KUTLU FORUM

Bilgi ve Paylaşım Platformuna Hoş Geldiniz
 
AnasayfaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 KADER DEĞİŞİRMİ..eller kader işareti taşırmı

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
minikalem

avatar

Mesaj Sayısı : 456
Rep Gücü : 1032
Rep Puanı : 10
Kayıt tarihi : 03/01/10

MesajKonu: KADER DEĞİŞİRMİ..eller kader işareti taşırmı   Paz Nis. 24, 2011 12:19 am

(resimdeki
el ile alakalı bir büyüğümüzden dinlemiştim, sol el kaderi aynen
gösterir değişken değildir dedi, ama sağ el insan hayatı boyunca
değişir, akli olarak, oldunluk olarak, huy olarak vs. bunlar ellerdeki
çizgilerden anlaşılırmış, yani yansır. tabi bu da bir ilim fazla ileri
gitmedi soyleyen zat)
İnsanların Çalışmasıyla Kader Değişir mi?

Takdir
Allah’ın ilmine bağlıdır. Allah, olmuş ve olacak her şeyi en ince
teferruatına kadar en açık ve en kat’i şekilde bilir. İşte kader,
Allah’ın ilminin bir neticesi olduğu için, hiçbir değişikliğe uğramaz.
Şayet böyle olmasaydı, yâni; kader değişse idi, Allah’ın – haşâ – o şeyi
olduğu gibi bilmemesi gerekirdi. Bu ise İslâm itikadına uymayan bâtıl
bir inançtır.

Biz Allah’ın ilminin sonsuz, kesin, eksiksiz ve
kusursuz olduğuna, bilgisinde hiçbir değişiklik olmayacağına ve Allah’ın
ilminin zaman ve mekân hudutlarının üstünde kaldığına ve onu için de
Allah’ın indinde geçmiş, gelecek ve hâl diye bir şeyin bahis konusu
olmadığına inanırız.

Varlık âleminde meydana gelen işlerin, ya insan iradesiyle bilgisi vardır veya yoktur.

a)
   Eğer o iş insan iradesi ile ilgili ise, Allah
Teâlâ Hazretleri, insanın iradesini iyiye veya kötüye kullanacağını ve
neticesinin ne olacağını ezelî ilmiyle bilir.Bütün insanların kendi
iradelerini kullanarak neler yapacakları, cennetlik veya cehennemlik
olacakları Allah’ın ilminde en açık ve en kesin şekilde bellidir. İşte
bu ezelî ilme dayanan kaderde bir değişiklik olmasına imkân yoktur.

b)
   İnsan iradesiyle ilgili değilse; o işlerin nasıl
ve ne şekilde olması lâzım geldiğini zaten ilâhî irade takdir ve tayin
etmiştir. O nasıl dilemiş ise, öyle olur. Bunun olmaması veya değişmesi
imkânsızdır.

“Takdir edilen bir şeyi ancak dua değiştirir ve ömrü ancak iyilik artırır.” (53)

“Anaya
ve babaya iyilik ömrü artırır.” (54) gibi hadisler bu söylediklerimize
aykırı gibi görünüyorsa da, bu gibi Hadis-i Şerif’ler bazı ibâdet ve
iyiliklerin ömrün artmasına sebep olduğunu bildirmek ve böylece
insanları iyilik yapmaya ve dua etmeye teşvik etmek için varid olmuştur.
Çünkü; kulların yapacakları ibâdetler ve iyilikler Allah’ın ezelî
ilminde bellidir. Bu iyilikleri yüzünden ömürleri Allah tarafından uzun
olarak takdir edilmiştir. Yoksa bunların önceden takdir edilen ömürleri,
sonradan yapacakları ibâdetler ve iyiliklerle yeniden arttırılmaz.

Bazı âlimlere göre, ömürlerin artmasından kasdedilen mana, çeşitli belâ ve acılardan uzak, neş’eli bir hayat geçirmek demektir.

Peygamberlerin Kader Eğitiminde Üzerinde Durduğu Esaslar:

Daha
önceki bahislerde de gördüğümüz gibi, peygamberlerin, insanlara
bildirdikleri ilâhî kanunlar iki kısımdır. Birinci kısım, aslî hükümler,
yani; iman edilmesi gereken esaslardır. İkinci kısım ise, feri’
hükümler, yani; amel ile ilgili olanlardır.

Asli hükümler:
Kısaca, bu âlemin bir yaratıcısı vardır. O yaratıcı kalplerimizdeki
bütün sırları ve bütün gizli işleri bilir. Çok yüce ve son derece geniş
bir kudretin sahibidir. Hayır ve şerri takdir etmiştir. Onlara karşılık
bir mükâfat ve ceza yeri hazırlamıştır. Herkes bu fâni hayattan sonra,
ebedî bir hayata kavuşacaktır. İşte o zaman her şahıs kendi amel ve
i’tikadına göre mükâfatlandıracak veya cezalandırılacaktır… gibi
hükümlerden ibarettir.

Bu hükümlerde yerin ve zamanın, insan
tabiatının hiçbir rolü olmadığından, bunlar hiçbir zaman ve hiçbir yerde
değişikliğe uğramamış ve bütün peygamberler aynen bu hükümleri tebliğ
etmişlerdir.

İşte kader meselesi de, aslî hükümlerin arasında yer
aldığından, hiçbir değişikliğe uğramadan bütün peygamberler tarafından
aynı şekilde bildirilmiştir. Hâlbuki feri’ hükümler böyle değildir.
Onlarda zaman, yer ve insan tabiatının az çok tesiri vardır. Yani; amel
ile ilgili olan bazı hükümler, önceleri pek sade bir şekilde başlamış,
sonra insanlar tekâmül ettikçe bu hükümler de değişikliğe uğramıştır.
İnsan, akıl ve fikir bakımından mükemmel hale gelince de, Kur’an-ı Kerim
gönderilmiştir (55).

Peygamberler kâinatta çok mükemmel bir
nizamın hâkim olduğu ve her şeyin çok ince bir plan ve program içinde
yürüdüğünü bildirerek, insanları kadere inanmaya çağırmışlardır. Zaten;
kaza ve kadere inanmak, Allah’a imanın tabiî bir neticesidir. Bu husus
nazarî ve amelî her türlü hayatî işlerimizle de ilgili bulunduğundan çok
mühim ve ince bir iman meselesidir. Bu noktaya işaret eden Resûl-ü
Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

“Dört şeye inanmadıkça, bir
kul iman etmiş olmaz: Allah’tan başka ilâh olmadığına ve beni de hak bir
peygamber olarak gönderdiğine şehadet eder, ölüme ve ölümden sonra
dirilmeye inanır, bir de kadere inanır.” (56) buyurmuşlardır.

Peygamberimiz
kaza ve kadere iman edilmesini, fakat bu meselenin üzerinde münakaşa
yapılmamasını emir buyurmuşlardır. Kaza ve kader bahislerini münakaşa
eden sahabe topluluğunun yanına ansızın gelen Resûl-ü Ekrem (Sallallahu
Aleyhi ve Sellem) Efendimiz bundan pek fazla müteessir olmuş, hatta
hiddetlerinden yüzleri kızarmış ve:

“Siz bununla mı emir
olundunuz; ben, bunun için mi gönderildim? Sizden öncekiler de bu gibi
münakaşalarla helâk olmuşlardır. Sakın, sizi kat’iyetle men ediyorum, bu
hususta münakaşa yapmayınız.” (57) buyurmuşlardır. Peygamberimiz kader
meselesinin derinliklerine inmeye çalışan, insanların işlerinde kaza ve
kaderin tesirlerini inkâr edenler hakkında çok ağır ifadeler
kullanmışlardır. Mesela:

“Kaderciler bu ümmetin mecusudur.” (58) buyurmuşlardır.

Ve yine Ömer (Radıyallahu anh)’in rivayet ettiği bir hadiste:

“Kadercilerle oturmayınız ve onlara lâf atmayınız.” buyurmuşlardır (59).

Bahsi özetleyecek olursak:

1-
   Peygamberler insanları kadere inanmaya
çağırmışlar, fakat kaderî inkâr etmekten, bu bahsin derinliklerine
dalmaktan ve bu hususta münakaşa yapmaktan şiddetle men’ etmişlerdir.

2-
   Büyük-küçük, maddî ve manevî, olacak her şeyi
Allah’ın takdir buyurduğunu kalplere yerleştirmeye çalışmışlardır.

3-
   Kader, insanlarca önceden bilinmediği için,
onların yapacakları işlere engel olmayacağını, bilâkis yaptıkları
iyiliklerle gururlanmamaları için, önlerine kaderin çıktığını
belirtmişler ve onları hayatlarının sonuna kadar aralıksız ibâdete davet
etmişlerdir.

Dipnotlar

52-Burada kaza takdir edilen şey demektir.

53-Münavi, C. 6, S. 449, Hadis No. 9968.

54-Feth’ül-Kadir, C. 3, S. 199.

55-Geniş bilgi için bak. Külliyat-ı Şeyh’ül-İslâm Musa Kâzım, S. 16 ve devamı.

56-Hadis-i Tirmizî, Hz. Ali (R.A)’dan sahih bir senetle rivayet etmiştir. Hacc, C. 1, S. 39; Tirmizî, C. 8, S. 312-313.

57-Hadisî Ebû Hüreyre (R.A) rivayet etmiştir. Tirmizî, C. 8, S. 295.

58-Hadisi
Ebû Davud, İbn-i Ömer (R.A)’dan sahih bir senetle rivayet etmiştir.
Tacc, C. 1, S. 39.Mecus: (Burhan)’ın tarifine göre eski İran dininin
kurucusu olan (Zerdüşt)’ün tâbilerinden ve ateşe tapan bir kavim.
(Müntehap)’ın tarifine göre, ay’a ve güneş’e tapanlar.
Kâmus’un
tarifine göre: Mecus kelimesi, küçük kulaklı manasınadır. Bu dinin
kurucusu küçük kulaklı olduğu için, bu isim verilmiştir.
Tacc’da şu
bilgiler verilmektedir: Mecus, müşriklerden güneşe tapan bir gruptur,
ateşe taptıkları da söylenmiştir. Onlar aslî olarak iki ilâhın varlığına
inanırlar ki, bunlar da aydınlık ve karanlıktır. Hayır, aydınlığın; şer
de karanlığın işidir. Kaderiye ise, Müslümanlar arasında kadere
inanmayan, Allah’ın, kulun kendisinde yarattığı kudretle ihtiyarî
işlerini kendisi yaratır, diyenlerdir. Bunlara göre de yaratıcı ikidir.
Birisi, Allah-u Teâlâ Hazretleri, diğeri de ihtiyarî işlerinde kulun
kendisidir. Fakat bunlar, “Kul, Allah’ın kendisinde yarattığı bir
kudretle yaratır” dedikleri için kâfir sayılmazlar. İşte bunlar iki
yaratıcıya inanmakla, iki aslî ilâha inanan Mecûsilere benzerler. Her
iki grup da sapıktır. Çünkü; hayır ve şer Allah’ın ezelî takdiri,
yaratması ve icad etmesiyle olur. Fakat bunlar amel, kesb ve ihtiyar
olarak, yaratma işini kula vermektedirler. Hâlbuki bu husustaki naslar
gayet açıktır:
“Sizi de, yaptıklarınızı da, Allah yaratmıştır.” (Saffat: 96)
“Kim
zerre miktarı bir hayır işlerse, onu görecektir; kim zerre miktarı bir
kötülük işlerse, onun cezasını görecektir.” (Zilzâl: 7-Cool
“Herkesin kazandığı lehine, yüklendiği aleyhinedir.” (Bakara: 286)

59-Hadisi Ebû Davud rivayet etmiştir. Tacc, C. 1, S. 39.

ÇALIŞMAMIZIN HAZIRLANMASINDA BAŞVURULAN ESERLERDEN BAZILARI

Arapça Olanlar:

1- Kur’an-ı Kerim.

2- Kaadi Beydavî, Nâsır’üd-din Ebi-l-hayr Abdillah, Matbaa-i Osmaniye Derseâdet, 1314.

3- Celâleyn, Celâl’üd-din El-Mahallî, Celâl’üd-din Abdirrahman Es-Süyûti El-Mektebet’üt-Ticariyet’ül-Kübra, Mısır, 1378-1958.

4- Umdet’ül-Kaari Lişerhi Sahih’il-Buhârî, Bedrüddin Ebi Muhammed Mahmud b. El-Ayni El-Hanefi, Âmire Matbaası.

5- Sahih’üt-Tirmizî Şerhi, İbn’ü-l Arabî, 1. baskı, Matbaa-i Mısırıyye, 1350 Hz. – 1931 M.

6- Şerh’ül-Akaid, Sa’deddin Teftazaani, Âmire Matbaası, 1289 H.

7- Şerh’u Fıkh-il Ekber, Molla Aliy’ül-Kaari, Ettabat’ül-ulâ, Matbaat-üt-Tekaddüm Bişari-i Muhammed Ali BiMısra, Sene: 1323.

8- El-Akaaid’ül-Hayriyye, Muhammed Vehbi, Dar-u İhya-il-kütüb-il-Arabiyye Matbaası, Mısır.

9- Ta’rifat, Es-Seyyid’üş-Şerif Ali b. Muhammed, Esad Efendi Matbaası, 1300, Konstantıniyye.

Türkçe Olanlar:

10-  Hak Dini Kur’an Dili, Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, Matbaa-i Ebuzziya, İstanbul, 1935.

11-  İşarât’ül-i’caz, B. N., Doğuş Ltd. Şirketi Matbaası, Ankara.

12-  Maani-i Kur’an, İzmirli İsmail Hakkı, Milli Matbaa, İstanbul, 1343-1927.

13-  Kur’an-ı Kerim ve İzahlı Meâl-i Âlisi, Ali Fikri Yavuz.

14-  Sahih-i Müslim Terceme ve Şerhi, Ahmed Davudoğlu (ilk 3 cild), Ahmed Said Matbaası, 1973-74-75.

15-  Sözler, B. N., Yıldız Matbaacılık ve Gazetecilik T.A.Ş., Ankara, 1957.

16-  Ahkâm-ı Kur’aniyye, Mehmed Vehbi, 3. baskı, Fatih Matbaası, İstanbul, 1966.

17-  Muvazzah İlm-i Kelâm, Ömer Nasuhi, Evkaaf-ı İslâmiyye Matbaası, 1339-1343, İstanbul.

18-  Mevaid’ül-inâm Fi Berahi-i Akaid’il-İslâm, Manastırlı İsmail Hakkı, Şirket-i Sahafiyye Matbaası.

19-  Şua’lar, B. N., Çeltüt Matbaası, İstanbul, 1959.

20-  Nakd’ül-Kelâm Fi Akaid-i Ehl’il-İslâm, Sırrı Paşa, Dersaadet, 1342.

21-  Dinî ve İlmî İncelemeler, Sadreddin Yüksel, Ötüken Yayınevi, İstanbul, 1969.

22-  İslâm Tabiî ve Umumî Bin Dindir, Ahmed Hamdi Akseki, Matbaa-i Ebuzziya, 1944.

23-  Dinî Bilgiler, Ömer Nasuhi Bilmen, Doğu Ltd. Şirketi Matbaası, Ankara, 1959.

24-  Tenkih’ül-Kelâm Fi Akaid-i Ehl’il-İslâm, Abdullâtıf Harbutî, Necm-i İstikbal Matbaası, 1330.

25-  Kelâm Dersleri, Süleyman Uludağ, İrfan Yayınevi, İstanbul, 1969.

26-  İslâm Dini, (11. Baskı) Ahmed Hamdi Akseki, Ankara, 1960.

27-  İslâm’da İrade, Kaza ve Kader, Ahmed Lütfi Kazancı, İrfan Yayınevi, İstanbul, 1969.

28-  Peygamberimiz, Mevlâna Muhammed Ali, Sebil’ür-Reşad Kütüphanesi Neşriyatı, Mahmud Bey Matbaası, 1341-1342.

cevaplar.org
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
KADER DEĞİŞİRMİ..eller kader işareti taşırmı
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
KUTLU FORUM :: İslami ilimler ve dini kültür :: İtikad-İnanç-Kelam-Felsefe-
Buraya geçin: