KUTLU FORUM

Bilgi ve Paylaşım Platformuna Hoş Geldiniz
 
AnasayfaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 ölüm ve YENİDEN DİRİLİŞ İLKBAHAR -kurbağa ve kelebek VİDEOSU

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
@bdulKadir
Adminstratör
avatar

Mesaj Sayısı : 6459
Rep Gücü : 10014589
Rep Puanı : 97
Kayıt tarihi : 17/03/09
Yaş : 55
Nerden : İzmir

MesajKonu: ölüm ve YENİDEN DİRİLİŞ İLKBAHAR -kurbağa ve kelebek VİDEOSU    Çarş. Nis. 27, 2011 12:27 pm

http://www.facebook.com/video/video.php?v=205390832834195&oid=253805890247&comments

4shared.com/file/sAWJOyke/domuz-kristal-kurbaa-aslan-.html


İlkbahar ve Yeniden Diriliş
Ekleyen: YOLYORDAM (videolar)
0:40
Her mevsimin kendine özgü bir özelliği ve güzelliği vardır. Mevsimler gibiyiz bizler de. Mevsimlerle birlikte yeşerir, meyve verir, solar ve beyazları giyer ömrümüz.

Kâinat içindeki değişmez değişim, her doğumun bir ölümü ve her ölümün de bir dirilişi olduğunu kelime kelime serer önümüze. Okuyalım ve anlayalım diye. Aynı özellikleri paylaştığımız topraktaki coşkunluk, durgunluk ve suskunluk insanoğlunu da yakından ilgilendirir ve etkiler. İnsan mevsimlerin değişmesinden ibret aldığı gibi ömründen de ibret alır, yaşadıklarından ders çıkarır. Tabi ibret alma kemalatına erebilmişse.

Sonbaharda solan, soldukça dökülen yapraklar gibidir ömür. Bir ihtiyarın buğulu gözlerle seyrettiği ve titrek dudaklarla “Heyhat!” diye hayıflandığı bir zaman dilimidir sonbahar.

Sanki avuçlarından dökülen; tutamadığı, tutup da kana kana içemediği bir su gibi ömrünün arkasından vah vahlarla uğurladığı bir ömür gibidir sonbahar. Artık dalından düşen yaprağı tutamadığı gibi günleri, ayları da ellerinde tutamaz. Bakarsın bir gün daldan sarı bir yaprak gibi düşer, soğuk yağmurlarda ıslanır yıkanır; önce serin toprağa düşer, sonra geldiği yere balçıkla çamura karışır.

Geldiği yere dönmüştür. Ölmüştür. Canı çekilmiş, içinde ona hayat veren suları çekilmiştir bütün varlığın. Sonra üzerine beyaz bir örtü örterler. Hiç bitmeyecek bir zaman diliminde ümitler de kaybolur, dileklerde. Kış tabiatın hayatında ölüm gibidir. Ömründe kışı ölümdür. Ha kış ,ha ölüm. Kara kış soğuktur, sessizdir ölüm gibi. Uzun süren bir uykudur.

Belli bir zaman sonra serin bahar yağmurları düşer toprağa , güneş ısıtmaya başlar. Toprağa ekilmiş tohumlara su değer. Su candır. Sonra güneş ısıtmaya başlar. Gövdesine su verilmiş, ve ısıtılmış tohum, ağaç ve her türlü nebatat canlanmaya başlar. Yeniden dirilmeye, topraktan çıkmaya başlar. İçene ruh üfürülmüş cesetler gibi ağaçlar can bulur, canlanır. Sonra Ebedi cennet müjdesini duymuş Müslüman gibi bayram yapmaya hazırlanır. Rengarenk gelinliklerini giymeye, çiçeklerle süslenmeye, bayram yapmaya başlar.

Öyleyse bahar bir silkiniş, tazelik, yenilik ve canlılığın tepeden tırnağa bütün mevcudatın yüreğine dokunan; coşkulu bir dirilişin toprağa, havaya, suya söylenmiş sarıcı ve sarsıcı bir türküsüdür. Bir aşk türküsüdür bahar.

Bahar tefekkür mevsimidir..

Cennet müjdesini almış Müslüman hayret kıyamına kalkar, sevinç rükusuna eğilir ve şükür secdesine nasıl giderse; tabiat da ayni şevki yaşar. Canlanan her zerre zikre geçer. Çiçeklerin de bir dili olduğunu ve her an zikir halinde olduklarını söyler büyüklerimiz. Çimenler üzerinde eda edilen namaz sonralarında dedelerimizin dilinde dökülen şükür ve tefekkür “âmin”lerinden öğrendik. Bildik ki her şeyin sahibi O’dur. Çiçeği yaratmış olan, baharı var eden , Cennet’i de halk eden O’ dur. Kısa zaman öncesine kadar kurumuş çalılara, dallara yeniden “Hayy” ismiyle diriliş emri veren de O’dur. Tefekkür ehli bir Müslümanın ; “Bunca güzelliği görüp de hâlâ seni tanımayanlar, bilmeyenler var mıdır acaba?” sorusunu her daim kendi kendine sorduğu , hayret makamında kendinden geçtiği bir mevsimdir bahar…

Bunca güzellik karşısında akıl ötelere varamamanın acizliği içinde kalarak şaşkınlık ve hayretinin ağırlığını taşıyamadığı için gözlerle paylaşır, bu muhteşem tablo karşısında gizleyemediği hayretini. Sonra akıl kendine gelerek, gözlere: “Nasıl ki her resmin bir ressamı varsa gördüğün bu muhteşem tablonun da bir sanatkârı, bir ressamı var. Hiçbir şey kendi kendine olamayacağı gibi, bu âlem ve içindeki değişimler de kendi kendine olmuyor, bir idare eden, bir yöneten var. Sen, gördüğün bu nakışlardan Nakkaş’ına yönel! O’nu düşün! Bil ki, bunca güzelliği gözler önüne seren sanatkâr, kendini tanıtmak ve bildirmek için bütün bunları gerçekleştiriyor. Gölgelerden hakikate yönel, sen solmayan, ebedi bir baharın taliplisi ol.”

Bahar mevsimi tefekkürün de mevsimi aynı zamanda. Gözlere parmağını sokarcasına, “seyret ve düşün” diyor, her bir çiçek, ağaç ve üzerine basıp geçtiğimiz toprak. O ki bizleri Rabbimize yaklaştıracak en güzel ibadet şekillerinden biridir. Öyleyse kalbimizdeki pası bahar yağmurlarıyla yıkamaya çalışarak, gözlerimizdeki kalın perdeyi ılık rüzgârlarla uzaklara savurarak, eşya ve varlıkları “gönül gözü”yle seyrederek kâinatı ve nesnelerin varlık sebebini anlama çabası içinde, Allah Tealâ’nın eşyadaki tecellilerini okumaya ve onlardaki hikmeti kavramaya gayret etmede baharı bir vesile yapalım. Unutmayalım ki, “Bir saat tefekkür etmek, bir sene ibadetten daha hayırlıdır.”

Bu güzel ibadet için her zaman fırsat var fakat bahar mevsimi, kör olan gözleri, sağır olan kulakları, katılaşmaya yüz tutmuş yürekleri bile halden hale çevirmeye yetiyor. İnat edip kaçmadıkça, gözlerimizi yummayıp, kulaklarımızı tıkamadıkça kokusu, rengi, sesi,bütün güzelliğiyle bizi bu güzel dünyanın içine çağırıyor.

“Düşünmez misiniz? Akletmez misiniz? Yaşadığınız kâinata bakıp fikretmez misiniz?” Onun için Kur'ân'da: “Göklerde ve yerde ne varsa, hepsini size O verdi. Şüphe yok ki bunda iyi düşünecek kimseler için ibretler vardır." (Câsiye, 13) buyrulmaktadır.

Yılların mevsimleri olduğu gibi ömrümüzün de mevsimleri vardır.

Canlılara sonbaharda kışın gelişini sezme ve buna uygun hazırlık yaparak kışa öyle girme kabiliyeti bahşedilmiştir. Hatta kışın çetin geçip geçmeyeceği tahminlerini canlıların yaptığı hazırlıklardan anlayan birçok insan vardır. Sevk-i İlâhî ile hayvanlara kışın soğuklarını atlatabilmek için eko-sistemdeki şartları değerlendirip hazırlık yaptırılırken, bitkilere de çetin kış şartlarında canlılıklarını nasıl koruyabilecekleri ve nesillerinin devamını nasıl sağlayabilecekleri genetik program olarak kaydedilmiş ve Sevk-i İlâhî ile bu program yürütülmektedir. Maddî vücutların yazı, kışı ve baharı olduğu gibi mânevîyât dünyamızın da kışı ve baharı vardır.

Her gecenin bir sabahı olduğu gibi her kışın da bir baharı olacaktır.
Ve günler günleri kovalar, kış yerini ilkbahara terk eder. İlkbaharda doğan güneşin çehresinde sevginin izleri vardır. Buzlar erir, karlar suya dönüşür; sular, buhar buhar sevgiyle yükselir. Yukarılarda damlalaşan su habbeleri, o sevgi atmosferinde kanatlanır, sonra ümit damlaları olarak toprağın bağrına iner.

Bahar, aşıkların vuslatının bayramıdır…

Bütün canlılar tarafından dört gözle beklenen bahar sağanakları, vuslat mevsiminde rahmetin damla damla yoğunlaşmasıdır. Onun için şâir:

“Kış geldi, firak açmadadır gönlüme yâre
Vuslat yine mi kaldı güzel fasl-ı bahara” der.

Şâirin ayrılık ateşini söndüren, kavuşmanın güzel baharda olmasıdır. O bahar mevsimi ki, rahmet damlalarıyla sevgiyi yeşertir, bitkiler hayat yüklü yapraklarla süslenir. Elvan elvan çiçekler, burcu burcu kokular yayarlar. Ovalar ve obalar yeşile bürünür.

Çünkü âşığın baharı sevgilinin bulunduğu yerdedir. Hayatı, canlılığı, gönlü okşayan latif ses ve kokuları, bütün güzellikleri ancak “kûy-i yâr”da bulur âşık.

Gönlümüzün bahar müjdesi Efendimiz (sav) dir..

Nasıl tabiatın bir baharı varsa, baharında müjdecileri varsa, biz Müslümanların baharının müjdesi de Efendimizdir. O bizim bahar müjdemizdir. Ruhumuz O’nunla sükün bulur, O’nunla neşe bulur. Baharda toprağımıza can veren Yağmurdur. Bizim gönlümüze bahar çiçekleri açtıranda Yağmurumuz olan rahmet peygamberi olan Efendimiz(sav) dir.

Kur’an-ı Kerim’deki bazı ayetlerden buna işaret vardır: Rum suresinin 50. âyetinde “Allah’ın rahmetinin eserlerinden biri” olarak “bahar”a, baharda “arzın, öldükten sonra yeniden diriltilmesine” işaret edilir. Yeniden bir diriliş için, ebedî bir hayat için, Cenab-ı Hakk’ın insanlara ihsan eylediği en büyük rahmet eseri ise Rasul-i Ekrem s.a.v.’dir. Zira Enbiya suresinin 107. ayetinde Habib-i Kibriya’nın “Âlemlere rahmet olarak gönderildiği” beyan buyurulmaktadır.

Bahar mevsimi yağmur mevsimidir. Bütün bu güzelliklere vesile olan yağmurdur.

Asıl baharımız Rabbimize kavuştuğumuz zamandır.

Elest meclisinde söz verip ayrıldığımız, nice çetin imtihanlara çekildiğimiz şu dünya hayatından kurtulup, dolayısı ile imtihanları bir bir kazınıp Rabbin huzuruna yüz akı ile çıktığımız gün bizim baharımız olacaktır.

Çünkü kalbimizin mutlak manada huzur ve sükun bulması, Allahu Tealâ ile mülaki olması iledir. Asılında Mümin dünyaya gelmezden evvel Âlem-i Ervah’ta, Elest Meclisi’nde daha önce bu safayı sürmüştür. Ordan bu baharlara alışıktır.

Bize düşenise Allah Rasulü s.a.v.’e ve O’nun vârislerine uyarak, onların hayata taşıdığı ilâhi müjdelere mazharı olacağımız, vuslatı yaşayacağımız bir baharı yaşamaktır. “Bahar”, Âlem-i Ervâh’ta yahut Cennet’te yaşadığımız “hâl”dir. Ebedî bir dirilik ve saadettir.

Kalbin baharı ise “Allah” zikridir.

Kalpler ancak Allah’ ın zikri ile mutmain olur. Zikir kalbin ışığıdır. Nisan yağmurları gibi kalbin içine çöreklenmiş günah kirlerini temizler. Yeniden hayatiyet kazanır. Asli görevine döner. Zikir ile kalp dirilir. Zikirsiz kalp ise ölüdür. Kalbin hava gibi su gibi zikre ihtiyacı vardır. Zikir ile sulanmış ve ve içine Allah zikri ekilmiş kalp diri kalptir. Zikirsiz kalmış kalp ise hakiki manada ölüdür. Böyle bir kalp hakiki manada diri kılınmış, bahara çevrilmiştir. Huzur ve sükûn içinde cennetin ya da Elest Bezmi’nin sefasını sürmektedir. Fakat aşka uyup dünya varını terk etmeden, saba rüzgârının esintisine ram olmayı engelleyen ağırlıklardan kurtulmadan böyle bir kalp fethine, böyle bir diriliş yahut bahara erişmek mümkün değildir.

Sevgiliye kavuşmanın yegâne vasıtası aşktır. Aşk, Sevgili’den gelen talimata kayıtsız şartsız teslimiyeti icap ettirir. Sahabe-i Kirâm’ın asrı, bu aşk ve teslimiyetten dolayı “Asr-ı Saadet” olmuştur. Aşkın mekanı ise zikir ile diriltilmiş gönüllerdir. Kısaca zikir kalbin baharıdır.

Bahar özel bir mevsimdir…

Her mevsim güzeldir; her mevsim kendine göre bir ağırlığı, bir bereketi, hal ehlini uçuran bir tarafı vardır amennâ. Ancak Bahar’ın yeri bu mevsimler içinde daha başka, daha özel bir yerdir.

Tabiatın bütün maharetini gösterdiği, uygun tabirle yeryüzünün yeniden dirildiği bir mevsim bahardır. Ve bu yönüyle insan hayatıyla da örtüşen bir tarafı bulunmaktadır.

Bahar tabiatın gülücükler dağıttığı bir mevsim; sanırsınız ki Hızır, o mübarek parmaklarıyla bahar’a tebessüm aşısı yaparak, bolluk ve cömertlik mayası katarak aramızda dolaşmaktadır.

Allah’ın mevsimleri de ayları da birbirinden güzel, birbirinden anlamlı ayetleridir, lâkin bahar mevsiminin –ayetinin- tabiata yazıldığı yazıdaki üslup başka hiçbir ayda yoktur. Sanki mürekkebinde dünyanın bütün renklerinin gizli olduğu bir “kudret yazısı”dır bahar…

Bahar cezbeye tutulmuş bir aşık gibidir. Bütün halleri ile Rabbin birliğini haykırır. Lisana gelir, Bilal-i Habeşi olur adeta; Allahu Ekber, Allahu Ekber der. Bahar mevsiminde çiçeklerle süslenen beyazlıklarla kendinden geçen erik ağaçlarının bir dili olduğunu görürsünüz. İşte Tabiat kitabını bir ucundan böyle okumaya başlayınca imanınız kemale ermeye başlamıştır. İnanıyorum ki böyle bir tefekkürle “hayret makamı”na çıkmak gönüllere huzur ve neşe verecektir.

**********************
AYRICA KALBİ DURAN KURBAĞANIN BAHARLA DİRİLİŞİ..DİĞER BÖLÜMDE VE İNDİRİLEBİLİR

http://www.facebook.com/video/video.php?v=1809459398439

Kurbağa Ölüyor Sonra Diriliyor..Ölüm Ve Diriliş
Ekleyen: Kutlu Forum (videolar


http://www.dindersiforum.com/showthread.php?tid=6441

4shared.com/file/sAWJOyke/domuz-kristal-kurbaa-aslan-.html

tırtıl 4 ay donuyor
http://www.filmifullizle.com/kutuplar-atlasi-frozen-planet-2-bolum-2011-turkce-dublaj-izle.html/2


_________________


Elif gibi yalnızım,
Ne esrem var, ne ötrem.
Ne beni durduran bir cezmim,
Ne de bana ben katan bir şeddem var.
Ne elimi tutan bir harf,
Ne anlam katan bir harekem...
Kalakaldım sayfalar ortasında.
Bir okuyan bekledim,
Bir hıfzeden belki...
Gölgesini istedim bir dostun med gibi…
Sızım elif sızısı...


En son @bdulKadir tarafından Ptsi Tem. 16, 2012 9:57 am tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://kutluforum.yetkinforum.com
@bdulKadir
Adminstratör
avatar

Mesaj Sayısı : 6459
Rep Gücü : 10014589
Rep Puanı : 97
Kayıt tarihi : 17/03/09
Yaş : 55
Nerden : İzmir

MesajKonu: Geri: ölüm ve YENİDEN DİRİLİŞ İLKBAHAR -kurbağa ve kelebek VİDEOSU    Ptsi Tem. 16, 2012 9:48 am


_________________


Elif gibi yalnızım,
Ne esrem var, ne ötrem.
Ne beni durduran bir cezmim,
Ne de bana ben katan bir şeddem var.
Ne elimi tutan bir harf,
Ne anlam katan bir harekem...
Kalakaldım sayfalar ortasında.
Bir okuyan bekledim,
Bir hıfzeden belki...
Gölgesini istedim bir dostun med gibi…
Sızım elif sızısı...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://kutluforum.yetkinforum.com
@bdulKadir
Adminstratör
avatar

Mesaj Sayısı : 6459
Rep Gücü : 10014589
Rep Puanı : 97
Kayıt tarihi : 17/03/09
Yaş : 55
Nerden : İzmir

MesajKonu: Geri: ölüm ve YENİDEN DİRİLİŞ İLKBAHAR -kurbağa ve kelebek VİDEOSU    Ptsi Tem. 16, 2012 9:53 am


_________________


Elif gibi yalnızım,
Ne esrem var, ne ötrem.
Ne beni durduran bir cezmim,
Ne de bana ben katan bir şeddem var.
Ne elimi tutan bir harf,
Ne anlam katan bir harekem...
Kalakaldım sayfalar ortasında.
Bir okuyan bekledim,
Bir hıfzeden belki...
Gölgesini istedim bir dostun med gibi…
Sızım elif sızısı...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://kutluforum.yetkinforum.com
 
ölüm ve YENİDEN DİRİLİŞ İLKBAHAR -kurbağa ve kelebek VİDEOSU
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» YENİ 9.SINIF FİZİK PROĞRAMI DEVREDE

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
KUTLU FORUM :: Din Kültürü Dersi-Eğitim Öğretim :: Din K. Ders Materyelleri-videolar- sunular-
Buraya geçin: