KUTLU FORUM
Would you like to react to this message? Create an account in a few clicks or log in to continue.
KUTLU FORUM

Bilgi ve Paylaşım Platformuna Hoş Geldiniz
 
AnasayfaKayıt OlGiriş yap

 

 EBCED-CİFİR tarihi..dini hükmü

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
@bdulKadir
Adminstratör
@bdulKadir

Mesaj Sayısı : 6517
Rep Gücü : 10014719
Rep Puanı : 97
Kayıt tarihi : 17/03/09
Yaş : 58
Nerden : İzmir

EBCED-CİFİR tarihi..dini hükmü Empty
MesajKonu: EBCED-CİFİR tarihi..dini hükmü   EBCED-CİFİR tarihi..dini hükmü Icon_minitimePaz Ekim 25, 2009 7:29 am

Bediüzzaman'ın bazı çekinceleri var bu konuda.
Yani süistimal edilme ihtimali ki bu mevcuttur.

"Bediüzzaman , ilm -i ledünün cifir bölümü hakkında şu mütalaada bulunur: `Hatta, kaç defadır esrar-ı Kur `aniyeye (Kur `an `ın sırlarına) karşı o anahtar ile bazı sırlar açılıyordu; kemal-i iştiyak ve zevk ile müteveccih olduğum vakit kapanıyordu. Bunda iki hikmet buldum: Birisi, `Gaybı Allah `tan başkası bilemez` yasağına karşı hilaf-ı edepte bulunmak ihtimali var. İkincisi, hakaik -ı esasiye-i imaniye ve Kur `aniyenin (Kur `an ve iman esaslarının hakikatlerinin) berahin-i katiye (kesin deliller) ile ümmete ders vermek hizmeti ise, ilm -i cifir gibi ulum-u hafiyenin (gizli ilimlerin) yüz derece daha fevkinde bir meziyet ve kıymeti vardır. O vazife-i kudsiyede kat`i hüccetler ve muhkem deliller suiistimale meydan vermiyorlar. Fakat cifir gibi, muhkem kaidelere merbut olmayan ulum -u hafiyede suiistimal girip şarlatanların istifade etmeleri ihtimalidir. Zaten hakikatlerin hizmetine ne vakit ihtiyaç görülse, ihtiyaca göre bir nebze ihsan edilir. İşte, ilm -i cifrin anahtarları içinde en kolayı ve belki en safisi ve belki en güzeli, ism -i Bedi `den gelen ve Kur `an `da Lafza -i Celalde cilvesini gösteren ve bizim neşrettiğimiz asarı ziynetlendiren tevafukun envalarıdır (çeşitleridir). Keramet-i Gavsiyenin birkaç yerinde bir nebze gösterilmiş. Ezcümle, tevafuk birkaç cihette bir şeyi gösterse, delalet derecesinde bir işarettir. Bazan birtek tevafuk, bazı karainle delalet hükmüne geçer. Her ne ise, şimdilik bu kadar yeter. Ciddi ihtiyaç olsa size bildirilecektir.`1 Dipnot: 1- Lem `alar , 9. Lem `a, 3. Sual, s. 87, 2004 " açıklamalı hali şöyle


Bediüzzaman ölçüyü gayet güzel koymuş
1-Gaybı Allah `tan başkası bilemez` yasağına karşı hilaf-ı edepte bulunmak ihtimali var.cifirle uğraşarak
2-hakaik -ı esasiye-i imaniye ve Kur `aniyenin (Kur `an ve iman esaslarının hakikatlerinin) berahin-i katiye (kesin deliller) ile ümmete ders vermek hizmeti ise, ilm -i cifir gibi ulum-u hafiyenin (gizli ilimlerin) yüz derece daha fevkinde bir meziyet ve kıymeti vardır. O vazife-i kudsiyede kat`i hüccetler ve muhkem deliller suiistimale meydan vermiyorlar.
3-cifir gibi, muhkem kaidelere merbut olmayan ulum -u hafiyede suiistimal girip şarlatanların istifade etmeleri ihtimalidir.
Bunun gerisi ifrat-tefrittir.Ya da etki-tepki ile meselenin değerlendndirilmesidir.
Ulemanın görüşlerinde zamanla rucu veya kısmi çekinceler olabilir
İmamı Azam'ın farisi namazla ilgili olduğu gibi

Cifirle uğraşmanın Allah'a karşı bir edebsizlik olabileceğini,
Kuran hakikatlerini onun kesin delilleriyle anlatmak varken cifirle anlatmaya çalışmanın yanlışlığını,
Şarlatanlarla aynı safta olabilme ihtimali olduğunu söyleyen
hayatını tahkiki imana ve tevhide adamış bir Zat'ın bu sözlerinin üzerine laf etmeyi hezeyan görürüm.

*****************************


EBCED, CİFİR
________________________________________
EBCED NEDİR?

Ebced düzeni "Arap alfabesinin ilk tertibi; harflerin taşıdığı sayı değerlerine dayanan hesap sistemi" (1) şeklinde tarif edilmektdir. Bu sistemin, İbrânîce ve Ârâmîce'nin de etkisiyle Nabatîce'den Arapçaya geçmiş bulunduğu ve Hz. Peygamber (a.s.m) devrinde de olduğu gibi kullanıldığı bilinmektedir. (2)

Ebced sisteminde yer alan harfler ve sayı değerlerini gösteren tablo :



Ebced Hesabının Kaynağı

Ebced hesabının menşei hakkında farklı rivâyetler vardır. İslâm öncesinde 22 harften meydana gelen ve "Ebced, Hevvez, Hutti, Kelemen, Se'fas, Kareşet" kelimelerinin sayısı olan altı rakamı gözönünde bulundurularak, Medyen hükümdarlarından altı kişinin adı, İlâhî isimlerin altı anahtarı, hafta günlerinin adı v.s. gibi kesin bilgiyi ifade etmeyen değişik rivayetler sözkonusu edilmiştir.(3) Tâhirü'l-Mevlevî'ye göre, Arap ebcedinin İbranî ve Arâmî alfabesinden alındığına şüphe yoktur.(4) Arap edebiyatının ünlü isimlerinden Müberred ve Sîrâfî gibi âlimlere göre de Arap ebcedi, yabancı menşe'lidir.(5)

Keşfu'z-Zünûn'da, cifir ve ebced ilminin, konunun uzmanları olan mânevî ilimlerde derinleşen simalar için bir çok esrarın anahtarı hükmünde bulunduğu ve Hz. Ali tarikiyle özellikle Ehl-i Beyte tevârüs eden bir ilim olduğu belirtilmiştir. Bu ilmin eski peygamberlerin kitaplarında da yer aldığına dair rivâyetlere işaret eden Çelebi, "Bu ilme, ancak âhirzamanda gelecek olan Hz. Mehdî, hakkıyle vâkıf olur" diyen bazı âlimlerin görüşlerine de yer vermiştir.(6)

Bazı müsteşrikler tarafından tertip edilen ve Mısır'da tercüme edilerek neşredilen "Dairetü'l-Mearifi'l-İslâmiyye"de belirtildiğine göre, harflerin, rakamlara delâlet etmek üzere kullanılma geleneği, İbrânî ve Arâmîlerde de vardı. Hemze'den, kaf'a kadar olan harflerin, birden yüze, son dokuz harf de 200'den 1000'e kadar rakamlara delalet ediyordu.(7)

Kur’an’da Ebced hesabının varlığını kabul eden Ebu’l-Aliye gibi alimlerin görüşlerine yer veren Kadı Beydâvî, onların dayandıkları Ebcedle ilgili meşhur hadisi kabul etmektedir. Ancak Hz.peygamber (a.s.m)’in onlara karşı gösterdiği davranışın, onların söylediklerini kabul ettiği anlamına gelmeyeceğini, aksine onlara karşı gösterdiği tebessümü, onların cehaletine karşı bir tepki olabileceğini vurgulamaktadır. Bununla beraber, Kur’an’da Ebced hesabının varlığını kabul edenlerin, kabul gerekçelerini şöyle özetlemiştir: “Her ne kadar ebced hesabı, yabancı kaynaklı olsa da, Araplar dahil insanlar arasında, o kadar meşhur bir yere sahip olmuştur ki, âdetâ, yabancı kökenli olan mişkât, siccîl, Kıstas kelimeleri gibi artık arapçalaşmıştır. Onun için onun göstereceği delâletler, diğer arapça ifadeler gibi makbuldur.”(Cool

İbn Aşûr gibi bazı âlimlerin bildirdiğine göre, ebced hesabı, kadim zamandan beri kullanılagelen bir sistemdir. Hz. Davud (a.s)'un kitabındaki bazı neşideler bu hesabın simgelerini taşıyor. Yine Romalıların bu sistemle rakamlar kullandıkları bilinmektedir. Bu sistemin Araplara, Romalılar veyahut Yahûdiler tarafından geçtiği tahmin edilmektedir.(9) İbn Aşûr, mukattaat harfleri ve ebcedle ilgili rivâyet edilen hadîsi anlatırken "Hz. Peygamber (a.s.m)'in onlara karşı diğer bazı harfleri zikretmesi O'nun bu harfleri gerçekten ümmetin ömrü için birer işaret kabul ettiği anlamına gelmez" şeklinde bir değerlendirme yapmıştır. Ancak kendisi, hadîsin sıhhati konusunda bir şey söylemediği gibi, ebced hesabını inkâr ettiğini gösteren bir ifadesi de sözkonusu değildir. (10)

Hâkim'in Müstedrek adlı hadis kitabının tahkikli neşrini gerçekleştiren Yusuf Abdurrahman Maraşlı, söz konusu kitap için hazırladığı fihristin mukaddemesinde "ebced" konusuna da değinmiştir. O'na göre, İslâm öncesi dönemlerde Yahudî ve Hristiyanlar tarafından kullanılan ebced sistemi, İslâm'ın zuhûrundan itibaren yaklaşık bir asır kadar eserlerin tertibinde kullanılmış daha sonra terkedilmiştir. Fakat, "ebced hesabı", bir matemetik sistem olarak, tarih boyunca kullanılmaya devam etmiştir.(11) Daha önce 22 harfden oluşmuş bu sisteme müslümanların işi ele almaları ile, "peltek se, hı, zel, dad, zı, ğayın " harfleri ilave edilmiş ve sayı 28'e ulaştırılmıştır.(12)
Muhammed Hamidullah'ın görüşü de şu merkezdedir: Ayın 28 menzili gibi, arap alfabesi de 28 tanedir. Bunlar her biri belli bir sayıyı göstermek suretiyle 1'den 1000'e kadar rakkamları ifade eder. Sûre başlarında bulunan hece harfleri ise 14 tane olup yüksek mânâlar ifade etmektedir.(13)

Güzel bir tevafuktur ki, Ebced sisteminin asıl adı olan “Ebû câd” kelimesinin matematik değeri, 17’dir. İslamın ortaya çıktığı sırada, Mekke’de yazı bilenlerin sayısı da 17’dir.(14)

Annemarie Schımmel'in bildirdiğine göre, müselles (üç haneli kare) diye bilinen, bütün yatay ve düşey satırlarda olduğu gibi, çapraz hatlarda da rakamlarının toplamı 15'i veren bir maharetli karenin İslâmî gelenekte çok yaygın bir yeri vardır. Bu karenin, diğer adıyla Vefk'ın bu değeri, semâvî kimliğinden kaynaklanmaktadır. Bu (sihirli/maharetli) karede yer alan harfler, "B-Tı-D-keskin Z- H-C-V- elif-noktasız Hı” harfleridir. Vefkte bazen kendileri, bazen de ebced değerleri yazılan bu dokuz adet ebced harfinin, ilk defa Hz. Adem (a.s)'e vahiy olarak geldiğine dair yaygın bir kanaat vardır.(15) Karede yer aldıkları şekilde; sözkonusu dokuz harfin yukarıdaki sıraya göre, üçer üçer ebced değerleri şöyledir: 2+9+4=15, 7+5+3=15, 6+1+8=15.

Söz konusu meharetli kare, İmam Gazzalî tarafından da kabul görmüş, “bir tılsım olarak tesiri tecrübe ile sabit olduğu” ifade edilmiştir.(16) Öyle ki, zamanla, Gazzalî’nin karesi (müsellesü’l-Gazalî) şeklinde ün yapmıştır. Aslında bu etkin fonksiyona sahip karenin harfleri, Hz. Ali tarafından da, sırlı olarak kabul gördüğünü gösteren ifadeleri vardır. Esrarlı olduğu bilinen Celcelûtiye kasidesinde, Hz. Ali “Bi sırrı buduhin echezatın /betadin zehecin bi vahi’l-vehâ..”diyerek, bu sırlı harfleri, diğer bir kaç harfle beraber, münacatta kullanmıştır.(17)

Celcelutiye Kasidesi Ebced Hesabına Göre Yazılmıştır:

Hazreti Ali Radıyallahü Anh'ın en meşhur Kaside-i Celcelutiyesi, baştan nihâyete kadar bir nevi hesab-ı ebcedi ve cifir ile te'lif edilmiş ve öyle de matbaalarda basılmıştır.(18)

Ahmed Ziyaeddin Gümüşhanevî'nin kaleme aldığı meşhur Mecmuatu'l-Ahzab adlı eserde Celcelutiye kasidesine de yer verilmiştir. "Bede’tu bi bismillah" cümlesiyle başlayan kasidenin son beyti, kaside sahibi Hz. Ali'nin ismini gösteren ve "Bunlar, yaratıklar insanlar için bir araya getiriliş ilimlerin sırları olup, Hz. Muhammed (a.s.m)'in amcasının oğlu Ali'nin makalesidir" anlamına gelen:

"Mekalu Aliyyin ve’bnu ammi Muhammedin ve sirru ulûmin lil-halaiki cümmiat" beytiyle sona ermiştir. Bediüzzaman'ın da işaret ettiği gibi, kaside baştan sona kadar ebced hesabını gösterir şekilde basılmıştır.(19)

Bu İşin Ehli Olan Alimlere Göre, Ebced Hesabı, Esrarın Anahtarıdır

Cafer-i Sadık (r.a.) ve Muhiddin-i Arabî (r.a.) gibi esrâr-ı gaybiye ile uğraşan zatlar ve esrar-ı huruf ilmine çalışanlar, Bediüzzaman Said Nursi (r.a) gibi alimler bu hesab-ı ebcediyi gaybî bir düstur ve bir anahtar kabul etmişlerdir.(20)

Konuyla ilgili birkaç misâl daha vermekte fayda vardır:
a. Hz. Ali ve Şura Suresi Yorumu:

İzz b. Abdusselam'ın bildirdiğine göre: Hz. Ali, Şura Suresinin başında yer alan "Hâ-Mim-Ayın-Sin-Kaf" şifreli harflerden, Muaviye ile kendisi arasında vuku bulan hadiseleri çıkarmıştır.(21)

b. İbn Kemal ve Enbiya Sûresi Yorumu:

"Andolsun Zikir'den sonra Zebur'da da: yeryüzüne iyi kullarım vâris olacaktır, diye yazmıştık."(22) mealindeki âyetten İbn Kemal, Sultan Selim'in Mısır'ın Osmanlı ülkesine ilhak tarihini çıkarmıştır. Âyette Tevrat yerinde kullanılan "ez-Zikr" kelimesi, ebced hesabı ile konunun düğümünü çözen anahtar kelimedir. Âyette "ez-Zikr'den sonra" tabiri kullanılmıştır. Bu kelimenin ebced değeri (okunmayan lâm hariç) 921'dir. Mısır'ın fetih tarihi ise, hicrî 922'dir. Demek ki âyet işârî mânâsıyla hicrî 921'den sonra fethin gerçekleşeceğini ifade etmiştir.(23)

Eskiden Beri, Yüksek Edipler, Ebced Hesabını Kullanmışlardır

“Yüksek edibler bu hesabı, edebî bir kanun-u letâfet kabul edip, eski zamandan beri onu istimal etmişler. Hatta letâfetin hatırı için iradî ve sun'î ve taklidî olmamak lazım gelirken, sun'î ve kasdî bir sûrette o gaybî anahtarların taklidini yapıyorlar."(24)

Bu konuda yüzlerce misâl verilebilir. Ancak biz burada nümune olarak bir-iki misâl vermekle yetineceğiz:
Kırım Balıkova Kalesi civarındaki bir camiin kitabesinde:"Hakk muradın hemîşe ide atâ; "Kabbelallahu hayrekum" tarih ola." şeklinde bir ifadeyle "Allah hayrınızı kabul buyursun" anlamındaki son cümle ile mâbedin 1068'de yapıldığı gösterilmiştir.(25)

Mihriman Sultan'ın vefatına, "Hâdise-i mevt" terimi ile tarih düşürülmüştür. Bu tabirin ebced değeri 965 olup, onun vefat tarihidir.(26)

Ebced harflerinin aritmetik değerlerine göre kullanımları edebiyat sahasında olduğu gibi, fizik, kimya gibi fen bilimleri sahasında da kullanılmıştır. Büyük memurların tayin ve terfî tarihlerinde, doğum ve ölüm tarihlerini belirlemede yaygın bir şekilde kullanılmıştır.(27)

EBCEDLE İLGİLİ SIKÇA SORULAN SORULAR:


Ebced Hesabı ve Hurufîlik Meselesi:

Bazı kimseler, Ebced hesabı gibi Esrar-ı hurufla ilgili işarî tefsir yorumları ile, hurufîlik safasatasını birbirine karıştırmıştır. Bazıları da, bir tefsir metudunun kabul edilebilmesi için, onun Hz. Peygamber (a.s.m) tarafından kullanılmış olması gereğinin varsayımından hareketle, bu tür işârî tefsir metotlarına, bu çeşit yorumlara katılmama taraftarıdır. Onun için bu konuyu, soru-cevap şeklindeki bir diyalogla açığa kavuşturmakta fayda vardır:

Soru : Ebced hesabının, hurufçuluk (hürûfîlik) ile bir irtibatı yok mudur?

Cevap: İslâm inancını ortadan kaldırmak için ortaya çıkan, bâtıl bâtınîliğin bir kolu olan tarihdeki Hurûfîlik ekolunun kurucusu sayılan, Fazlullah adındaki şahsın doğum tarihi, hicrî 740'dır. Halbuki İslâm literatüründe "Esrâru ilmi'l-hurûf" olarak geçen ve harflerin sırlarına dair yapılan ilmî çalışmalar çok önceden vardı. Misâl olarak harflerin esrarı konusunda meşhur olmuş Muhyiddin İbn Arabî'nin ölüm tarihi hicrî 638'dir.(28) Hatta ondan daha önce bu konuda oldukça fazla şöhret bulmuş İbn Berrecan'ın ölüm tarihi, hicrî 536'dır.(29)

Soru: Ebced hesabını kullananlar, hicrî tarih yanında, miladî tarihe göre de tespitler yapmaktadır. Miladî tarihi kullanmak doğru olabilir mi?

Cevap: Kur’an’da bu metodun kullanıldığını kabul edenler için hicrî veya miladî tarihlerin kullanılmasında hiçbir sakınca yoktur.

Evvela, Allah için bu iki tarih arasında bir ayrılık-gayrılık düşünülemez. Çünkü bu tarihlerin her ikisi de O'nun birer elçisine nispetle ortaya çıkmıştır. Tabir yerindeyse Allah, her harhangi bir tarihi esas alıp ona taraf olmaz, ikisi arasında fark gözetmez.

İkinci olarak, Kur’an’ın maksadı, hicrî veya miladî tarihini ispat edip tespit etmek değildir. Bilakis, onun maksadı, insanlar arasında şöhret bulmuş bir hesap tablosunu/bir tarihi, esas alarak, herhangi bir olayı ona göre tespit etmek ve bunu insanların dikkatine sunarak, kendi semavî kimliğini ortaya koymaktır. Bu hüküm şayet varsa meşhur iki tarihin dışında kalan ve kullanılan diğer tarihler için de geçerlidir. Yeterki Kur’an’ın amacına hizmet etsin.

Üçüncü olarak, Ebced hesabı, bir ifadede yer alan cümlelerin hesabıdır. Bunun tefsirlerdeki orijinal Arapça ismi “hisabu’l-cümel”dir. Buna göre, barındırdığı harflerin sayı değerleri bakımından çok farklı rakamlara ulaşan cümlelerin işaret ettiği olayların yakınlık ve uzaklığına göre, farklı tarihlerin kullanılması, bu durumun tabiî bir sonucudur.

Mesela; Kur'an'da Hz. Peygamber (a.s.m)'e hitaben "Eğer seni vefat ettirirsek.." mealindeki “ev neteveffeyenneke” cümlesinin matematik değeri 632’dir. Bu cümlenin tekrar edildiği üç surenin tertip ‘numaraları ise 63’tür. Burada ayetin manasına gaybî işaretler de dahil edilerek, Kur’an’ın semavî kimliğine dikkat çekilmiştir. Bu tarihlerden ilkini miladî, ikincisini hicrî tarihe göre (Efendimizin ölüm tarihini ve ömrünü) hesaplamak zorunluluğu vardır. Çünkü, bu işaretlerin belirlenmesinde, hesap cetveli ile işarete konu olan olaylar arasındaki tevafukların, uygunlukların büyük rolü vardır. Çünkü tevafukların kendisi de gaybî işaretlerin bir anahtarıdır, bir emaresidir.

Soru: Hz. Peygamber (a.s.m)'in cifir, ebced hesabı ve tevafuk gibi şeylerden hüküm çıkardığı varid olmadığına göre, böyle bir metodu kullanmak caiz midir? Ve bu sünnete aykırı değil midir?

Cevap: Kur'an'ın, had ve hesaba gelmez mânaları, işaretleri, tefsirleri söz konusudur. Halbuki bunların hepsinin, Hz. Peygamber (a.s.m) tarafından ifade edildiğini kimse gösteremez. Şüphesiz bu hakikatler, yine de o kudsî kaynağın malıdır. İlm-i huruf değil; bilâkis, çok zâhir ( Bâtinîliğin zıddı) ve bir aritmetik tablo içerisinde yer alan ebced hesabı ve gözle görünen tevafukları Kur'an'daki bazı işaret ve nüktelerinin anlaşılması için bir vesîle yapılması işaretlerinden istifade edilmesi, elbette Hz. Pegamber (a.s.m)'in sünnetine aykırılığı sözkonusu olamaz.(30) Milyonlarca tefsirdeki milyonlarca farklı yorumların varlığı, bu gerçeğin açık bir delilidir.

Âlimlerin bu konuda dedikleri şudur: Eğer bir tevafuk, değişik yönlerden bir hadiseye baksa, ona uygun düşse, makam ve manaya münasip olsa, böyle bir tevafuk işaret derecesine çıkar. Böyle durumlarda "Bu tevafukla şu ayet, şu hâdiseye işaret ediyor" denilebilir.(31)

Örneğin: hazırlanmış bir sofranın üzerinde, söz gelişi, 10 çatal, 10 kaşık, 10 tabak gördüğümüzde, bu sofraya 10 kişinin oturacağını yüzde yüze yakın, kesin bilgi ifade eden bir tahmin yürütürüz. Çünkü, kesin bilgi edinme yollarının başında gelen husus vahiy kaynağının dışında gözle görülen husustur. Gözün gördüğü bir gerçeğin arka planını görme yeteneğine sahip olan mekanizma ise akıldır. Yerine göre, akıl gözünün gördüğü bir hakikat, normal gözün gördüğünden daha sağlam, daha doğru olabilir.
Semavî kimliği belli olan Kur’an sofrasında serilen ve akla hitabeden tevafuklar, söz konusu misalden çok daha açıktır. Ve buraya davet edilen hikmet misafirlerini, birer ilâhî işaret olarak kabul etmek gerekir.

Yine, bir ifadenin içerisinde yer alan kelimelerin diziliş şekilleri ve harfleri, o ifadenin anlamına ne kadar yakın olsa, ne kadar münasebet ipçikleriyle bir örgü kurabilse, o ifadenin ulvileşmesine o ölçüde katkı sağlar. Bu husus, Belağat ilminin önemli bir kaidesidir.(32) İşte, Kur'an'ın kelime ve harflerinde değişik şekilde görünen tevafuklar, doğru olarak gösterilebildiği ölçüde, birer belağat ve birer edebî sanatı ifade ettikleri gibi, aynı zamanda gaybî haberler veren birer işaret lambaları görevini görürler.(33)

Kur'an-ı Kerim'in pek çok açıdan mucizevî yönleri olduğu gibi, kelimelerinde, cümlelerinde ve nazmında da birçok harikalar vardır. Madem ki, Kur'an'ın ayet ve kelimelerinin gösterdiği hakikatlerde mucize izleri vardır, elbette o ayet ve kelimeleri teşkil eden harflerinde de onun mucizevî işaretleri olacaktır.

Bazı Tevafuk Tabloları ve Kelimelerin Aritmetik Değerleri

Allah'ın, sonsuz ilmiyle her şeyi nasıl kuşattığını ve her şeyi nasıl bir, bir saydığını gösteren tevafuk tablolarının ve kelimelerin aritmetik değerlerinin, Kur'an nezdindeki değerini anlamak için Kur'an'ın kendisine bakmak yeterlidir.

Konu İle İlgili Bazı Misâller:

1. “Allahumme Malike’l-mülk” (Ali İmran, 3/26) İfadesi:

a. Bu ayette söz konusu olan “Allah” ve “Malik” isimlerinin buraya kadar ki tekrar sayısı: 319’dur.(34)
b. Bu ifadenin ebced değeri de 319’dur.
c. Bu ifadenin yer aldığı ayet, Kur’an’ın 319. ayetidir.
Bu ayet-i celile, tevafuk lisanıyla diyor ki: Mülkün maliki olan Allah, Kur’an’ın da sahibidir. Bütün mülkünü tek tek sayıp bildiği gibi, Kur’an’ın her tarafını da tek tek sayıp biliyor. Bu ise, Kur’an’ın O’ndan geldiğini gösterir.

2. Allah’ın “ Şehid” ismi:

a. Her şeyi görüp bilen anlamındaki Allah’ın bu isminin matematik değeri 319’dur.
b. Bu ismin, merfu (ötreli) şekliyle 9. tekrarını yaptığı ve Kur’an’ın genelinde en son geçtiği Buruc Suresinin 9. ayeti, Kur’an’ın sondan 319. ayetidir.
Bu tevafuk şöyle diyor: İyi bilesiniz ki, Şehid kelimesini böyle harika bir tarzda yerine koyan Allah, her şeye şahittir.

3. “Hum bâliğûh”:

a. “Biz, ulaşacakları bir müddete kadar onlardan azabı kaldırınca, hemen sözlerinden dönüverdiler” (Araf, 7/135) ayetinde yer alan ve “onların ulaşacakları” anlamına gelen “hum bâliğûh” cümlesinin ebced değeri, 1089’dur.
b. Bütün Kur’an’da yalnız bir defa kullanılan bu cümlenin geçtiği ayet, Kur’an’ın 1089. ayetidir.
Sanki bu tevafuk diyor ki: İyi bilinsin ki, siz Kur’an’ı okurken, nasıl bu ayete ulaştınız, onlar da aynen söz verdiğimiz sürelerine ulaştılar; sonra cezaya çarpıldılar. Demek, zulüm söz konusu değildir.

4. “Gaybı bilen Allah”:

a. “Onlar bilmiyorlar mı ki, Allah onların gizli tuttuklarını da, fısıltılarını da bilir. Ve şüphesiz Allah, gaybları (gizlilikleri) çok iyi bilendir” mealindeki ayetin son cümlesinin asıl metni “ve ennellahe allamu’l-ğuyûb”dur. Bu cümlenin matematik değeri, 1313’tür.
b. Bu cümlenin bulunduğu ayet (Tevbe, 9/78), Kur’an’ın 1313. ayetidir.
c. Cümlenin ebced değeri ile ayetin genel sırası, 13 sayısını gösterdiği gibi, ayetin suredeki numarası da 78 olup 6x13’tür.
d. Ayet numarasının gösterdiği 78 rakamı, hem “aded”, hem de “Hakim” kelimesinin matematik değeridir. Bu ise, burada hikmetli bir sayısal tablonun gösterildiğine işarettir.
Bu tevafuk, ayette yer alan “ve ennellahe allamu’l-ğuyûb” cümlesinin dediği gibi, Allah’ın bütün sırları /gizlilikleri bilen, sonsuz bir ilim sahibi olduğunu, Kur’an’ın ise, bu sonsuz ilim sahibinin kitabı olduğunu göstermektedir.

Risaleti Tasdik Eden Bazı Tevafuklar

1. “İnneke le mine'l-mürselîn” :

Bilindiği gibi, Hz. Muhammed (a.s.m) 611 tarihinde peygamber olarak gönderilmiştir. Bunu ilan eden: "Şüphesiz Sen gönderilmiş peygamberlerdensin" mealindeki ayet, Kur'an'da iki yerde zikredilmiştir (Bakara,2/252; Yasin, 36/3).

Ayetin asıl metni:“İnneke le mine'l-mürselîn” cümlenin harf sayısı (okunmayan vasıl hemzesi hariç) 13’tür. 13 harften meydana gelen bu cümlenin ebced değeri ise, 13'ün 47 katı olan 611’dir. Ayetin matematik değeri, anlamını teyid etmekte ve O'nun –miladî olarak- peygamber olduğu tarihi vermektedir.

Şayet okunmayan vasıl elifi de sayılsa, bu cümlenin ebced değeri, 612 olup 36x17’dir. Manidâr bir tevafuktur ki bütün Kur’an’da, Hz. Peygamber (a.s.m)’e hitap eden "Şüphesiz Sen gönderilmiş peygamberlerdensin" mealindeki ayet, yalnız söz konusu iki yerde geçmiştir. “gönderilmiş peygamberler” tabiri, bu iki ayet arasında, ebced değerlerine uygun olarak 17 defa tekrarlanmıştır.

2. “ABESE” Kelimesi:

Abese suresinin ilk iki ayetinin mealleri şöyledir: "A'mânın kendisine gelmesinden ötürü yüzünü ekşitti ve arkasını döndü"
İşte bu üslupta bir harikalık vardır. Çünkü cümlede kullanılan "Abese" fiili malum olmasına rağmen faili zikr edilmemiştir. Bu üslup alışageldiğimiz ifade tarzlarının dışındadır.

Ancak Kur'an-ı Hakim burada mucize bir belgeyi göstermiştir. Şöyle ki; açıktan zikredilmeyen cümlenin faili, bizzat "Abese/Yüzünü ekşitti" fiilinin ebced değerinin içerisindedir. Evet bu kelimenin ebced değeri 132 olup "Muhammed" isminin karşılığıdır. Yine kendisinden yüz çevrilmiş kişinin de ismi verilmemiş ancak, onu da, "el-A'ma" kelimesinin ebced değerinde şifrelemiştir. Evet bu kelimenin ebced değeri 143 tür. Söz konusu kimsenin ismi "Abdullah"ın ebced değeri de 143 tür.

Bu bağlamda görülen bu tevafukları kör tesadüf rüzgârlarına havale etmek doğru değildir.

3. "Eğer seni vefat ettirirsek..”:

Kur'an'da Hz. Peygamber (a.s.m)'e hitaben "Eğer seni vefat ettirirsek.." cümlesi üç defa zikredilmiştir. Bunlardan ilki Yunus suresinin 46. ayetinde geçmiştir.

Ayetin meali "Eğer onları tehdit ettiğimiz (azabın) bir kısmını sana (dünyada iken) gösterirsek (ne a'lâ); yok (onu göstermeden) eğer seni vefat ettirirsek nihayet onların dönüşü de bizedir. (O zaman onlara neler olacağını göreceksin.) Sonra Allah onların yapmakta olduklarına da şahittir."

Ayette azabın bir kısmının Hz. Peygamber (a.s.m)'e gösterilebileceği hususu vurgulanmıştır.

Mekke'de inen bu surede belirtilen azabın bir kısmı Bedir savaşında gerçekleşmiş ve Hz. Peygamber (a.s.m)'e gösterilmiştir.

Ayette ifade edilen Hz. Peygamber (a.s.m)'in vefat haberi de çok harika bir tarzda ihbar-ı gaybi nevinden söz konusu yapılmıştır. Şöyle ki: "Eğer seni vefat ettirirsek" cümlesi, Kur’an’da üç defa geçmektedir. Bu cümle açıkça, Hz. Peygamber (a.s.m)’in vefatından söz etmektedir. Geçtiği üç sure ve ayet numaraları da, Hz. Peygamber (a.s.m)'in ömrü olan, 63'ü gösteriyor. Ayet ve Sure numaraları şöyledir: Yunus 10 /46, Ra'd 13/40 ve Ğafir 40/77. Buna göre, ayet numaralarının toplamı: 163’tür. Sure numaralarının toplamı ise, 63’ tür.

"Eğer seni vefat ettirirsek" cümlesinin harf sayısı, 9’dur. 63 sayısı ise, 9'un 7 katıdır.

Vefatı haber veren bu cümlenin -harfleriyle beraber- ebced değeri, 632’dir. Bu da Hz. Peygamber (a.s.m)'in, miladi vefat tarihidir. İşte tevafuk penceresinden gaybî haberlerin aşikar bir görüntüsü!

1. bk.. İslâm Ansiklopedisi, X/68.
2. Bk.. a.g.e., a.g.y.
3. bk. İbnu’n-Nedim, el-Fihrist, 6; Tâhiru'l-Mevlevî, Edebiyat Lügatı, 38; Cerrahoğlu, İsmail, Tefsir Usulü, 18; Yakıt, İsmail, Türk- İslâm Kültüründe Ebced Hesabı ve Târih Düşürme, 23-29.
4. bk. Tâhirü'l-Mevlevî, a.g.y.
5. bk. a.g.y.
6. bk. Kâtib Çelebi, Keşfuz-Zünûn, I/592.
7. Bk. a.g.e., a.g.y.
8. bk.el- Beydâvî, I/37.
9. bk. bn Âşûr, Muhammed Tahir el-Cezairî, et-Tahrir ve’t-Tenvîr, I/208.
10. bk. İbn Âşûr, I/208.
11. bk. Maraşli, Yusuf Abdurrahman, Fihrisu Ahâdîsi'l-Müstedrek, 19.
12. bk. a.g.e., a.g.y.
13. bk. Cerrahoğlu, Tefsir Usûlü, 147
14. Bk. Cerrahoğlu, İsmail, Tefsir Usulü, 20.
15. krş. A. Schımmel, Sayıların Esrarı (trc.Temelli, Mehmed ), 39.
16. Gazzalî, Muhammed b. Muhammed, el-Munkızu mine’d-delâl, 46, şekiliçin bk. s. 50.
17. Bk. Gümüşhanevî, Ahmed Ziyaeddin, Mecmuatu’l-Ahzâb (Şâzelî), 515.
18. Bk. Nursi, Sikke-i Tasdik, a.g.y.
19. bk. Gümüşhânevî, Ahmed Ziyaeddin, Mecmûatu'l-Ahzâb (Şâzelî kısmı), 499-531.
20. Bk. Nursi, Sikke-i Tasdik, a.g.y.
21. bk.es-Suyutî, el-İtkan, II/14.; el-Âlûsî, I/102.
22. Enbiya, 21/105.
23. krş. Âlusî, I/8; Badıllı, Abdulkadir, Risale-i Nur'un Kudsi Kaynakları, 956.
24. Nursi, Sikke-i Tasdik, 96.
25. bkz. Yakıt , 172.
26. bkz. Yakıt, 149.
27. Geniş bilgi için Yakıt İsmail'in eserine bakılabilir. Ayrıca değişik misaller için Badıllı'nın R. Nur’'un Kudsî Kaynakları adlı eserinin cifir ve ebced bölümüne de bakılabilir.
28. İbn Arabî'nin, harflerin esrarı ile ilgili görüşleri için bk. İbn Arabî, I/51-91.
29. bk. ed-Dâvûdî, Şemsuddin Muhammed b. Ali, Tabakâtu'l-Müfessirin, I/306.
30. bk. Nursi, Müdâfaalar, 128.
31. bk. a.g.e, a.g.y.
32. bk. Nursi, Muhakemat,s.93
33. Krş. Nursi, Zülfikar,(Osmanlıca) s.548-549,
34. Bu ayete kadar Allah ismi, 306, aynı kök harflerinden gelen İlâh kelimesi, 11, Malik kelimesi bir defa geçmiştir. Buna göre burada “Allahumme” kelimesi 319. sıradadır.
Yrd. Doç. Dr. Niyazi Beki

Ledün (ve cifir) ilminin sırları

Ledün ilmi ve sahasına giren meselelerin sırrını kavrayabilmek için şu hususlarla lirlikte mütalaa etmek gerekir: * Yüce Yaratıcı , Mukaddir isminin gereği atomaltı parçacıklardan kainatın bütününe kadar her şeyi takdir etmiş, her şeye bir ölçü getirmiş, her şeye bir prensip, kanun koymuş, bir sınır getirmiştir. Bu kanunlar kainatın bir ucunden diğer ucuna dek geçerlidir ve aynıdır. Bu aynı zamanda Onun Ehadiyet ve Vahidiyet isimlerinin yansımasıdır. * Tabiattaki bütün hadiseler bu kanunlar çerçevesinde, hikmet ve sebepler dairesinde cereyan eder. * İnsan küçük bir kainat, kainat büyük bir insandır. Kainatta ne kadar biyo-elektro -manyetik enerji boyutları, element ve unsurlar varsa; insanda da mevcuttur. * Allah `ın koyduğu kanunlar araştırıldığı, incelendiği, öğrenildiği ve onlara uyulduğu nisbette tekamül edilir, mutluluk ve huzur yakalanır. * Tabiat kanunlarının iç boyutu, batını , hadiselerin metafizik bağlantıları gaybtır. Ledün ilmi, bu alemlerin sırlarına, inceliklerine, derinliklerine ait manevi, özel bir bilgidir ve vehbidir. Doğuştan, çalışmakla kazanılmayıp Allah `ın (cc ) lütfuyla dilediğine hibe etmesidir. Gayet tabii ki, vehbi ilmine istihkak kesbedecek ve kaldıracak ruhi bir tekamül/olgunluk gereklidir. * İlm -i cifir (ilm -i ledün`ün hesap/matematik bölümü), meraklı ve zevkli bir meşgale olduğundan, vazife-i hakikiyeden alıkoyup meşgul ediyor. Bediüzzaman , ilm -i ledünün cifir bölümü hakkında şu mütalaada bulunur: `Hatta, kaç defadır esrar-ı Kur `aniyeye (Kur `an `ın sırlarına) karşı o anahtar ile bazı sırlar açılıyordu; kemal-i iştiyak ve zevk ile müteveccih olduğum vakit kapanıyordu. Bunda iki hikmet buldum: Birisi, `Gaybı Allah `tan başkası bilemez` yasağına karşı hilaf-ı edepte bulunmak ihtimali var. İkincisi, hakaik -ı esasiye-i imaniye ve Kur `aniyenin (Kur `an ve iman esaslarının hakikatlerinin) berahin-i katiye (kesin deliller) ile ümmete ders vermek hizmeti ise, ilm -i cifir gibi ulum-u hafiyenin (gizli ilimlerin) yüz derece daha fevkinde bir meziyet ve kıymeti vardır. O vazife-i kudsiyede kat`i hüccetler ve muhkem deliller suiistimale meydan vermiyorlar. Fakat cifir gibi, muhkem kaidelere merbut olmayan ulum -u hafiyede suiistimal girip şarlatanların istifade etmeleri ihtimalidir. Zaten hakikatlerin hizmetine ne vakit ihtiyaç görülse, ihtiyaca göre bir nebze ihsan edilir. İşte, ilm -i cifrin anahtarları içinde en kolayı ve belki en safisi ve belki en güzeli, ism -i Bedi `den gelen ve Kur `an `da Lafza -i Celalde cilvesini gösteren ve bizim neşrettiğimiz asarı ziynetlendiren tevafukun envalarıdır (çeşitleridir). Keramet-i Gavsiyenin birkaç yerinde bir nebze gösterilmiş. Ezcümle, tevafuk birkaç cihette bir şeyi gösterse, delalet derecesinde bir işarettir. Bazan birtek tevafuk, bazı karainle delalet hükmüne geçer. Her ne ise, şimdilik bu kadar yeter. Ciddi ihtiyaç olsa size bildirilecektir.`1 Dipnot: 1- Lem `alar , 9. Lem `a, 3. Sual, s. 87, 2004 09.05.2006 E -Posta : fersadoglu@ttnet .net .tr
2006-05-09 08:33:58 Yeni Asya


Kur’ân'ın asıl davetini unutmayalım

Hollanda’dan Fatih Cenker Eren: “Kur’ân’da on dokuz rakamıyla ilgili tevafuklar olduğunu söyleyenlerin veya ebced hesabıyla Kur’ân’dan tarih çıkarmak isteyenlerin düşüncelerine katılmıyorum. Fakat duydum ki, Saîd Nursî Hazretleri de böyle tevafuklarla veya ebced hesabıyla ilgilenmiş. Bunun sırrı nedir? Bu konuda bir hakikat payı var mıdır?” Denizli’den Abdullah Sarıyıldırım: “Ebced hesabının İslâm tarihinde ve İslâmî ilimler içinde yeri nedir? Bağlayıcılığı ve güvenirliliği var mıdır? Üstad Saîd Nursî Hazretleri ebced hesabını neden kullanmıştır?”
Kur’ân’da elbette aşırılık yoktur; denge ve tutarlılık vardır. Kur’ân şov yapma aracı değildir. Kur’ân bir ticâret metâı değildir ve olamaz. Kur’ân ne yalnız tevafuktan ibârettir, ne de yalnız ebced hesabından! Kur’ân bir hakîkatler manzûmesidir, bir gerçekler mecmûasıdır. Kur’ân’ı sadece tevâfuktan veya sadece ebced hesabından ibâretmiş gibi görmek ve göstermek elbette talihsizliktir, elbette yanlıştır, elbette doğru davranış değildir.
Fakat bu demek değildir ki, Kur’ân’da tevafuk yoktur veya Kur’ân’dan ebced hesabına göre yeni yorumlara ulaşılmaz. Pireye kızıp yorganı yakmamıza gerek yok. Tevafuka tevafuk kadar değer verelim. Ebcede ebced kadar kıymet verelim. Kur’ân’ın, meselâ, dörtte birini teşkil eden âhiret veya yeniden diriliş çağrısına ya da mahşer haberlerine de kendi ağırlıklarınca ehemmiyet verelim.
Kur’ân’dan ebced sırrıyla bazı dünyevî tarihler çıkarmak ve bu tarihleri yaygara yaparak kendimize ikbal aramak yolunda kendimizi helâk edip; Kur’ân’ın açık haberlerinden olan âhiret menzillerini unutursak, hesabı unutursak, Mahkeme-i Kübrâ’yı unutursak, Kur’ân’ın ısrarla üzerinde titrediği Allah’ın rızâsını tahsil etmeyi unutursak, güzel ahlâk ve yüksek ibâdetleri unutursak, işte bu gerçekten helâk olduğumuzun resmidir. Yani dengeli olmak zorundayız. Dengeli olursak ne tevafuku, ne ebcedi inkâr etmemize gerek kalmaz.
Kur’ân’da tevafuk da olabilir, ebced usûlüne göre çözümlenebilen gizli işâretler de olabilir. Bunların inanılmayacak veya abartılacak tarafı yoktur. Ehliyetli âlimler bunlara işâret edebilirler, bu tevafuklardan yeni yorumlara ulaşabilirler, yeni çözümlemeler yapabilirler. Bütün mesele, bu alanla ilgilenen kişinin ehliyetli olması ve Kur’ân’ın asıl dâvâsı ve daveti yanında bu meseleyi abartmamasıdır.
Ebced hesabı ve Cifir ilmi bu gün ortaya çıkmış bir mesele değildir. Kur’ân-ı Kerim inmeye başladığında Araplar arasında ebced hesabı ve Cifir ilmi biliniyordu ve alfabenin sırlarına hâkim şâirler ve edipler tarafından da kullanılıyordu. Arap lisanının belâğat, fesâhat ve edebiyat açısından en gelişmiş döneminde nâzil olmaya başlayan ve mu’cize ifâdeleriyle şâirleri ve edipleri hemen etkisi altına alan ve mest eden Kur’ân-ı Kerim’in; Arap dilini vahiy dili olarak kabul edip, Arap dilinin bir yan bir ürünü diyebileceğimiz Cifir ilmini reddetmesi düşünülemezdi. Esâsen Cifir ilmini reddetmesi için geçerli bir sebep de yoktu. Zîra Kur’ân-ı Kerim prensip olarak, insanlığın zararına kullanılmayan her “birikime” kapılarını açan bir İlâhî kitaptı. Cifir ilmi ise, Arap dilinin binlerce yıllık birikimini yansıtan bir ürünü idi.
Nitekim, edebiyatça, belağatça, güzel ve şâirâne söz söylemek sanatı bakımından ve bilhassa düpedüz hakîkati ifâde etmesi açısından şâirlerin ve edebiyatçıların gerisinde asla kalmayan ve sözüyle-hakîkatiyle her bir şâiri, edebiyatçıyı ve akıl ehlini hayran bırakan Kur’ân-ı Kerîm’in, âyetlerini Cifir ilmine göre muhtelif târihler veren birer anahtar hüviyetinde donatması, mu’cize oluşunun da bir gereği idi. Bundan dolayıdır ki, gerek Peygamber Efendimiz (asm) tarafından, gerekse ehil âlimler tarafından, Kur’ân-ı Kerim’in âyet ve kelimelerinden bazan Cifir ilmine göre tarihler çıkarılmış ve bazı hakikatlerin sırlarına bu yol ile ulaşılabilmiştir.
Meselâ: Osmanlı ulemâsından Molla Câmî, Sebe’ Sûresinin 15. âyetinde geçen “beldetün tayyibetün” ibâresinden ebced hesabına göre hicrî 857, milâdî 1453 tarihini çıkarmış ve İstanbul’un fethinin bu âyetle de müjdelendiğini haber vermiştir.1
Cifir ilminin; Hazret-i Ali (ra), Hazret-i Cafer-i Sadık (ra), Hazret-i Abdülkadir-i Geylânî (ks), Muhyiddin-i Arabî (ra) gibi bir çok İslâm ulemâsı tarafından kullanıldığı gibi, asrımızda Üstad Bedîüzzaman (ra) tarafından da kullanıldığı ve muhtelif tarihlere, haberlere ve müjdelere işâret edildiği bilinmektedir.
Cifir ilmine tarih boyunca âşinâ olunduğu, kullanıldığı ve Kur’ân’dan da bu ilme dayanarak işin ehli olan âlimlerce bazı tarih, haber ve müjdelerin çıkarıldığı bir vakıadır. Ancak bu ilim, gaybı yalnız ve yalnız Allah’ın bildiği; Allah bildirmediği takdirde hiçbir kulun gaybı bilemeyeceği hakikatine gölge düşürecek şekilde kullanılamaz, kullanılmamıştır ve kullanılması câiz de değildir.
Şu halde bu ilmi hepten reddetmek yerine, kimin kullandığına bakarak bu ilme güvenirlilik vermemiz mümkündür. Yani, ‘Bedîüzzaman gibi bir âlim, tüm risâlelerinde değil, ana tebliğ olarak da değil, ara sıra ve bir farklı yorum zenginliği olarak bu ilmi—abartmaksızın—kullanmışsa, elbette ehliyetinden ve ilminden dolayı kullanmıştır’ diye düşünmemiz bizi hiçbir yanlış sonuca götürmez.
Dipnot:
1-Yazır M.H. Elmalılı Tefsiri, S.3956;


Ali FERŞADOĞLU
Ebced/ Cifir ilminin kullanıldığı sahalar



Harf ilmi çok eski tarihlere kadar uzanan; Ebced de henüz Kur’ân indirilmeden önce kullanımı yaygın olan bir sistemdir. Başta tarihî olayları tesbit ve kayıtta önemli rol oynamıştır. Özellikle Arap tarihinde geçen tüm olaylar, harflere rakam değeri verilerek yazılır ve böylece her olayın tarihi de kayda geçilmiş olurdu.
Ebced sistemi İslâm dünyasında özellikle tasavvuf, edebiyat, astronomi, astroloji, edebiyat ve mimarî alanlarıyla, cifr ilmine ait konuları da içine alan geniş bir çerçevede kullanılmıştır. Günlük ihtiyaçlarda, isim sembolü olarak (özellikle tasavvuf edebiyatında bu kullanım oldukça yaygındı), kitap ve makalelerde, resmî kayıtlarda sıklıkla kullanılmıştır. Tasavvuf ve dinî ilimlerde, “Kelime-i Tevhid” veya “Esmâ-i Hüsnâ”dan bir ismin kaç adet zikredileceği Ebced tablosuna göre tayin edilir. Kur’ân tefsirlerinde ve hatta Kadir Gecesinin tesbitinde de Ebced sistemine baş vurulmuştur.
Özellikle Kur’ân-ı Kerim ve hadislerden yapılan çalışmalarla geçmiş ve gelecek olaylara ait tahminler yapılmıştır. Meselâ, en çok bilinen İstanbul’un Fethinin “beldetün tayyibetün...” cümlesinden çıkartılması gibi.1 Elmalılı M. Hamdi Yazır da, tefsirinde Molla Câmi’den naklederek Sebe Sûresinin on beşinci âyetindeki “Beldetün Tayyibetün” (iyi bir belde) ifadesi ile İstanbul’un fethinin kastedildiğini ve İstanbul’un fetih tarihinin (857 H. yılının) bu cümlenin ebcedi ile haber verildiğini yazmaktadır.2
Şâir Fuzûli, Kanunî Sultan Süleyman’ın Bağdat’ı fetih tarihi olan 941 H. yılı için; “Geldi burc-i evliyaya padişah-ı namdâr” mısraını tarih düşmüştür. Yine Sultan Abdülmecid’in saltanata geçişine de “Bir iki delik Abdülmecid oldu Melik” mısrası ile tarih düşmüşlerdir.
Ebcedin mimarî alanda kullanılmasına Süleymaniye Camii’nden bir örnek verilebilir: Caminin zemininden kubbe üzengi seviyesi 45 arşın etmektedir. Bunun ebcedi karşılığı “âdem” kelimesine denk gelmektedir. Kubbe aleminin seviyesi ise 66 arşındır. Bu ise “Allah” lâfzını karşılamaktadır.3 Böylece, ebced hesap metodu cifr ilmini de içine alacak ölçüde geniş bir alanda kullanılmış ve kültürel bir unsur haline gelmiştir.
Cifr metotları ise; Arapça harfler başta şemsî-kamerî olmak üzere ikiye; mesrurî-mebrurî-melfuzî olmak üzere üçe bölünür. Veya yirmi sekiz harf ebceddeki sıraya göre ilk yedisi ateş, ikinci yedisi hava, üçüncüsü su, dördüncüsü de toprak karakterli olmak üzere dört gruba ayrılır. Harflerdeki tasarrufun sırrı, teşkil edilen tertipteki mizaca bağlanır, yahut harflere ve yine ebced sıralamasına göre sayısal değerler verilerek harfler ve sayılar arasındaki münasebetlerle bunlara tekabül eden remizlerden oluşan bir yol takip edilir. Bu sonuncu metoda “cefr-i mutavassıt” denilir.4
Bu hesap yöntemi, çok eski tarihlere kadar uzanan ve daha henüz Kur’ân indirilmeden önce kullanımı çok yaygın olan bir yazım şeklidir. Arap tarihinde geçen tüm olaylar, harflere rakam değeri verilerek yazılır ve böylece her olayın tarihi de kayda geçilmiş olurdu. Bu tarihler, her kullanılan harfin özel rakam değerlerinin toplanmasıyla elde ediliyordu.
Cifir ve dolayısıyla ebced ilmi, sair semâvî dinlerde ve kültürlerde de kullanıldığı için, Kur’ân elbette onu da içine alır. Bu açılardan bakıldığında da Kur’ân mu’cizedir.
Dipnotlar:
1. İsmail Yakıt, Türk-İslâm Kültüründe Ebced Hesab ve Tarih Düşürme, Ötüken Ist. 1992.; 2. Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’ân Dili, İstanbul 1936, V, 3956.; 3. İsmail Yakıt, Türk-İslâm Kültüründe Ebced Hesabı ve Tarih Düşürme; 4. Metin Yurdagür, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, “cefr” maddesi, c: 7, s. 216.
09.07.2006

_________________
EBCED-CİFİR tarihi..dini hükmü 41374811

Elif gibi yalnızım,
Ne esrem var, ne ötrem.
Ne beni durduran bir cezmim,
Ne de bana ben katan bir şeddem var.
Ne elimi tutan bir harf,
Ne anlam katan bir harekem...
Kalakaldım sayfalar ortasında.
Bir okuyan bekledim,
Bir hıfzeden belki...
Gölgesini istedim bir dostun med gibi…
Sızım elif sızısı...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
https://kutluforum.yetkinforum.com
@bdulKadir
Adminstratör
@bdulKadir

Mesaj Sayısı : 6517
Rep Gücü : 10014719
Rep Puanı : 97
Kayıt tarihi : 17/03/09
Yaş : 58
Nerden : İzmir

EBCED-CİFİR tarihi..dini hükmü Empty
MesajKonu: Geri: EBCED-CİFİR tarihi..dini hükmü   EBCED-CİFİR tarihi..dini hükmü Icon_minitimePaz Ekim 25, 2009 7:31 am

Bediüzzaman dan

“Hattâ benim sözümü de, ben söylediğim için hüsn-ü zan edip tamamını kabul etmeyiniz. Belki ben de müfsidim veya bilmediğim halde ifsad ediyorum. Öyle ise her söylenen sözün kalbe girmesine yol vermeyiniz. İşte size söylediğim sözler hayalin elinde kalsın, mehenge vurunuz. Eğer altun çıktı ise kalbde saklayınız. Bakır çıktı ise çok gıybeti üstüne ve bedduayı arkasına takınız, bana reddediniz gönderiniz.” Münazarat:14


Bediüzzaman Hazretleri, eserlerinde, Kur’anın mana camiiyeti ve külliyeti hakkında izahlar yapmıştır. Bunlardan birisi şöyledir:

لكل أية ظهر و بطن و حد و مطلع و لكل شجون و غصون و فنون

Kur’anın “Lafzındaki câmiiyettir. Elbette evvelki sözlerde, hem bu sözde zikrolunan âyetlerden şu câmiiyet aşikâre görünüyor. Evet olan hadîsin işaret ettiği gibi; elfaz-ı Kur'aniye, öyle bir tarzda vaz'edilmiş ki, herbir kelâmın, hattâ herbir kelimenin, hattâ herbir harfin, hattâ bazan bir sükûtun çok vücuhu bulunuyor. Herbir muhatabına ayrı ayrı bir kapıdan hissesini verir.” Sözler: 391

Bediüzzaman Hazretleri bir mahkemede iddia makamının tenkidine verdiği cevabında diyor ki:

“...mana-yı sarihî ile, mana-yı işarî ve mana-yı küllî ile hususî ferdlerin farkını anlamayan bir cehalettir. Necmeddin-i Kübra ile Muhyiddin-i Arabî gibi binler ülemaların küllî hâdiselerine, hattâ nefsin cüz'î ahvaline dair âyâtın mana-yı sarihi değil, işarî manalarını beyan sadedinde çok yazıları var olduğu malûmdur. Hem âyâtın mana-yı işarî-i küllîsinde her asırda efradı bulunduğu gibi bir ferdi bu zamanda ve bu asırda Risale-i Nur ve bazı şakirdleri de bulunduğuna eskiden beri ülema mabeyninde makbul bir riyazî düsturu olan ebced ve cifir hesabıyla bir tevafuk göstermek, elbette hiç bir cihetle âyâtı şahsî fikirlere âlet ediyor denilmez. Ve böyle diyen büyük bir hata eder ve dekaik-i ilmiyeye ihanet eder.” Şualar: 419

“Hem dememişiz ki mana-yı işarînin külliyeti budur. Belki diyoruz ki, mana-yı sarihinin tahtında müteaddid tabakalar var. Bir tabakası da mana-yı işarî ve remzîdir. Ve o mana-yı işarî de bir küllîdir, her asırda cüz'iyatları var. Ve Risale-i Nur dahi bu asırda o mana-yı işarî tabakasının külliyetinde bir ferddir ve o ferdin kasden bir medar-ı nazar olduğuna ve ehemmiyetli bir vazife göreceğine, eskiden beri ülema beyninde bir düstur-u cifrî ve riyazî ile karineler, belki hüccetler gösterilmiş iken, Kur'anın âyetine veya sarahatine değil incitmek, belki i'caz ve belâgatına hizmet ediyor. Bu nevi işarat-ı gaybiyeye itiraz edilmez. Ehl-i hakikatın nihayetsiz işarat-ı Kur'aniyeden hadd ü hesaba gelmeyen istihraclarını inkâr edemeyen, bunu da inkâr etmemeli ve edemez.” Şualar: 682



Said Nursi’nin hadis diye verdiği söz, Batınîlerin iddiasıdır. (Siyer-u A'lami'n-Nübela, Zehebi, c.15 s. 149) Kur’an’ı kendi arzularına alet etmek için böyle bir yola girmişlerdir.

Kur’an-ı Kerim kendini apaçık bir kitap olarak tanıtır. Bu gerçek bir çok ayette vurgulanmaktadır. Bunca ayete rağmen böyle bir söze hadis diyerek Kur’an’ın; bir açık bir de gizli manasının bulunduğunu iddia etmek Kur'an'a ters düşer. Ayrıca Kur’an’da açıklanmamış gerçeklerin kendisine Allah tarafından ilham ve feyiz yoluyla yazdırıldığını iddia eden, kendi kitabını Kur’an’dan üstün görmüş olur.

_________________
EBCED-CİFİR tarihi..dini hükmü 41374811

Elif gibi yalnızım,
Ne esrem var, ne ötrem.
Ne beni durduran bir cezmim,
Ne de bana ben katan bir şeddem var.
Ne elimi tutan bir harf,
Ne anlam katan bir harekem...
Kalakaldım sayfalar ortasında.
Bir okuyan bekledim,
Bir hıfzeden belki...
Gölgesini istedim bir dostun med gibi…
Sızım elif sızısı...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
https://kutluforum.yetkinforum.com
@bdulKadir
Adminstratör
@bdulKadir

Mesaj Sayısı : 6517
Rep Gücü : 10014719
Rep Puanı : 97
Kayıt tarihi : 17/03/09
Yaş : 58
Nerden : İzmir

EBCED-CİFİR tarihi..dini hükmü Empty
MesajKonu: Geri: EBCED-CİFİR tarihi..dini hükmü   EBCED-CİFİR tarihi..dini hükmü Icon_minitimePaz Ekim 25, 2009 2:01 pm

http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=show_qna&id=7127&keyword=k%FDyamet
Kıyametin kopma tarihi hakkında bilgi verir misiniz?
Soru
nafizcanli 28-Ekim-2006 - 15:06:47
Soru
İmamı Rabbanin mektubat adlı eserlerinin birinde kıyametin hicri 2000 yılında kopacağını söyler. Bediüzzaman Hazretleri ise kıyametin kopacağı vakti kimse tam olarak bilmez ancak kalbine kuvvetli olarak ihtar edilen hicri 1545 tarihini kıyametin kopabileceği zaman olarak ima eder. Birincisi bu yücelerin söylediklerine ne dersiniz. İkincisi kıyamet falan vakit kopacaktır manasında Resulullahtan (A.S.M.) bir söz çıkmış mıdır?
31-Ekim-2006 - 15:57:59
Cevabımız

Değerli Kardeşimiz;

Cifir ve ebced bir ilim dalıdır. Allah’ın gelecek ve geçmişle ilgili koyduğu bazı sırların anlaşılması ve şifrelerin çözülmesi için kullanılmaktadır. Fakat bunlar gaybı bilmek değildir. Sadece okumasını bilmektir. Çince bir yazıyı bilmeyen birisi resme bakıyorum zanneder. Halbuki bu dili bilenler çok manalar anlayacaktır.

İşte ebced ve cifir ilmi de Allah’ın geçmişe ve geleceğe yönelik koyduğu bazı şifreleri öğrenme ve okuma sanatıdır.

Bu ilim dalının özünü Hz. Ali (r.a) Peygamber Efendimizden almıştır. Bu nedenle bu ilmin kaynağı vahye dayanmaktadır. Hz. Ali aldığı bu sırları bazı kaide ve kurallarla belirlemiştir. Özellikle seyyidler sülalesinin bildiği söylenen bu kuralları kemaliyle ahir zamanda geleceği müjdelenen Mehdinin bilebileceği söylenmiştir. (Katip Çelebi, Keşfuzzunun, İlmu Cifir Maddesi)

Bu ilmin bazı yahudiler tarafından bilindiğini gösteren açıklamalar vardır. Örneğin “elif lam mim” ayeti okununca yahudiler ümmet-i muhammedin ömrünün az olacağını söylemişler fakat Peygamberimiz başka ayetler okuyunca seslerini kesmişlerdir. Diğer bir örnek ise Kuran’da geçen “beldetüün tayyibetün” ifadesidir. Bu ifade ebced ilmiyle hesab edilince İstanbulun fetih tarihi çıkmaktadır. (İsmail Hekimoğlu, Yeni Ansiklopedi, Ebced Maddesi)

İşte Kuran ve Hadislerde gizlenmiş bu sırları okuma ilmine Ebced ve Cifir ilmi denilmektedir.

Bu konuda geniş açıklamalar ve örnekler için Abdulkadir Badıllı’nın hazırladığı ve envar yayınlarında çıkan “Kudsi Kaynaklar” isimli eserine bakılabilir.

Allah’ın ilmi, ezelden ebede kadar olmuş ve olacak bütün hadiseleri, zamanları ve mekânları kuşatmıştır. O ilmin haricinde hiçbir şey kalamaz ve ondan saklanamaz.

Henüz vukuâ gelmemiş gaybî olayları ancak Allah bilir. Allah’tan başkası gaybı bilemez. Mugayyebât-ı hamse denilen beş şey vardır ki, bunlar yalnız Allah’ın ilmindedir. 1- Ana rahmindeki çocuğun bütün insanlardan farklı olan siması ve mânevî istidat siması. 2- Henüz gaybda olan ve şehâdet âleminde belirtileri bulunmayan bir yağmurun ne zaman yağacağı. 3- İnsanın yarın ne kazanıp, ne kaybedeceği. 4- İnsanın ne zaman, nerede ve ne şekilde vefat edeceği. 5- Kıyametin ne zaman kopacağı.

İslâm âlimleri, “Gaybı, Allah’tan başkası bilemez” düsturuna karşı hürmetsizlik ve itaatsizlik etmemek için, gaybdan haber vermeyi yasak görmüşler. Haber verenler de, yalnız işâret sûretinde perdeli ve kapalı olarak ihbar etmişlerdir.

İstikbalden haber vermekte kullanılan ilim, cifir ilmi ve ebced hesabıdır. Arapça harflerin her birinin belli bir rakam değeri vardır. Bu ebced hesabı, İslâmiyet’ten evvel de bilinmekteydi. Bu hakikati, Bediüzzaman şöyle teyid eder: “Bir zaman, Benî-İsrâil âlimlerinden bir kısmı huzur-u peygamberî de sûrelerin başlarındaki ‘elif-lâm-mim’ gibi harfleri işittikleri vakit, hesab-ı cifrî ile dediler: ‘Ya Muhammed! Senin ümmetinin müddeti pek azdır.’ Onlara dedi: ‘Az değil.’ Sâir sûrelerin başlarındaki kesik harfleri okudu ve ferman etti: ‘Daha var.’ Onlar sustular.

“..Hazret-i Ali’nin (r.a) Kaside-i Celcelûtiyesi, baştan nihayete kadar, bir nevî ebced ve cifir hesabı üzerine telif edilmiştir. Hem, Cafer-i Sadık ve Muhyiddin-i Arabî (k.s) gibi gaybî sırlar ile uğraşan zatlar ve harf ilminin sırlarına çalışanlar, bu ebced hesabını gaybî bir düstur ve bir anahtar kabul etmişler.” (Şuâlar, s. 613)

İşte, âhir zamandan ve kıyametten haber veren bir hadis-i şerifi, Bediüzzaman ebced ve cifir ilmiyle tahlil eder ve bir takım tarihler çıkarır. “Lâ tezâlü tâifetün min ümmetî zâhirine ale’l-hakkı hattâ ye’tiyallahü bi emrihî.” Meâlen: “Ümmetimden bir taife Allah’ın emri gelinceye kadar (yani kıyâmetin kopmasına kadar) hak üzerinde galip olacaktır.”

“Lâ tezâlü tâifetün min ümmetî.” Ebced ve cifir ilmiyle rakam değeri Rûmi tarihle 1542. (Milâdî 2126)

“Zâhirine ale’l-hak.” Rûmî 1506 (Milâdî 2090)

“Hattâ ye’tiyallahü bi emrihî.” Rûmi 1545 (Milâdî 2129)

Risâle-i Nur talebelerinin ne zamana kadar devam edeceğini düşündüğü bir sırada, Ramazan-ı Şerifin onuncu gününün ikinci saatinde birden kalbine bu hadisin ihtar edildiğini söyleyen Bediüzzaman, 1506 tarihine, yâni, 2090 Milâdî tarihine kadar zâhir, âşikârâne, belki galibâne hizmetler yapılacağını, sonra 1542 tarihine kadar, yâni, Milâdî 2126 yılına kadar, gizli ve mağlûbiyet içinde irşad ve tenvir vazifesini sürdüreceğini; sonra 1545 de, yâni Milâdî 2129 yılında kâfirlerin başında kıyametin kopmasını îma ettiğini ve bunların Allah’ın ilminde olup ve doğrusunun Allah tarafından bilinebileceğini ifâde eder.

Fatiha-i Şerif’de, sırat-ı müstakîm üzerinde olan, yâni doğru yoldan gidenleri tarif eden “Ellezîne en’amte aleyhim” fıkrasının şeddesiz 1506 veya 1507 ederek, “Zâhirine ale’l-hak” fıkrasının rakam değerine aynen denk gelmesi hadisin îmasını teyid edip remz derecesine yükseltmesi de çok anlamlıdır. Böylece, Risale-i Nur talebelerinin, âhirzamanda Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat denilen o büyük tâifenin âhirlerinde makbul bir grup olacağına işâret edildiği anlaşılır.

Kur’ân-ı Kerim’in ve hadis-i şeriflerin kıyametle ilgili îmalı işâretleri yanında, ilim adamları da bir takım hesaplamalar yapmaktadırlar. Güneş sistemine bağlı bir yörüngede dolanıp duran ve her 76 yılda bir dünyaya en yakın mesafeden geçen Halley Kuyruklu Yıldızı, en son 1980’li yılların başlarında yakınımızdan geçti. Bundan sonra, ikinci defa geçişinde Allah’ın emriyle gezegenimize çarpması kıyametin kopmasına sebebiyet verebilir. Hatta, üç mil genişliğindeki “Swift Tuttle” adlı bir kuyruklu yıldızın saniyede 37 mil hızla dünyamızın üzerine doğru geldiği ve hesaplanan 14 Ağustos 2126 tarihinde dünyamıza çarpacağı ve bir milyon atom bombasından daha fazla etki yapacağı söyleniyor. Bütün bu anlatılanlar, ancak yaklaşık tahminlerdir. Yine en doğrusunu Allah bilir.

Peygamberimiz “Ben insanlığın ikindi vaktinde geldim.” buyuruyor. Diğer bir hadisinde ise “Benim ümmetimin ömrü 1500 seneyi pek geçmeyecek.” buyurmuş.

Kıyamet, kâinatın harap olması ve tekrar dirilmek üzere ölmesidir. Bizim ölümümüz de, kendi kıyametimizdir. Kıyametimiz kopmadan sonsuzluk yurduna hazırlık yapmak ve Allah’ın emir ve yasaklarına boyun eğerek istikamet üzere hayatımızı geçirmek ise, yapılabilecek işlerin en isâbetlisidir.

_________________
EBCED-CİFİR tarihi..dini hükmü 41374811

Elif gibi yalnızım,
Ne esrem var, ne ötrem.
Ne beni durduran bir cezmim,
Ne de bana ben katan bir şeddem var.
Ne elimi tutan bir harf,
Ne anlam katan bir harekem...
Kalakaldım sayfalar ortasında.
Bir okuyan bekledim,
Bir hıfzeden belki...
Gölgesini istedim bir dostun med gibi…
Sızım elif sızısı...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
https://kutluforum.yetkinforum.com
huzeyfe
Süper Moderatör
huzeyfe

Mesaj Sayısı : 7750
Rep Gücü : 18141
Rep Puanı : 23
Kayıt tarihi : 27/03/09

EBCED-CİFİR tarihi..dini hükmü Empty
MesajKonu: EBCED HESABI NASIL YAPILIR,EBCED HESABI NASIL HESAPLANIR ? 2012 , 2016 , 2017 , 2023 , 2031 YILININ SIRRI NEDIR VE BESMELENIN EBCED HESABI    EBCED-CİFİR tarihi..dini hükmü Icon_minitimePtsi Ocak 22, 2018 10:17 pm

EBCED HESABI NASIL YAPILIR,EBCED HESABI NASIL HESAPLANIR ? 2012 , 2016 , 2017 , 2023 , 2031 YILININ SIRRI NEDIR VE BESMELENIN EBCED HESABI


http://gercek-tarihimiz.blogspot.com.tr/2015/05/ebced-hesabi-nasil-yapilirebced-hesabi.html?m=1

EBCED-CİFİR tarihi..dini hükmü Screenshot_41

Milyonlarca insanı öldüreni de, dünyyaı korkudan titreteni de var; yaptıkları reformlarla demokrasinin temellerini atan, insanları özgür kılan da. Geçmişten bugüne kadar işte tarihin akışını değiştirenlerde var . Gerçekler bize değil, biz gerçeklere uymalıyız.Hz Ali















26 Mayıs 2015 Salı


EBCED HESABI NASIL YAPILIR,EBCED HESABI NASIL HESAPLANIR ? 2012 , 2016 , 2017 , 2023 , 2031 YILININ SIRRI NEDIR VE BESMELENIN EBCED HESABI


EBCED-CİFİR tarihi..dini hükmü Screenshot_2

Kuran ve Hadislerde gizlenmiş bu sırları okuma ilmine Ebced ve Cifir ilmi denilmektedir.



 Allah'ın gelecek ve geçmişle ilgili koyduğu bazı sırların anlaşılması ve şifrelerin çözülmesi için kullanılmaktadır. 

Fakat bunlar gaybı bilmek değildir. Sadece okumasını bilmektir.



Çince bir yazıyı bilmeyen birisi resme bakıyorum zanneder. Halbuki bu dili bilenler çok bilgiler , manalar anlayacaktır.


Bu ilim dalının özünü Hz. Ali (r.a) Peygamber Efendimizden almıştır. Bu nedenle bu ilmin kaynağı vahye dayanmaktadır. Hz. Ali aldığı bu sırları bazı kaide ve kurallarla belirlemiştir. özellikle seyyidler sülalesinin bildiği söylenen bu kuralları kemaliyle ahir zamanda geleceği müjdelenen Mehdinin bilebileceği söylenmiştir.



Allah'ın ilmi, ezelden ebede kadar olmuş ve olacak bütün hadiseleri, zamanları ve mekanları kuşatmıştır. O ilmin haricinde hiçbir şey kalamaz ve ondan saklanamaz.

Henüz vukua gelmemiş gaybi olayları ancak Allah bilir. Allah'tan başkası gaybı bilemez. Mugayyebat-ı hamse denilen beş şey vardır ki, bunlar yalnız Allah'ın ilmindedir. 1- Ana rahmindeki çocuğun bütün insanlardan farklı olan siması ve manevi istidat siması. 2- Henüz gaybda olan ve şehadet aleminde belirtileri bulunmayan bir yağmurun ne zaman yağacağı. 3- İnsanın yarın ne kazanıp, ne kaybedeceği. 4- İnsanın ne zaman, nerede ve ne şekilde vefat edeceği. 5- Kıyametin ne zaman kopacağı.



“..Hazret-i Ali'nin (r.a) Kaside-i Celcelutiyesi, baştan nihayete kadar, bir nevi ebced ve cifir hesabı üzerine telif edilmiştir. Hem, Cafer-i Sadık ve Muhyiddin-i Arabi (k.s) gibi gaybi sırlar ile uğraşan zatlar ve harf ilminin sırlarına çalışanlar, bu ebced hesabını gaybi bir düstur ve bir anahtar kabul etmişler.” (Şualar, s. 613)

İşte, ahir zamandan ve kıyametten haber veren bir hadis-i şerifi,Bediüzzaman ebced ve cifir ilmiyle tahlil eder ve bir takım tarihler çıkarır. “La tezalü taifetün min ümmeti zahirine ale'l-hakkı hatta ye'tiyallahü bi emrihi.” Mealen: “ümmetimden bir taife Allah'ın emri gelinceye kadar (yani kıyametin kopmasına kadar) hak üzerinde galip olacaktır.”

“La tezalü taifetün min ümmeti.” Ebced ve cifir ilmiyle rakam değeri Rumi tarihle 1542. (Miladi 2126)



[size=24]“Gökte ve yerde gizli hiçbir şey yoktur ki apaçık bir kitapta (Lehv-i mahfuzda) bulunmasın.” (Neml:75)[/size]


[size=24]Her insanın amel defterini boynuna doladık, kıyamet günü açılmış bulacağı kitabı önüne çıkarırız. (İsra – 13) 

Yaptıkları küçük büyük her şey, satır satır kitaplarda yazılmıştır.” (Kamer 52, 53)
[/size]


(Kur'an-ı Kerimden yahud Levh-i Mahfuz'dan okuyarak) 
Zaman ve mekandan münezzeh olan Rabbimiz Allah'ın; geçmişi ve geleceği (yani tüm zamanları) bilmesi, ihata etmesi başka; gavvas olan muhakkiklerin Allah'ın dilemesiyle, Allahın sadık kullarının öğrenmesi anlaması . Tıpkı Hz Yusufun gelecekte olacak olayları rüyalardan  yorumlaması gibi.....


 Peygamber(s.a.v.) Efendimize alınyazısı hakkında Eshabtan birisi:
-“Ya Resulallah, yaptığımız ve yapacağımız işler önceden takdir edilip yazıldığına göre, iş yapmanın ne önemi vardır?” diye sorduğunda,


 Rasulullah:
-“Herkes, kendi işine hazırlanır” ve “Herkes önceden takdir edilmiş olan işlere hazırlanır” buyurdu.



Özellikle Kuran-i Kerim ve hadislerden yapilan çalismalarla geçmis ve gelecek olaylara ait tahminler yapilmistir. Istanbulun Fethinin “beldetun tayyibetun…” cümlesinden çikartilmasi gibi. Bediüzzaman said-i Nursi’nin Sikke-i Tasdik-i Gaybi adli eserinde bununla ilgili çok sayida örnek bulunmaktadir.


Sonuç olarak Dünya hep aynıdır.
Dünyada sadece insanlar değişir.
Allah insanları dünyada doldur boşaltla ;
Sürekli ve düzenli imtahana tabi tutar.
Yine yeni bir imtahanla , 
Her yüzyılda Allahın izni ile ve
hükmünde bir deccaliyet ,
bir de mehdiyet tarafı olur .
Ve Allahın kuralların da ve imtahanların da hiç bir değişiklik olmaz.


 [size=24]HZ.ISA yı IŞARET EDEN AYETLERIN EBCED DEĞERLERI[/size]


Bu önceki uyarıcılardan bir uyarıcıdır.
(Necm Suresi, 56)

Ayetin Ebcedi: 2031

Hz İsa nın iniş tarihi .


"Dilerseniz şu ayeti okuyun. (Mealen): "Kitap ehlinden hiçbir kimse yoktur ki, ölümünden önce onun (İsa'nın) hak peygamber olduğuna iman etmesin. Kıyamet gününde ise İsâ onlar aleyhine şâhitlik edecektir" (Nisa 159).


2023’te İnşallah!


AND OLSUN :Faiz, zina ve kumar gibi fuhşuyata, sigara, alkol, esrar, eroin gibi münkirata, yaşama ,İslam Düzeninden başka hiçbir sistem ve rejimi hayat nizamı olarak asla kabul etmeyeceğimize ,


AND OLSUN Yeryüzünün tamamında Şeytani fitne rejimlerinden ve putlaştırılmış Deccallerden, tüm insanlığı İslam Nizamıyla kurtarıncaya ve her yerde ve her zaman hâkimiyet kayıtsız şartsız yalnız Allah’ın oluncaya kadar 


Malımızla ve canımızla cihad edeceğimize 


AND OLSUN , AND OLSUN




AND OLSUN : IRKÇILIK, particilik, mezhepçilik, tarikatçılık, cemaatçilik hastalıklarından kurtulup, Ümmet şuuruyla birleşinceye kadar!


İşsizliğin, sömürünün, geri bırakılmışlığın ana mikrobu faiz belasından ve AB hayranlığından kurtulup, kendi ticari, ilmi ve siyasi birliğimizi kuruncaya kadar!


Evet! Dolar ve faiz atomunun belalarından kurtulup, kendi B.A.D Topluluğunun oluşturacağı milli para birimine ve faizsiz bir milli ekonomiye geçinceye kadar! 


Doğu Türkistanlı Müslüman kardeşlerimize kan kusturan zalim Çin, AB, İsrail ve ABD gibi emperyalist ülkelerin mallarına ve modalarına boykot edinceye kadar!


NATO kurtlar sofrasından kurtulup B.A.D Savunma Paktı’mızı kuruncaya kadar! 


Kapitalizm, komünizim, sosyalizm, faşizm ve laisizm putlarını yıkıp, yerine hâkimiyet kayıtsız şartsız her yerde, her şartta ve her zaman sadece Allah’a aittir inancıyla İslam Düzenini kuruncaya kadar!


Kralların, bazı siyasi liderlerin, ilmi ve manevi kanaat önderlerinin egemenliğinden kurtulup, Allah’a kulluk egemenliğine dönünceye kadar!


Devletin temel nizamlarını kısmen de olsa Allah’ın İlkesi İslam Dinine dayandırmayı suç kabul edip, yasaklayan bu şirk yasalarından kurtuluncaya kadar!


Allah’ın tüm kullarına verdiği insani hak ve hürriyetlerimize yeni bir milli anayasa ile kavuşuncaya kadar! 


Ve birbirinden kopuk devletçiklerden, Yeniden Büyük Türkiye öncülüğünde yekvücut B.A.D (Birleşik Adil Devletler) Müslüman Topluluğunu oluşturuncaya kadar!


Siyonist ve emperyalistlerin maddi, manevi ve kalbi işgallerinden kurtulmamız mümkün değildir!


Bu sebeple;


Türkiye’mizi yeniden karanlık çağlara, istikrarsız dönemlere ve kardeş kavgalarına dönüştürerek bölüşmek isteyenlerin, kapkara oyunlarını 7 Haziran’da AK oylarıyla bozmaya
AND OLSUN , AND OLSUN


Ve Bu büyük zaferden sonra, 


[size=24]B.A.D (Birleşik Adil Devletler) Topluluğunun temeli 2023’te atmaya AND OLSUN , ANDOLSUN , ANDOLSUN[/size]
[size=24]İnşallah![/size]


[size=24]Selam, sevgi ve duayla. [/size]


[size=9]YENİAKİT / Şevki Yılmaz yazılarından alıntılarla yazılmıştır .[/size]




***********************

DECCAL’IN MÜHİM KUVVETİ YAHUDİDİR. YAHUDİLER SEVEREK TÂBİ’ OLURLAR : 



Zaten asrımızda her iki Deccal da yahudilerden çıkmış ve biri insanlık alemini, diğeri de İslam alemini tahribe çalışmıştır. 



Türkiyede faaliyet gösteren İslam Deccali yahudilerle beraber çalışmış ve onlardan destek almıştır. Hala da tüm dünya da almaktadır.


Mehdi Ali Resul’ün en büyük mücadelesi küfrün başı olan fitnenin en büyüğü, Deccal ile olacak. Deccal de şu anda hayattadır ve İsrail vatandaşıdır. O da, kendine göre çeşitli istihraçlar (sihir) gösterecek, pek çok insan ona tabi olacak.


Onlar görünürde ne müslümandır,
Ne Hiristiyandır ,
Ne de Musevidir .
Onların tapındığı şey Luciferdir ( Nuru ziyadır )

Cenabu Allah Kurani Kerimde : Allah katında bir gün sizin saydıklarınızla bin yıl gibidir” El hacc 41 ayetinde buyrulmaktadır.


Ve Deccalın Ömrünü , 

Yol haritasını izleyin.


EBCED-CİFİR tarihi..dini hükmü Screenshot_6

Deccal dünyada 40 gün kalacak, bir günü 1 yıl gibi, diğer 1 günü 1 ay gibi, diğer 1 günü 1 hafta gibi, ve geri kalan diğer kalan günler (37 gün) bizim normal günlerimiz gibi olacak. 

(Sahih Müslim)

Deccal hem manen hem bedenen insanların arasında olacaktır. 3 gün manen ve 37 gün bedenen yeryüzünde bulunacaktır.

Deccal kelimesinin ebced değeri 37 göstermesi, bedenen insanlar arasında kalacağı gün sayısına işaret eder.

Deccalin manen insanların arasında kalacağı mevzuya gelelim. Hadisteki 3 gün, yıl-ay-hafta şeklinde olması aynı zamanda 3 farklı mekana da işaret eder.

Yüce kitabımız Kuranı Kerim'de Allah katında bir günün dünya zamanındaki 1000 yıla eşit olduğu belirtilmiştir (Hacc Süresi /47).

O zaman böyle bir hesaplama yapılsa ilginç gelecektir.

Hadisteki 1 gün, 1 yıl gibi, 1000/1 yıl=1000 yıl.
Hadisteki 1 gün, 1 ay gibi, 1000/12 ay=83.33 yıl.
Hadisteki 1 gün, 1 hafta gibi, 1000/52 hafta=19.23 yıl.

The Arrivals (Gelenler) - 1. Sezon - Deccal'in Temelleri - Bölüm 26 - De...




Deccal, Yahudilerden bir adamdır. Bu ümmetin sonunda ortaya çıkar ve hakkı batılla karıştırıp hakkı gizlemeye çalışır. Deccal, taraftarlarıyla yeryüzünü karıştırır ve küfrünü insanlardan gizli tutar.

Bugün belli ki hadisleri dikkate alan Amerika,
Türkiye,Irak ve Afganistan'da kurmuş olduğu üsler
aracılığı ile Siyah Bayraklıları kuşatmaya çalışmıştır.

Ancak, hadislerdeki gaybi konular
Amerika'nın planı suya düşeceğini işaret eder.



Terörist Yahudi Üssü İsrail’in uzun vadeli hedefi; Arz-ı Mevuddur. Arz-ı Mevudun birinci merhalesi Filistin’e yerleşmek, ikinci merhalesi devletleşmek, üçüncü merhalesi ise Nil ile Fırat’ın arasını ele geçirmektir. İslâm coğrafyasında yürütülen nüfus planlanması çalışmalarının arkasında Terörist Yahudi Üssü İsrail vardır. 


Dünyada kendisini İsrail’in güvenliğini sağlamaya ve egemenlik alanını genişletmeye adamış şeytan Amerika’nın “Dünya Nüfusunu Azaltma” projesi vardır. Bu projenin ilk safhasını İslâm coğrafyası teşkil etmektedir. Bugün İslâm coğrafyasında sürdürülmekte olan birçok çatışmanın öncelikli amaçlarından birisi de, Müslümanların nüfusunu azaltmaktır. 


Masonik düşünce ilk temellerini İngiltere'de (hadislerde belirtilen deccalın tutsak adası)

10. yüzyılda yani 900 lü yıllarda atılmıştır. 1000 yıl sonrası 1921 yılında yahudi masonlar tarafından CFR örgütünün kurulması ile Deccaliyet İngiltere'den Amerika'ya taşınmıştır.

Melhame (büyük savaş) ile İstanbulun fethi arasında 6 sene vardır . Yedinci seneside deccal çıkar.(Taberani(20/108)

Alnında (deccal), iki gözünün arasında “ke-fe-re, yani kâfir” yazılıdır.

Bu hadisi takip eden Yahudiler prototip amaçlı tarihi bir olay gerçekleştirmişlerdir. 1914 yılında başlayan Dünya Savaşından 6 yıl sonra İstanbul yabancı işgalciler tarafından işgal edilmiştir.


1921 yılına 83 yılı eklediğimizde 2004 yılı çıkar. Bu yılda ilk defa uluslararası babında "Büyük Ortadoğu Projesi" yani "Kudüs tabanlı Büyük İsrail Devleti" açıklamalarıyla Deccaliyet Amerika'dan İsrail'e taşınmıştır.

George W. Bush 20 Ocak 2004 tarihinde ulusa sesleniş konuşmasında Büyük Ortadoğu Projesi’ne dikkatleri çekmişti. 2004 yılının yaz aylarında bu proje G7 ülkelerinin toplandığı bir zamanda uluslararası çapta dile getirilmiştir.

2004 yılına 19 yıl eklediğimizde 2023 yılı ortaya çıkar. Biz 2023 yılından sonraki yıllarda deccalın vücuden ortaya çıkacağını düşünüyoruz. Çünkü bu yılda hadis ve ebced analizlerinde İsrail ortadan kalkacaktır. En doğrusunu Allah bilir.

Perişan olup ülkeleri yok olan yahudiler, son umutları olan Deccalı doğu tarafında bulunan İsfahanlı yetmişbin yahudi yardımıyla ortaya çıkaracaklardır. Aşağıdaki hadisler bize ışık tutmaktadır. Bugün İsfahan, İran Devleti sınırları içerisinde Horasan bölgesine yakın bir yerde bulunmaktadır

Deccal'e Isfahan yahudilerinden yetmişbin yahudi tabi olur. Hepsinin üzerlerinde taylasan vardır.(RE. 506/9,Hz. Enes RA)

Deccal şarktan, Horasan'dan çıkar ve ona kalkan yüzlüler tabi olur. (RE. 97/7,Hz. Ebubekir RA)

Sonuç olarak, 2023 yılından sonraki yıllarda Deccal ve onu öldürecek olan Hz. İsa (a.s) bedenen ortaya çıkacaklardır.. En doğrusunu Allah bilir.


Yecüc ve Mecüc denilen kavim Çinlilerdir, çok büyük bela olacaklar.

"Deccal’ın kellesini Topkapı sarayında bulunan Davud As.'ın kılıcı ile Mehdi, Mesih  İsa Resul kesecek. Zira o kılıcı Davud (as) kendisi elleri ile yapmıştır. Ve kılıcın üzerinde İbranice “bu kılıç ile Davud, Callut’tun kellesini kesmiş Mehdi de Deccal’ın kellesini kesecek” yazılıdır.


Deccal yeryüzünden kalktıktan sonra, İslam bütün dünyaya hâkim olacak. Asr-ı Saadet , Altın devirini Hz isa ile bu dönem bolluk bereketli bir yaşantı başlayacak .

Mehdi İsa Mesih Resul zamanında ilim çok ilerleyecek, yıldızlar arası seyahat olacak, araba ve taşıtlar havada uçacak aynı Süleyman (as)’ın koltuğu ile havada gittiği gibi.

Dünyada az bir kafir kalacak ve tüm dünyaya Müslümanlar hakim olacak. ABD, Beyaz Eve Müslüman olacak birçok Avrupa ülkesi Müslüman olacak. 



 İslam’ın gür sedası Avrupa’dan gelecek. Özellikle Almanya ve Hollanda Allah’tan bir mani olmaz ise kesin Müslüman olacak. Avrupa da ki kiliseler zamanı geldiğinde hep cami olacak. 

AHİR ZAMAN SUFYANLARI SÜFYANLAR 4 TANEDİR

AHİR ZAMAN MEHDİLERİDE 4 TANEDİR .

İbni Münavi diyor ki , Danyal (a.s.)'in kitabında şöyle yazılıdır.


1. Süfyan çıkıp adı sanı yayıldığında ona karşı 1. Mehdi,( Bedüizaman Sait Nursi Hz ) Geçmiş zaman .


2. Süfyana karşı 2. Mehdi. “Mehdi ve şakirtleri” Günümüz zaman .Hakimiyete Başlangıç 2002-2012


NOSTRADAMUS TÜRKİYE KEHANETİ

"Devrimi temelden sarsıyor büyük bir kasırga,
Yüzlerde artık peçeler, başlar örtülü,
Cumhuriyetin sonu geldi artık,
AK'lar-KIRMIZI'lar karşı karşıya..."

"Büyük Dünyanın ortasında geçer başa GÜL,
Yeni tasarılar için halkın kanı dökülür,
Gerçeği söylemek isteyenin ağzı kapatılacak,
Gelmesi gereken, zamanından geç kalacak."

"Büyük bir tarikat, karşısındakilerin çarmıhını hazırlıyor,
Doğduğu yer Mezopotamya'dır,
Nehrin yakınlarındalar tüm cemaat,
Ve mevcut düzeni can düşmanı görüyorlar."



3. Süfyana karşı da 3 .Mehdi Peygamber efendimizin müjdelediği Seyid Abdullah Hz Mehdi a.s .Günümüz zamandan geçişle , Çok yakın gelecek zaman . 

Rasulullah (sav) Mehdi Âli Resul için “Halifetullahtır” (Allah’ın Halifesidir) buyurmuştur (Ramuz el-Ehadis s.48/1). Ancak Mehdi Ali Resul zuhur ettiğinde âlimlerin oybirliği ile halifeliğe seçilecektir. Bundan sonra da biatleri kabul edecektir.

"Biatler Mehdi Ali Resul kendisi istemediği halde yapılacaktır. Bu da bize gösteriyor ki Mehdi Ali Resul kendisini hiçbir zaman mehdi olarak ilan etmeyecektir. İnsanların gelip 'alametler sende bulunuyor' demelerine rağmen o yine de bu görevi kabul etmeyecektir. Çünkü bu görev pek ağır sorumluluk istemektedir..."

O’na ilk biat edenler O’nun ashabı olacaktır. Sayıları 313'tür. Bedir Ehli’nin sayısı kadar... 50'si kadındır. Ashabının isimleri ve sayıları belirlenerek kendisine emanet edilmiştir. Allah onları bir Cuma gecesi Mekke’ye toplayacak. O cumanın sabahı hepsi Mescid-ül Haram’da bir araya gelecekler. ... Onlar necip kişilerden, hakimlerden, yönetici ve din bilginlerinden oluşur."

Başka bir hadis-i şeriften ise şunu öğreniyoruz: Doğudan bir takım insanlar çıkacak ve Mehdîye zemin hazırlayacaklar, yani Hz. Mehdî onlar arasında hükümran olacaktır.


Tirmizî'de yer alan bir hadiste, “Hz. Mehdî'nin Araba hakim oluncaya kadar Kıyametin kopmayacağından” söz edilir ki, buradan Arapların içinde çıkmayacağını anlıyoruz. Çünkü Araba hâkim olmak için onların dışında olmak gerekir.



BÜYÜK MEHDİ ve SABIK MEHDİLER

 Bediüzzaman bu sözünde iki ayrı tür Mehdi olduğunu açıklamıştır. Bunlardan birincisinin SABIK MEHDİLER diğerinin ise ahir zamanda gelecek olan BÜYÜK MEHDİ olduğunu belirtmiştir.

Bediüzzaman bu sözünde Hz. Mehdi’den ve onun kudsi cemaatinden bahsetmiştir. Buradan bu ikisinin ayrı kavramlar olduğu anlaşılmaktadır;

- Kudsi cemaati temsil eden kimdir? Mehdi Al-i Resül’dür.
- Hz. Mehdi neyi temsil etmektedir? Kudsi cemaatini.

HZ. MEHDİ’NİN BAŞINDA BULUNDUĞU ve ONUN TEMSİL ETTİĞİ bir cemaati olacaktır. Bu kudsi cemaat, Hz. Mehdi’nin şahsı manevisini oluşturacaktır.

AHİR ZAMANDA SON 3 SUFYANİ DECCAL ve 1 BÜYÜK DECCAL

1) Birinci Süfyani; geldi, görevini daha çok fikrini ve icraatını teoride uygulayıp ve görvini bitirip gitti…(meçhûl zat!..)
--Birinci Mehdi; geldi, görevini daha çok fikrini ve icraatını teoride uygulayıp , Kuran tevsiri olan değerli Nur risaliyesini icra ederek görevini bitirip gitti. (Bediüzzaman Hz. leri)

2) İkinci Süfyan; geldi.Günümüzde ve gündemimizde Paralel devlet reisi.


iİşgalin altyapısını dünyanın çeşitli yerlerinde kandıracağı topluluklarla hazırlamaktadırlar.
--İkinci Mehdi; 
ikinci Süfyani ile İkinci Mehdi kapışmaya başladılar .Yaşıyor ve görevini, hem de layıkiyle yapıyor.

3) Üçüncü Süfyani’nin çıkışı ; Şamdan çıktı ve kan dökmeye başladı.
--Üçüncü ve gerçek Mehdi. Hz. Mehdi veya Medi-i Azam; gelmek için, Önceleri gizli , Sonrasın da 2016 da aniden çıkış yapacak.
Üçüncü Mehdi Hz. Mehdi’nin Şam Sufyanı Deccalla kapışacaklar ve  dan ardından

4) Son olarak Hz İsa zuhur edip Büyük Deccalı öldürmesi bekleniyor.
Son Deccalı Çin’den çıkarmak için Deccaliyet Komiteleri hazırlık yapıyorlar.

Hz. MEHDİ (as)nin zuhûru ile; nüzûl ederek ve Hz. Mehdi ile el-ele verecek olan, o; İslâmın en büyük düşmanı DECCAL’i, Kudüs banliyolarında öldürecek olan, Hz. İSA (a.s.)



HER DÖNEMİN SABIK MEHDİLERİ VE FARKLI DECCALLARI OLACAKTIR


Peygamber efendimiz “aleyhissalâtü vesselâm”, (Benden sonra peygamber gelmeyecek ama, Benim dînimi kuvvetlendirecek vârislerim gelecek) buyuruyor.


Müceddidler İslâm dînini kuvvetlendiren, bid'atleri yâni İslâm dinine sokulmak istenen hurâfeleri söküp atan ve sünnetleri ortaya çıkaran âlimlerdir. Sünen-i Ebî Dâvûd'da zikredilen bir hadîs-i şerîfte;"her yüz senede bir müceddid zâhir olur (ortaya çıkar). ümmetimin işlerini yeniler." sapık düşüncelerle, ilmiyle mücadele ederbuyrulmuştur.


Sizden herhangi bir ücret istemeyen bu kimselere tâbi olun, çünkü onlar hidayete ermiş kimselerdir. 36/yâsîn-21


Her devirde, her kavimde çok sayıda mehdi var olmuştur. 



Her tarafta hidayete erdirmeye vesile olan çok sayıda insan vardır. Hidayete erdiren, hidayete erdirmeye vesile olan herkes hidayete erdirici hüviyettedir.


 Onların Kur'ân'daki adı mehdidir. Kim hidayete erdirmeye vesile de olsa, bizatihi hidayete erdirici de olsa hepsi mehdidirler.

Bu dünya tecrübe meydanıdır. Akla kapı açılır, fakat ihtiyarı elinden alınmaz. Öyle ise o eşhas (şahıslar), hattâ o müdhiş Deccal dahi çıktığı zaman çokları, hattâ kendisi de bidayeten (başlangıçta) Deccal olduğunu bilmez. Belki nur-u imanın dikkatiyle, o eşhas-ı âhirzaman (Ahir Zaman şahısları)tanınabilir. (Sözler, s. 318)

En doğrusunu Allah bilir.



(Allah) dînde, onunla Hz. Nuh’a vasiyet ettiği (farz kıldığı) şeyi (şeriati); “Dîni ikame edin (ayakta, hayatta tutun) ve onda (dînde) fırkalara ayrılmayın.” diye Hz. İbrâhîm’e, Hz. Musa’ya ve Hz. İsa’ya vasiyet ettiğimiz şeyi Sana da vahyederek, size de şeriat kıldı. Senin onları, kendisine çağırdığın şey (Allah’a ulaşmayı dileme) müşriklere zor geldi. Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O’na yöneleni, Kendisine ulaştırır (ruhunu hayatta iken Kendisine ulaştırır).

ŞÛRÂ Suresinin 13. âyeti



Peygamber(s.a.v.) Efendimize alınyazısı hakkında Eshabtan birisi:


-“Ya Resulallah, yaptığımız ve yapacağımız işler önceden takdir edilip yazıldığına göre, iş yapmanın ne önemi vardır?” diye sorduğunda,



 Rasulullah:
-“Herkes, kendi işine hazırlanır” ve “Herkes önceden takdir edilmiş olan işlere hazırlanır” buyurdu.(Müslim, Tirmizi)


“Yaptıkları küçük büyük her şey, satır satır kitaplarda yazılmıştır.” (Kamer 52, 53)



“Hem Allah sizi bir topraktan, sonra bir damla sudan yarattı. Sonra sizi çiftler kıldı. O’nun bilgisi olmadan ne bir dişi hamile olur, ne doğurur. Kendisine ömür verilenin de ömrünün uzatılması da, ömründen kısaltılması da mutlaka bir kitapta yazılıdır. Şüphe yok ki bu, Allah’a göre kolaydır.”(Fâtır:11)


– “Allah’ın izni olmayınca hiç bir musibet isabet etmez. Kim Allah’a inanırsa, Allah onun kalbini doğruya götürür. Allah her şeyi bilendir.”(Teğabun:11)


-“Göklerde ve yerde zerre miktarı bir şey, Ondan gizli kalmaz. Bundan daha küçük ve daha büyüğü de, apaçık kitaptadır.” (Sebe 3)



Rasulullah(s.a.v.) Efendimiz buyurdular ki:

“Bütün Peygamberler şunlara lanet etmiştir:


1) Allah’ın kitabında olmayan şeyi ona ekleyen (Kur’anda böyle yazıyor diye yalan söyleyen, Kur’anı kendi görüşüne göre tevil eden),


2) Allah’ın kaderini inkâr eden

Bu nedenle, İsrailoğullarına şunu yazdık: Kim bir nefsi, bir başka nefse ya da yeryüzündeki bir fesada karşılık olmaksızın (haksız yere) öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de onu (öldürülmesine engel olarak) diriltirse, bütün insanları diriltmiş gibi olur. Andolsun, elçilerimiz onlara apaçik belgelerle gelmişlerdir. Sonra bunun ardından onlardan bir çoğu yeryüzünde ölçüyü taşıranlardır. (Maide Suresi, 32)


Ayetin Ebcedi: 2006
İSRAİLİN YAPTIĞI ZULÜMLER


Ebced Hesabi Ve Kurana Ahir Zamana Isaret Eden Hadisler , Ayetler!

Resûl-i Ekrem (a.s.m.), Hadis-i şerif de: “Sizleri; benden sonra ahir zaman da vuku bulacak, yedi fitne’den (kaos’dan) sakınmağa davet ederim.

1)Medine’den çıkacak bir fitne.
2) Mekke’den çıkacak bir fitne.
3) Yemen’den çıkacak bir fitne.
4) Şam dan Horasandan dan çıkacak bir fitne.
5) Şark (Doğu)dan çıkacak bir fitne.
6) Garp (Batı) dan çıkacak bir fitne.
7) Bir fitne de, Şam’ın merkezinden 





2002 de Başlayarak Mavi Türbanlı Müslüman Lider Egemen Olacak 2012 .Cihad felsefesi kapsamında oluşan temel idealleri: 


1- Yurdunu Deccaliyet sistemi den kurtarmak.



2- Ezilen İslam toplumlarını zilletten kurtarmak.


3-  Yoldan çıkmış İslam toplumlarını tekrar İslam’a kanalize etmek.


4- Yeryüzünde Allah’ın kurallarını yaymak.

İnsanlar, kendilerini seven, para düşkünü, övüngen, kibirli, küfürbaz, anne baba sözü dinlemez, nankör, kutsallıktan ve sevgiden yoksun, uzlaşmaz, iftiracı, özünü denetleyemeyen, azgın ve iyilik düşmanı olacaklar. Hain, aceleci, kendini beğenmiş, Allah’tan çok eğlenceyi seven, Allah yolundaymış gibi görünüp bu yolun gücünü inkâr edenler olacaklar. Böylelerinden uzak dur. (Timoteasa II. Mektup, 3: 1-5)



 (Selaniklilere II. Mektup,
Hiçbir surette kimse sizi aldatmasın. Çünkü önce irtidat gelmedikçe ve İlah denilen, yahut ibadet edilen herşeye karşı duran ve Allah’ın mabedinde oturup kendisinin Allah olduğunu göstermek suretiyle kendisini yükselten, fesat adamı, helak oğlu, izhar olmadıkça (meydana çıkarılmadıkça) o gün gelmez.
 (Selaniklilere II. Mektup, 2: 3-4)


EBCED-CİFİR tarihi..dini hükmü Screenshot_27


EBCED-CİFİR tarihi..dini hükmü Screenshot_24

_________________
Mevla Görelim Neyler
Neylerse Güzel Eyler
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
huzeyfe
Süper Moderatör
huzeyfe

Mesaj Sayısı : 7750
Rep Gücü : 18141
Rep Puanı : 23
Kayıt tarihi : 27/03/09

EBCED-CİFİR tarihi..dini hükmü Empty
MesajKonu: Geri: EBCED-CİFİR tarihi..dini hükmü   EBCED-CİFİR tarihi..dini hükmü Icon_minitimePtsi Ocak 22, 2018 10:18 pm

http://gercek-tarihimiz.blogspot.com.tr/2015/05/ebced-hesabi-nasil-yapilirebced-hesabi.html?m=1

Kapitalist Sisteme alternatif MILLENNIUM SYSTEM kuruluyor

Hz. Mehdinin nasıl bir sistem kuracağını hadislerde anlatmaktadır. Deccal sistemi kapitalizm kurulmuşdur ve dünyayı ve insanlığı felakete sürüklemektedir. Mehdi Deccal sistemini devralacak ve yeni bir sistem kuracak insanlık çağ atlayacakdır .



EBCED-CİFİR tarihi..dini hükmü Screenshot_3



KEHANETLERİNİ MUHYİDDİN ARABİ GAZRETLERİN DEN ÇALAN

NOSTRADAMUS’UN KEHANETLERİNDEN BİRİ

III. Dünya savaşının orta doğuda başlayacağı yolundaki kehanetleridir. Nostradamus’a göre Mavi Türbanlı Lider yani geliyor.

Nostradamus'un kehanetlerinin birçok yerinde geçen
"Mavi Türbanlı Müslüman Lider" bu kez 2012 de ortaya çıkacak.



Bu lider,Arap Birliği'ni yeniden oluşturacak. İran, Afganistan Irak, Suudi Arabistan, Yemen, Libya ve bazı Orta Asya ülkeleri birleşecekler.

Arap Federasyonu kurulacak ve Batı'ya karşı tavır alacak.
İran disindan Humeyni gibi bir lider gelecek .
( Hz Mehdi yi başa geçirecekler )

Suudiler ile Iran arasindaki çatisma çikinca petrol krizi olusacak. Misir'in ve Midilli'nin korkuyla titreyecegi, Adriatik'in Arap kaniyla sulanacagi yaziyor.Israil Suriye’ye saldiracak .Nostradamus'un (5.27) no'lu kehaneti



YENİ TÜRKİYE -RECEP TAYYİP ERDOĞAN--CİFİR SAVAŞLARI








2023 E DOĞRU CİFİR SAVAŞLARI





 Allah’ın kaderini inkâr eden
Bu nedenle, İsrailoğullarına şunu yazdık: 

Kim bir nefsi, bir başka nefse ya da yeryüzündeki bir fesada karşılık olmaksızın (haksız yere) öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de onu (öldürülmesine engel olarak) diriltirse, bütün insanları diriltmiş gibi olur. Andolsun, elçilerimiz onlara apaçik belgelerle gelmişlerdir. Sonra bunun ardından onlardan bir çoğu yeryüzünde ölçüyü taşıranlardır. (Maide Suresi, 32)



Ayetin Ebcedi: 2006

İSRAİL’İN KATLİAMLARİ : Kuruluşundan bugüne kadar İsrail’in gerçekleştiği katliamlara baktığımızda aslında İsrail’in ne kadar kanlı bir siyaset izlediğini de görebiliriz. Kuruluşundan bugüne İsrail’in yaptığı katliamlar:


Senin zikrini (şanını) yüceltmedik mi? (İnşirah Suresi, 4)

Ayetin Ebcedi: 2009



Seyyid Muhammed Nurani(K.S.A) Hazretleri: Vefatından (18 Mayıs 2002) birkaç ay önce önce şöyle buyurdular ”Allah Teala Hazretleri Amerika’nın karşısına öyle birisini çıkaracak ki kafirlerin burnunu yerde sürtecek.

Basbakan Recep Tayyip Erdogan, davos da israil e haddini bildiriyor



EBCED-CİFİR tarihi..dini hükmü Screenshot_3


Basbakan Recep Tayyip Erdogan, davos da israil e haddini bildiriyor




Dedik ki: "Oradan tümünüz inin. Bundan sonra size benden bir hidayet geldiğinde, kim benim hidayetime uyarsa, onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır." (Bakara suresi, 38)


Ayetin Ebcedi: 2012

EBCED-CİFİR tarihi..dini hükmü Screenshot_14


Hiçbir surette kimse sizi aldatmasın. Çünkü önce irtidat gelmedikçe ve İlah denilen, yahut ibadet edilen herşeye karşı duran ve Allah’ın mabedinde oturup kendisinin Allah olduğunu göstermek suretiyle kendisini yükselten, fesat adamı, helak oğlu, izhar olmadıkça (meydana çıkarılmadıkça) o gün gelmez. (Selaniklilere II. Mektup, 2: 3-4)


-“Bütün insanlar toplanıp sana fayda vermek için çalışsalar, ancak Allahü teâlânın senin için takdir ettiğinden fazlasını yapamazlar. Eğer bütün insanlar, sana zarar vermeye kalksalar, ancak Allahü teâlânın senin hakkında takdir ettiği zarardan fazlasını veremezler. Çünkü artık kaderi yazan kalem kurudu, yazıları değişmeyecek şekilde kesinleşti.” (Tirmizi)


Süfyan'la mücadele

Hz. Mehdî, en büyük mücadelesini Hz. Ali'nin ifadesiyle İslâm'a, Kur'ân'a savaş açan, dinsiz, yalancı İslâm Deccal'ı Süfyan'a karşı verecek, mücadeleler sonucunda onu öldürecek, tahribatını tamir edecektir.


İstanbul'un Deccal'ın çıktığı, Hz. Mehdî'nin indiği bir zamanda fethine dikkat çekilmiştir. Bundan bir zaman gelip İstanbul'un işgal edileceğini, fakat kurtarılacağını, ayrıca fısk u fesada gömüldüğü bir zamanda Hz. Mehdî'nin gelip mânen onu fethedeceğini çıkarabiliriz.


Başka bir rivayette ise Hz. Mehdî'nin Süfyanla ilgili mücadelesine şöyle dikkat çekilir: "Süfyanla Mehdî yarışa hazır iki at gibi ortaya çıkarlar. Kâh Süfyanî gâlip gelir, kâh Mehdî." (Nuaym bin Hammad, Kitabü'l-Fiten: Varak: 76a; et-Burhan, v. 92a.)


Muhyiddin Arabî şöyle devam der:

"Onun açık düşmanları fukahâ olacak. Elinde kılıncı, yani "kardaşları" olmasa idi katliyle fetvâ vereceklerdi. Lâkin Cenab-ı Hak, onu keremiyle ve kılınç ile tathir edecek; onlar ona itaat edeceklerdir. Çünkü halk arasında imtiyazları kalmayacak, hattâ ahkâm hususunda ilimleri de azalacak. Mehdî'nin gelişiyle âlimlerin hükümlerindeki ihtilâflar da giderilecek. 



Ondan hem korkacaklar, hem de bir şeyler umacaklar. Kalben ondan nefret edecekler, fakat buna rağmen ister istemez hükmünü kabul edecekler."10
“Kâfirler sana vahy ettiği­miz şeyden seni çevirmek istiyorlar ki eğer sen ta’viz verirsen seni dost tutacaklar. Sakın onların nevalarına uyup taviz verme, yoksa sana dünya ve ahirette kat kat azab ederiz. Ve sen ta’viz vermedi­ğin için seni memleketinden çıkaracaklar. Ama senin ardından o memleketlerinde fazla kalamayacaklar.


"Türkler önce Yahudi’den tarafa olacaklar sonra Yahudiler tarafından Müslümanlar tarafına geçecekler. Türkiye’nin çeşitli yerlerinden insanlar; 'Biz de bu Yahudileri ve yanlılarını  ülkemizden çıkaralım' deyip orada toplanacaklar.


İSTANBUL'UN MANEVİ FETHİ ÇOK YAKINDIR

Fatih Sultan Mehmet padişahlığının birinci senesinde zamanın bütün bilginlerini ve devlet adamlarını Edirne`de topladı. Onlarla İstanbul`un fethini görüştü ve görüşlerini aldı. Hiçbiri fethe razı olmadı. Sebep olarak da, İstanbul`un fethinin ancak Mehdi`ye nasip olacağını ileri sürdüler.

Padişahı savaştan alıkoydular. Nihayet Akşemseddin durumu öğrendi ve dedi ki; "İstanbul`u evvela Fatih Sultan Mehmet Han fetheyleyecektir. Daha sonra Frenkler alacaklar, Mehdi işte onlardan İstanbul`u kurtaracak, fetheyleyecektir. Fatih de sözüne itibar etti, inandı ve hazırlığa başladı." (Avni İlhan, Mehdicilik, s.149)



2016 YILININ SIRRI NEDIR VE BESMELENIN EBCED HESABI

Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in burada “Allah’ın halifesi, Mehdi” ünvanıyla yani kendisi en üst seviye hidayette olup, insanları hidayete erdiren, Allah’a ulaştıran devrin imamı, mânâsına gelen “Allah’ın halifesi mehdi” ünvanıyla onu müjdeleyerek ve adı adıma uyar diyerek hazreti Mehdi (A.S)’ı övmüş, medhedmiştir.

“Babasının adı babamın adına uyar Daha önce yeryüzü nasıl zulümle dolduysa, o, onu adâletle dolduracaktır.
Ve insanlarınAllah’ın dinine dalga dalga girdiklerini gördüğünde, Hemen Rabbini hamd ile tesbih et ve O’ndan mağfiret dile. Çünkü O, tevbeleri çok kabul edendir.

 (Nasr Suresi, 2-3)

Ayetin Ebcedi: 2016



EBCED-CİFİR tarihi..dini hükmü Screenshot_17





Kapitalist Sisteme alternatif MILLENNIUM SYSTEM kuruluyor 
Hz. Mehdinin nasıl bir sistem kuracağını hadislerde anlatmaktadır. Deccal sistemi kapitalizm kurulmuşdur ve dünyayı ve insanlığı felakete sürüklemektedir. Mehdi Deccal sistemini devralacak ve yeni bir sistem kuracak insanlık çağ atlayacakdır . 


EBCED-CİFİR tarihi..dini hükmü Screenshot_22




Hz. Ali (ra) buyurdu: “Besmelenin harflerini sayın ve sonunda zamanın bitmesini ve Mehdinin çıkmasını bekleyin. Ona uyarak selameti bulun.”

Beyazıd-ı Bistami (ks) buyurdu: “Besmelenin harflerinin sonu Mehdinin çıkma vaktidir.”

Zaman Besmele\’nin harflerinin sonuna geldiğinde Mehdi çıkacaktır. (Ramuz, 2:676)


EBCED-CİFİR tarihi..dini hükmü 2016

Peygamberimiz (sav)'in hadisinde haber verildiğine göre, Hz. Mehdi (a.s.) önce Peygamberimiz sav  bayrağıyla Türkiye'den çıkacak inşallah. 

Daha sonra da yeşil bayrak sahibi olan İslam ülkelerine de manen hakim olacaktır. 

İslam Birliği'nin oluşmasına vesile olacak ve bu birliğin manevi liderliğini üstlenecektir. 


Gelenler - 39 - Peygamberin Soyu






HZ.MEHDI İLE İLGILI BAZI SOHBETLER

Fatih Sultan Han Hz. Mürşidi Akşemseddin Hz.: "İstanbul'u önce Mehmed fethedecek, sonra İstanbul ehl-i salibin eline geçecek, daha sonra da Mehdi İstanbul'u tekrar fethedecek" (Risaletü'n- Nuriye, Akşemseddin, A. İhsan Yurd, İstanbul, 1972)

Hz Mehdi’nin Nakşibendi olacağı İmam-ı Rabbani tarafından ifade edilmiştir, bunu Menzil cemaatinin merhum şeyhi Abdulhakim Hüseyni Hz de ondan naklen sohbetlerinde söylemiştir.
 

Seyyid Muhammed Nurani(K.S.A) Hazretleri: Vefatından (18 Mayıs 2002) birkaç ay önce önce şöyle buyurdular ”Allah Teala Hazretleri Amerika’nın karşısına öyle birisini çıkaracak ki kafirlerin burnunu yerde sürtecek.

Uykusuz Mustafa Efendi “Ne Rusya kalacak ne Amerika kalacak. Hepsi dümdüz olacak” demiş.


Bilindiği gibi besmeleyi oluşturan kelimeler şunlardır: \”bismi-llāhi r-raḥmāni r-raḥīm\”. Son kelime olan Rahim sıfatı, Allah\’ın son yurt olan ahirette müslümanlara merhamet edeceği anlamına gelir.Aynı zamanda rabbimizin ahirzamanda (son zamanda) beklenen Hz. Mehdi aracılığı ile Müslümanlara merhamet edeceğine de işaret eder.

Besmelenin son harfi olan \”mim\” asıl ebced değeri 40\’ı işaret eder. Bilindiği gibi Mehdi kelimesi, Arapçada \”mim\” ile başlar ve hadislerin doğrulaması ile 40 yaşında çıkar.

رحيم kelimesini ebced hesaplarına göre incelediğimizde 2016 sayının çıkması dikkatlerden kaçmayacaktır.

Hz.Ali (r.a.) Besmelenin harflerini sayın ve sonunda zamanın bitmesini ve Mehdinin çıkmasını bekleyin. Ona uyarak selameti bulun. Hz. Ali,”zamanın sonunda zamanın bitmesini\” derken 2016 yılının bitmesini belirtmiştir. Sonuç olarak, Hz.Mehdi\’nin çıkışını 2017-2018-2019 yıllarında beklemek gerekir

.
Yaşı küçük sakalı hafif ve sarışın bir genç çıkar, Mehdi'nin bayrağını taşır ve karşısına dağlar bile çıksa onları ezerek İlya'ya (Kudüs'e) kadar ulaşır. (İmam-ı Suyûtî)

Hadislerde belirtilen Hz. Mehdi'nin öncü ordusu olan Siyah bayraklılar, 3.Dünya savaşında ağır darbe alacak ve dağılacak olan İran'ın doğusunda ortaya çıkacaklardır. 


Süfyan zamanında çıkacak olan bu ordu hedefleri Kudüs fethetmek yani İsrail'i ortadan kaldırmaktır. Bugün belli ki hadisleri dikkate alan Amerika, Türkiye,Irak ve Afganistan'da kurmuş olduğu üsler aracılığı ile Siyah Bayraklıları kuşatmaya çalışmıştır. Ancak, hadislerdeki gaybi konular Amerika'nın planı suya düşeceğini işaret eder.

Birinci hadiste İlya'ya (Kudüs'e) kadar ulaşır حتى ينزل أيلياء kısmı Büyük Ebced hesabına (Cümle-i Kebir) göre şeddeli olarak Hicri 1444 yılı Miladi olarak Temmuz 2022-Temmuz 2023 yılları arasına işaret eder. Bu tarihte Siyah Bayraklıların Kudüs'ün egemenliğini alacaklarını anlıyoruz.

İkinci hadiste Siyah bayraklıların çıkışı ile Kudüsün saltanatını Hz. Mehdiye teslim arasında 6 yıl olduğunu ve 2022 den 6 yıl öncesi olan Temmuz 2016-Temmuz 2017 yılları arasında Siyah Bayraklıların çıkışı.





EBCED-CİFİR tarihi..dini hükmü Screenshot_7
Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
Horasan’dan çıkar ki; takkeleri siyah, elbiseleri beyazdır.

“Horasandan siyah sancaklar çıkacak hiçbir güç onların hakkından gelemeyecek sonunda o sancaklar İliya’ya (Kudus’e)dikilecektir.” (Tirmizi, Fiten, Bab 79, Hadis no : 226)

“Horasan tarafından çıkan siyah sancaklıları gördüğünüzde, kar üzerinde sürünerek de olsa onlara gidin. Çünkü onların içinde Allah’ın halifesi Mehdî vardır.”(Fetava-i Hadîsiyye,, İbn-i Hacer-i Heytemi-37; Hakim, 8572; Ahmed b. Hanbel, Musned, 22387 - 5 / 277)

Ey Muhammed bin Laden! Senin bu oğlun İmam Mehdi’nin ordusunu hazırlayacak ve dinini korumak uğruna Horasan bölgesine hicret edecek.

Ey Usame! Seninle birlikte cihad edenlere mübarek olsun!

Senden ayrılan ve sana karşı savaşanlarsa perişan olmuş ve hayal kırıklığına uğramışlardır.”


2020 den sonra İSRAİLİN YOK OLMASI

İlgili ayetlerin meali şöyledir: 


EBCED-CİFİR tarihi..dini hükmü Screenshot_5

"Biz kitapta İsrail oğullarına şu hükmü de bildirdik: ‘Siz ülkede iki defa fesat çıkaracak ve açık zorbalıklar yapacaksınız. Onlardan birincisinin vâdesi geldiğinde, kuvvet ve şiddet sahibi olan kullarımızı sizin üzerinize musallat ederiz. Onlar sizi yakalayabilmek için evlerin aralarına bile girerek her tarafı didik didik edip araştırırlar. Bu yerine getirilmesi gereken bir sözdür." (İsra Suresi, 17/4-5).



İkinci fesat ve hezimetlerini anlatan ayetlerin meali de şöyledir:

"Bunun ardından sizleri onlara galip getireceğiz, mallar ve çocuklarla size yardım edecek ve savaşçılarınızın sayısını arttıracağız.. İyilik ederseniz, kendinize iyilik etmiş olursunuz. Kötülük ederseniz, onu da kendi aleyhinize işlemiş olursunuz. 

“Sonra İsrailoğullarına bu memlekette siz oturun, diğerinin vakti gelince, hepinizi bir araya getiririz” dedik. (İsra 104.)[2]

“Vaatlerden ikincisinin (başkaldırmanızın) ceza vakti geldiğinde (öyle kullar göndeririz ki) yüzlerinizi kötü duruma soksunlar (üzüntüden suratlarınızın asılmasına sebep olsunlar) ve ilk kez girdikleri gibi yine Mescid’e (Kudüs’e) girsinler ve ele geçirdiklerini mahvetsinler.” (İsra Suresi,7)



Âhirzaman peygamberi Hz. Muhammed (a.s.m) buyuruyor:

"Müslümanlar, Yahudilerle harp etmedikçe kıyamet kopmayacak. Harp olacak ve Müslümanlar onları kırıp mahvedecekler. Öyle ki, Yahudilerden bir kimse bir ağaç veya bir taşın arkasına saklanacak olsa, o ağaç ve taş dile gelerek "Ey Müslüman, ey Allah'ın kulu, arkamda bir Yahudi var, gel onu öldür," diyecek. Sadece Ğarkad ağacı haber vermeyecek, çünkü bu ağaç, onların ağacıdır. (Müslim, Fiten, 82). Bu hadisten anlaşılıyor ki,



Yahudiler de Kaçınılmaz Sonun farkında.ABD İstihbaratının 2022 Haritasında İsrail Yok .Raporun yazarlarından ABD eski Dışişleri Bakanı Henry Kissinger, "10 yıl içinde artık İsrail olmayacak" ifadesini kullanıyor.


Hamas'ın kurucusu Şeyh Ahmet Yasin :


 ABD'nin 17 istihbarat örgütünün yaptığı açıklamalarda 2020'den sonra İsrail'in olmayacağını vurguladığını ifade ederek, "İsrail bunu biliyor ve kalıcı olmak için Mescid-i Aksa'nın yıkılması gerektiğine inanıyor.Bu nedenle İsrail ısrarla yıkımı gerçekleştirmek ve kalıcı olmak istiyor ama bu mümkün gözükmüyor" dedi
İsrail amansız bir tutkuyla kendisine vaad edilen feci akibete doğru hızla yuvarlanıyor.

Demek ki yazgı böyle bir şey! Vakti gelince kendi ayaklarınla ölüm vadisine koşuyorsun… 


Zaten ilahi bir yasadır, bir kavim helak edilmeyi hak ettiğinde, Allah mücrimlerden ve fasık sefihlerden basiretsiz idareciler verir. O idareciler onları yavaş yavaş helake götürür: 



Koştukları akıbet nasıl bir akıbet mi? İşte Tevrat’tan bir paragraf: 

“Yehuda’da (Telaviv) bildirin ve Yeruşelim’de (Kudüs) işittirin ve deyin; Memlekette boru çalın; yüksek sesle bağırın. Ve deyin: Toplanın da duvarlı şehirlere girelim. Siyona doğru bayrak kaldırın; kaçıp sığının, durmayın; çünkü ben Şimalden (Kuzeyden) üzerinize büyük bela ve kırgın (katliam) getireceğim. İşte aslan sık ormanından çıktı. Ve ‘milletleri helak eden’ (cengâver) yola düştü; şehirlerin harap olsun ve onlarda oturan kalmasın diye senin diyarını viran etmek için yerinden çıktı” (Yeremye Bab 4, Pargraf 3)

“Biz bir memleketi helâk etmek istediğimizde, onun refah içinde yaşayan şımarık elebaşlarına (itaati) emrederiz de onlar orada kötülük işlerler. Böylece o memleket hakkındaki hükmümüz gerçekleşir de oranın altını üstüne getiririz” (İsra, 16)



HZ MEHDİ 2021 Yılında İslam Halifesi olarak başa geçirilecek ve Atalarının Hz Hüseyinin kısası başlıyacak .


EBCED-CİFİR tarihi..dini hükmü Screenshot_20




“Elçilerini hidayet ve hak din üzere gönderen O’dur.Öyle ki onu (hak din olan İslam’ı) bütün dinlere karşı üstün kılacaktır; müşrikler hoş görmese bile.” (Saff Suresi, 9)



Ayetin Ebcedi: şeddesiz 2021

Kendileriyle, içlerinde bereketler kıldığımız memleketler arasında (biri diğerinden) görünebilen şehirler var ettik veorada yürüme (imkanlarını) takdir ettik: “Oralarda geceleri ve gündüzleri güvenlik içinde gezip dolaşın” (dedik).(Sebe Suresi, 18)

Ayetin Ebcedi: 2023


De ki: "Herkes gözetlemektedir; siz de gözleyip durun. Sonunda, dümdüz (dosdoğru) yolun sahipleri kimlermiş ve doğru yola ulaşan kimlermiş, pek yakında öğreneceksiniz." (Taha Suresi, 135)



Ayetin Ebcedi: 2023


EBCED-CİFİR tarihi..dini hükmü Screenshot_5






EBCED-CİFİR tarihi..dini hükmü Screenshot_8


EBCED-CİFİR tarihi..dini hükmü Screenshot_9



İsrail’in ve Yahudi Lobilerinin kışkırtmasıyla Amerika ve yandaşlarının saldırdığı Irak, Suriye ve Libya’daki barbarlıkların sonucu, bütün dünyada Siyonizm’e ve emperyalizme karşı oluşan büyük bir nefret dalgasının giderek yayılması .


EBCED-CİFİR tarihi..dini hükmü Screenshot_6

EBCED-CİFİR tarihi..dini hükmü Screenshot_13


HZ.ISAyı IŞARET EDEN AYETLERIN EBCED DEĞERLERI



Bu önceki uyarıcılardan bir uyarıcıdır. (Necm Suresi, 56)
Hz İsa nın iniş tarihi .

Ayetin Ebcedi: 2031



Onu(İsa’yı) öldürmediler ve asmadılar, fakat onlara öyle göründü.” (En-Nisa /157 )


Ve: "Biz, Allah'ın Resulü Meryem oğlu Mesih İsa'yı gerçekten öldürdük" demeleri nedeniyle de (onlara böyle bir ceza verdik.) Oysa onu öldürmediler ve onu asmadılar. Ama onlara (onun) benzeri gösterildi. Gerçekten onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, kesin bir şüphe içindedirler. Onların bir zanna uymaktan başka buna ilişkin hiç bir bilgileri yoktur. Onu kesinlikleöldürmediler. Hayır; Allah onu kendine yükseltti..." (Nisa suresi 157-158. Ayet)

"Kitap ehlinden hiçbir kimse yoktur ki, ölümünden önce onun (İsa'nın) hak peygamber olduğuna iman etmesin. Kıyamet gününde ise İsâ onlar aleyhine şâhitlik edecektir" (Nisa 159).



EBCED-CİFİR tarihi..dini hükmü Screenshot_10


EBCED-CİFİR tarihi..dini hükmü Screenshot_25


Hz. İsa Çarmıha Gerilmemiştir

Hz. İsa Zannedilerek Çarmıha Gerilen Kişi,

Onu İhbar Eden Kişidir.

Dinin istismarı



Hz. İsa, Allah katında diridir ve yakın gelecekte dünyaya ikinci defa gelecektir. Yeniden dünyaya döndüğünde, müslümanları ve hıristiyanları islam dininde birleştirecek; yeryüzüne barış ve huzuru getirecektir. İnsanlar özlemini duydukları bir dünyaya kavuşacaklardır.




Ayette İsa’nın öldürülmediği hususu bu kadar açık iken  başkaları neyin peşindeler? 

******************************


Allah, göklerin ve yerin nurudur (1).O’nun nurunun misali, içinde çerağ bulunan bir kandil gibidir;çerağ bir sırça içerisindedir; sırça, sanki incimsi bir yıldızdır ki(2), doğuya da, batıya da ait olmayan kutlu bir zeytin ağacından yakılır; (bu öyle bir ağaç ki) neredeyse ateş ona dokunmasa da yağı ışık verir. (Bu, ) Nur üstüne nurdur. Allah, kimi dilerse onu kendi nuruna yöneltip-iletir (3).Allah insanlar için örnekler verir. Allah, her şeyi bilendir. (Nur Suresi, 35)

Ayetin Ebcedi (1):1959
Ebced (2): 2037 Ebced (3): 1980


**************************


Kim Allah’ı, Resûlü’nü ve iman edenleri dost (veli) edinirse, hiç şüphe yok, galip gelecek olanlar, Allah’ın taraftarlarıdır. (Maide Suresi, 56)

Ayetin Ebcedi: 2055



EBCED-CİFİR tarihi..dini hükmü Screenshot_5

Ümmetin üç dönemi: İmam-ı Rabbânî (K.S) Hazretleri bir tespitte bulunur. Bu tespit şudur: Resûlullah (S.A.V)'in vefatı ile birlikte bu ümmetin evveli başlar,


 yani ilk beş yüz yıllık dilim. Bu dilim hicri 0–500 (miladi: 623–1123) yılları arasıdır. 


Ortası yani ikinci beş yüz yıllık dilim hicri 500–1000 (miladi: 1123–1623) yılları arasıdır. 


Âhiri, yani son dilim ise hicri 1000–1500 (miladi: 1623–2123) yılları arasıdır. 


Bu, İmam-ı Rabbânî K.S Hazretleri'nin tespitidir.


Ümmetin sonu: 2132


EBCED-CİFİR tarihi..dini hükmü Screenshot_18

“Benden sonra ümmetim 1500 seneyi geçmez.” Hadis.
Güneş yılı itibariyle alırsak : 632 + 1500 = 2132 olur. 



Ay yılı itibariyle 2087 civarı olur.

(2087 tarihi Bediüzzaman'ın bir hadisten çıkardığı Hicri 1506 = Miladi 2083 tarihiyle uyumludur. 


Diğer yandan Fatiha'daki “Bizi doğru yola ilet” ayetinin cifri olan Hicri:1570= Miladi: 2145' leri göstermesi güneş yılı itibariyle olan tarihe yakındır.


Bu tarihlerden 2083-2087 İslam devleti yada devletlerinin yeryüzünden silinmesi tarihine işaret ediyor olabilir. 2132-2145 tarihleri ise yeryüzünden müslümanların ortadan kalkmasına işaret edebilir.


Hz. İsa döneminde İslam dini tüm dünyaya egemen olur. Çok üstün maddi-manevi bir uygarlık yaşanır. İnsanoğlu Ülker takım yıldızına ulaşır. 



Zenginlik rehavet getirir. Sonra yeniden bir dinsizlik akımı başlar. İslam ülkeleri gerileyip yeryüzünde tüm siyasi gücünü kaybeder.

Bu çöküş sürecinin çok hızlı olacağı anlaşılıyor. Geri çekilen islam dini ortaya çıktığı yer olan Mekke ve Medine'de kaybolur. Bunun tarihi 2083 veya 2087 ler olabilir. 



Kuzeyli dinsizlik akımı İslamın siyasi gücünü kırdıktan sonra Afrikadan gelen zenci bir istila hareketi Mekke'deki kutsal yerleri tahrip eder. Kabe yıkılır. Dünyada müslüman ülke ve devlet kalmaz.

Müslümanların bundan sonra gizlenme, saklanma, takip ve kıyım dönemi başlar. Bu durum kaynaklarda insanların şeytanlaştığı yevm-ül-beter olarak tanımlanır. 2132-2145 ler...

Bu İşin Ehli Olan Alimlere Göre, Ebced Hesabı, Esrarın Anahtarıdır .



EBCED-CİFİR tarihi..dini hükmü Screenshot_7




EBCED-CİFİR tarihi..dini hükmü Screenshot_6

Cafer-i Sadık (r.a.) ve Muhiddin-i Arabî (r.a.) gibi esrâr-ı gaybiye ile uğraşan zatlar ve esrar-ı huruf ilmine çalışanlar, Bediüzzaman Said Nursi (r.a) gibi alimler bu hesab-ı ebcediyi gaybî bir düstur ve bir anahtar kabul etmişlerdir .


İslâm inancını ortadan kaldırmak için ortaya çıkan, bâtıl bâtınîliğin bir kolu olan tarihdeki Hurûfîlik ekolunun kurucusu sayılan, Fazlullah adındaki şahsın doğum tarihi, hicrî 740'dır. Halbuki İslâm literatüründe "Esrâru ilmi'l-hurûf" olarak geçen ve harflerin sırlarına dair yapılan ilmî çalışmalar çok önceden vardı. Misâl olarak harflerin esrarı konusunda meşhur olmuş Muhyiddin İbn Arabî'nin ölüm tarihi hicrî 638'dir.(28) Hatta ondan daha önce bu konuda oldukça fazla şöhret bulmuş İbn Berrecan'ın ölüm tarihi, hicrî 536'dır .



Ebced ve Cifir İlmi Nedir - İslamdaki Yeri





Ebced’in en büyük özelliği “Ebced hesabı” adı verilen bir işlemde kullanılmasıdır. Buna göre, ebced ifadesindeki her harfin bir sayı değeri vardır ve bu değerlerden istifadeyle bir çok konuda pek çok işlemler yapılmıştır. İşte bunların her birine bu hesabın adı verilir. Ebced alfabe düzeninin harfleri 1′den 9′a, 10′dan 90′a, 100′den 1000′e doğru numaralandırılır.

EBCED-CİFİR tarihi..dini hükmü Screenshot_9Özellikle Kuran-i Kerim ve hadislerden yapilan çalismalarla geçmis ve gelecek olaylara ait tahminler yapilmistir. Istanbulun Fethinin “beldetun tayyibetun…” cümlesinden çikartilmasi gibi. Bediüzzaman said-i Nursi’nin Sikke-i Tasdik-i Gaybi adli eserinde bununla ilgili çok sayida örnek bulunmaktadir.





Sikke-i Tasdik-i Gaybi, OKU , İNDİR

Sikke-i Tasdik-i Gaybi, Sayfa 7 

Bu Sikke-i Gaybiye’yi mahrem tutardık; yalnız has kardeşlerime mahsustu. Ben vefat ettikten sonra neşredilsin demiştim. Fakat zabıta geldi, adliye hesabına onu sakladığımız yerden çıkardılar. İki sene ellerinde kaldı. Üç mahkeme tetkikinden sonra iade edildi. Bize muhalif gayet nâmahremler dahi beraber okudular. Bizi çok yabanî insanlar gördüler. Bu iki defadır Isparta adliyesinin eline başka risalelerle beraber girmiş, hiçbir itiraz edilmeden geri verilmiş. 


Madem umumun nazarına istemediğimiz halde gösterilmiş ve madem Risale-i Nur’un ehemmiyetini ispat edip şakirtlerini şevke getiriyor, kuvve-i mâneviyelerini ziyadeleştiriyor; elbette Medresetü’z-Zehra erkânlarının neşrine karar vermelerine iştirak ederim. 


SAİD



BEDİÜZZAMAN HADİS VE CİFİR İLMİİLE HESAPLADIĞI MEHDİYİ ve MEHDİYETİ MÜJDELİYOR; 


KASTAMONU LAHİKASINDAN ALINTILAR .

Üstad Said Nursi Hicri 1300'lü Yılların Müceddididir

Mevlana Halid Hazretleri'nin Hicri 1200'ün müceddidi olduğunu belirtmesinin hemen ardından da, tam yüz sene sonra yani Hicri 1300'de ise Bediüzzaman Said Nursi kendisinin ve eserlerinin bir müceddid görevinde hizmet vermiş olduğunu çok açık bir şekilde ifade etmiştir:

Madem TAM YÜZ SENE SONRA aynen dört cihette (yönde) tevafuk ederek (tam uyarak) RİSALE-İ NUR ECZALARI (BÖLÜMLERİ) AYNI VAZİFEYİ GÖRMÜŞ... Kanaat verir ki -nass-ı hadis ile (hadisin şüpheye yer bırakmayan ifadesi ile)- Risale-i Nur tecdid-i din (dini yenileme) hususunda BİR MÜCEDDİD HÜKMÜNDEDİR. (Barla Lahikası, s. 121)

BEDİÜZZAMAN HZ. MEHDİ (AS)'IN HİCRİ 1400'DE ZUHUR EDECEĞİNİ BİLDİRMİŞTİR

Şimdi hatıra geldi ki, eğer şeddeli "lamlar" ve "mimler" ikişer sayılsa BUNDAN BİR ASIR SONRA ZULÜMATI DAĞITACAK ZATLAR İSE, HAZRET-İ MEHDİ (AS)'IN ŞAKİRTLERİ (TALEBELERİ) OLABİLİR.(Şualar, s. 605)

İSTİKBAL-İ DÜNYEVİYEDE (dünyanın geleceğinde) 1400 SENE SONRA GELECEK BİR HAKİKATİ asırlarında karib (yakın) zannetmişler. (Sözler, s. 318)

Ta 1371 senesinden sonraki alem-i İslam'ın mukadderatına (kaderine) nazar eden (göz atan) Hutbe-i Şamiye'deki hakikatler... Evet şimdi olmasa da 30-40 sene sonra fen ve hakiki marifet (müsbet ilimler ve sanat, ilim ve fenlerle öğrenilen bilgi) ve medeniyetin mehasini (medeniyetin iyiliklerini) o üç kuvveti tam teçhiz edip, cihazatını verip o dokuz manileri mağlup edip dağıtmak için taharri-i hakikat meyelanını (hakikati araştırma meyli) ve insaf ve muhabbet-i insaniyeyi (insan sevgisini) o dokuz düşman taifesinin cephesine göndermiş, inşaAllah YARIM ASIR SONRA onları darmadağın edecek. (Hutbe-i Şamiye, s. 25)

YETMİŞ BİRDE FECR-İ SADIK (tan yerinin ağarması, Güneş doğmadan önceki kızıllık, sabah vakti) BAŞLADI veya başlayacak. Eğer bu, fecr-i kazib (sabaha karşı ufukta yayılmaya başlayan birinci kızıllık) de olsa, OTUZ KIRK SENE SONRA FECR-İ SADIK (fecr-i kazibden sonra yayılmaya başlayan ikinci aydınlanma) ÇIKACAK. (Hutbe-i Şamiye, s. 23)

1371 + 30 = 1401 = 1981

1371 + 40 = 1411 = 1991

... Bu hakikatdan anlaşılıyor ki; SONRA GELECEK O MÜBAREK ZAT RİSALE-İ NUR'U BİR PROGRAMI OLARAK NEŞR VE TATBİK EDECEK (yazma ve dağıtma yoluyla yayacak ve uygulayacak). (Sikke-i Tasdik-i Gaybi, s. 9)

O İLERİDE GELECEK ACİB (şaşılan, hayret uyandıran, benzeri görülmeyen) ŞAHSIN bir HİZMETKARI ve ONA YER HAZIR EDECEK BİR DÜMDARI (yardımcı kuvveti) ve O BÜYÜK KUMANDANIN PİŞDAR BİR NEFERİ (önden giden bir askeri) olduğumu zannediyorum. (Barla Lahikası, s.162)

TA AHİR ZAMANDA HAYATIN GENİŞ DAİRESİNDE (dünya çapında) ASIL SAHİPLERİ, YANİ MEHDİ VE ŞAKİRTLERİ (talebeleri) CENAB-I HAKK'IN İZNİYLE GELİR, O DAİREYİ GENİŞLETİR ve O TOHUMLAR SÜMBÜLLENİR. BİZLER DE KABRİMİZDE SEYREDİP ALLAH'A ŞÜKREDERİZ. (Kastamonu Lahikası, s. 99)



İmam-ı Ali'ye Celcelutiye'nin esası 



EBCED-CİFİR tarihi..dini hükmü Screenshot_3

Aslında bu etkin fonksiyona sahip karenin harfleri, Hz. Ali tarafından da, sırlı olarak kabul gördüğünü gösteren ifadeleri vardır. Esrarlı olduğu bilinen Celcelûtiye kasidesinde, Hz. Ali “Bi sırrı buduhin echezatın /betadin zehecin bi vahi’l-vehâ..”diyerek, bu sırlı harfleri, diğer bir kaç harfle beraber, münacatta kullanmıştır.(17)



 Celcelutiye Kasidesi Ebced Hesabına Göre Yazılmıştır: Hazreti Ali Radıyallahü Anh’ın en meşhur Kaside-i Celcelutiyesi, baştan nihâyete kadar bir nevi hesab-ı ebcedi ve cifir ile te’lif edilmiş ve öyle de matbaalarda basılmıştır.(18) 




Ahmed Ziyaeddin Gümüşhanevî’nin kaleme aldığı meşhur Mecmuatu’l-Ahzab adlı eserde Celcelutiye kasidesine de yer verilmiştir. “Bede’tu bi bismillah” cümlesiyle başlayan kasidenin son beyti, kaside sahibi Hz. Ali’nin ismini gösteren ve “Bunlar, yaratıklar insanlar için bir araya getiriliş ilimlerin sırları olup, Hz. Muhammed (a.s.m)’in amcasının oğlu Ali’nin makalesidir” anlamına gelen: “Mekalu Aliyyin ve’bnu ammi Muhammedin ve sirru ulûmin lil-halaiki cümmiat” beytiyle sona ermiştir. Bediüzzaman’ın da işaret ettiği gibi, kaside baştan sona kadar ebced hesabını gösterir şekilde basılmıştır.(19) 


Bu İşin Ehli Olan Alimlere Göre, Ebced Hesabı, Esrarın Anahtarıdır Cafer-i Sadık (r.a.) ve Muhiddin-i Arabî (r.a.) gibi esrâr-ı gaybiye ile uğraşan zatlar ve esrar-ı huruf ilmine çalışanlar, Bediüzzaman Said Nursi (r.a) gibi alimler bu hesab-ı ebcediyi gaybî bir düstur ve bir anahtar kabul etmişlerdir.(20) 


Konuyla ilgili birkaç misâl daha vermekte fayda vardır: a. Hz. Ali ve Şura Suresi Yorumu: İzz b. Abdusselam’ın bildirdiğine göre: Hz. Ali, Şura Suresinin başında yer alan “Hâ-Mim-Ayın-Sin-Kaf” şifreli harflerden, Muaviye ile kendisi arasında vuku bulan hadiseleri çıkarmıştır.(21) 


 İbn Kemal ve Enbiya Sûresi Yorumu: “Andolsun Zikir’den sonra Zebur’da da: yeryüzüne iyi kullarım vâris olacaktır, diye yazmıştık.”(22) 


mealindeki âyetten İbn Kemal, Sultan Selim’in Mısır’ın Osmanlı ülkesine ilhak tarihini çıkarmıştır. Âyette Tevrat yerinde kullanılan “ez-Zikr” kelimesi, ebced hesabı ile konunun düğümünü çözen anahtar kelimedir. Âyette “ez-Zikr’den sonra” tabiri kullanılmıştır. Bu kelimenin ebced değeri (okunmayan lâm hariç) 921′dir. 


Mısır’ın fetih tarihi ise, hicrî 922′dir. Demek ki âyet işârî mânâsıyla hicrî 921′den sonra fethin gerçekleşeceğini ifade etmiştir.(23)

17. Bk. Gümüşhanevî, Ahmed Ziyaeddin, Mecmuatu’l-Ahzâb (Şâzelî), 515. 



18. Bk. Nursi, Sikke-i Tasdik, a.g.y. 


19. bk. Gümüşhânevî, Ahmed Ziyaeddin, Mecmûatu’l-Ahzâb (Şâzelî kısmı), 499-531. 


20. Bk. Nursi, Sikke-i Tasdik, a.g.y. 


21. bk.es-Suyutî, el-İtkan, II/14.; el-Âlûsî, I/102. 


22. Enbiya, 21/105. 


23. krş. Âlusî, I/8; Badıllı, Abdulkadir, Risale-i Nur’un Kudsi Kaynakları, 956. 


Geniş bilgi için Yakıt İsmail’in eserine bakılabilir. Ayrıca değişik misaller için Badıllı’nın R. Nur’’un Kudsî Kaynakları adlı eserinin cifir ve ebced bölümüne de bakılabilir.

Kuran’da birçok ayetin ebced değeri çok farklı rakamları verirken, aşağıda ebced hesaplaması yapılmış ayetlerin, tarihsel olarak hadisler ışığında değerlendirildiğinde bu tarihleri vermesi, çok şaşırtıcı ve mucizevidir, ve Allah’ın sözü olduğunun kanıtıdır.

CELCELUTİYE KASİDESİ , SEKİNE DUASI : Risale-i Nur ve Hz. Ali : Hz. Ali’nin Kucağına Cebrail’in Düşürdüğü “KASİDE-İ CELCELUTİYE” ve SAİD NURSİ’ye YAPILAN İŞARETLER! Malûm olsun ki; Celcelutiye'nin esası ve ruhu olan اَلْقَسَمُ الْجَامِعُ وَالدَّعْوَةُ الشَّرِيفَةُ وَاْلاِسْمُ اْلاَعْظَمُ (*) İmam-ı Ali Radıyallahü Anh'ın en mühim ve en müdakkik Üveysî bir şakirdi ve İslâmiyet'in en meşhur ve parlak bir hücceti olan Hüccet-ül İslâm İmam-ı Gazalî (R.A.) diyor ki: "Onlar vahy ile Peygamber'e (A.S.M.) nâzil olduğu vakit İmam-ı Ali'ye (R.A.) emretti: "Yaz." O da yazdı. Sonra nazmetti."


İmam-ı Gazalî (R.A.) diyor:

اِنَّ هذِهِ الدَّعْوَةَ الشَّرِيفَةَ وَ الْوِفْقَ الْعَظِيمَ وَ الْقَسَمَ الْجَامِعَ وَ اْلاِسْمَ اْلاَعْظَمَ وَ السِّرَّ الْمَكْنُونَ الْمُعَظَّمَ بِلاَ شَكٍّ كَنْزٌ مِنْ كُنُوزِ الدُّنْيَا وَ اْلآخِرَةِ
İmam-ı Gazalî, İmam-ı Nureddin'den ders alarak bu Celcelutiye'nin hem Süryanî kelimelerini, hem kıymetini ve hasiyetini şerhetmiş."


Said Nursî





SİYAH SANCAKTAR zaman: 14:55
Paylaş

_________________
Mevla Görelim Neyler
Neylerse Güzel Eyler
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
EBCED-CİFİR tarihi..dini hükmü
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
KUTLU FORUM :: İslami ilimler ve dini kültür :: Dini Bilgiler -genel--
Buraya geçin: