rekâtında ise Hel Eta sûresini okuyordu'[26]
Bütün namazların birinci rekâtını, ikinci rekâtından daha uzun tut­mak sünnettir Çünkü Hz Peygamber birinci rekâtta uzun, ikinci rekâtta kısa okuyordu[27]
9 İntikal tekbirlerini almak
Daha önce namazda tahrim tekbiri'nin rükün olduğunu ve onsuz namazın sahih olmadığını belirtmiştik Tahrim tekbirini alıp namaza du­rulduktan sonra her intikal'de (kıyam'dan rükû'ya, itidal'den secde'ye gittiğinde), tahrim tekbiri gibi tekbir almak sünnettir Ancak rükû'dan kal­karken tekbir yerine semiallahu lknen hamideh, Rabbena ve leke'1-hamd (Allah, hamdini yapan kimsenin duasını kabul eder Rabbimiz! Hamd sana mahsustur) denmelidir
Ebu Hüreyre şöyle rivayet etmiştir: "Hz Peygamber namaz kıldığında ayakta iken (ihram) tekbiri alırdı Sonra rükû'ya giderken tekbir alırdı Sonra rükû'dan belini doğrulturken semiallahu limen hamideh, sonra ayakta iken rabbena ve leke'1-hamd derdi Sonra secdeye giderken tekbir alırdı Sonra başını secdeden kaldırırken tekbir alırdı Sonra ikinci secdeye giderken tekbir alır, sonra başını ikinci kez kaldırırken tekbir alırdı Sonra tamamlayıncaya kadar bütün namazda böyle yapardı İkinci rekâtı bitirip oturduktan sonra ayağa kalkarken de tekbir alırdı"[28]
10 Rükû ve secde'de tekbir getirmek
Rükû ve secde'de tekbir getirme şöyledir: Rükû'ya varıp da itminana kavuştuktan sonra üç defa subhane rabbiye'1-azim ve bi hamdihi denir Secde'ye gidip istikrar bulunca da üç defa subhane rabbiye'1-a'lâ ve bi hamdihi denir Bu en az derecesidir Eğer beş, yedi ve daha fazla söyle­nirse sevabı daha çok olur
11 Teşehhüd için oturulduğunda elleri dizlerin üzerine koymak Bu şöyle yapılır: Sol el açılıp parmakların bir kısmı diğerlerine yapıştırılır Parmak uçları diz kapaklarına kadar uzatılır İşaret parmağı hariç sağ el kapatılır Bu parmağa sebbabe parmağı denir Bu parmak bükülerek diz üzerine konur İllallah kelimesi söylenirken bu parmakla tevhid'e işaret edilir; birliğin sembolü olarak kaldırılır İşaret yapılmadığı takdirde namazın sonuna kadar parmağı kalkık tutmak sünnettir
İbn Ömer şöyle rivayet ediyor: 'Hz Peygamber namazda oturunca ellerini dizleri üzerine koyardı Sağ elinin işaret parmağını kaldırır, onunla Allah'ın birliğine işaret ederdi Sol elini de -parmaklarını uzatarak-sol dizi üzerine koyardı'[29]
12 İlk celse'de iftiraş, son celse'de de teverruk yapmak Teverruk, namaz kılan kişinin sol kalçası üzerine oturup sağ ayağını dikmesi, sol ayağını da sağ ayağı altından çıkararak oturmasıdır Teverruk un kökü olan verk, bacak demektir
İftiraş ise namaz kılan kişinin sağ ayağını dikip sol ayağı üzerine oturmasıdır
Ebu Humeydî es-Saidî şöyle rivayet ediyor: 'Ben Hz Peygamber'in namaz kılışını hepinizden daha iyi hatırlıyorum' dedikten sonra şöyle de­vam etti: 'Hz Peygamber ikinci rekâtın sonunda sağ ayağını dikip sol ayağı üzerine otururdu Son oturuşta ise sol ayağını sağ ayağının altından çıkarıp sağ ayağını da dikerek makatı üzerine otururdu1[30]
13 İbrahimî salâvatlan getirmek ve teşehhüd'den sonra dua etmek Son teşehhüd'de Hz Peygamber'e salâvat getirmenin farz (rükün) olduğu daha önce söylenmişti Bu salât hangi lafızla söylenirse söylensin yeterlidir İster Alhhumme saîli ala Muhammed densin, ister Allahumme salli alâ âl-i Muhammed densin, farketmez Fakat İbrahimî salâvatları okumak sünnettir Bu salâvatların lafızları daha önce geçmişti Bu salâvatlardan sonra kabir azabından, ateş azabından Allah'a sığınmak veya kişinin dilediği şekilde kendisi için dua etmesi sünnettir Ancak bu dua ve istiazeler, teşehhüd ve salâvatın toplamından fazla olmamalıdır Hz Peygamber şöyle buyurmuştur:
Sizden biri teşehhüd yaptığı zaman şu dört şeyden Allah'a sığınarak şöyle desin: 'Ey Allahım! Cehennem azabından, kabir azabından, hayat ve ölüm fitnelerinden ve Mesih Deccal fitnesinin şerrinden Allah'a sığınıyorum!'[31]
14 Namazda ikinci selâmı vermek
Daha önce sağ tarafa verilen birinci selâmın rükün olduğunu söy­lemiştik Birinci selâm verildikten sonra rükün ve vacibler tamamlanmış olur Sol tarafa ikinci selâmı vermek ise sünnettir
Sa'd şöyle rivayet ediyor: 'Ben Hz Peygamber'i sağ ve sol tarafına selâm verirken gördüm Hatta (bu sırada arkadan) yanağının beyazlığını da görürdüm'[32]
Abdullah b Mes'ud şöyle rivayet etmiştir: 'Hz Peygamber -yanağının beyazının (arkadan) görüneceği şekilde- sağ ve soluna es-seîâmu aleykum ve rahmetullahi, es-selâmu aleykum ye rahmetullahi diye selâm verirdi'[33]
15- Namazda huşu içinde olmak
Huşu dilin okuduğu Kur'an, zikir ve dualara kalbin uyanık olarak dikkat etmesi, okunanların anlamını düşünüp onlarla hemhal olup rabbi ile münacaat ettiğinin bilincinde olması demektir Bu huşu, en azından namazın bir bölümünde bulunmalıdır Zira gaflet, namazın tümünde de­vam ederse namaz fasid olur Namazın tümünde huşu içerisinde olunduğu takdirde sünnete en mükemmel şekilde uyulmuş olur Hz Peygamber şöyle buyurmuştur:
Bir namaz (vakti) geldiğinde abdestini, huşû'unu ve rükû'unu güzel yapan her müslümana -büyük günah işlemediği müddetçe- o namazı önceki günahlarına kefaret olur Namazın kefaret olması her zaman sözkonusudur[34]
İşte bütün bunlara namazın heyetleri denir Namaz kılan kişi bunlar­dan birini terkederse, onun için sehiv secdesi yapması sünnet değildir Ama namazın Eb'az'Ianndan biri terkedilirse, onu telafi etmek için na­mazın sonunda sehiv secdesi yapmak sünnettir

C Namazdan Sonraki Sünnetler


1 Namazın akabinde zikir ve dua etmek sünnettir
Sevban şöyle rivayet ediyor: Hz- Peygamber selâm verip namazı bi­tirdiği zaman üç defa istiğfar eder ve şöyle derdi:
Ey Allahım! Selâm sensin, selâmet ancak senden olur Çok ulusun, ey celâl ve ikram sahibi![35]
Cemaatin öğrenmesi için imam'm bunları sesli okumasında bir mah­zur yoktur Fakat cemaat öğrendikten sonra imam sessiz okumalıdır
İbn Abbas şöyle diyor: 'Hz Peygamber zamanında cemaat namazı bittikten sonra sesli olarak zikredilirdi'[36]
Hz, Peygamber şöyle buyurmuştur:
Birtakım muakkibat (namazdan sonra söylenecek güzel kelimeler) vardır ki onları söyleyen kimse hiçbir vakit ziyanda olmaz: Her farz namazın arkasından 33 kere teşbih, 33 kere tahmid ve 33 kere de tekbir[37]
Her namazdan sonra kim 33 kere Allah'ı tekbir ederse (33 kere Allah'a hamdeder ve 33 kere de Allah'ı teşbih eder) -ki bunlar böyle­likle 99 eder- ve akabinde de Lâ ilahe illallahu vahdehu lâ şerike leh lehu'l-mülkü ve lehu'î-hamdu ve huve alâ külli şey'in kadîr diyerek bunu 100'e tamamlarsa, o kulun günahları deniz köpükleri kadar çok olsa bile bağışlanır[38]
Kim sabah namazından sonra ayağı kıvrık olduğu halde konuş­madan önce on defa Lâ ilahe illallahu vahdehü lâ şerike îehu, lehu'l-mülkü ve lehu'î-hamdu yuhyt ve yumîtu ve huve aîâ külli şey'in kadîr derse ona on hasene yazılır, on seyyiesi silinir ve on derece de yükseltilir Ayrıca o gün akşama kadar her türlü kötülükten ve şeytanın şerrinden korunur[39]
Muaz b Cebel şöyle rivayet ediyor: Hz Peygamber elimden tuttu ve şöyle dedi: "Ey Muaz! Allah'a yemin ederim ki ben seni seviyorum Ey Muaz! Sana her namazın arkasından (Ey Allahım! Sana zikretmek, şükretmek ve ibadet etmek hususunda bana yardım et!' diye dua etmeni tavsiye ederim"[40]
Namazdan sonra okunması gereken birçok zikir ve dua varid olmuştur Bunlar Hadîs ve Ezkar kitaplarından öğrenilebilir
2 Secde yerlerinin çoğalması için farz namazı kıldıktan sonra, nafile namaz için biraz kaymazdır
Çünkü o yerler kıyamet günü namaz kılan kişi lehinde şehadet eder­ler Fakat farz namazı mescidde kıldıktan sonra, nafile namazları evde kılmak daha efdaldir Hz Peygamber şöyle buyurmuştur:
(Nafile) namazları evinizde kılın Çünkü farz namaz hariç insanın hayırlı namazı, evinde kıldığı namazdır[41]
Herhangibiriniz farz namazını gittiği mescidde kılacak olursa, kendi evini de namazdan nasibdâr etsin Çünkü Allah Teâlâ namaz sebe­biyle onun evinde bir hayır yaratır[42]
3- Mescidde kadınlar varsa erkeklerin -kadınlar çıkıncaya kadar- na­maz kıldıkları yerde durmaları sünnettir
Çünkü erkeklerle kadınların aynı anda çıkmaları; birbirlerine karışma­ları fesada yol açabilir
Ümmü Seleme şöyle rivayet ediyor: Hz Peygamber zamanında farz namaz bittikten sonra kadınlar kalkarlardı Hz Peygamber ve ashabı Allah'ın dilediği kadar yerlerinde kalır, sonra Hz Peygamber kalkar, sa-habîler de onunla birlikte kalkarlardı'[43]
Yine Ümmü Seleme şöyle rivayet etmektedir: (Hz Peygamber selâm verdiği zaman kadınlar selâmlarını verip kalkarlardı Hz Peygamber ise yerinde biraz durduktan sonra kalkardı'[44]
Ravilerden İbn Şihab ez-Zührî şöyle demiştir: 'Allah daha iyisini bilir Hz Peygamber'in böyle yapması, kadınlarla erkeklerin birbirlerine karışmamaları içindir1


[1] Buharî/472-, Müslim/501

[2] Buhari/474; Müslim/508

[3] Ebu Dâvud/860

[4] Buharî/1173; Müslim/570


[5] İmam Ahmed ve başka muhaddisler

[6] Buharî/956; Müslim/677

[7] Ebu Dâvud/1425 Tirmizî 'Bu hadîs hasen'dir ve Hz Peygamber'den vitir ve kunut hakkında başka ahsen bir rivayetin varid olduğunu bilmiyoruz' demiştir (Tirmizî/424)

[8] Ebu Dâvud/1428

[9] Hâkim

[10] Mağnî, I/166-167

[11] Buharî/705; Müslim/390

[12] Müslim/401 Neseî'nin rivayetinde 'Sağ elini, sol elin üstüne, bileğine ve kolunun bir kısmına koydu1 şeklindedir (Neseî, 11/126)


[13] MüsIim/771

[14] Buharî/735; Müslim/463

[15] Buharî/733; Müslim/464

[16] Buharî/739; Müslim/449

[17] Buharî/745; Müslim/451

[18] Ebu Dâvud/823, 824; Neseî, 11/141 ve başka muhaddisler Diğer bir rivayette 'Ben açıktan okuduğum zaman arkamda Fatiha'dan başka birşey okumayın' şeklindedir

[19] Buharî/713

[20] Buharî/738; Müslim/396


[21] Buharî/748; Müslim/410, (Ebu Hüreyre'den)

[22] Buharî/747; Müslim/410, (Ebu Hüreyre'den)

[23] Ebu Dâvud/934, (Ebu Hüreyre'den)

[24] İbn Mâce, 853

[25] Neseî, 11/167

[26] Buharî/851; Müslim/880

[27] Buharî/725; Müslim/451

[28] Buharî/756; Müslim/392


[29] Müslim/580

[30] Buharı/794 'Hz Peygamber namazda oturduğunda sol ayağını baldın ile uyluğu arasına koyar, sağ ayağını da yayardı' şeklindedir (Müslim/579, ibn Zübeyr'den)

[31] Müslim/558, (Ebu Hüreyre'den)

[32] Müslim/582

[33] Ebu Dâvud/996 ve başka muhaddisler (Tirmizî 'İbn Mes'ud'un hadîsi hasen-sahih'tir' demiştir)

[34] Müslim/228, (Hz Osman'dan)

[35] Müslim/591

[36] Buharî/805; Müslim/583


[37] Müslim/596, (Ebu Hüreyre'den)

[38] Müslim/597, (Ebu Hüreyre'den)

[39] Tirmizî/3470

[40] Ebu Dâvud/1522

[41] Buharî/698; Müslim/781

[42] Müslim/778

[43] Buharî/828

[44] Buharî/832

_________________


Elif gibi yalnızım,
Ne esrem var, ne ötrem.
Ne beni durduran bir cezmim,
Ne de bana ben katan bir şeddem var.
Ne elimi tutan bir harf,
Ne anlam katan bir harekem...
Kalakaldım sayfalar ortasında.
Bir okuyan bekledim,
Bir hıfzeden belki...
Gölgesini istedim bir dostun med gibi…
Sızım elif sızısı...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://kutluforum.yetkinforum.com
@bdulKadir
Adminstratör
avatar

Mesaj Sayısı : 6459
Rep Gücü : 10014589
Rep Puanı : 97
Kayıt tarihi : 17/03/09
Yaş : 55
Nerden : İzmir

MesajKonu: Geri: Şafii mezhebine Göre Namz..farzları sünnetleri vs   Ptsi Mayıs 23, 2011 9:42 am

Şafi'de nasıl namaz kılınır?


Namazın vücub şartları
Namazın vücub yani farz olmasının şartları şunlardır:
1- Müslüman olmak.
2- Baliğ olmak.
3- Akıl sahibi olmak, deli, baygın olmamak.
4- Kadının; hayız ve nifas halinde olmaması. Hayız veya nifas halinde iken namaz kılınmaz ve kılınmayan namazlar kaza edilmez. Ancak tutulmayan, Ramazan oruçları kaza edilir.

Namazın sıhhat şartları
Namazın sıhhat yani geçerli olmasının şartları şunlardır:
1- Hadesten taharet. Yani cünüp olanın gusül etmesi, abdestsiz olanın da, abdest alması.
2- Necasetten taharet. Yani vücutta, elbisede ve namaz kılınan yerde necaset bulunmamak.
3- Setr-i avret yani avret yerinin örtülmesi. Avret yeri; erkek için, göbekle diz arası, kadın için ise; yüz ve eller hariç vücudun tamamıdır.
4- Vaktin girmesi.
5- Kıbleye doğru namaz kılmak.
6- Namazın nasıl kılınacağını bilmek.
7- Namazı bozan işleri yapmamak. Mesela birşey yememek, içmemek ve konuşmamak.

Namazın rükünleri
Namazın rükünleri yani içindeki farzları şunlardır:
1- Niyet etmek. Niyet, kalb ile yapılır, dil ile söylenmesi sünnettir. Ayrıca niyetin, Tekbiret-ül-ihram ile beraber getirilmesi gerekir. Yani “Allahü ekber” demekle beraber niyetin kalben yapılması gerekir. Farz namazda niyetinin üç şartı vardır. Bunlar:
a) Kasıd, yani namaz kılmaya azmetmek,
b) Tayin, yani kılınacak namazın adını söylemek,
c) Farziyet, yani kılınacak namazın farz olduğunu tavsif etmek. Kılınacak namaz, belli bir nafile ise; kasıd ve tayin şarttır. Mutlak nafile ise, sadece kasıd şarttır.
2- Tekbiret-ül-ihram. Yani niyet getirirken “Allahü ekber” demek.
3- Fatiha okumak. Her rekâtte Fatiha’yı, Besmele ile birlikte okumak farzdır.
4- Kıyam yani ayakta durmak.
5- Rüku’ya varmak.
6- İtidal, yani rüku’dan kalkmak.
7- İki secde yapmak. Secdede, ayak parmaklarının içlerinin (altlarının) yere konulması gerekir. Dolayısıyla parmakların dışlarını veya uçlarını yere koymak kafi değildir.
8- İki secde arasında oturmak.
9- Son oturuş.
10- Son oturuşta Tehiyyat (Teşehhüd) okumak. Teşehhüd şöyledir:
“Et-tehiyyatü el-mübarekâtü es-salevatü et-tayyibatü lillahi es-selamü aleyke eyyühen-nebiyyü ve rahtnetullahi ve berekâtühü es-selamü aleyna ve ala ibadillah-is-salihine eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden resulullah.”
Meali:
(Tahiyyat (bütün övgüler), mübarekât (nema bulan bereketli şeyler), salevat (beş vakit namaz gibi fiili ibadetler) ve tayyibat (salih ameller) Allah’a mahsustur. Ey Peygamber! Allanın selam, rahmet ve bereketi senin üzerine olsun. Selam, bizim ve Allanın salih kullarının üzerine olsun. Ben şehadet ederim ki, Allah’tan başka ilah [ibadet edilmeye layık) kimse yoktur. Yine şehadet ederim ki, Hazret-i Muhammed, Allah’ın resulü [yani elçisidir.)
11- Son Tehiyyat’tan sonra, salevat-ı şerife getirmek. En azı, “Allahümme salli ala Muhammed” (Allah’ım! [Hazret-i] Muhammed’e salat [rahmet] eyle) demektir. Fakat salatın ekmeli [en iyisi] şöyledir:
“Allahümme salli ala Muhammedin ve ala Ali Muhammedin kema salleyte ala İbrahime ve ala Ali İbrahime ve barik ala Muhammedin ve ala Ali Muhammedin kema barekte ala İbrahime ve ala Ali İbrahime fil-alemine inneke Hamidun Mecidun.”
Meali:
(Ya Rabbi! Hazret-i Muhammed’e ve O’nun Aline salevat getir, tıpkı Hazret-i İbrahim’e ve O’nun Aline salevat getirdiğin gibi. Yine Hazret-i Muhammed’e ve O’nun Aline bereket ver, tıpkı bütün alemlerin içinde Hazret-i İbrahime ve O’nun Aline bereket verdiğin gibi. Hiç şüphesiz sen, Hamid ve Mecid’sin.)
12- Sağ tarafa selam vermek. “Esselamü aleyküm ve rahmetüllah” şeklinde selam verilir.
13- Tertip üzere namaz kılmak.
Tumanine’ye riayet etmek de ayrıca farzdır. Tumane; rüku’de, itidalde, iki secdede ve iki secde arasında: “Sübhanallah” (yani Allah, bütün kusurlardan münezzehtir) diyecek kadar beklemektir.

Namazın eb’ad sünnetleri
Namazın sünnetleri iki kısımdır. Bir kısım sünnetlerine “eb’ad” denir. Bunların herhangi birisi, unutulduğu veya terkedildigi zaman, secde-i sehv yapılır. Bu sünnetler şunlardır:
1- Birinci Teşehhüdü okumak ve bu teşehhüdden sonra, Peygamber efendimize salevat getirmek.
2- İkinci Teşehhüdden sonra, Peygamber efendimizin Âline salevat getirmek.
3- Sabah namazının ikinci rekâtinde, rükudan kalktıktan sonra, ayakta Kunut okumak ve Kunutta, Peygamber efedimize, Âline ve Eshabma salat ve selam getirmek.
4- Ramazan ayının ikinci yarısından itibaren, vitir namazının son rekâtında; rükudan kalktıktan sonra, ayakta Kunut okumak ve Kunutta, Peygamber efendimize, Âline ve Eshabına salat ve selam getirmek. Sabah namazı ve vitirde okunan Kunut şöyledir:
“Allahümmeh-dini fi men hedeyte ve afini fi men afeyte ve tevelleni fi men tevelleyte ve barik li fima a’tayte ve kini şerre ma kadayte feinnke takdi vela yukda aleyke ve innehu la yezillu men valeyte vela yeizzu men adeyte tebarekte Rabbena ve tealeyte felekel-hamdu ala ma kadayte estağfirukellahümme ve etubu ileyke ve sallallahu ala Muhammedin-in-nebiyyil-ummiyyi ve ala Alihi ve Sahbihi ve selleme.”
Meali: (Allah’ım! Hidayete erdirdiklerinle beraber beni de hidayete erdir, afiyet verdiklerinle beraber bana da afiyet ver, himaye ettiklerinle beraber beni de himaye eyle, verdiklerini benim için bereketli kıl, kaza ettiklerinin şerrinden beni koru. Çünkü sen hükmedersin, sana hükmedilmez, himaye ettiğin kimse zelil olmaz, zelil ettiğin kimse de aziz olmaz. Hayır ve bereketin çoktur, sen çok yücesin. Kaza ettiğin şeyler üzerine hamd sana mahsusustur. Allah’ım, senden mağfiret diliyor ve sana tevbe ediyorum. Allah’ın salat ve selamı, Muhammed aleyhisselamın, Ali’nin ve Eshabının üzerine olsun.)

Namazın hey’at sünnetleri
Namazın bir kısım sünnetlerine de, “hey’at” denir. Bu sünnetlerin, unutulması veya terkedilmesi halinde, secde-i sehiv gerekmez. Bu sünnetler şunlardır:
1- Niyeti dil ile söylemek. Kalb ile getirmek ise, farzdır.
2- Tekbiret-ül-ihramı alırken, rüku’a giderken, rükudan kalkarken ve birinci Tehiyyatı okuyup üçüncü rekâte kalkarken, parmaklar normal biçimde açık olarak, başparmak kulak memesinin hizasına gelecek şekilde elleri kaldırmak.
3- Kıyamda yani ayakta; elleri göğsün altında, göbeğin üstünde ve biraz sola doğru meyilli olarak bağlamak.
4- Namazda secde yerine bakmak.
5- Tekbiret-ül-ihramdan sonra, iftitah duasını okumak. İftitah duası şöyledir:
“Veccehtu vechiye lillezi fetares-semavati vel-erda hanifen muslimen vema ene minel-muşrikine inne salati ve nüsuki ve mahyaye ve memati lillahi rabbil-alemine laşerike lehu ve bizalike umirtu ve ene minel-muslimine.”‘
Meali:
(Batıl dinlerden uzak durarak ve Müslüman olarak; yüzümü, gökleri ve yeri yaratan (Allah’a] çevirdim. Ben, [Allah’a] ortak koşanlardan değilim. Namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm, alemlerin rabbi olan Allah’ındır. O’nun ortağı yoktur. Ben, bununla emrolundum. Ve ben, Müslümanlardanım.)
6- Kıraatin açıktan okunduğu rekâtlerde Fatihayı ve ondan sonraki sureyi okurken gizlice Euzü çekmek. Besmele açıktan okunur. Fatiha okumaya başlarken, Besmele çekmek ise farzdır.
7- Fatihadan sonra “amin” (kabul buyur) demek.
8- İlk iki rekâtte Fatihadan sonra birer sure veya en az birer ayet okumak. Birinci rekâtte okunan surenin ikincide okunandan daha uzun olması sünnettir.
9- Rükuda, üç kere: “Sübhane Rabbiyel-azim ve bihamdihi” (Büyük Rabbim, her türlü kusurdan münezzehtir, O’na hamd olsun) demek. Münferid ayrıca şunu da söyler: “Allahümme leke reka’tü ve bike amentü veleke eslemtü haşaa leke sem’i ve basari ve muhhi ve azmi ve asabi ve me-stekellet bihi kademi”
Meali:
(Allah’ım! Senin için rüku ettim, sana iman ettim, senin için Müslüman oldum. Benim, kulağım ve gözüm, iliğim, kemiğim, sinirlerim ve beni ayakta tutan her şey, senin için boyun eğdi.)
10- İtidale kalkarken, “semiallahu limen hamidehu” (Allah, kendisine hamd edenin, hamdini kabul etti)di yerek doğrulmak. Tam olarak doğrulunca: “Rabbena lekel-hamdü, mil’es-semavati ve mil’el-ardi ve mil’e ma şi’te min şey’in ba’du.”
Meali:
(Ey Rabbimiz! Göklerin dolusu, yerin dolusu ve bundan sonra istediğin şeyin dolusu, hamd sana mahsustur.)
Münferid ayrıca şunu da söyler:
“Ehles-senai vel-mecdi ehakku ma kalel-abdu ve kulluna leke abdun la mania lima a’tayte vela mu’tiye lima mena’te vela yenfeu zel-ceddi mink-elceddu.”
Meali:
(Sen; sena [övgü] ve mecd [azamet, büyüklük] ehlisin. Kulun söylediği en haklı söz ki, biz de hepimiz sana kuluz, senin verdiğine kimse mani olamaz ve senin vermediğini, kimse veremez. Senin indinde, zengin kimseye, zenginliği bir fayda veremez.)
11- Secdede üç kere: “Sübhane Rabbiyel-ala ve bihamdihi” (En yüce olan Rabbim, her kusurdan münezzehtir, O’na hamd olsun) demek. Münferid ayrıca şunu da söyler:
“ Allahümme leke secedtu ve bike amentü ve leke eslemtü secede vechi li-llezi halekahü ve savverehü ve şakke sem’ahü ve basarehü tebareke-llahü ahsen-ül-halikine.”
12- İki secde arasında: “Rabbiğfir li verhamni vecburni ver-zukni vehdini ve afini ve’fu anni” duasını okumak. Meali: (Ya Rabbi! Günahlarımı bağışla, bana rahmet eyle, eksiklerimi kapat, bana rızık ver, bana hidayet nasib eyle, bana afiyet ver ve beni affeyle.)
İki secdeyi yapıp ayağa kalkmadan önce, hafifçe oturup öyle kalkmak. Buna, “Cülus-ul-istiraha” (istirahat oturuşu) denir.
13- Rükuda elleriyle diz kapaklarını kavramak.
14- Rükuda baş ile arkayı aynı hizada tutmak.
15- Bütün oturuşlarda, “iftiraş” yapmak, yani sağ ayağı dikip sol ayağı yatırarak üstüne oturmak. Sadece son oturuşta, “teverrük” yapılır, yani sağ ayak dikilir; sol ayak da, sağ ayağın altından çıkarılır.
16- Kıyamda ve rükuda iki ayağın arasını bir karış kadar açık bırakmak.
17- Secde yaparken, elleri, omuzların hizasına koymak, parmakları kapatmak.
18- Bütün oturuşlarda ve her iki teşehhüdü okurken, elleri dizlerin üzerine koymak.
19- Teşehhüdden sonra şu duaları okumak:
“Allahhumme inni euzü bike min azabil-kabri ve min azabinnari ve min fitnetil-mahya vel-memati ve min fitnetil-mesihid-deccali.”
Meali:
(Ya Rabbi! Şüphesiz ben, kabir zabından ve ateş azabından, hayat ve ölüm fitnesinden, mesih olan Deccalin fitnesinden sana sığınırım.)
“ Allahhummeğfir li ma kaddemtu ve ma ehhartu ve ma esrartu ve ma a’lentu ve ma esraftu ve ma ente e’lemu bihi minni entel-mukaddimu ve entel-muahhiru la ilahe ille ente.”
Meali: (Ya Rabbi! Geçmiş zamanda işlediğim, gelecek zamanda işleyeceğim, gizli olarak işlediğim, aşikare olarak işlediğim, israf olarak işlediğim ve senin benden daha iyi bildiğin bütün günahlarımı affeyle. Öne alan ve geciktiren sensin, senden başka ibadet edilecek kimse yoktur.)

Tehiyyattan sonra; kendine, erkek ve kadın mü’minlere dua etmek de sünnettir. Şöyle dua edilir:
“Allahümmağfirli ve lil-mü’minine vel-mü’minati vel-müslimine vel-müslimati el-ahyai minhum vel-emvati.”
Meali:
(Ya Rabbi! Benim, erkek ve kadın bütün müminlerin, erkek ve kadın bütün Müslümanlann hem diri hem de ölü olanlarının günahlarını affeyle.)
20- Yalın ayak namaz kılmak.
21- Farz namazdan sonra nafile namaza kalkmadan önce, bildirilen zikir ve duayı yapmak üzere oturmak sünnettir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: “Bir zat, farz namazını kıldıktan sonra, nafile kılmak için ayağa kalktı. Hazret-i Ömer, onu tutup oturttu ve şöyle dedi; farz namazdan sonra hemen nafile kılma. Bunun üzerine Resulullah sallallahü aleyhi ve sellem; isabet ettin ey Hattab’ın oğlu, buyurdu.”
Başka bir hadis-i şerifin meali de şöyledir: “Hangi dua icabete daha yakındır, diye sual edildiğinde, Resulullah sallallahü aleyhi ve sellem şöyle buyurdu; gece yarısı ve farz namazlardan sonra yapılan duadır.”

Namazın mekruhları
Namazın mekruhları şunlardır:
1- Elbiseyle oynamak, parmak çıtlatmak veya parmakları birbirine geçirmek.
2- Elbisenin kolları sıvalı olarak namaza durmak.
3- Havaya veya sağa sola bakmak.
4- Özürsüz olarak ağırlığı bir ayak üzerine vermek.
5- Başı açık olarak namaz kılmak.
6- Alçak sesle okunacak yerde yüksek sesle, yüksek sesle okunacak yerde alçak sesle okumak. Bir de, imamın arkasında, yüksek sesle okumak.
7- Zarar görme tehlikesi varsa gözleri yummak.Şayet zarar görme tehlikesi yoksa, “hilaf-ı evla”dır (yani öyle yapmamak daha iyidir.)
8- Secdede erkeğin; karnını uyluklarına yapıştırması, kadının da bunun aksine; karnını uyluklarından uzaklaştırması.
9- Küçük ve büyük abdesti sıkıştırırken veya yel zorlarken namaza durmak.
10- Çok aç olup, yemek hazır iken, namaza durmak. Ancak namaz vakti dar ise, Önce namazı kılmak gerekir.
11- Rükuda başı fazla eğmek veya belin hizasından yüksek tutmak.
12- İlk iki rekâtta Fatihadan sonra, sureyi okumamak.
13- İftitah tekbirinin dışındaki tekbirleri almamak, iftitah tekbirini getirmek farzdır, getirilmezse namaz olmaz.
14- Son oturuşta, Teşehhüdden sonraki duaları okumamak.

Namazda erkek kadın farkı
Namazda, kadın beş yerde erkekten farklı hareket eder, şöyle ki:
1- Erkek; kıyamda, rükuda ve secdede dirseklerini yanlarından uzaklaştırır ve buralarda ayaklarını bir karış kadar birbirinden ayırır, secde de, iki dizini aynı şekilde birbirinden ayırır.
Kadın ise, buralarda dirseklerini yanlarına yapıştırır. Ayaklarını ve secde de dizlerini birbirine yapıştırır.
2- Erkek; rükuda ve secdede karnını uyluklarından uzaklaştırır. Kadın ise, rüku ve secdelerde karnını uyluklarına yapıştırır.
3- Erkekler, kıraatin sesli okunduğu; sabah, akşam ve yatsı namazlarında sesini yükseltir. Kadın ise; yabancı erkek bulunduğu takdirde sesini yükseltmez.
4- Yanlışlık yapan imamını, ikaz etmek gibi bir durum olduğu zaman, erkek; sadece zikir niyetiyle veya hem zikir hem de ikaz niyetiyle “sübhanallah” der. Şayet erkek hiç bir şeyi kasd etmeden veya sadece ikaz niyetiyle, “sübhanallah” derse, namazı bozulur. Kadın ise, böyle bir durumda “tasfik” eder. Yani sağ elin içini sol elin üstüne vurur.
5- Namazda erkeğin avreti, diz ile göbek arasıdır. Hür kadının ise, yüz ve elleri hariç bütün vücudu avrettir.

Namazı bozan şeyler:
1- Abdestin bozulması.
2- Bedene, elbiseye veya namaz kılınan yere necaset bulaşması.
3- Avret yeri açılınca derhal örtülmemesi halinde namaz bozulur.
4- Bir rekâtte, ara vermeden üç adım atmak veya el, ayak ve baş gibi organlarla üç harekette bulunmak.
5- Göğsünü kıbleden çevirmek.
6- Bir şey yemek veya içmek.
7- Gülmek, ağlamak, üflemek, inlemek, aksırmak, öksürmek ve esnemek gibi şeyleri kasten yapınca iki harf çıkarsa, namaz bozulur. İrade dışı yapınca çıkan sesin, toplamı altı kelimeyi geçmezse namaz bozulmaz.
8- Bile bile bir rüknü eksik bırakıp, diğerine geçmek. Mesela rükuu tam olarak yapmadan itidale kalkmak veya itidali tam yapmadan secdeye varmak gibi.
9- Kasden bir rüku veya secdeyi fazla yapmak. Fatiha ve Teşehhüdü tekrarlamak ise, namazı bozmaz.
10- İmama uyan kimsenin, özürsüz olarak imamdan iki rükün geri kalması. Mesela imam ikinci secdeden kalktığı halde, ona uyan kişinin mazeretsiz olarak hala birinci secdede olması gibi.
11- Mestin, ayaktan çıkması veya mesh süresinin dolması gibi.

Namaz şöyle kılınır:
Ayakta; başparmak, kulak memesinin hizasına gelecek şekilde eller, kıbleye karşı açık tutularak kaldırılır ve niyet etmekle beraber “ Allahü ekber” diyerek tekbir getirilir ve eller göğsün altında, göbeğin az yukarısında hafif sola doğru bağlanır.

Sonra Euzü-Besmele çekmeden, “Veccehtü” duası okunur. Euzü-Besmele çektikten sonra okunmaz.

Sonra Euzü-Besmele çekilerek Fatiha suresi okunur. Besmele, Fatihadan bir ayettir. Onu okumak da farzdır. Cemaatle kılınsın, yalnız kılınsın; bütün namazlarda Fatihanın tamamını okumak farzdır.

Sonra, bir sure veya ayet okunur. Birinci rekâtta okunan surenin ikinci rekâtta okunan sureden uzun olması ve Kur’an-ı kerimde, sıra bakımından ondan önce olması sünnettir. Sure, sadece ilk iki rekâtte okunur.

Sonra eller kaldırılır ve tekbir getirilerek rüku’a varılır. Rüku’da, sırt, boyun ve baş aynı hizada tutulur. Dizler kırılmadan bacaklar düz tutulur. Dizleri tutarken parmaklar açık tutulur. Rüku’da üç kere, “Sübhane Rabbiyel azim ve bihamdihi...” denir.

Sonra yine eller kaldırılarak itidal yapılır. Yani, “semiallahu limen hamidehu...” diyerek doğrulmaya başlanır. Tam olarak doğrulunca “Rabbena lekel hamdu...” denir.

Sonra tekbir getirilir ve secdeye varılır. Şu 7 uzuv üzerinde secde edilir. Bunlar: Alın, burun, iki diz, iki avucun içi ve iki ayağın parmaklarının içleri. Önce dizler, sonra eller sonra da alın ve burun yere konur. Secdede üç defa “Sübhane Rabbiyel a’la ve bihamdihi...” denir. Sonra tekbir getirilerek baş secdeden kaldırılır ve oturulur. İki secde arasında: “Rabbiğfir li verhamni...” okunur. Buna, “el-cülusu beynes-secdeteyn” (iki secde arasındaki oturuş,) denir. Sonra ikinci kere aynı şekilde tekbir getirilerek secde edilir.

Sonra tekbir getirilerek ikinci secdeden kalkılıp, az oturulur, buna da “Cülus-ul-istiraha” (istirahat oturuşu,) denir.

Sonra ayağa kalkılır. İkinci rekâtte Fatiha ve sure okunur. Rüku ve secdeler yapılır ve oturulur. Bu oturuşta birinci Tehiyyat okunur ve üçüncü rekâte kalkılır. Üçüncü rekâte kalkarken eller kaldırılır. Son iki rekâtte sadece Fatiha okunur, sure okunmaz.

Son rekâtte, otururken son Tahiyyat okunur. Tahiyyatta; salevat-ı şerifeyi “Allahümme salli ala Muhammed”e kadar okumak farz, kalanını okumak sünnettir.

Sonra; önce sağa, sonra da sola selam verilir.

Bütün oturuşlarda sağ ayak dikilir ve sol ayak yatırılarak üstünde oturulur. Bu oturuşa “İftiraş” denir. Sadece son oturuşta, sağ ayak dikilir ve sol ayak, sağ ayağın altından çıkarılır. Bu oturuşa da “teverrük” denir.

Sabah namazının son rekâtinde rükûdan kalktıktan sonra, eller kaldırılarak kunut okunur. Kunut, ayrıca Ramazan ayının ikinci yarısından itibaren ayın sonuna kadarki vitir namazlarının son rekâtlarında de okunur.

Namazdan sonra zikir ve dua
Selamdan sonra, 3 kere: “Estağfirullah-el-azim-ellezi la ilahe illa huvel-Hayyel-Kayyume ve etubu ileyhi” denir.
Meali:
(Büyük, kendisinden başka ilah olmayan, her zaman diri olan ve her şeyi ayakta tutan Allah’tan günahlarımın bağışlanmasını diliyorum ve O’na tevbe ediyorum (yani bütün günahlardan yüz çevirip O’na dönüyorum.])

Ardından: “Allahümme entes-Selamu ve minkes-selamu tebarekte ve tealeyte ya Zel-celali vel-ikrami,” denir.
(Allah’ım! Sen, Selam’sın, selamet sendendir. Sen çok büyüksün, hayrın ve bereketin çoktur, sen çok yücesin, büyüklük ve ikram sahibisin.)

Ve Ayet-ül-kürsi okunur.

Sonra sırayla 33’er defa: “Sübhanallahi”, (Allah, bütün kusurlardan münezzehtir) “El-Hamdu lillahi”, (Allah’a hamd olsun) “Allahü ekber” (Allah en büyüktür) okunur.

Yüzüncü defa: “La ilahe illellahü vahdehu la şerike lehu lehul-mulku ve lehul-hamdu ve huve ala külli şey’in kadirun.”
Meali:
(Allah’tan başka ilah yoktur, O birdir, mülk O’nundur, hamd O’na mahsustur ve O’nun herşeye gücü yeter.)

“Allahümme inni es’eluke mucibati rahmetike ve azaimi magfiretike ves-selamete min külli ismin vel-ganimete min külli birrin vel-fevze bil-cenneti ven-necate minen-nari Allahümme inni euzu bike minel-hemmi vel-huzni ve euzu bike minel-aczi vel-keseli ve euzu bike minel-buhli vel-cubni vel-feşeli ve min galebetit-deyni ve kahrir-ricali.”
Meali:
(Allah’ım! Şüphesiz ben senden; rahmetinin muciblerini ve bağışlamanın azimelerini, bütün günahlardan salim kalmayı, her çeşit hayrı, Cenneti kazanmayı ve ateşten kurtulmayı diliyorum. Allah’ım! Keder ve üzüntüden sana sığınırım, acizlik ve tembellikten sana sığınırım, cimrilik, korkaklık, başarısızlık, borç altında ezilmek ve erkeklerin kahrından sana ağınırım.)

Münferid de, me’mum [imama uyan] da imam da; duayı gizli yapar. Ancak hazır olanların öğrenmesi için, onlar öğreninceye kadar, aşikâre okunabilir.

İmam, zikir ve dua esnasında; solunu mihraba sağını da cemaate çevirerek yüzünü onlara dönderir.

Sonra secde yerlerini çoğaltmak için, başka bir yerde (kaza veya sünnet) namaz kılınır. Çünkü secde edilen yerler, Kıyamet günü kişiye şahitlik yapacaktır.

_________________


Elif gibi yalnızım,
Ne esrem var, ne ötrem.
Ne beni durduran bir cezmim,
Ne de bana ben katan bir şeddem var.
Ne elimi tutan bir harf,
Ne anlam katan bir harekem...
Kalakaldım sayfalar ortasında.
Bir okuyan bekledim,
Bir hıfzeden belki...
Gölgesini istedim bir dostun med gibi…
Sızım elif sızısı...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://kutluforum.yetkinforum.com
 
Şafii mezhebine Göre Namz..farzları sünnetleri vs
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
KUTLU FORUM :: İslami ilimler ve dini kültür :: Fıkıh -İlmihal-
Buraya geçin: