KUTLU FORUM

Bilgi ve Paylaşım Platformuna Hoş Geldiniz
 
AnasayfaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

  AHKAM AYETLERİ

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
huzeyfe
Süper Moderatör
avatar

Mesaj Sayısı : 7631
Rep Gücü : 17884
Rep Puanı : 23
Kayıt tarihi : 27/03/09

MesajKonu: AHKAM AYETLERİ   Ptsi Haz. 04, 2018 1:18 pm

http://khatipoglu.blogcu.com/ahkam-ayetleri/2085602

AHKAM AYETLERİ


                   KUR’ANI KERİMDE  ÇEŞİTLİ KONULARI İÇEREN  AHKAM AYETLERİ.
 
HÜKÜM

Kuran'ın getirdiği hükümler:
1)akide ile ilgili hükümler(inanç esasları)
2)ahlakla ilgili hükümler
3)insanların söz ,fiil ve davranışlarını ve insanlar arası ilişkileri düzenleyen hükümler'dir.


üçüncü madde de ele alınan hükümler ise
1)ibadetle ilgili hükümler
2)muamelatla ilgili hükümler'dir.


muamelatla ilgili hükümler ise
-aile hukuku ile ilgili hükümler (70 ayet)
-borçler hukuku (70 ayet)
-yargı hukuku (13 ayet)
-ceza hukuku (30 ayet)
-idare hukuku (10 ayet )
-devletler hukuku (25 ayet )
-devlet gelir ve giderleri ile ilgili iktisadi hükümler (10 ayet)


olmak üzere toplam 317 civarında ahkam ayeti vardır.
bu ahkam ayetleri ise şöyle değerlendirilmiştir.
AHKAM AYETLERİNA BAKIŞ:


1)Verilen tabloda Kuranın her konu ile aynı derecede ilgilenmediği,ibadetler üzerinde daha fazla durduğu görülür.bu ayetlerde Kuran diğerlerine göre daha fazla tafsilata girmiştir.bu hükümlere biz taabbudi hükümler diyoruz.
bu hükümlerde akıl yürümez. Çevreye ve şartlara göre değişmez. İçtihada kapalı  alan.


2)genel kaideler getirmiştir: Belli bir konuya ait değillerdir. Tüm hukuku kapsayan genel kaideler koymuştur nedir bunlar?
-eşyada aslolan ibahadır (yani serbestlik)
(bakara-29.nahl-14..)islamda yasaklar azdır.çünki özgürlüğü temel prensip olarak alır.
-şura prensibi(ali-imran159,şura-38)
-adaletin yerine getirilmesi(şura-15,maide-8,enam152)
-suç-ceza dengesi(yunus27,şura-40)
-haksız kazancın haramlığı,hayırda yardımlaşma,akitlere riayet,güçlüğün kaldırılması,zaruretin haram olan şeyleri mübah kılması..gibi.


3)özellikle muamelatta(sosyal prensiplerde)
gereğini insan zekasına bıraktığı alan.


 

 

Ahkâm âyetleri 330 kadardır (1)
(1) Sıraç Ali Hindi'ye göre ahkâm âyetleri 200'dür. Bunların da bâzısı re'sen hüküm vaz'etmek için değil, nasihat ve irşad içindir. Müctehidler bâzı karinelerle onlardan hüküm çıkarmışlardır. Asıl doğrudan hüküm vaz'eden ahkâm âyetleri 50 kadardır. (A. Emin, Yevmü'l-İslâm, s. 162, Kahire), Abdülvehhâb Hallâf, İlmü Usûli'l-Fıkh adlı eserinde: Âile hukukuna dâir 70, muâmele ve akidlere dâir 70, ukûbâta dâir 30, muhâkeme usûlü hakkında 13, hükûmet nizamına dâir 10, harb nizamı hakkında 22, mâlî hükümler, İktisâd hakkında 10 âyet bulunduğunu söylüyor.
İbadete dâir olan (Namaz, zekât, oruç, hac) ayetler 140'tır. Aile hukukuna (Evlenme, boşanma, nafaka, iddet vs.) dair olanlar 70 ayettir. Muâmelâta dair olanlar 70 ayettir. Ukubata dâir (Hırsızlık, zinâ, katl, kazf cezaları) 30 ayet vardır. Kaza-Yargı (Yemin ve şehâdet) hakkındaki âyetler 20 kadırdır ki, bunların yekûnu 320'dir. Bâzı eserlerde ahkâm ayetleri 500 kadar gösterilmiştir. Kur'an-ı Kerim temel prensipleri vaz'etmiş, ana hükümleri bildirmiştir. Teferruata girmez. İcâbına göre umumun maslahatına uygun hareketi ulul-emr'e, ictihâda bırakır. Kur'an-ı Kerim beyi' (alış-veriş) hakkında dört esas hüküm vaz'etmiştir. Teferruata dair mes'eleler fıkıh kitaplarında yer alır. Mecellede bey'i bahsinde 303 madde vardır. Ukûbâta dâir beş ceza bildirilmiştir. katl, sirkat, zinâ, fitne ve fesat çıkarma, bir de kazf cezaları. Diğer cezalar ulu'l-emr'e bırakılmıştır. Sarhoşluk (hamr içme) haddi-cezası-beyan olunmamış idi. Tâzir cezası vardı. Hz. Ebu Bekir Halife iken 40 değnek vuruyordu. Hz. Osman zamanında futûhat çoğalınca servetle beraber sarhoşluk da arttı. Bu hususu istişare yaptı.
Hz. Ali "Sarhoş hezeyan yapar, iftira eder. Öyleyse ona iftira haddini tatbik edelim." dedi ve böylece (80) değnek ceza kabûl edildi.


 

 

 
İSTİAZE,  yaramaz ve kötü kişilerden- Allah'a sığınmadır. Cenabı Allah (cc):«Haydi Kur'an okuduğun (okumak istediğin) zaman kovulmuş şey­tandan Allah'a sığın.» (Nahl: 98) FATİHA SURESİ
 

Bismillâhirrcmmanirrâhim
1-3-Hamd olsun -Alemlerin Rabbi, Rahman, Rahim, Din Gününün (tek) sabibi ve mutasarrıfı- Allah'a.
4-Yalnız sana ibadet (kulluk) eder, yalnız senden yardım isteriz.
5-7-Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet  gaza­ba uğrayanlarmkine, sapıklannkine değil.
  BAKARA SURESİ
 
 SİHRİN ŞERİATTAKİ YERİ VE HÜKMÜ
 

102 Allah’ın kitabında olanlara inanmaları gerekirken, O’nu kaldırıp arkalarına atarak gündemden kaldırınca, onun yerine Süleyman’ın hüküm-darlığı ve peygamberliği konusunda, şeytanların uydurup söyledikleri şeylere uydular. Oysa Süleyman, kesinlikle küfre sapmamıştı. Ama o şeytanlar, hakikatleri örtbas edip kâfir olmuşlar ve halka sihir öğretiyorlardı. Ve onlar, Ba-bil’deki iki melek Hârut ve Mârût vasıtasıyla ortaya konulan yüce bilgileri kötü-ye kullanarak halka öğretiyorlardı. Halbuki o iki melek: “Biz, ancak imtihan ara-cıyız. Sakın bizim Allah’tan getirdiğimiz vahiy bilgilerini sihir ve büyü yaparak, hakkı örtbas eden kâfirlerden olmayınız” demedikçe hiçbir kimseye birşey öğ-retmezlerdi. Ama, Allah’ın kitabını bırakıp şeytanlara uyan bu insanlar o iki melekten öğrendiklerini, karı ile koca arasını ayırmada kullandılar. Halbuki si-hirbazlar Allah’ın izni olmadıkça, onunla hiçbir kimseye zarar veremezler. On-lar ancak kendilerini zarara sokacak bir fayda vermeyecek şeyleri öğrenmek-teydiler. Oysa onlar, bu bilgiyi edinenlerin ahiret hayatının güzelliğinden nasip-siz kalacaklarını da iyi biliyorlardı. Canları pahasına aldıkları şey ne kötüdür, keşke bunu bilselerdi.
103 Eğer onlar, gönderilen peygamber ve kitaba iman edip, yollarını bununla bulmuş olsalardı. Bu sebeble Allah tarafından verilecek sevap, onlara iyilik getirecekti; keşke bunu bilselerdi.
                                                                          NESİH VE HÜKMÜ
106 — Biz neshettiğimiz (hükmünü diğer bir ayetle değiştirdiğimi/) vtya unutturduğumuz (geri bıraktırdığımız) bir ayetin (yerine) ya ondan c'cha hayırlısını yahut onun benzerini getiririz. Allah'ın herştye kemallyl» kadir olduğunu bitmedin mi? (Elbette bildin)
107.— Göklerin ve yerin mülk (ü tasarrufu) hakikaten Allah'ın oldu-gunu ve sizin için Allah'tan başka ne bir yâr, ne de hakiki bir yardımcı bulunmadığını bilmedin mi?
108 — Yoksa biz de (ey müslümanlar) evvelce Musa'ya sorulduğu gM peygamberinizi sorguya mı çekmek istiyorsunuz? Kim iman (ını) küfür İle cjlslrse dümdüz yolu sapıtmış olur. •                        
 
NAMAZDA KA'BE'YE YÖNELME
 

142- İnsanlardan (Yahudi ve müşriklerden) bir takım beyinsizler: (Müslümanların namazda kıble edinip) üzerinde durdukları (devam ettik­leri eski) kıblesinden çeviren (sebep) nedir?» diyecekler. De ki (Habibim): «Doğuda Allanın batı da. O, kimi dilerse onu doğru yola iletir.»
143- Böylece sizi (Ey Muhammed ümmeti) vasat (orta) bir ümmet yapmışızdır, insanlara karşı (hakikatin) şahitler (i) olasınız. Bu peygam­ber de sizin üzerinize tam bir şahit olsun diye, (Habibim) senin hala üstün­de dura geldiğin (Ka'beyi tekrar) kıble yapmamız; O peygambere (sana) uyanları (senin izince gidenleri) ayağının iki ökçesi üzerinde geri denecek­lerden (irtidad edeceklerden ve münafıklardan) ayırt etmemiz içindir. Ger­çi kıblenin bu suretle (çevrilmesi) elbette büyük bir (mesele)dir. Ancak bu Allah'ın doğru yola ilettiği klmseter hakkında (asla varit) değil. Allah, İma­nınızı zayi edecek değildir. Çünkü Allah, insanları çok esirgeyendir, (on­lara) rahmet (ve inâyet)ini râyigan edendir.
144- biz, yüzünü (vahye intizar ve iştiyakinden) çok kere göğe evirip çevirdiğini görüyoruz. Şimdi seni har halde hoşnut   olacağın    bir kıble'ye döndürüyoruz. (Namazda) yüzünü artık Mescidi Haram tarafına (Ka'be semtine) çevir. (Ey mü'minler). siz de nerede bulunursanız (namaz­da) yüzlerinizi o ycna döndürün. Şüphe yok ki kendilerine kitap verilen­ler bunun Rablerlnden gelen bir gerçek olduğunu pek iyi bHHer. Allah, onların yapacaklarından gafil değildir.
145- Andolsun ki (Habibim) sen, kendilerine Kıble verilenlere (kıb­le meselesine dair) her âyeti (burhanı,   mucizeyi)   getirmiş olsan onlar (İnatlarından) yine senin kıble'ne uymazlar.
SAFA İLE MERVE ARASINDA SA'Y
 

158 — Şübhe yok ki «Safa» ile «Merve» Allah'ın şeairindendlr. lft« kim O «Beytui (Ko'beyi) hacc veya umre (kasdı) ile ziyaret ederse, bunları güzelce tavaf etmesinde üzerin* bir beis yoktur. Kim gönlünden koparak (vacib olmayan amellerinden) bir hayır işlerse (mükâfatını görür). Çünkü Allah, tcatlerin ecrini veren, (her şeyi de) hakkıyla bilendir.
 
ŞER’İ İLİMLERİ KETMETME (GİZLEME)
 

159  — Hakikat indirdiğimiz o acık acık âyetlerimizi ve doğruyu - biz kitapta insanlara onun pek aşikâr bir surette bildirdikten sonra - gizle­yenler (yok mu?) işte onlar (m hali) onlara hem Allah lanet eder ve hem lanet etmek şanından olanlar lanet eder.
160  — Ancak tevbe (ve riicu) edenler, (hareketlerini) düzeltenler ve (hakikati gizlemeyip) iyice açıklayanlar başka Ben artık onların günah­larından geçerim. Ben en çok tevbeyi kabul edenim, en çok esirgeyenim.
TEMİZ ŞEYLERİN MUBAH, PİS ŞEYLERİN HARAM OLUŞU
 

172  - EV iman edenler, size rızık olarak verdiğimiz şeylerin (madda< tan ve manen) en temiz olanlarından yeyin, Allah'a şükredin  eğar (hakh katen) O'na kulluk ediyorsanız.
173  — O. size ölüyü (murdar hayvanı), kanı, domuz etini, bir Allah'­tan başkası için kesileni katiyyen haram kıldı. Fakat kim bunlardan ya-mlye muztar kalırsa -(kimseye) saldırmamak ve haddi (ölmeyecek mik tan) geçmemek şartıyla- onun üzerine günah yoktur. Şüphesiz ki Allah, çok yarlığayıcıdır. hakkıyla esirgeyicidir.                      
 
KISASIN İNSANLARA HAYAT VERİŞİ
 

178  — Ey iman edenler, maktuller hakkında size kısas (misilleme) y» zildi (farz edildi). Hür hür ile. köle köle ile, dişi dişi İle (kısas olunur)  fa kat kimin (hangi katilin) lehinde maktulün kardeşi (velisi) tarafından eüil bir şey afvohinursa (hemen kısas düşer). Artık örfe uymak (şer'ln ve aklın İyi gördüğünü yapmak, borcu) ona (maktulün velisine) güzellikle ödemek (lazımdır). Bu, Rabblnizden bir hafifletme ve esirgemedir. O halde kim bu (afhrden ve edadan) sonra (katile veya taraftarlarına muhaseme ve) teca­vüzde bulunursa onun için pek acıklı bir azab vardır.
179  — Ey salim akıl sahipleri, kısasta sizin için (umumi) bir hayat vardır. Tâ ki (katilden) sokmasınız).
ORUCUN MÜSLÜMANLARA FARZ OLUŞU
 

183  — Ey tanan edenler, sizden evvelki (ümmet) lere yazıldığı gibi tizin üzerinize de oruç yazıldı (farzedlldl). Tâ ki korunağınız.
184  — (O) sayılı günler(dlr). Artık sizden kim (o günlerde) hasta ya­hut sefer ürerinde oiur (ve orucunu yemiş bulunursa) tutamadığı günler sayısınca başka günlerde (tutar, ihtiyarlığından yahut şifa bulması ümit edilmeyen bir hastalıktan dolayı oruç tutmaya) gücü yetmeyenler üzerine de bir yoksul doyumu fidye (lazımdır). Bununla beraber kim gönül isteğiy­le bir hayır yaparsa, işte bu, onun için daha hayırlıdır. Oruç tutmanız sizin hakkınızda (yemenizden ve fidye vermenizden) hayırlıdır, bilirseniz.
185  — (O sayılı günler) Ramazan ayıdır ki Kur'an onda (Kadir gece­sinde levh-l mahfuzdan semâ-l dünyaya) indirilmiştir. (O Kur'an ki) İnsan­lara (mchz-ı) hidayettir. Doğru yolun ve Hak ite batılı ayırt eden hüküm­lerin nice acık delilleridir. Öyleyse içinizden kim o aya erişir (hazır olur, mlscfh- olmazsa) onu (orucunu) tutsun. Kim
ler üzerinde bulunursa o halde başka günlerde, oruç tutmadığı günler sayısınca (orucunu kaza etsin). Allah (cc) size kolaylık diler, size güç­lük İstemez. (Bu kolaylığı istemezse), o sayıyı (kaza borcunuzu) İkmal •tmenlz Allah'ı -sizi muvaffak buyurduğu şeyden dolayı- da büyük tanıma­nız İçindir. Olur ki şükr «dersiniz.
186 — Kullarım (Habibim), sana beni sorunca (haber ver ki) işte ben muhakkak yakınımdır. Bana dua edince ben o dua edenin davetine ioabet ederim. O halele onlarda benim davetime (itaatle) icabet ve bana İman (da devam) etsinler. Tâ ki (o sayede) yola ulaşmış olalar.
187 — Oruç (günlerinizin) gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helal edildi. Onlar sizin için, sizde onlar için birer libassınız. Allah (cc), hallilerinize karşı zaaf göstermekte olduğunuzu bildi ve tevbenlzi kabul et­ti, 8lz| bağışladı. Artık (bundan sonra geceleri) onlara yaklaşın ve Allah'ın Ih kkınızda yazdığını isteyin. (Bütün gece) fecr-i (sadık) olan ak İplik kara İplikten size seçilinceye kadar yeyin, için, sonra geceye kadar orucu ta marnlayın. Mescidlerde i'tikafta bulunduğunuz zaman kadınlarınıza (geoe-lerl de) yaklaşmayın. Bu (hükümler) Allah'ın sınırlarıdır. Sakın onlara (a sınırlara) yaklaşmayın, işte Allah, âyetlerini böylece insanlara açıklar, TA ki korunsunlar.                            
İSLAM'DA SAVAŞIN MEŞRUİYETİ
 

190  — Size harb açanlarla, Allah yolunda sizde doğuşun (Müdafaa, harbi yapın) Ancak aşırı gitmeyin. Şüphesiz ki Allah, aşırı gidenleri sev­mez.
191  — Onlan (size harb açanları) nerede yakalarsanız öldürün, on­ları, sizi çıkardıktan yerden (Mekke'den) çıkarın. Fitne katilden beterdir. Onlar Mescld-j Haram yanında, orada sizinle döğüşünceye kadar  (yani döğüşmedlkçe) sizde orada kendileriyle döğüşmeyin. Fakot (orada) sizi öldürürlerse sizde onları öldürün. Kafirlerin cezası böyled/r.
192  — Bununla beraber (muharebeden) vazgeçerlerse (siz de bıra­kın), şüphesiz ki Allah, çok yartıgayıcı, hakkıyla esirgeyicidir.
193  — Fitne (den eser) kalmayıncaya, dinde (şunun bunun değil) yal­nız Allanın (dini diye tanılmış) oluncaya kadar onlarla savaşın. Vazgeçer­lerse artık zalimlerden başkasına hiç bir husumet yoktur.
194  — Haram ay, haram aya bedeldir. Hürmetler karşılıklıdır. Onun İçin kim sizin üzerinize saldırırsa siz de, tıbkı onların üstünüze saldırdık­ları gibi, ona saldırın. (Fakat daima) AKahtan korkun ve bilin ki şüphesiz Allah takva sahipleriyle beraberdir.
195  — Allah yolunda mallarınızı harcayın. Kendinizi tehlikeye atma yın. (Dalma da) İyilik edin. Allah, muhakkak İyilik edenleri sever.
 
HACC VE UMRE YAPMA
 

196 — Haccı da Umreyi de Allah için tam yapın. Fakat (herhangi bir sebeple bunlardan) altkonursanız o halde kolayınıza gelen kurban(ı gön­derin. Bununla berober) kurban yerine (Minaya) varıncaya kadar başları­nızı tıraş etmeyin. Artık içinizden kim hasta olur, yahut başından bir ezi­yeti bulunursa ona oruçtan, ya sadakadan, ya da kurbandan (biriyle) fid­ye (vacip olur). Emin olduğunuz vakit İse kim hacca kadar Umre ile faide-lenmek (sevaba girmek) isterse kolayına gelen bir kurban(ı kesmek vaclb olur). Fakat (onu) bulamazsa hacc günlerinden (ihramlı olarak) üç, dön­düğünüz vakit yedi gün olmak üzere oruç tutmak (vacib olur ki) bunlar tam on (gün eder). Bu ailesi (ikametgahı) Mescid-i Haramda bulunmayanlara aittir. Allahtan korkun ve bilin ki Allah, cezası cidden çetin olandır.
197  — Hacc (ayları) bilinen aylardır. İşte kim    onlarda (o aylarda) haccı (kendine) farz eder (ihrama girer)'se artık haccda kadına yaklaş­mak, günah yapmak, kavga etmek yoktur. Siz ne hayır yaparsanız Allah, onu bilir. Bir de (hacc seferinize yetecek miktarda) azıklarım. Muhakkak ki azığın en hayırlısı (dilenmekten, insanlara yük olmaktan) kaçınmaktır. Ey kamil akıl sahipleri, benden korkun.
198  — (Hacc mevsiminde ticaretle) Rabbinizden rızık iste istemeniz­de bir günah yoktur. Arafatta (orada vakfe'den sonra seller gibi) boşanıp (elbirlik) aktığınız zoman  «meş'ari haram»in yanında Allah'ı zikredin. O size nasıl hidayet ettiyse sizde onu öylece anın. (Bilirsiniz ya) siz bundan evvel gerçek sapıklardandınız.
199  — Sonra insanların (elbirlik) döndüğü yerden sizde dönün. Allah'­tan (günahlarınızı) mağfiret (buyurmasını) isteyin. Şüphesiz ki Allah çok yarlığayıcı, hakkıyla esirgeyicidir.
200  — Menâslkinizi (hacca art ibadetlerinizi)   bitirince    (cahiliyette) atalarınızı (böbürlenerek) andığınız gibi, hatta daha kuvvetli bir anışla Al­lah'ı anın. Artık o insanlardan kimi «Ey Rabbimiz bize (nasibimizi) dünya­da ver» der ki onun ahiretten nasibi yoktur.
201  — Kimi de «Ey Rabbimiz bize dünyada da iyi hal ver, ahirette de İyi hal ver ve bizi o ateş (cehennem) azabından koru» der.
202  — işte onların (o her iki kısmın haccda) kazandıklarından (na-sib)lerl vardır. Allah, hesabı cok çabuk görendir.
203  — Bir de sayılı günlerde Allah'ı zikredin, (tekbir alın). Kim iki günde (Mino'dan dönmek için) acele ederse üstüne günah yoktur. Kim de geri kalırsa ona da günah yoktur. (Fakat bu) takva sahibi Için(dir). Allah-
bilin ki muhakkak (hepiniz) ancak ona (varıp) toplanacak-
 
KUMAR VE İÇKİNİN HARAM EDİLİŞİ
 

219-220 — Sana İçkiyi ve kumarı sorarlar. De kir «Onlarda hem bü­yük günah, hem insanlar için faideler vardır. Günahları ise faidelerfnden daha büyüktür.» (Yine) sana hangi şeyi nafaka vereceklerini sorarlar. De ki: «İhtiyacınızdan artanı (verin)». Allah size böylece âyetlerini (pek güzel) açıklar. Olur ki dünya hususunda da, ahiret işinde de iyice düşünürsünüz. Bir de sana yetimleri sorarlar. De ki: «Onları yarar ve İyi bir hale getirmek hayırlıdır. Şayet kendileriyle birarada yaşarsanız onlar sizin kardeşleriniz-dir. Allah (yetimlerin) salahına çalışanlarla (onların mal ve halinde) fesat (ve fenalık) yapanları bilir. Eğer Allah dileseydi sîzi muhakkak zahmete sokardı. Şüphesiz Allah mutlak galiptir. Tam hüküm ve hikmet sahibidir.
kumar ve içkinin haram edilişi  
 
MÜŞRİK KADIN VE ERKEKLERLE EVLENME
 

221 — (Ey müminler) Allah'a eş tanıyan kadınlarla (müşriklerle), on­lara İmana gelinceye kadar evlenmeyin, İman eden bir cariye, müşrik bir kadından -bu, sizin hoşunuza gitse de- elbet daha hayırlıdır. Müşrik erkek-lere de, onlar iman edinceye kadar, (mü'mfn kadınları) nikahlamayın. Mü'-mln bir kul, müşrikten- o sizin hoşunuza gitse de- elbette hayırlıdır. On­lar sizi cehenneme çağırırlar. Allah İse, kendi iradesiyle, cennete ve mağ­firete çağırır. O, insanlara âyetlerini apaçık söyler. Tâ ki İyice düşünüp İbret alsınlar.
AY HALİNDEKİ KADINDAN KAÇINMA
 

222  — Sana kadınların ay halini de sorarlar. De ki: O bir ezadır (pis­liktir). Onun için hayız zamanında kadınlar(ınızla    cinsi   münasebetken ayrılın. Temizlendikleri vakte kadar kendilerine yaklaşmayın. İyice temiz­lendiler mi, o zaman Allah'ın size emrettiği yerden onlara gidin, herhalde Allah hem çok tevbe edenleri sever, hem çok temizlenenleri sever.
223  — Kadınlarınız sizin (evlat yetiştiren) tarlatannızdır. O holde tar­lanıza dHediğiniz gibi gelin. Kendiniz Icin önden (iyi ameller) gönderin (hayırlı evlatlar yetiştirin). Bir de Allah'tan korkun ve bilin ki herhalde siz ona kavuşacaksınız. İman edenlere müjdele...
ÇOK YEMİN ETMEKTEN SAKINMA
 

224  — Allah'ı yeminlerinizden dolayı, iyilik etmenize, (fenalıktan) sa­kınmanıza, insanların arasını bulmaya engel yapmayın. Allah    (her şey)) hakkıyla İşiticf, kemaliyle bilicidir.
225  — Allah, sizi yeminlerinizde^ alağv»den dolayı sorumlu tutmaz. Fakat sizi kafblerintetn azmettiği yeminler yüzünden muaheze eder. Allah cok yargılayıcıdır, halimdir (kullarının günahı sebebiyle rızıklarrm da ke­sici değildir}.
226  — Kadınlarına yaklaşmamaya yemin edenler İçin dört ay bekle­mek vardır. Eğer erkekler (o müddet İçinde kefaret yaparak zevcelerine) dönerlerse şüphe yok ki Allah, cidden yarg.layıcr, hakkıyla esirgeyicidir.
227  — Eğer {o suretle yemin edenler ricat etmeyip te kadınları) bo­şamaya karar verirlerse (ayrılırlar). Şüphesiz Allah, (onların sözlerini) hak­kıyla fsitfci, (niyetlerini) gerçekten bilicidir.                  
İSLAM'DA TALAK
 

228  — Boşanmış kadınlar kendi kendilerine üç hayız ve temizlenme müddeti beklerler (beklesinler). Eğer onlar Allah'a ve ahire! gününe inanı-yortarsa Allah'ın kendi rahimlerinde yarattığını (söylemeyerek) gizleme­leri onlara helal olmaz. Kocaları bu bekleme müddeti İçinde barışmak İster-lerse onları geri almaya (herkesten) çok layıktırlar. Erkeklerin meşru su­rette kadınlar üzerindeki (hakları) gibi kadınların da onlar üzerinde (hak­ları)  vardır. (Yalnız) erkekler onlar üzerinde (doha üstün) bir dereceye maliktirler. Allah mutlak galiptir, gerçek hüküm ve hikmet sahibidir.
229  — Boşanma İki defadır. (Ondan sonrası) ya iyilikle tutmak, ya güzellikte satmaktır. (Ey zevceler) onlara (kadınlara) verdiğiniz  bir şeyi (mehrl geri) atmantz size helal olmaz. Meğer ki erkekte kadın Allah'ın sı­nırlarını (evlilik haklarını) ayakta tutamayacaklarından korkmuş (ümfdle-rini kesmiş) olsunlar. Eğer bu surette sizde onların    (zevç ve zevcenin), Allah'ın sınırlarını hckkıyla muhafaza ve ifâ edemeyeceklerinden korkar-sanız o halde (kadmm serbest boşanması için) fidye vermesinde (hakkın­dan voz geçmesinde) ikisi üzerinde de vebal yoktur. Bunlar Allah'ın sınır­larıdır. Onları (çiğneyip) geçmeyin. Kim Allah'ın sınırlarını aşarsa, İşte on­lar zalimlerin ta kendileridir.
230  — Yine erkek, zevcesini (üçüncü defa olarak) boşarsa, ondan sonra kadın kendinden başka nikahlanıp varıncaya kadar ona (o birince zevcesine) hâla) olmaz. Bununla beraber, eğer bu (yeni) koca da onu bo-şar da onlar (birinci zevç ile aynı zevce) Allah'ın sınırlarını (tatbik ede­ceklerini) zannederlerse (İddet bittikten sonra) tekrar birbirlerine dönme­lerinde (evlenmelerinde) her İkisi hakkında da vebal yoktur. Bunlar bilir, cnlar bir kavm için Allah'ın açıkladığı  sınırlardır.
231 — Hem kadınları boşodınız da iddetlerini bitirdiler mi, artık on­ları ya (kendilerine ricatle) iyilikle tutun, ya iyilikle bırakın. (Fakat) onlan, sırf zutmedebilmeniz için zararlarına olarak tutmayın. Kim böyle yaparsa muhakkak kendine yazık etmiş olur. Allah'ın âyetlerini (muhalefette) oyun­cak yerine koymayın. Allah'ın üzerinizdeki nimetini ve size Öğüt vermek için indirdiği kitabı (Kur'an'ı) ve hikmeti düşünün. Allah'tan korkun ve bi­lin ki Allah, herşeyi hakkıyla bilendir.
ÇOCUK EMZİRME
 

233 — Anneler çocuklarını iki bütün yıl •m*f',annelerin) maruf vec-meyl tamam yaptırmak Isteyen(ler) İçindir. Onların       Qj a|tti|.   f^so ta-hile yiyeceği, giyeceği, çocuk kendisinin olan (bö*7 cocuğU yüzünden, ne katinden ziyadesiyle mükellef tutulmaz. Ne bir anıt^' b}yla 2arGra sokulma-de bir çocuk kendisinin olan (bir baba) çocuğu seP   f (anQ ve baba) ora­sın. Mirasçıya düşen (vazife) de bunun gibidir. *9 0ne do|madan) meme-larında rıza ve müşavere ile (biiittifak çocuğu iki *. yoktur çocuklarınızı den kesmeyi arzu ederlerse İkisinin üzerine de «^2trme ücretin)! teslim emzirtmek isterseniz meşru surette verdiğiniz (sf^   Allah'tan korkun ve etmek (ödemek) şartıyla yine uhdenize vebal yokt^ bilin ki Allah, ne yaparsanız hakkıyla görendir.            
KOCASI ÖLEN KADININ IDDET SÜRESİ
 

234 — İçinizden ölenlerin (geride) bıraktıktan zevceler, kendi kendi­lerine dört ay on (gün) beklerler. İşte bu müddeti bitirdikleri zaman artık onların kondiîeri hakkında meşru vech ile yaptıkları şeyden dolayı size günah yoktur. Allah, ne işlerseniz (hepsinden) hakkıyla haberdardır
İDDET SÜRESİNDE KADINA İŞARETLE DÜNÜR OLMA VE KADININ EVLİLİKLE MİHRE HAK KAZANMASI
 

235 — (Vefat İddetini bekleyen) kadınları nikahla isteyeceğinizi çıt­latmanızda, yahut böyle bir arzuyu gönüllerinizde saklamanızda sizin ü-zerinfce bir vebal yoktur, Allah bilmiştir ki, siz onları mutlaka hatırlaya­caksınız. Ancak kendileriyle gizlice vaadleşmeyin.  (Çıtlatmak suretinde) meşru bir söz söylemeniz ise başka. (Farz olan iddet sonunu), buluncaya kadar da nikah bağını bağlamaya azmetmeyin. Ve bİİİnki Allah kalblerl-nlzde olanı muhakkak biliyor. Artık ondan sakının ve yine bilin ki, şüphe­siz Allah çok yarlığayıcıdır, gerçek hilim sahibidir (cezada acele edici de­ğildir).
236 — Kendileriyle temas etmediğiniz, yahut kendilerine bir mehir ta­yin eylemediğtnİz kadınları boşamışsanız (burda) üzerinize vebal yoktur. Onlar -zengin olan(ınız) kudretlnce, darda buluna(nınız) da halince (olmak üzere- maruf bir fa ide ile faidelendirinlz. Bu iyilik etme şiarında bulunan­ların üzerine bir borçtur.
237 — Eğer siz onları kendilerine temas etmeden önce boş ar (fakat daha önceden) onlara bir mehir tayin etmiş bulunursanız, o halde tayin ettiğiniz (o mehrrpn yansı onlarındır. Meğer ki kendileri vazgeçmiş olsun­lar, yahut nikah düğümü ellerinde bulunan kimse bağış yapmış olsun. (Ey erkekler) sîzin bağışlamanız takvaya daha yakındır. Aranızdaki üstünlüğü unutmayın. Şüphesiz ki Allah, ne yaparsanız hakkıyla görücüdür.
FAİZİN SOSYAL ZARARLARI
 

275  — Riba (faiz) yiyenler, kendilerini şeytan çarpmış (birer mecnun) dan başka bir halde (kabirlerinden) kalkmazlar. Böyle olması da onların; «alım satım da ancak riba gibidir» demelerindendir.    Halbuki   Allah alış­verişi helal, ribcyı (faizi) haram kılmıştır. (Bundan böyle) kim Rabbinden kendisine bir Öğüt gel ipte (faizden) vazgeçmezse ona ve işi (hakkındaki hüküm) de Allah'a aittir. Kim de tekrar (faize) dönerse onlar o ateşin ya­nanıdırlar ki orada onlar (bir daha çıkmamak üzere) ebedj kalıcıdırlar.
276  — Allah ribanın bereketini tamamen giderir. Sadaka(sı verilen)-lerl ist arttırır. Allah (haramı helal tanımakta ısrar eden) çok  kafir,  çok günahkar hiç  bir kimseyi sevmez.
277  — İman eden, iyi iyi amel (ve hareketlerde bulunan, namazı(nı) dosdoğru kılan, bir de zekatı(nı) veren kimselerin (evet), onların Rableri İndinde mükafatları vardır. Onlara hiçbir korku yoktur. Onlar mahzun da olacak değillerdir.
278  — Ey iman edenler, (gerçek) müminler iseniz Allah'tan korkun, faizden (henüz alınmamış olupta) kalanı bırakın (almayın).
279  — İşte (böyle) yapmazsanız Ailaha ve peygamberine karşı harb(e girmiş olduğunuzu) bilin. Eğer (tefeciliğe) tevbe ederseniz,    mallarınızın başları (sermayeleriniz) yine sizindir. (Bu suretle) ne haksızlık yapmış ne de haksızlığa uğratılmış olmazsınız.
280  — Eğer (borçlu) darlık İçinde bulunuyorsa ona geniş bir zamana kadar mühlet  (verin).  Sadaka olarak bağışlamanız  ise sizin  için  daha hayırlıdır. Eğer bilirseniz.
281  — öyle bir günden sakının ki (hepiniz) o gün Allah'a döndürü­leceksiniz. Sonra herkese kazandığı tastamam verilecek, onlara haksızlık edilmeyecektir.                         
Ali İmran
KÂFİRLERLE DOSTLUĞUN YASAKLANIŞI
 

28  — Mü'minler, mü'minleri bırakıp ta kafirleri dost edinmesin. Kim bunu yaparsa (ona) Allahtan hlc bir şey (hiçbir yerdim) yoktur. Meğer k| onlardan, gelebilecek bir tehlikeden dolayı, sakınmış olasınız. Allah size (asıl) kendisinden korkmanızı emrediyor. Nihayet gidiş te ancak Allah'a dır.
29  — De ki; göğüslerinizin İçinde olanı gizlesenizde, onu açıklosa-nizda Allah bilir onu. Göklerde ne var yerde ne varsa (hepsini)   o bilir. Allah her şeye hakk.ylo gücü yetendir.                    
İSLÂM'DA HACCIN FARZ OLUŞU
 

96 - Şüphesiz âlemler İçin, çok feyizli ve oyn-ı hidayet olmak üze­re, konulan ilk ev (mabed) elbette Mekke'de olandır.
97 — Orada apaçık alametler, İbrahim'in makamı vardır Kim oraya girerse (taarruzdan) emin olur. Ona bir yol bulabilenlerin (gücü yeten­lerin) Beyt'f hacc (ve ziyaret) etmesi Allah'ın insanlar üzerinde bir hakkı­dır. Kim küfrederse şüphesiz ki Allah âlemlerden gani (müstağni) dlr.
Nisa  suresi
İSLAM'DA TAADDÜDÜ ZEVCAT VE HİKMETİ
 

1  — Ey İnsanlar, sizi birtek candan yaratan,    ondan da yine onun zevcesini vücuda getiren ve ikisinden birçok erkekler ve kadmlar türeten Rabbiniz(e karşı gelmekjten çekinin, Kendisi(nİn adım Öne sürmek sure­tiyle) birbirinize dileklerde bulunduğunuz     Allah'tan ve akrabalık   (bağ­larını kırmak)tan sakının. Çünkü Allah, sizin üzerinizde tam bir gözeticidir.
2  — Yetimlere (rüşdüne gelince) mallarını verin. Temizi murdara de­ğişmeyin. Onların mallarını kendi mallarınıza (katarak) yemeyin. Çünkü bu, muhakkak büyük bir günahtır.
3  — Eğer yetim kızlar hakkında  (adaleti yerine getiremeyeceğiniz­den) korkarsanız sizin için helal olan (diğer) kadınlardan İkişer, üçer, dörder olmak üzere nikah edin. Şayet (bu suretle de) adalet yapamayacağınız­dan endişe ederseniz o zaman bir (tane ile), yahut malik olduğunuz cariye (ile iktifa edtn). Bu (tek zevce veya cariye) sizin (Haktan) eğilip sapmamanı­za daha yakındır.
4 — (Aldığınız) kadınların mehirlerini yürekten İsteyerek ve (Allanın) bir atlyye (si) olarak verin. Bununla beraber eğer onlardan birazını gönül hoşlu­ğu İle size bağışlamış olurlarsa onu da içinize sine sine yiyin.
YETİM MALLARINA VERİLEN ÖNEM VE KORUNMASI HUSUSUNDA GÖSTERİLEN YOLLAR
 

5  — Allah'ın sizi başına diktiği mallorınızı    beyinsizlere    vermeyin. Kendilerine bunlardan yedirin, giydirin, onlara güzel söyleyin (iyi nasihat­ler edin).
6  — Yetimleri nikah (çağına) «rdikleri zamana kadar (gözetip) de­neyin. O vakit kendilerinde bir akıl ve salah gördünüz mü mallarını onlara teslim edin. Büyüyecekler (de ellerine alacaklar) diye bunları israf İle tez elden yemeyin. (Velilerden) kim zengin ise (yetimin malım yemeye tenez­zül etmesin) kaçınsın. Kim de fakir ise o halde örfe göre (bir şey) yesin Artık onlara mallarını teslim ettiğiniz vakit karşılarında şahit bulundurun Tam bir hesap sorucu olmak bakımından ise Allah yeter.
7 — Ana ve baba iie yakın hısımların bıraktıklarından erkeklere, ana ve baba ile yakın hısımların bıraktıklarından kadınlara —azından da ço­ğundan da— farz edilmiş birer nasip olarak hisseler vardır.
8  — Miras taksim olunurken (mirasçı olmayan) hısımlar,    yetimler, yoksullar da hazır bulunursa kendilerini ondan (bir şey vererek) nzıklan-dırın, (gönüllerini alacak) güzel sözler de söyleyin.
9  — Arkalarında aciz ve küçük evlatlar bıraktıkları takdirde onlara kcrşı (halleri ne olacak diye düşünüp) endişe edenler (himayeleri altındaki yetimler ve diğer mirasçılar hakkında da oynı hissi taşımaktan) saygı ile korksun(lar). AHahtan sakınsınlar, (gerek vasiler gerek onların nezdinde bulunanlar hatıra gönüle bakmayara

_________________
Mevla Görelim Neyler
Neylerse Güzel Eyler
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
huzeyfe
Süper Moderatör
avatar

Mesaj Sayısı : 7631
Rep Gücü : 17884
Rep Puanı : 23
Kayıt tarihi : 27/03/09

MesajKonu: Geri: AHKAM AYETLERİ   Ptsi Haz. 04, 2018 1:18 pm


_________________
Mevla Görelim Neyler
Neylerse Güzel Eyler
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
huzeyfe
Süper Moderatör
avatar

Mesaj Sayısı : 7631
Rep Gücü : 17884
Rep Puanı : 23
Kayıt tarihi : 27/03/09

MesajKonu: Geri: AHKAM AYETLERİ   Ptsi Haz. 04, 2018 1:21 pm

http://www.islamansiklopedisi.info/dia/ayrmetin.php?idno=010551



cilt: 01; sayfa: 551
[AHKÂM - Ahmet Özel]



Ahkâmü’l-vakf (vakıfla ilgili hükümler), el-ahkâmü’s-sultâniyye (hilâfet ve devlet teşkilâtı hukuku, kamu hukuku), ahkâmü’n-nücûm (astroloji), ahkâmü’l-Kur’ân (kendilerinden amelî hükümlerin çıkarıldığı âyetler ve bunlardan çıkarılan hükümler), ahkâmü’s-sıgar (muhtelif konularda çocuklarla ilgili fıkhî hükümler) gibi. Amelî hükümlerin kaynağı olan âyetlere ahkâm âyetleri, aynı türden hadislere de ahkâm hadisleri denilmektedir.

BİBLİYOGRAFYA:

Lisânü’l-Arab, “hkm” md.; Şâtıbî, el-Muvâfakat, Kahire, ts. (el-Mektebetü’t-Ticâriyyetü’l-kübrâ), I, 109 vd.; Tehânevî, Keşşâf, “hkm” md.; T. H. Weir, “Hüküm”, İA, V/1, s. 627; J. Schacht, “Ahkam”, EI² (İng.), I, 257.

Ahmet Özel  


AHKÂM DEFTERİ

Osmanlı Devleti’nde genellikle maliyeye ait hükümlerin toplandığı defterlere verilen ad.

Ahkâm, hükmün çoğulu olup burada “padişah buyruğu” anlamına gelmektedir. Osmanlılar’da hükümler bizzat padişah tarafından ısdar edilmez, padişahın yetki verdiği makam veya bu makama bağlı daireler, onun adına hüküm verebilirlerdi. Bu bakımdan hükümler sadâret makamından veya defterdarlıktan çıkardı. Sadâret makamından çıkan hükümler daha ziyade ferman genel adını taşırdı. Bunların bir suretlerinin toplandığı defterlere defâtir-i umûr-ı mühimme, ahkâm-ı mühimme veya kısaca mühimme* adı verilirdi. Defterdarlıktan çıkan ahkâmın toplandığı defterlere ise ahkâm-ı mâliye denilirdi. Bunlar defterdarlığa bağlı baş muhasebe, baş mukataa, mevkufat gibi kalemlerde hazırlanırdı. Baş muhasebe ve baş mukataa dairelerinden çıkan emir ve tezkirelere, muhâsebe-i evvel ahkâmı, mukataa-i evvel tezkire ve ahkâmı adı verilirdi. Nüzül, sürsat, bedel-i kürekçi gibi vergilerin toplanması ve bunlarla ilgili diğer hususlar, mevkufat ahkâmı veya mevkufat defterleri denilen defterlere kaydedilirdi.

Önceleri bu kabil maliye ahkâmı için Rumeli ve Anadolu defterdarlıklarında defter tutulduğu halde, XVI. yüzyıl sonlarından itibaren maliye kalemlerinin artması ile her bir kaleme ait ayrı defterler tanzim edilmiştir. Bugün Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde muhtelif tasniflerde yer alan maliye ahkâm defterlerinin en eskilerinden biri, 927 (1521) tarihli olup Kâmil Kepeci Tasnifi’nde (nr. 61) yer almakta ve daha ziyade Rumeli’ye ait malî ahkâmı ihtiva etmektedir. Gerek bu tasnifte gerekse maliyeden müdevver defterler serisinde maliye ahkâm defterleri bulunmaktadır. Ancak bu tasniflerde “ahkâm defterleri” adıyla kayıtlı defterlerin hepsi, maliye ahkâmı özelliğini göstermemektedir. Maliye ahkâmı, XVIII. yüzyıldan itibaren yeni kurulan Evâmir-i Mâliye Kalemi’nde tanzim edilmeye başlanmıştır. Bu kaleme ait defterler de yine Kepeci ve maliyeden müdevver defterler tasnifindedir. Ayrıca, İbnülemin, Ali Emîrî ve Muallim Cevdet tasniflerinde de maliyeye ait ahkâmı toplayan defter parçalarına rastlamak mümkündür. Hatta mühimme defterleri serisi içinde de maliyeye ait ahkâm defterleri yer almaktadır. Meselâ kırk bir numara ile kayıtlı defter, Anadolu Defterdarlığı’ndan çıkan ahkâmı toplamaktadır.

Bunların yanı sıra maliye ahkâmı vasfını taşımayan ve Dîvân-ı Hümâyun’a ait olup daha ziyade XVII. yüzyılda görülen şikâyet defterleri serisi de ahkâm-ı şikâyet defterleri adını taşımaktadır. Ahkâm-ı şikâyet defterleri 1058-1229 (1648-1814) yılları arasında tutulmuştur ve tasnife açık 208 defterden ibarettir. Ayrıca 1155’ten (1742) itibaren eyaletlere göre ayrı defterler tanzim edilmiştir. 1255 (1839) tarihine kadar gelen bu defterler Anadolu, Sivas, Trabzon, Diyarbekir, Şam, Adana, Karaman, Halep, Erzurum, Maraş, Rakka, Rumeli, Özi, Silistre, İstanbul, Bosna ve Mora’ya aittir. Bugün arşivde devam eden tasnif çalışmaları sırasında ahkâm defterleri karakteri taşıyan defterlerin bulunması mümkündür.

BİBLİYOGRAFYA:

Uzunçarşılı, Osmanlı Devletinin Merkez ve Bahriye Teşkilâtı, Ankara 1948, s. 82-83; Midhat Sertoğlu, Muhteva Bakımından Başvekâlet Arşivi, Ankara 1955, s. 17, 23, 25-26; a.mlf., Osmanlı Tarih Lügatı, İstanbul 1986, s. 10; Atillâ Çetin, Başbakanlık Arşivi Kılavuzu, İstanbul 1979, s. 25, 28, 59, 62-69; Necati Aktaş - İsmet Binark, el-Arşîfü’l-Osmânî, İstanbul 1987, s. 94, 165.

Halil Sahillioğlu  


AHKÂM-ı SULTÂNİYE

(bk. el-AHKÂMÜ’s-SULTÂNİYYE)  


AHKÂMÜ’l-KUR’ÂN

أحكام القرآن

İbâdat, muâmelât ve ukubatla ilgili âyetlerin tefsirini konu alan ilim dalı ve bu dalda yazılan eserlerin ortak adı.

Ahkâm âyetlerinin sayısı ve tasnifi konusunda âlimler farklı görüşler ortaya koymuşlardır. Zerkeşî’nin belirttiğine göre Gazzâlî ile Fahreddin er-Râzî Kur’an’daki ahkâm âyetlerinin sayısını 500 olarak tesbit etmişlerdir. Bu sayıyı 800’ün üzerine çıkaranlar olduğu gibi 200’e kadar indirenler de vardır. Herhalde bu 200 âyet, içinde ahkâm bulunduğu açıkça ifade edilen âyetler olmalıdır. Çünkü kıssa, emsâl* vb. hususları ihtiva eden âyetlerden de dolaylı olarak hüküm çıkarmak mümkündür. Bu yönüyle ele alındığında ahkâm âyetleri ikiye ayrılır: 1. İçinde ahkâm bulunduğu tasrih edilmiş olan âyetler (el-Bakara, en-Nisâ, el-Mâide ve el-En‘âm sûrelerinde bu çeşit âyetler çoktur). 2. Doğrudan doğruya bir hüküm ifade etmeyen ve ancak istinbât* yoluyla hüküm çıkarılabilen âyetler. Bunlar da kendi aralarında, başka bir âyete müracaat etmeye gerek kalmadan hüküm çıkarılabilenler ve ancak başka bir veya birkaç nas yardımıyla hüküm çıkarılabilenler olmak üzere ikiye ayrılır. Ahkâm âyetleri ayrıca, ihtiva ettikleri hükümler bakımından ibâdat, muâmelât ve ukubat gruplarına ayrılabilirler. Bu grupların her birinde yer alan âyetlerin sayısı kesin olmamakla birlikte, son zamanlarda benimsenen bir tasnife göre, bunların 140’ı ibadetlere, yetmişi aile hukukuna, yetmişi medenî hukuka, otuzu ceza hukukuna, on üç veya yirmisi usûl-i muhâkemâta, yirmi ikisi harp ve sulh hukukuna, onu da malî ve iktisadî konulara dairdir.

Tefsir ilminin tedvîn*inden itibaren günümüze kadar telif edilmiş olan eserlerde ahkâm âyetlerinin tefsirine de yer verilmiş, bu âyetlerin ihtiva ettiği hükümlere ve fakihlerin bunlardan çıkardığı farklı neticelere işaret edilmiştir. Bunun yanı sıra, hicrî III. asırdan itibaren özel ihtisas alanlarına yönelik tefsirlerin kaleme alınmaya başlanmasından sonra, İslâm hukukçuları da özellikle kendi ihtisas alanlarını ilgilendiren ahkâm âyetlerinin tefsiri ile meşgul olmuş ve bu sahada müstakil eserler meydana getirmişlerdir.



****



Ahkâm ayetleri ve Üstadın yaklaşımı



Kâzım GÜLEÇYÜZ
irtibat@yeniasya.com.tr

http://www.yeniasya.com.tr/kazim-gulecyuz/ahkam-ayetleri-ve-ustadin-yaklasimi_344973


05 Temmuz 2015, Pazar

Ahkâm ayetleri bahsindeki tartışmalara ışık tutup sağlıklı sonuçlara ulaşmamıza yardımcı olacak bir yorumu, Üstadın Münazarat’ta bir suale verdiği cevapta görüyoruz.

Sualde bazı ecnebilerin çok eşle evlilik ve esirlik, kölelik gibi konulardaki düzenlemeleri ortaya atarak şeriat hakkında şüphe uyandırdıkları ifade ediliyor.
Buna karşı Üstad “İslamiyetin ahkâmı iki kısımdır” deyip şöyle devam ediyor:
“Birisi, şeriat ona müessistir (tesis etmiştir). Bu ise hüsn-ü hakikî ve hayr-ı mahzdır (gerçek güzellik ve mutlak hayırdır).”
İman, ibadet ve ahlak esasları; zekât ve sadaka ile ilgili hükümler; hukuk ve adalete ilişkin temel prensipler; suçun ve cezanın şahsîliği ilkesi; kişisel, ticarî, siyasî ve diplomatik ilişkilerde dürüstlük ve ahde vefa ilkeleri... ilk akla gelenler.
Şeriatın bu kısım hükümleri, bu genel esasları getirmiş, vaz ve tesis etmiştir.
“İkincisi, şeriat-ı muaddildir (tadil edici şeriat). Yani, gayet vahşi ve gaddar bir suretten çıkarıp, ehven-i şer ve muaddel (tadil edilmiş) ve tabiat-ı beşere tatbiki mümkün ve tamamen hüsn-ü hakikîye (en güzel ve mükemmel hale) geçebilmek için zaman ve zeminden alınmış bir surete ifrağ etmiştir (çevirmiştir).”
Bu çeşit hükümlerle, öngörülen değişim kademeli bir tedric sürecine bağlanıyor. Çünkü fıtrat bunu gerektiriyor; kişisel ve toplumsal dönüşümün sağlıklı bir mecrada gerçekleşmesi tepeden inme yöntemlerle değil, zamana yayılan fıtrî yönlendirmelerle mümkün oluyor.
Nitekim tesettür emri ile içki yasağına ilişkin ayetlerin inzal ediliş serencamları, bu kademeli geçişin iki ilginç örneği.
Üstadın “Şeriat vâzı-ı esaret değildir (Esirlik ve kölelik sistemi getirmemiştir); belki (tersine), en vahşi suretten böyle tamamen hürriyete yol açacak ve geçebilecek bir surete indirmiş, tadil etmiştir” ve “Dörde kadar taaddüd-i zevcat (çok eşlilik), tabiata, akla, hikmete muvafık (uygun) olmakla beraber, şeriat bir taneden dörde çıkarmamış, belki sekiz-dokuzdan dörde indirmiş; bahusus taaddütte (çok eşle evlilikte) öyle şerait (şartlar) koymuştur ki, onlara müraat etmekle (uymakla) hiçbir mazarratı müeddi olmaz (zarara yol açmaz)” sözleri de.
(Eski Said Dönemi Eserleri, s.  286-7)
tweet- Prof. Said Yazıcıoğlu (eski Bakan, Diyanet İşleri eski Başkanı): 13 yıllık iktidarın en zayıf olduğu yer eğitim. İmam hatiplerde de, diğerlerinde de kalite sorunu var.

_________________
Mevla Görelim Neyler
Neylerse Güzel Eyler
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
AHKAM AYETLERİ
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Kur'an'ı Kerim'de geçen resuller ve geçtiği ayetler

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
KUTLU FORUM :: İslami ilimler ve dini kültür :: Kuran-Tefsir-
Buraya geçin: