KUTLU FORUM

Bilgi ve Paylaşım Platformuna Hoş Geldiniz
 
AnasayfaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Başkalarının Günahını Araştırmak

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
@bdulKadir
Adminstratör
avatar

Mesaj Sayısı : 6459
Rep Gücü : 10014589
Rep Puanı : 97
Kayıt tarihi : 17/03/09
Yaş : 55
Nerden : İzmir

MesajKonu: Başkalarının Günahını Araştırmak   Paz Nis. 01, 2012 10:51 am

Başkasının Avukatı Kendinin savcısı ol-Aleyküm enfüseküm= siz kendinize bakın
Kusurları örtmede gece gibi ol. Mevlana .


*****************



Başkalarının kusuruyla günahıyla meşgul olan kendi günahını unutur..


Ancak cennet garantisi olanlar başkalarının günahlarıyla meşgul olur


*********************





Kim bir müslüman kardeşini bi r günahından dolayı ayıplarsa ,aynı günahı işlemeden ölmez..hadis




**************




Gerçek müslüman diğer müslümanların ELİNDEN VE DİLİNDEN EMİN=GÜVENDE olduğu kişidir




********************

Ayıp ve kusur işleyen bazı kişilerin zararını ortaya koymakla kişi
utandırılarak toplum içinde mahcup düşürülmenin yanısıra neticede o kişi
"zaten toplum beni biliyor" diyerek açıktan o ana kadar gizli
işlediklerini yapmaya başlar zamanla bunlar normal hale gelir böylece o
ayıp iş meşrulaşmış olur Bu sebeplerden dolayı kişilerin ayıp ve
kusurlarını bulmak yerine tatlı dille nasihat etmek çeşitli vesilerle bu
ayıbı işleyip günaha girmeside daha faydalı olur






***************************




H.Ş.:Ne mutlu o kimseye ki, ayıpları, kendisini başkasının ayıplarını görmekten alıkoydu.” (Hadîs-i Şerîf, Beyhakî, Şuabu’l-îmân)




*************************


Başkalarının Günahını Araştırmak Sadece Ayıp mıdır?



Başkalarının kusurlarını araştırmak sadece ayıp değil, inancımıza göre
günahtır da. Birgün sevgili peygamberimizin huzuruna bir kadın geldi ve
O'na 'Ben kötü bir iş yaptım... Çok günahkarım, cezalandırılmam
gerekir.' dedi. Peygamberimiz de; 'Git, iyi düşün...' diyerek, yaptığı
işten gerçek pişmanlık duyan bu kadına ceza vermek istemedi. Ve kadının
tekrar tekrar ısrarlı itirafına; aynı şekilde cevaplar verdi. Bazı
ihlaslı, inancında samimi kişiler vardır. Yaptığı hatadan dolayı büyük
pişmanlık duyar. Hatalarını hatırladıkça kahrolur. Kendisini
affettirebilmek için; için için ağlar, gözyaşlarını içine akıtır.
Böylesi insanların Allah katındaki mevkileri çok yüksektir. İnsanların,
işlediği kendi günahlarını başkalarına tekrar tekrar anlatarak ifşa
etmeyi bile yasaklayan yüce Allah, başkalarının kusurlarını, merakla
araştırıp, ortaya çıkarmayı elbette ki hoş görmez. Zira; olgunlaşmış
inançta aslolan, başkalarının günahları araştırmak değil, onları
örtmektir. Herkesin küçük-büyük birtakım hataları vardır. Olabilir.
Fazla meraklı olup da başkalarının hatalarını araştırmak, dile dolayıp
dedikodusunu yapmak dinimizde yasaktır. Allah'ın ve Rasulü'nün sevmediği
bir davranıştır. Emirlerine karşı gelmektir. Haramdır.


http://hikmet.net/soru/196/baskalarinin-gunahini-arastirmak-sadece-ayip-midir

****************0o0*****************

Bir arkadaşımızı kordonda bir kızla kol kola görsem yanlış gördüm derim..fethullah gülen

***********************0o0****************


Kusurları gizlemek




Sual: İnsanların kusurlarını gizlemek gerekir mi?
CEVAP
Evet gizlemelidir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Kim,
bir müslümanın dünya sıkıntılarından birini giderirse, Allahü teâlâ da
onu kıyamet günü sıkıntılardan korur. Kim, müslümanın aybını örterse,
Allahü teâlâ da onun dünya ve ahirette aybını örter. Kişi, arkadaşına
yardımcı olduğu müddetçe, Allahü teâlâ da onun yardımcısı olur.)
[Müslim]

(Müslüman
müslümanın kardeşidir, ona zulmetmez, zulmedilmesine de yardımcı olmaz.
Kim arkadaşının ihtiyacını giderirse, Allahü teâlâ da onun ihtiyacını
giderir. Kim, müslümanın sıkıntısını kaldırırsa, Allah da kıyamet günü
onun sıkıntılarını kaldırır. Kim, müslümanın aybını örterse, Allahü
teâlâ da kıyamette onun aybını örter.)
[Tirmizi]

(Bir mümin, arkadaşının aybını görmez, onu gizlerse, şüphesiz Allahü teâlâ bu hareketi sebebiyle onu Cennete koyar.)
[Taberani]

(Kim bir ayıp örterse, diri diri kuma gömen suçsuz kız çocuğunu kurtarmış gibi sevap olur.)
[Ebu Davud, Nesai, Hakim]

(Kötülük
etmeyin, ayıp araştırmayın! Kim bir müslümanın aybını araştırırsa,
Allahü teâlâ da onun aybını ortaya çıkarır ve böyle bir kimse, en gizli
bir yerde sığınsa bile, onu rezil eder.)
[Tirmizi]

(Müslümanların aybını araştıran, onlara kötülük etmiş ve onları kötülüğe itmiş olur.)
[Ebu Davud]

(Kim arkadaşını, tevbe ettiği bir günahtan dolayı ayıplarsa, o kimse, aynı günaha müptela olmadan ölmez.)
[Tirmizi]

**********************0o0***********************


Ayıp Örtmek - Ayıp Araştırmak

Başkalarının kusur, eksiklik,
utanılacak şey, suç, cürüm, şeref ve haysiyete aykırı davranış, nezaket
ve terbiye dışı, fena, kötü, utanç verici şey cinsinden yaptığı işlerin
duyulmasını, görülmesini önlemek, yayılmasına mani olmak. Toplumu ve
insanları kötülüklerden korumak için işlenen ayıpları örtmek ahlâkî
faziletlerin başında gelir. Böylece Islâm'ın övdüğü, müslümanlarda
bulunmasını istediği faziletlerden birisi de başkalarının ayıp ve
kusurlarını örtmek ve gizlemektir. Buna karşılık; bir müslümanı küçük
düşürmek, şahsiyetini lekelemek ve onu rezil etmek için ayıplarını
araştırmak ve başkalarına anlatıp açıklamak ise büyük bir ahlâksızlık
olup, Islâm tarafından yasaklanmıştır. Cenâb-ı Hak şöyle buyurur:


"Müslümanların ayıplarını (ve
gizli şeylerini) araştırmayın..." (el-Hucurât, 49/12). Resulullah da bir
hadiste: Birbirinizin özel ve mahrem hayatını araştırmayın" (Müslim,
Birr ve Sıla, 30) diye buyurmaktadır.




Resulullah (s.a.s.) başka bir hadislerinde şöyle buyurmaktadır:

"Her kim bir müslüman
kardeşinin ayıp ve kusurlarını, kimsenin görmediği ve görmesini
istemediği şeylerini örterse, Allah'u Teâlâ da kıyamet gününde onun
ayıplarını örter. Her kim müslüman kardeşinin meydana çıkmasını
istemediği birşeyini ortaya çıkarır ve dile verirse; Allah da onun
ayıplarını, kimsenin bilmesini istemediği hallerini meydana çıkarır. Bu
suretle kendi evi içinde de olsa onu rezil eder. Müslüman kardeşinin
ayıplarını örten, bir ölüyü diriltmiş gibidir. " (Buhârî, Mezâlim, 3;
Müslim, Birr, 58; Tirmizî, Birr ve Sıla, 85)




Müslümanın ayıp araştırması
değil, bilâkis gördüğü ayıp ve kusurları örtmesi gerekir. Diğer bir
hadis-i şerifte: Kim bir müslümanın ayıbını dilerse Allah da kıyamet
gününde onun ayıbını örter. " (Ebû Dâvud, Edeb, 39), Kim bir ayıp görür
de örterse sanki kabrine diri gömülmüş bir yavruya can vermiş gibi olur.
" (Ebû Dâvud, Edeb, 38) buyurulmuştur.




Insan başkalarının ayıp ve
kusurunu değil, kendi ayıp ve kusurunu görmeye çalışmalıdır. Peygamber
Efendimiz (s.a.s.): Kendi ayıbı, insanların ayıbını görmekten alıkoyan
kimseye müjdeler olsun. " (Aclûnî, Keşfu'l-Hafa, II, 46) buyurmuştur.




Ayıpların araştırılıp ortaya
dökülmesi; insanları birbirine düşürmekten, aralarında kin ve düşmanlık
tohumları ekmekten, fenalıkların yayılmasından başka bir şeye yaramaz.
Insanların gizli kalmış kusurlarını açıklamak, herkese duyurmak onların
utanma duygularının yok olmasına, sosyal kontrolün azalmasına ve böylece
ahlâksızlığın süratle yayılmasına da sebep olur. Resulullah:
Müslümanların ayıplarını, gizli hallerini araştırmağa kalkışırsan,
onları ifsad eder (ahlâklarını bozar) veya ifsada yaklaştırmış olursun, "
(Riyazü's-Sâlihin, III,154) buyurmuştur.




Peygamberimiz ve ashabı,
kimsenin ayıplarını araştırmamış ve araştıranları da şiddetle
kınamıştır. Peygamberimiz'in: "Din kardeşini bir suçundan dolayı
ayıplayan kimse, o suçu (günahı) kendisi de işlemedikçe ölmez. "
(Tirmizî, Kıyâme, 53) uyarısını da hiç bir zaman unutmamak gerekir.




Bir gün Hz. Ömer'in yanına bir
adam geldi ve ona şöyle dedi: "Benim bir kızım var, cahiliye devrinde
onu diri diri toprağa gömmüş, sonra da ölmeden çıkarmıştık. Islâmiyet
geldikten sonra ben de kızım da müslüman olduk. Fakat kızım Allah'ın
yasakladığı bir şeyi yaptı ve had vurulması icab etti. Bunun üzerine,
bizim bulunmadığımız bir yerde bıçakla kendisini kesmek istemiş. Biz
durumu haber alır almaz koştuk, fakat boyun damarlarından birini
kesmişti. Hemen tedavî ettik, iyileşti. Yaptığına pişman oldu. Tövbe
ederek bir daha böyle bir şey yapmamaya karar verdi. Bir kabileden dünür
geldi. Ben de olanları olduğu gibi anlattım." Hz. Ömer, adamın bu
sözlerine kızarak:




"-Allah'u Teâlâ'nın gizlediğini
açığa mı vuruyorsun? Vallahi eğer kızın başından geçenleri başka birine
daha anlatırsan herkesten önce cezanı ben veririm. Git, kızı diğer
müslüman, temiz kızlar gibi evlendir dedi." (Y. Kândehlevî, Hadislerle
Müslümanlık, III, 1021).


Müslümanların başkalarının
günah ve kusurlarını, işledikleri ayıpları örtmeye çalışmaları nasıl
önemli bir ahlâkî görevleri ise; aynı şekilde kendi günah ve kusurlarını
da ifşâ etmemeleri gerekir. Aşağıdaki hadîs-i şerif bize bu konuda da
titiz davranmamız gerektiğini göstermektedir. Resulullah (s.a.s.) şöyle
buyuruyor:




"Fenalıklarını açığa vuranlardan başka bütün ümmetim, halkın dilinden ve elinden salimdir. "



"Bir adam bir gece fenalığı yapıp da Cenâb-ı Hak onu örtmüş iken:

"Ey filânca ben dün gece şöyle
şöyle yaptım demesi, suçunu ilân ve teşhirdir. Halbuki o, geceyi
Allah'ın setrine mazhar olarak geçirmişti. Allah'ın örttüğü bu suçu
sabahleyin teşhir etmiş, açıklamış bulunuyor. " (Riyazü's-Salihîn, I,
282).




Rabîatü'l-Adeviyye: "Kul
Allah'ın sevgisini tattığı zaman, Allah onu kendi kusurlarına muttali
kılar, böylece başkalarının kusurunu görmez olur" der.




Bu ayet-i kerime ve hadis-i
şerifler, toplum içinde yardımlaşmak, birlikte iyi geçinmek, yapılan
fenalıkları ve ayıpları örterek arkadaşlığı, dostluğu kuvvetlendirmek,
dostca yaşamayı isteklendirmek ayıp ve günahları teşhir etmeden önlemek
gibi insanî ve Islâmî faziletlerimizi belirtmektedir.



***************

Bu konuda dikkat edilmesi gereken en önemli uyarı da “Başkasının
ayıplarını kusurlarını anlatmak istediğinde hemen kendi kusurlarını
hatırla."(Münâvî age. 1/ 272 (419) anlamındaki Hadistir.

İnsan
öncelikle kendi kusur ve ayıplarını görmesi gerekirken başkalarının ayıp
ve kusurlarını görür. Hatta zaman zaman kendi büyük hatalarını örter
ama başkalarının küçük hatalarını hiç kaçırmaz. İnsanın bu hatasına
dikkat çeken Peygamber Efendimiz (asm): "Sizden biriniz kardeşinin
gözündeki çöpü görür de kendi gözündeki merteği unutur (görmez)."
(Münzirî et- Terğib ve't- Terhib 3/ 236) anlamındaki veciz sözüyle
öncelikle kendi kusur ve ayıplarımızı görmemiz gerektiğini belirtir.

Dilimize
atasözü olarak da geçen bu hadis-i şerif; başkalarının küçük
kusurlarını yanlışlarını görüp de kendi kusurlarını görmemenin bir çeşit
zulüm taşkınlık şaşkınlık olduğunu ifade ediyor.

İnsanların
ayıplarına gözlerini diken insan kendi hatalarını görmez. Kendi
kusurlarını görebilen insan bahtiyardır. Başkalarını düzeltebilmek için
önce kendimizi düzeltmemiz gerekir. Zaten kendi nefsiyle uğraşan ayıp
hata ve kusurlarını düzeltmeye çalışan insan başkalarının kusurlarını
görmeye vakit bulamaz.

İnsan başkalarının hatalarını küçük kendi
kusurlarını ise büyük görmeli başkalarını kötülemektense kendi nefsinin
kusurlarını kötülemelidir.

Kendimizin kötülüklerini dostlarımızın da iyiliklerini görmeliyiz. Yanıldığını kabul etmeyenler en çok yanılan insanlardır.

Ayrıca
bir Müslümanın “Kendi kusurlarıyla uğraşıp başkalarının kusurlarını
kurcalamaktan kendisini alıkoyan kimseye müjdeler olsun." (Münâvî age.
4/281)
hadisini rehber etmesi gerekir.

"Şu üç huy kişiye ayıp olarak yeter:

1. Kendi utanç verici halini görmeyip başkasındaki aynı kusuru görmesi.

2. Kendi utanç verici halini görmeyip başkalarının aynı durumundan utanç duyması.

3. Oturup kalktığı kimselere sıkıntı vermesidir." (Münâvî age. 3/ 76. Taberâni Mucemü'l- Kebir 2/ 168)

"Öyleyse
nefsinizi temize çıkarmayınız. Yüce Allah ihlas ile amel edeni gizli ve
açıkta Rabbinden korkanı bilir." (53 Necm 32) mealindeki ayet hepimizin
temel kuralımız olmalıdır.

Kendi kusurlarını görebilmek onlardan
kurtulmanın ilk şartıdır. Kusur bilindikten sonra tedavisi kolaydır. Biz
başkalarının değil kendimizin hesabını vereceğiz. Başkalarında görüp de
kızdığımız beğenmediğimiz halleri kendimizde bulundurmamalıyız.


***********************
hikaye

Adamın yolu, günün birinde bir dergâha
düşer. Bir Mevlevi ile bir Bektaşi’nin sohbet ettiklerini görünce
yanlarına yaklaşır. Mevlevi’nin giydiği kıyafetin kolunun geniş ve uzun
olduğunu, hatta ellerini bile örttüğünü fark eder. Bektaşi’nin
kıyafetinde ise tam tersi bir durum vardır; kolları kısa ve daracıktır;
bilekleri dahi açıktadır. Sebebini öğrenmek ister.



Önce Mevlevi’ye sorar:


- Neden kıyafetinizin kolları bu kadar uzun?


- Özel bir sebebi var elbette.
Biz, insanların günahlarını, ayıp ve kusurlarını örteriz.Giyim
kuşamımıza da bu anlayışımızı yansıtıyoruz.



Adam Bektaşi’ye döner ve merakını gidermesini ister:


- Peki sizin elbisenizin kolları neden bu kadar dar ve kısa? Siz insanların günahlarını ve ayıplarını örtmez misiniz?


- Biz mi… Biz insanların günahlarını ve kusurlarını görmeyiz.


***


H.Ş.: “Baflkasının ayıplarını söyleyeceğin zaman kendi ayıplarını hatırla.” (Hadîs-i Şerîf, Buhârî, el-Edebü’l-Müfred)


******************

Bir başka hadisi şerif de şöyledir:
"Müslümanların ayıplarını gizli hallerini araştırmaya kalkışırsan onları
ifsat etmiş ya da nerede ise bozmuş olursun."( )
Hadis-i şerifte çok önemli bir noktaya işaret edilmiş oluyor. O da şudur:

Mü'minin gizli olarak işlediği ve açığa çıkmasını istemediği bir günahı
araştırarak yüzüne vurur veya onu başkalarına söylersen o kimseyi bu
günahı açıktan açığa yapmaya yöneltmiş olursun.
Bu kimse gizli olarak
işlediği bu günahı açıktan açığa yapacak olursa başkaları da onu örnek
alır böylece o günahın yayılmasına sebep olmuş olursun.

Bir kötülüğün yapılmasını arzu eden vebale girmiş olur. Allah Teâlâ
buyuruyor: "İnananlar arasında kötü söz ve davranışın yayılmasını seven
kimseler için dünyada da ahirette de acı veren bir azap vardır. Her şeyi
Allah bilir siz bilmezsiniz."( )

Ukbe b. Amir'in katibi Duhayn şöyle demiştir: "Komşularımız vardı. İçki
içiyorlardı. Ben onlara içki içmemelerini öğütledim. Fakat
vazgeçmediler. Ukbe b. Amir'e dedim ki: -Bizim şu komşularımız içki
içiyorlar. İçmemeleri konusunda kendilerini uyardım dinlemediler. Onlara
polis çağıracağım. Ukbe: -Onları bırak dedi.

Sonra ben Ukbe'ye bir kere daha başvurdum ve: -Bu komşularımız içki
içmekten vazgeçmiyorlar. Ben onları polise şikayet edeceğim dedim.
Bu defa Ukbe: -Sana onları bırak dedim Ben Peygamberimizden şöyle
buyurduğunu işittim: "Kim bir ayıp görür de onu örterse toprağa diri
diri gömülen bir kız çocuğunu diriltmiş gibi (sevap kazanmış) olur." ( )

Bir gün bir adam getirilmiş ve bu adam sakalından şarap damlayan
falancıdır denilince İbn Mes'ud (r.a.): -Biz tecessüsten ayıp ve kusur
araştırmaktan men olunduk. Bize bir şey açık olursa gerekeni yaparız
cevabını vermiştir.( )






başkalarına avukat kendine savcı gibi davranmak



  1. saydığım
    bir büyüğümün hayatına şiar edindiği ve benim de edinmeye gayret
    ettiğim, "çuvaldızı kendine, iğneyi başkasına batırmak" yaklaşımının ve
    sadece kendi hatalarına odaklanma çabasının hoş bir ifadesidir.

    hayatın her türlü alanında muhatap olunan şahısların ve davranışların, imbiğinden* geçirilmesinde hayati önemin bulunduğu düsturdur aynı zamanda.

    sürekli
    kendi hataları ile meşgul olmak, zamanla kişiyi başkalarının hatalarını
    görmekten alıkoyar. kendi hatalarını düzeltmeye çalışan bu ruh
    yapıları, sapmalarını minimuma çekme ve ideal grafiği yakalama
    hususunda, iç dinamiklerinin parametrizasyonunu sağlam bir denklem içine
    koymaya çalışırken, başka bir eşitsizliğin çözümüne ayıracak vakit
    bulamazlar. kendi kusurları söz konusu olunca, bir savcı kesilen bu
    yaklaşım tarzı, en ufak ayrıntıya odaklanıp, kendi kusurlarının
    oluşmasına neden olan sebepleri teşhis ederler. gerek kendilerine
    gerekse başkalarına karşı ortaya koydukları tutumları, ince eleyip sık
    dokurlar. ceza vermek gerekirse, ceremesi neyse çekmeye de razı olurlar.
    bir nevi, kendi cezalarını kendileri verirler.

    fakat mesele,
    başkalarında gördükleri kusurlar olunca, hemen bir adalet dağıtıcı
    terazi hüviyetine bürünmektense, müşahade ettikleri şeylerin arka
    planında, vakıf olmadıkları gerçeklerin olabileceğini, olayları
    değerlendirirken, kendi görüş açılarından kaynaklanan görüntü
    bozuklarının ön plana çıkmış olabileceğini ve başkalarından sadır olan
    "kusur"ların bu bakış açısından kaynaklanmış olabileceğini düşünürler.
    önce sağlam bir kalibrasyona tabi tutarlar muhakemelerini. ve ön
    yargılarını bir kenara bırakıp, tamamen tarafsız ve tamamen insaf
    penceresinden bakmaya çalışırlar olaylara. bu bakımdan, başkaları ile
    aralarındaki ilişkilerde, tıpkı bir avukat gibi davranırlar.

    tam da bu noktada, ruh dünyaları ve beyin kıvrımları, gördükleri her insanı "debug" etmeye kodlanmış olan ve bu şekilde kendilerini hatadan münezzeh sayan karakter yapılarından 180 derece sapma gösterirler.

******************************




GÜNAHLARA KEFARETTİR GÖNÜLDEKİ KEDER
NİYETLER HALİS OLUNCA AMELLER OLMAZ HEDER
BİRAZ DAHA SABREYLE NELER GÖRECEKSİN NELER
MEVLAM İHMAL DEĞİL İMTİHAN EDER

_________________


Elif gibi yalnızım,
Ne esrem var, ne ötrem.
Ne beni durduran bir cezmim,
Ne de bana ben katan bir şeddem var.
Ne elimi tutan bir harf,
Ne anlam katan bir harekem...
Kalakaldım sayfalar ortasında.
Bir okuyan bekledim,
Bir hıfzeden belki...
Gölgesini istedim bir dostun med gibi…
Sızım elif sızısı...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://kutluforum.yetkinforum.com
 
Başkalarının Günahını Araştırmak
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» If Clause Type 1 (1. Tip Şart Cümleleri)

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
KUTLU FORUM :: Din Kültürü Dersi-Eğitim Öğretim :: Güzel Ahlakla İlgili Konular-Adab-ı Muaşeret-
Buraya geçin: