KUTLU FORUM
Would you like to react to this message? Create an account in a few clicks or log in to continue.
KUTLU FORUM

Bilgi ve Paylaşım Platformuna Hoş Geldiniz
 
AnasayfaKayıt OlGiriş yap

 

 Ah minel aşk-hüsnü hat resimleri

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
@bdulKadir
Adminstratör
@bdulKadir

Mesaj Sayısı : 6481
Rep Gücü : 10014639
Rep Puanı : 97
Kayıt tarihi : 17/03/09
Yaş : 58
Nerden : İzmir

Ah minel aşk-hüsnü hat resimleri Empty
MesajKonu: Ah minel aşk-hüsnü hat resimleri   Ah minel aşk-hüsnü hat resimleri Icon_minitimeC.tesi Ara. 31, 2011 3:46 am

Ah minel aşk-hüsnü hat resimleri 7531yaprak

Ah minel aşk-hüsnü hat resimleri Ahminelask10db0zj5

Ah minel aşk-hüsnü hat resimleri Yurekyanginlari_Ahminelask

Ah minel aşk-hüsnü hat resimleri 176867417484664_1259149982

Ah minel aşk-hüsnü hat resimleri Tumblr_lixuadwKPM1qcd3f9o1_400


Ah minel aşk-hüsnü hat resimleri Ah-minel-ask_75698

Ah minel aşk-hüsnü hat resimleri Baskaahminelvt0


Ah minel aşk-hüsnü hat resimleri A_ori


Ah minel aşk-hüsnü hat resimleri 1

Ah minel aşk-hüsnü hat resimleri 16858_100615073306431_100000738159027_20155_3754766_n

Ah minel aşk-hüsnü hat resimleri AH-MINElASK-YAZILI-ALTIN-TEKKE-YAZISI-HALKER__35601511_0

Ah minel aşk-hüsnü hat resimleri Ciraganpk_kurfeyz-ve-saglam_ah-minel-askjpeg

Ah minel aşk-hüsnü hat resimleri Ahminelask20tj5it9

Ah minel aşk-hüsnü hat resimleri A4c34f0337d3608a682876e2a8433849_1297260067

Ah minel aşk-hüsnü hat resimleri 29468_422610719531_96006769531_5319447_7863163_n

Ah minel aşk-hüsnü hat resimleri AbdullahGun_010

Ah minel aşk-hüsnü hat resimleri Ah+minel+a%C5%9Fk

Ah minel aşk-hüsnü hat resimleri Askvehalleri

Ah minel aşk-hüsnü hat resimleri 975895014-2

Aşk, yerine göre yol olur yürünür, yerine göre iman olur uyulur. Bazen
ateş olup yakar, bazen deniz olup boğar. Sultan olur ülke yönetir, şarap
olur sarhoş eder. At olup koşar, kuş olup uçar. Hazine olur viran
gönüllerde saklanır, kimya olur hakir toprakları altına dönüştürür. Sır
olur saklanır, gonca olur açılır. Gül bahçesi olur kokusuyla aşıkları
mest eder, güneş olur aşıklarının ümit meyvelerini olgunlaştırır. Aşk
olunca gönüller birleşir, aşk olunca kıyamet koparcasına hareketlilik
olur. Aşk olunca şimşekler çakar, rahmetler yağar. Alemler kıyama
kalkarsa aşktandır. Hastaların şifa bulması aşktandır. Aşk ile döner
gökler, aşk ile durur kainat. Aşk, Mecnun'dan Leyla'ya bir feryat,
Mansur'dan dara bir sır, gözden kalbe bir yoldur. Velhasıl, klasik
edebiyatımızda aşk her şeydir, her şey de aşktır. Bütün bu sayılanlar
divan edebiyatına bir aşk edebiyatı dememiz için kafidir..


Ah minel aşk-hüsnü hat resimleri Semazen_hat_buyuk%5B1%5D

Ah minel aşk-hüsnü hat resimleri Ahminelakmsennahatds5

Ah minel aşk-hüsnü hat resimleri 71019_113661348715281_5845191_n

Ah minel aşk-hüsnü hat resimleri Ah%20minel%20a%C5%9Fk.jpg_thumb

Ah minel aşk-hüsnü hat resimleri 7e9e3bcd18db9a36d3110db209cf108c_1268863671

Ah minel aşk-hüsnü hat resimleri Ah-minel-ask-simgeli-bileklik-mb69466_1131596_r1

Ah minel aşk-hüsnü hat resimleri 1-BGH01151-1

Ah minel aşk-hüsnü hat resimleri 127419601_e091730762_o

Ah minel aşk-hüsnü hat resimleri Mevlana



Ah minel aşk-hüsnü hat resimleri 7a5fb97eb2f48a38276e32e5e9ca6017_1271965804

_________________
Ah minel aşk-hüsnü hat resimleri 41374811

Elif gibi yalnızım,
Ne esrem var, ne ötrem.
Ne beni durduran bir cezmim,
Ne de bana ben katan bir şeddem var.
Ne elimi tutan bir harf,
Ne anlam katan bir harekem...
Kalakaldım sayfalar ortasında.
Bir okuyan bekledim,
Bir hıfzeden belki...
Gölgesini istedim bir dostun med gibi…
Sızım elif sızısı...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
https://kutluforum.yetkinforum.com
@bdulKadir
Adminstratör
@bdulKadir

Mesaj Sayısı : 6481
Rep Gücü : 10014639
Rep Puanı : 97
Kayıt tarihi : 17/03/09
Yaş : 58
Nerden : İzmir

Ah minel aşk-hüsnü hat resimleri Empty
MesajKonu: Geri: Ah minel aşk-hüsnü hat resimleri   Ah minel aşk-hüsnü hat resimleri Icon_minitimeC.tesi Ara. 31, 2011 4:28 am

Ah minel aşk-hüsnü hat resimleri B6x0i838fr4dkrjp7

Ah minel aşk-hüsnü hat resimleri _450x364_%C4%B0brahim_ors_ah_minel_a%C5%9Fk_tuv.uz.yb_130x160cm_2010

Ah minel aşk-hüsnü hat resimleri 189060_180293825347982_149138601796838_426836_8103946_n

Ah minel aşk-hüsnü hat resimleri Guzelyazi_Askimis1

MEVLANA'DAN

BALIKTAN BAŞKA HERKES SUYA KANAR

1-Her
odunun kokusu dumanından meydana çıkar. İnlemesinden anlaşılır ki, Aşık
gönül hastasıdır. Vücudu afiyettedir ama o, gönüle tutulmuştur. Aşıklık
gönül iniltisinden belli olur, hiçbir hastalık gönül hastalığı gibi
değildir. Aşığın hastalığı bütün hastalıklardan ayrıdır. Aşk, İlahi
sırlardan bir sırdır. Aşkı açıklamak ve anlatmak için ne söylersem
söyleyeyim, asıl aşka gelince o sözlerden mahcup olurum. Dil söylerse
aydınlanırız , fakat dile düşmeyen aşk daha aydındır. Çünkü kalem,
yazmada koşup durmaktadır, ama aşk bahsine gelince; çatlar, aciz kalır.
Aşkı açıklamada akıl yetersiz kalır. Aşkı , aşıklığı yine aşk izah eder
ancak. ( Aşk yüzüne gülünce ağlarsın,işte o zaman anlarsın Can!)

2-Bir
adamın ayağına diken batınca ayağını dizi üstüne kor. İğne ucu ile
diken başını arar durur, bulamazsa orasını dudağı ile ıslatır. Ayağa
batan dikeni bulmak bu derece güç olursa, yüreğe batan diken nasıl olur?
Cevabını sen ver! (Yüreğine diken batmadan anlayamazsın bunu Can!)

3-Bir
kişi, eşeğin kuyruğu altına diken batırır. Eşek onu oradan çıkarmasını
bilmez, boyuna çifte atar. Zıplar, zıpladıkça da diken daha kuvvetli
batar. Dikeni çıkarmak için akıllı bir adam lazım. Eşek, dikeni
çıkarabilmek için can acısı ile çifte atar durur ve yüz yerini daha
yaralar. Bilmez ki kendi başına o dikeni çıkarması mümkün değil.
(Eşeklik yapma nefsim! Üstadını bul. Ustanı tanı.)

AŞK EN BÜYÜK SIRDIR

1-Peygamber
demiştir ki: Her kim sırrını saklar ise çabucak muradına erişir. Tohum
toprak içinde gizlenince, onun gizlenmesi, bahçenin yeşillenmesi ile
neticelenir. ( Aşk en büyük sırdır. Muradına ermek istersen sırrını
sakla Can! )

2- Hekim, kuyumcuya bir şerbet yaptı, kuyumcu içti,
kızın karşısın da erimeye başladı. Hastalık yüzünden kuyumcunun
güzelliği kalmayınca kızın canı, onun derdinden kurtuldu, O’ndan
vazgeçti. Kuyumcu, çirkinleşip hastalanınca kızın gönlü de yavaş yavaş
O’ndan soğudu. Bil ki zahiri güzelliğe ait bulunan aşklar aşk değildir.
Onlar nihayet bir ar olur. Kız da aşktan ve hastalıktan arındı, tertemiz
oldu. Çünkü ölülerin aşkı ebedi değildir. (Suretlere kapılıp kalma Can!
Ölecek aşklar edinme!)

3-Gerçek aşk ruhtadır. Gerçek aşığı
gözünden tanırsın. Her anda goncadan daha taze olur durur. O dirinin
aşkını seç ki O ölümsüzdür ve canına can katan aşk şarabından sunar
sana. O‘nun aşkını seç ki bütün peygamberler, O’ nun aşkı ile kuvvet ve
kudret buldular, şeref ve güç sahibi oldular.


NİCE İNSAN YÜZLÜ ŞEYTAN VARDIR

Nice
insan suratlı şeytan vardır. Bu sebeple her ele el vermek doğru
değildir. Kuş tutan avcı, kuşu avlamak için ıslık çalar, ötme taklidi
yapar.Her yüze bakma Can! Her gülüşe aldanma. Her ele el uzatma can! Her
güzel söze kanma!


LEYLA’YA MECNUN’UN GÖZÜ İLE BAK

1-Leyla
ile Mecnun’un aşkı halkın dilinde meşhur olmuş, bu büyük aşkın
rivayetleri ülkenin hükümdarının ilgisini çekmiştir. Ferman eder Leyla
saraya getirilir. Leyla’nın kara,kuru, o kadar da güzelliği olmayan bir
kız olduğunu gören hükümdar, Leyla'ya dedi ki: Sen O musun ki, Mecnun,
senin aşkından perişan oldu ve kendini kaybetti. Sen diğer güzellerden
daha güzel değilsin. Leyla, “Doğru söylersiniz efendim”, Çünkü siz
mecnun değilsiniz. Bana mecnunun gözü ile bakmıyorsunuz.” diye cevap
verdi.

2-Kuş havadadır, gölgesi yerde.Gölgesi kuş gibi uçar
görünür. Ahmağın biri, o gölgeyi avlamaya kalkışır, takati kalmayıncaya
kadar koşar. O gölgenin havadaki kuşun aksi olduğundan; o gölgenin
aslının nerde bulunduğundan haberi yok! Gölgeye doğru ok atar.
(
Dünya ,sonsuz yaşamın gölgesidir Can! Yalan dünyaya aldanma. Beden ve
suretler , gönlün gölgesidir can! Bedenlere ve görüntülerine kapılma)
Halil İbrahim gibi, Ben batanları sevmem, de!



HER AĞLAMANIN SONU GÜLMEKTİR

1-Her
ağlamanın sonu gülmektir. Sonunu gören Can, mübarek bir kuldur. Akar su
nerede ise orası yeşerir; nereye göz yaşı dökülür ise oraya rahmet
nazil olur. İnleyen dolap gibi gözü yaşlı ol ki can meydanın da
yeşillikler bitsin. Ağlamak istersen gözyaşı dökenlere acı... Merhamete
nail olmak istersen zayıflara merhamet et!

2-Ümitsizlik diyarına
gitme, umutlar var. Karanlığa kapılma, güneşler var. Gönül, seni gönül
ehlinin diyarına çağırır; ten ise seni su ve çamur hapsine çeker. Aklını
kullan.Gönlüne kulak ver. Bir gönül ehline var.Ondan gönül gıdasını
al... Onunla gönlünü gıdalandır.

3-Küpün ve testinin suyu
fanidir Can! Tükenir gider. Lakin pınarın suyu daima taze ve bakidir.
Bir taş parçası yüz testiyi kırar ama pınar suyu durmadan kaynar.
Testiyi kır Can! Küplerden vazgeç.Tükenmeyen suya koş. Susuzluğunun suyu
orda. Açlığının gıdası orda. Yokluğunun varlığı orda.
******************

MEVLANA'NIN AŞK İÇİN SÖYLEDİĞİ EN GÜZEL SÖZLERİ...

"Ey Can; Hiç Kimseye Hak Ettiğinden Fazla Değer Verme; Ya Onu Kaybedersin Ya da Kendini Mahvedersin..." | Hz.Mevlana |...

Beni bir ben bilirim, bir de Yaradan.Bana bir ben lazımım, bir de Anlayan.

Gerçek aşkta ne vefa vardır ne cefa.

Göklerin yolu, içtedir, gönüldedir, sen aşk kanadını aç, aşk kanadın kuvvetli olursa merdiven arama derdin kalmaz

Kim demiş gül yaşar dikenin himayesinde? Dikenin itibarı gül sayesinde. Hz.Mevlana

Yüzde
ısrar etme, doksan da olur. İnsan dediğinde, noksan da olur... Sakın
büyüklenme, elde neler var. Bir ben varım deme, yoksan da olur...
Hz.Mevlâna

Gönül lehcesinde çok söz var amma beyhude konus ki söz
alinmasin , gönül bahçesinde cok gül var amma dikeni al ki gül
şımarmasın. Hz.Mevlana

Söküklerini dik sözlerinin, dilini kalbine yanaştır; dilinle söylediğini kalbinlede söyle.
Dikiş tutmuyorsa şayet, söylenmeyi bırak; sus, kalbinden geçmeyeni diline değdirme..

Bir insan bilmiyorsa ne istediğini hem seni ziyan eder , hem kendini...
Dibini görmediğin suya dalmadığın gibi ,sonunu görmediğin sevgiye teslim etme kendini.

Ey Gönül..! Aşkı arama inanki ararken kaybolursun..! Bulduğunda ya veli yada deli olursun.. Hz.Mevlana

Aşk nasip işidir, hesap işi değil! Aşk adayıştır, arayış değil! Sen adanmışsan ve yanmışsan bu uğurda, aşk seni bulmaya gelir!''

Aşk olmayan kimsede ne can,ne cihan,ne de canan vardır..
aşksız hayat hayat değil,can çekişmedir..
aşkın okuna hiçbir sine tahammül edemez.
taki..maşukiyet yolunda olsun..

“Bende aşka kabiliyet yok deme, Tanrı kimseyi eksik yaratmamıştır.”
Mevlana

*******************

Aşk, şiddetli bir muhabbettir. Fâni mahbuplara müteveccih olduğu vakit,
ya o aşk kendi sahibini daimî bir azap ve elemde bırakır. Veyahut o
mecazî mahbup, o şiddetli muhabbetin fiyatına değmediği için, bâki bir
mahbubu arattırır; aşk-ı mecazî, aşk-ı hakikîye inkılâp eder.

İşte,
insanda binlerle hissiyat var. Herbirisinin, aşk gibi, iki mertebesi
var: biri mecazî, biri hakikî. Meselâ, endişe-i istikbal hissi herkeste
var. Şiddetli bir surette endişe ettiği vakit bakar ki, o endişe ettiği
istikbale yetişmek için elinde senet yok. Hem rızık cihetinde bir
taahhüt altında ve kısa olan bir istikbal, o şiddetli endişeye değmiyor.
Ondan yüzünü çevirip, kabirden sonra hakikî ve uzun ve gafiller
hakkında taahhüt altına alınmamış bir istikbale teveccüh eder. ....

Bediuzzaman Said Nursi-Mektubat

“Bütün firaklardan gelen
feryatlar, aşk-ı bekadan gelen ağlamakların tercümanlarıdır.”

İnsan fıtratındaki beka aşkının
bir delili de şudur; “zevale giden müştak lezzet almaz.” Örneğin bir gün
sonra öleceğini bilen adam, önündeki yağlı yemekten lezzet almaz. O
halde öleceğini ve hatta ölümünün bir saniye sonra dahi ihtimal
dâhilinde olduğunu bile bile istisnasız her insanın, âlimin, cahilin,
abidin, fasığın, zalimin ve mazlumun hayattan lezzet alması sırf
gafletten midir? İnsanın öleceğini bilerek yaşaması ve lezzet alması,
fıtratındaki beka aşkı ve bilgisinin ispatıdır. Esasen insan yokluğu
tasavvur ve yokluğa tahammül edemez. Fenaya gitmediğini bilir.


Evet, acz dahi, aşk gibi, belki daha eslem bir tariktir ki, ubûdiyet tarikiyle mahbubiyete kadar gider. Fakr dahi Rahmân ismine isal eder. Hem şefkat dahi, aşk gibi, belki daha keskin ve daha geniş bir tariktir ki, Rahîm ismine isal eder. Hem tefekkür dahi, aşk gibi, belki daha zengin, daha parlak, daha geniş bir tariktir ki, Hakîm ismine isal eder.

"Muhabbet çendan ihtiyarî değil. Fakat, ihtiyar ile,
muhabbetin yüzü bir mahbuptan diğer bir mahbuba dönebilir. Meselâ, bir
mahbubun çirkinliğini göstermekle, veyahut asıl lâyık-ı muhabbet olan
diğer bir mahbuba perde veya ayna olduğunu göstermekle, muhabbetin yüzü
mecazî mahbuptan hakikî mahbuba çevrilebilir."

"Aşk, şiddetli bir muhabbettir. Fâni mahbuplara müteveccih
olduğu vakit, ya o aşk kendi sahibini daimî bir azap ve elemde bırakır.
Veyahut o mecazî mahbup, o şiddetli muhabbetin fiyatına değmediği için,
bâki bir mahbubu arattırır; aşk-ı mecazî, aşk-ı hakikîye inkılâp eder."


"İşte, insanda binlerle hissiyat var. Herbirisinin, aşk gibi, iki mertebesi var: biri mecazî, biri hakikî."

"Güzel değil batmakla kaybolan bir mahbup. Çünkü zevâle
mahkûm, hakikî güzel olamaz. Aşk-ı ebedî için yaratılan ve âyine-i Samed
olan kalb ile sevilmez ve sevilmemeli."

Allah, insana kalp ve muhabbet hissini, kendi isim ve sıfatlarını
sevdirmek için vermiştir. Hatta insandaki kalp ve muhabbete öyle bir
genişlik ve keskinlik vermiş ki; ancak ezeli ve ebedi olan Allah’ın
cemal ve kemali ile tatmin olabilir bir vasıftadır. Öyle ise insanın bu
muhabbet ve kalbî kabiliyetlerini, mecazi ve fani mahlukatta kullanması
meşru ve helal değildir. Mahlukatı ise ancak Allah’ın bir san'atı,
Allah’ın cemal ve kemaline bir ayna olması noktasından ancak Allah
namına sevebilir.


"Mezarımı yol üstüne kazsınlar,
Yâr geçerken belki bana can gelir."

"Andıkça seni büyür hayalîm;
Bir fecr-i azîm olur leyâlim.
Nâmın ne kadar enîs-i candır?
Feryadım ile sana revândır.
Allah derim, gelir mecalim;
Allah derim, biter zevalim.
Tahriki ile uçar bu savtın,
Gamdan ne kadar kırılsa bâlim."


Aşk ilmin ta kendisidir. “Âşıklar dergâhında Ebu Hanife de ders veremez, Şafii de”

Aşk ithama mahal bırakmaz. Sevgiliyi itham edenler ancak kendi sevgilerini itham etmiş olurlar.

Aşk yetişir. Hakikati, yüreği varken aklıyla arayan deniz kenarında teyemmüm edene benzer.

Toprak temiz olsa da temizleyici olmaz.

Aşk düştüğü kalbin derdidir. Âşık, firak yurdundan, yokluk gurbetinden neşe devşirmez.

“Aşk davadır. Istırap ise şahidi… Şahidi yoksa dava düşer.”

Aşk
dert düşürdüğü kalbin dermanıdır. Âşık, gönül yarasına aklını yama
etmez. Gönül nazenin, akıl ise kabadır. Büyük bir cerrah, hatta adi bir
terzi çuvaldız kullanmaz.

Aşk manadır. Bir kadın teni için sevilmez. “Öyle olsa ölünce sevgilinin gömülmesine nasıl razı olurdun? Ten hala oradadır!”

Ve aşk sigara içmek
gibidir. Hiç kullanmadıysanız asla anlayamazsınız. Bir kere tadını
aldıysanız en makul nasihatlere, en açık tehlikelere rağmen ikna
olmazsınız. Büyük âşık Molla Ahmet-i Hani’nin şu sözleri ne güzeldir:

“Şefeq rabum weqtê seher / Şafakta uyandım vakt-i seherdi
Rahışt tıtın agır lıser /Tütün sardım ateş üzerindeydi
Her nefesek pênsed keder /Her nefeste beşyüz kederi
Bela dıkır bı yek carek” /dağıtıyordu bir tek seferde




_________________
Ah minel aşk-hüsnü hat resimleri 41374811

Elif gibi yalnızım,
Ne esrem var, ne ötrem.
Ne beni durduran bir cezmim,
Ne de bana ben katan bir şeddem var.
Ne elimi tutan bir harf,
Ne anlam katan bir harekem...
Kalakaldım sayfalar ortasında.
Bir okuyan bekledim,
Bir hıfzeden belki...
Gölgesini istedim bir dostun med gibi…
Sızım elif sızısı...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
https://kutluforum.yetkinforum.com
@bdulKadir
Adminstratör
@bdulKadir

Mesaj Sayısı : 6481
Rep Gücü : 10014639
Rep Puanı : 97
Kayıt tarihi : 17/03/09
Yaş : 58
Nerden : İzmir

Ah minel aşk-hüsnü hat resimleri Empty
MesajKonu: Geri: Ah minel aşk-hüsnü hat resimleri   Ah minel aşk-hüsnü hat resimleri Icon_minitimeC.tesi Ara. 31, 2011 4:51 am

Cânı kim cânânı için sevse cânânın sever
Canı için kim ki cânânın sever cânın sever.

*************

bir aşk hikayesi
Geceleri balkonda ışığın etrafını alan pervane böceklerini fark etmiş miydik hiç?
Ya onların aşk uğruna yaşadıklarını bilir miyiz? Yani pervanenin mum ışığıyla yaşadığı aşkın hikayesini…
Aşk bir farkına varış, bir idrak seviyesidir… ‘Aşk odu önce ma’şuka,
andan âşıka düşer.’ derler, malum. Yani aşk ateşi önce sevilene ondan
sonra sevene düşer. Önce sevilende bir ateş yanmalı ki pervane onun
etrafında dönsün, pervane o ateşi görsün, sonra aşkının farkına varsın…
Pervane aşkını ispat edebilmek için gördüğü anda ışığı, etrafında
dönmeye başlar. Bir cezbedir bu. Bu cezbenin gittikçe daralan bir
çemberi vardır. Işığın etrafında döner, döndükçe biraz daha yakından
dönmek ister. Işığı gördüğü anda aşkı ilmel yakin olarak tanıyan
pervane, onu aynel yakin bilmek istediği için gittikçe mumun etrafındaki
çemberi daraltıyor. Çember daraldıkça pervanenin aşkı artıyor, şevki
artıyor, coşkusu artıyor. Coşkusu arttıkça da cesareti artıyor. Aşk
cesaret işidir, neticede. Ve pervane cesaretle kanadını şöyle bir
değdirir ateşe. İlk lezzettir işte o acı. Acı verir, yakar içini. Ama
ona verdiği acı o kadar hoşuna gider ki, daha fazla dönmeye başlar. Acı
ve lezzet… Birbirine zıt bu iki duygunun bir arada olması nasıl mümkün…
İşte bu noktada, azabın ve acının lezzet olmasındaki sırrı yakalamak
gerek.
Azap kelimesi azp kelimesinden türüyor. Azp lezzet demek. Azabın ne
olduğunu buna göre ölçün ve düşünün. İşte kanadının ucunu bir defa
yaktığı zaman pervane ilk azabı duyar; fakat öyle bir lezzettir ki o
azap… Bu azap ve ondan alınan lezzet, insanı yavaş yavaş nefsinden
sıyırıp vuslatı mümkün kılar. Bu sefer daha büyük bir cesaretle kendini
ateşe atarcasına gider ışığı kucaklar.
Ve burada ateş pervaneyi yakar kavurur. Bir buğday tanesi gibi
toparlayıp yere düşürür. Artık pervane ‘hakkal yakin’ biliyordur
vuslatı. Bu fenadır. Bu canını verdiği noktadır. Mumun bundan haberi
bile yoktur belki. Olmasına da gerek yoktur. Bu pervanenin aşkıdır
çünkü. Aşkı uğruna can veren pervanenin aşkı. Ama öbür taraftan mum da
yanar. Onun aşkı da, acısı da kendincedir. Önce can ipliğine bir ateş
düşer ve yanmaya başlar mum… Sonra içindeki o yangını söndürmek için
gözyaşı döker. Ateşi su söndürür çünkü. Ama mumun gözyaşları onun
ateşine daha da bir güç verir, elemi arttıkça artar. Ve erir can ipi,
sevgilinin yolunda yok olana dek…
İskender Pala


***************


Bir Aşk Hikayesi
Geceleri balkonda ışığın etrafını alan pervane böceklerini fark etmiş miydik hiç?
Ya onların aşk uğruna yaşadıklarını bilir miyiz? Yani pervanenin mum ışığıyla yaşadığı aşkın hikayesini…
Aşk bir farkına varış, bir idrak seviyesidir… ‘Aşk odu önce ma’şuka,
andan âşıka düşer.’ derler, malum. Yani aşk ateşi önce sevilene ondan
sonra sevene düşer. Önce sevilende bir ateş yanmalı ki pervane onun
etrafında dönsün, pervane o ateşi görsün, sonra aşkının farkına varsın…
Pervane aşkını ispat edebilmek için gördüğü anda ışığı, etrafında
dönmeye başlar. Bir cezbedir bu. Bu cezbenin gittikçe daralan bir
çemberi vardır. Işığın etrafında döner, döndükçe biraz daha yakından
dönmek ister. Işığı gördüğü anda aşkı ilmel yakin olarak tanıyan
pervane, onu aynel yakin bilmek istediği için gittikçe mumun etrafındaki
çemberi daraltıyor. Çember daraldıkça pervanenin aşkı artıyor, şevki
artıyor, coşkusu artıyor. Coşkusu arttıkça da cesareti artıyor. Aşk
cesaret işidir, neticede. Ve pervane cesaretle kanadını şöyle bir
değdirir ateşe. İlk lezzettir işte o acı. Acı verir, yakar içini. Ama
ona verdiği acı o kadar hoşuna gider ki, daha fazla dönmeye başlar. Acı
ve lezzet… Birbirine zıt bu iki duygunun bir arada olması nasıl mümkün…
İşte bu noktada, azabın ve acının lezzet olmasındaki sırrı yakalamak
gerek.
Azap kelimesi azp kelimesinden türüyor. Azp lezzet demek. Azabın ne
olduğunu buna göre ölçün ve düşünün. İşte kanadının ucunu bir defa
yaktığı zaman pervane ilk azabı duyar; fakat öyle bir lezzettir ki o
azap… Bu azap ve ondan alınan lezzet, insanı yavaş yavaş nefsinden
sıyırıp vuslatı mümkün kılar. Bu sefer daha büyük bir cesaretle kendini
ateşe atarcasına gider ışığı kucaklar.
Ve burada ateş pervaneyi yakar kavurur. Bir buğday tanesi gibi
toparlayıp yere düşürür. Artık pervane ‘hakkal yakin’ biliyordur
vuslatı. Bu fenadır. Bu canını verdiği noktadır. Mumun bundan haberi
bile yoktur belki. Olmasına da gerek yoktur. Bu pervanenin aşkıdır
çünkü. Aşkı uğruna can veren pervanenin aşkı. Ama öbür taraftan mum da
yanar. Onun aşkı da, acısı da kendincedir. Önce can ipliğine bir ateş
düşer ve yanmaya başlar mum… Sonra içindeki o yangını söndürmek için
gözyaşı döker. Ateşi su söndürür çünkü. Ama mumun gözyaşları onun
ateşine daha da bir güç verir, elemi arttıkça artar. Ve erir can ipi,
sevgilinin yolunda yok olana dek…
İskender Pala


Aşk yoluna düşen Aşk erlerinin Aşkları daim olsun Vuslata ermek dileğiyle

*****


Sevgiye Dair - İskender PALA


Mumun yanına oturmuşAh minel aşk-hüsnü hat resimleri Smilev kıpırdanan alevlere içini dökerken yanaklarından yaşlar süzülüyor ve mırıldanıyordu:
Bakımlıyız.Com - Sevgiye Dair - İskender PALA
-Ey sevgili! Hayalin gözümdeAh minel aşk-hüsnü hat resimleri Smilev ismin dilimdeAh minel aşk-hüsnü hat resimleri Smilev sarayın kalbimde... Peki ama nereye kayboldun?!. Gözlerim her yerde seni arıyorAh minel aşk-hüsnü hat resimleri Smilev hâlbuki işte gözbebeğimdesin; kalbim durmadan seni özlüyorAh minel aşk-hüsnü hat resimleri Smilev hâlbuki işte bağrımın içindesin. Kaybolup gittin desem kalbim beni doğrulamıyor. Çünkü sen onun içinde bir sır gibi kaldınAh minel aşk-hüsnü hat resimleri Smilev hiçbir yere ayrılmadın. YokAh minel aşk-hüsnü hat resimleri Smilev gitmedinAh minel aşk-hüsnü hat resimleri Smilev hep yanımdasın desemAh minel aşk-hüsnü hat resimleri Smilev gözüm beni yalanlayacakAh minel aşk-hüsnü hat resimleri Smilev hani nerede sevgiliAh minel aşk-hüsnü hat resimleri Smilev diyecek. Ne yapacağımı bilemiyorum. Kaybolan ile bulunanAh minel aşk-hüsnü hat resimleri Smilev doğru ile yalan arasında şaşkın kalakaldım. Gönlümdeki yangına şahitlik ederek şu alevlerin içinde gülümseyenAh minel aşk-hüsnü hat resimleri Smilev şu gözyaşıma yansıyan hayalin ne vakit hakikat olacak? Ateş ile su arasında kalan hasretim ne vakit dinecek? NeredesinAh minel aşk-hüsnü hat resimleri Smilev kiminlesinAh minel aşk-hüsnü hat resimleri Smilev neylersin bilsem!..
Baştan sona hasreti anlatan bu sözleri işitince içimin burkulduğunuAh minel aşk-hüsnü hat resimleri Smilev derin bir keder hissettiğimi itiraf etmeliyim. "- Galiba kurt ile kuzuAh minel aşk-hüsnü hat resimleri Smilev aslan ile ceylan rollerini değiştiler" dedim içimden. Çünkü bir sevgiliAh minel aşk-hüsnü hat resimleri Smilev
ancak böyle bir durumda içini dökerken yukarıdaki cümleleri söylerdi.
Seven ile sevilen arasında olup bitenler değiştikçe kimlikler de değişirAh minel aşk-hüsnü hat resimleri Smilev seven ile sevilen rol dönüşümüne uğrarlardı. Bu durumda seven işin başlangıcında sevgiliyle ilişkilendirilenAh minel aşk-hüsnü hat resimleri Smilev ona benzeyen her şeye ilgi duyuyorAh minel aşk-hüsnü hat resimleri Smilev benzemeyenleri bile ona benzetiyorAh minel aşk-hüsnü hat resimleri Smilev bundan haz alıyordur. Mecnun dağda tuzağa ayağını kaptırmış bir ceylan görünce onun gözlerini Leyla'nın gözlerine benzetmişAh minel aşk-hüsnü hat resimleri Smilev
sırf bu yüzden avcıyı bekleyip diyetini ödeyerek onu serbest
bırakmıştı. "Niçin böyle yaptın?" dediklerinde ise "Leyla'ya benzeyen
birine zulüm yaraşık değildir!" cevabını vermişti. Mecnun o vakit
Leyla'nın aşkının henüz başlangıcında olduğu için böyle davranmıştı.
Çünkü sevgi kemale erince sevenAh minel aşk-hüsnü hat resimleri Smilev
mükemmelliğin yalnızca sevgilide olduğunu fark eder ve artık ona benzer
bir şey bulamaz. Tıpkı bunun gibi sevginin başlangıcında seven feryat
figan ederAh minel aşk-hüsnü hat resimleri Smilev ağlayıp inlerAh minel aşk-hüsnü hat resimleri Smilev yanar yakılırAh minel aşk-hüsnü hat resimleri Smilev
kalbindeki ateşin dumanı ağzından ah olarak çıkar. Ama sevgi kemale
erip de sevenin varlığını ele geçirince artık inlemeler ve ağlamalar son
bulurAh minel aşk-hüsnü hat resimleri Smilev seven latif bir cisme dönüşür; kusurluluk biterAh minel aşk-hüsnü hat resimleri Smilev paklık başlar. Yani ateşin alevi büyüdüğü vakit dumanı azalırAh minel aşk-hüsnü hat resimleri Smilev hatta kaybolur gider. Bu durumda sevilen seven için kesif bir dumana dönüşür. Hem de bütün alevi örten bir duman.

Hayal
ile gerçek arasındaki sevgilinin hikâyesine dalınca birden şehrimi
özlediğimi hissettim. Sevgi bana şehri hatırlatmıştı. Belki de sevgi
şehri özlemekti. Çünkü şehirler sevgililer gibi sevgileri de saklarAh minel aşk-hüsnü hat resimleri Smilev perverde eder. Birden fark ettim ki düşündüklerim yüzünden gönlüm hassaslaşmışAh minel aşk-hüsnü hat resimleri Smilev yüreğimin titremesi iki katına çıkmıştı. Sevgi hatıraları yenilemekAh minel aşk-hüsnü hat resimleri Smilev eski dostları yeniden görmeyi arzulamaktı herhalde. Çünkü bunu hayal ederken bile sevgi insanın içini ısıtıyorAh minel aşk-hüsnü hat resimleri Smilev huzur veriyordu. Hayat sevgiyle yaşanmalıydı.

Bir
ara "-Acaba aslan da ceylanın yurduna varırken seviniyor mudur?" diye
içimden geçirdim. Acaba onun dışında sevgisini yitirdiğiniAh minel aşk-hüsnü hat resimleri Smilev ona varınca da sevgiyi bulmayı umduğunu söyleyebilir miydim?!.. Hani herkes için matem olan yurtAh minel aşk-hüsnü hat resimleri Smilev seven için bayramAh minel aşk-hüsnü hat resimleri Smilev herkese Muharrem olan günler sevene Zilhicce olur gibi... Zeliha'nınAh minel aşk-hüsnü hat resimleri Smilev
bütün adların içine Yusuf'un adını gizlemesi gibi... Sevgili adını
diğer adları söylediğinden daha sıcak bir içtenlikle söylemekAh minel aşk-hüsnü hat resimleri Smilev sevgi kelimesini başka kelimelerden farklı telaffuz etmekAh minel aşk-hüsnü hat resimleri Smilev sevgi derken sanki yüreğinin bir parçası da ağzından birlikte dökülmekAh minel aşk-hüsnü hat resimleri Smilev sevgilinin kalbiyle sevenin kalbi arasında bir ilmeğe bağlanmak gibi...

O zaman düşündüm. Sevenin özünde taşıdığı cevher neydi de sevgili o cevhere yansıyordu? SevenAh minel aşk-hüsnü hat resimleri Smilev sevgiliyle olmaktan menfaat uman değilAh minel aşk-hüsnü hat resimleri Smilev menfaatini sevgiliyle olmaktan umandı çünkü. Sevdiğini söyleyenlerin çoğu ancak sevgilinin bezirgânlarıAh minel aşk-hüsnü hat resimleri Smilev
hakiki seven ise onun satışa çıkarılmış metaıydı. Sevgili ona "- Gel
kendini ben eyle.!" dese derhal feda olur; çünkü ona muhtaçtır. Eğer
seven kendini hakikaten o eylerse belki o da kendini seven eylemeye
yönelir. Eğer sevilen kendini seven eylerseAh minel aşk-hüsnü hat resimleri Smilev
bilinsin ki sevgide ihtiyaç içinde kalmış demektir. Eğer seven kendini
sevgili eylerse tamamlanma sevilende gerçekleşmiş; böylece her şey
sevilen olmuş sayılır. O vakit niyaz aradan kalkar her şey naz olur.
İhtiyaç aradan gider sevgide kendine yeterlilik başlar. Fakirlik
kaybolurAh minel aşk-hüsnü hat resimleri Smilev zenginlik gelir. Velhasıl her şey bir çare olurAh minel aşk-hüsnü hat resimleri Smilev çaresizliğin adı yeryüzünden silinir!..

Bütün bunları düşündükten sonra bir karara vardım. Seven sevdiğini bir sevgiliAh minel aşk-hüsnü hat resimleri Smilev bir canan sanırsa yanılır; oysa bilmelidir ki sevilen sevenin cananı değil bizzat canıdır.
Ey büyük üstadAh minel aşk-hüsnü hat resimleri Smilev ey Fuzulî!.. Sen Leyla ile Mecnun'u yazmasanAh minel aşk-hüsnü hat resimleri Smilev cihanda sevgi adı eksik kalırdı!.. Değil mi ki söyledin:
Cânı kim cânânı için sevse cânânın sever
Canı için kim ki cânânın sever cânın sever.


********************




BİR AŞK HİKÂYESİ (Öykü)








Uzun
boylu, ay yüzlü bir kız vardı kasabanın birinde. Onun sevgisiyle
herkes yolunu yitirmişti. İşi gücü dilberlikti, bez yıkarken saçlarını
çözer, eteğini beline toplar âşıklarının gönüllerine ateş çalardı.

Kemale ermiş, yaşını başını almış bir
adam da Âşık oldu ona ve tez vakitte kemalini yitirdi, tecrübeli aklı
deliliğe yaklaştı, yüzünün aşkıyla beli iki kat olup gönlü bela
zinciriyle bir girdapta kaldı. Sonunda dayanamadı, kendini ona vakfetti,
her işi onun için, her şeyi onun adına yapmaya başladı. Ücretle iş
yapsa kazancını ona sunar, eline altın geçse gider o gümüş bedenliye
verirdi. Bir gün genç kız kendisine dedi ki:

-Yanışın her an biraz daha artmada,
ama aşkta masraf ziyade gerek, sendeki sermaye yalnızca aşk olursa
mutfak boş kalır, daha fazlaya gücün yetmezse geç bu sevdadan, davul
dengi dengine demişler�

-Sevgili, dedi âşık, bedeninde bir
avuç ilikten, bir parça deriden başka bir şey kalmadı yolunda
harcayacak. Bari beni sat da elde ettiğinle bir müddet daha hoş ol.

Genç kız âşığını derhal Mısır�a götürdü,
orada bir kürsü kurmuşlar, âdet etmişler, satıcı kürsüye oturur,
kölesi ayakta durup müşteri beklerdi. Bir müddet beklediler. Adam hiç
üzüntü göstermiyor, hiç boynunu bükmüyor, hatta müşteri çıktığı vakit
baş gösterecek ayrılığı da aklına getirmiyordu. Bir adam gelip genç
kıza sordu:

- Şu ayakta bekleyen ihtiyar senin kulun mu?
- Evet , benim kulumdur!..
O sırada ihtiyar düşüp bayıldı. Adam
pazarlık ile onu satın aldı ve kendine geldiğinde şehrin dışında bir
mezarlığa götürdü. Meğer o adamın babası ölmüş, o da babasının ruhu
için bir köle azat etmeyi ahdetmiş, ihtiyarı satın alması bundanmış.
Mezarın başında zavallı ihtiyarı azat edip cebini de altınla
doldurduktan sonra gönlünü şad etmek için dedi ki:

-Diliyorsan ey ihtiyar, Mısır�da kal, malın eksilmez, seni gözetirim.
-Dilersen de var git, çünkü artık hürsün, kendi kendinin sultanısın.
İhtiyar teşekkür ederek genç kızın
ardınca koşup yetişti ve altınları avucuna sayıp gönlünü alana yine
gönlünü teslim etti. Dünyayı onun yüzünde apaydın görüyordu ve dedi
ki,

-A sevgili! Şu gönül, senin için
satılmaktan aldığı lezzeti bugüne dek hiçbir şeyden almadı. Hele� benim
kulumdur!� dediğin andaki saadetim,sanmam ki başka bir kimsede
olsun!.. Haydi yine beni pazara götürüp mezada ko!.

(İSKENDER PALA-AŞKNAME)

******************


Feridüddin Attar'dan naklen (bk. Aşkname, r's, 85 vd.) anlatalım:

Vaktiyle Gürgan'da, Behram Şah adlı iyi huylu, cömert ve
sanatçıyı himaye eden bir hükümdar yaşardı. Kadir kıymet bilir biriydi
ve ünlü şair Fahreddin Es'ad Cürcanî'ye itibar ederdi. Fahreddin ona
medhiyeler yazar, o da şairi nimetlere boğardı.

Behram Şah'ın hizmetinde bulunan, güzelliği Zeliha'dan aşkın bir
nedimesi vardı. Yanaklarına sarkıttığı misk ve sümbülden saçlarıyla
herkesin gönlünü çelen bu dilberin yüzü ay gibi parlar, kaşını gören kaş
gibi eğrilir, dudakları ikiz nar tanesine, gözleri nergise benzerdi.
Behram Şah sarayının geniş salonunda eğlenmeyi severdi. Bir bahar
akşamında, şiirlerin okunduğu, hanendelerin söylediği, sazendelerin
makamlar dolaştığı bir meclis kurmuş, oraya Fahreddin'i de davet etmiş, o
da coştukça coşmuş, medhiyelerin mübalağalarını ayyuka çıkarmıştı. İşte
o sırada olanlar oldu. O ay yüzlü güzel, elinde meyve tepsisiyle
meclise giriverdi. Tatlılığı bütün aleme şeker saçıyordu. Gamzesinden
fırlayan kirpik oklarıyla meclisteki hemen herkesi vurmuş, avlamıştı.
Ama en ziyade kanattığı yürek, en ziyade yaktığı can Fahreddin'in canı
olmuştu. Meclistekiler bunu Fahreddin'in söylemeye devam ettiği
şiirlerin yakıcı kelimelerinden anladılar. Elbette bunu Behram Şah da
anladı, lakin belli etmedi. Sultanlar elbette herkes gibi
davranmamalıydılar, o da kendine düşeni yaptı, göz yumarak olacakları
bekledi. Meclistekiler şarapla sarhoş olur mestlik gösterirken Fahreddin
aşk ile serhoş oluyor, kendinden geçiyor, canı ateş deryasında
dalgalanıyordu. Şah içkiyi artırdıkça artırdı, ikram çoğaldıkça çoğaldı,
kendisi de kâfi miktarda içip mestlik gösterdi. Yine de gözleri yanmış,
mum gibi eriyen Fahreddin'deydi. Sevdiği şairin gönlünü aşk ile ateş
arasında görünce dayanamadı, merhameti coştu ve nedimesini ona
bağışlayıverdi. Fahreddin sultana teşekkür ederken olanlara
inanamıyordu. Sultan yine "İşte sana bağışladım, cariyen oldu say,
elinden tut götür!" dedi. O da içkiden başı dönen kızın elinden tutup
salondan çıktı. Fahreddin aşk ile sarhoştu ama aklı henüz başındaydı.
Olup bitenin akıbetini düşünüp bir plan kurdu. Padişahın meclisinden
çıkan birkaç yüksek rütbeli zatı durdurdu. Hepsi iyiyi kötüyü bilir,
doğruyu yanlışı ayırır vezirlerden idiler. Onlara dedi ki:

"Behram Şah bu gece sarhoş. Bu nedime de haylice içti, neredeyse
yıkıldı yıkılacak. Şimdi bunu evime götürüp orada sabahlarsak, padişah
yarın ayıldığında belki yaptığına pişman olur, belki kıskançlıktan kanı
kaynar, onu geri isteyiverir. Eğer bu kızcağız benim evimde sabahlamış
olursa ne kadar özür dilesem de beni bağışlamayabilir. Gerçi ben bu
güzel için can korkusu çekmem, onun için feda olurum, illa ki benim
yüzümden ona bir zarar erişir diye korkarım. Bu yüzden şimdi bana onu
gizleyebileceğim bir yer söyleyin!"

Vezirlerin hepsi bu tedbiri uygun buldular ve onunla kızı salonun
arka duvarına doğru götürdüler. Meğer padişahın tahtının altında taştan
yapılma karanlık bir mahzen varmış. Fahreddin gizli kapıdan girince,
mahzenin ortasında on kat ipek kumaşla örtülü, ceviz ağacından yekpare
ve murassa bir taht gördü. Kendinden geçmek üzere olan kızı herkesin
gözü önünde o tahta yatırdı. Yanına da birkaç mum yakıp herkesle
birlikte dışarı çıkarken kendisi de bu mumlar gibi yanıyordu. Kapının
anahtarını baş vezire teslim edip eşikte sabahladı.

Ertesi gün sultan olup biteni öğrenince pek sevindi, "Edebe
riayet etmişsin, yine de nedimem senindir!" diyerek kızı ona yeniden
bağışladı. O da gönlü yalımlanarak mahzene koştu. Canı vuslat
arzusundaydı, ama gönül sultanı, oturduğu taht ile birlikte baştan ayağa
kömür olmuştu. Meğer mumdan bir ateş sıçramış, ipek kumaşları
tutuşturup güzel nedimeyi taht ile birlikte yakmıştı.

Sevgilisi ateşe yanan Fahreddin de o günden sonra ateşlere düştü
ve aşk hadden aşkın olunca gezip tozduğu yerlerde, dolanıp düştüğü
çöllerde Veyse vü Ramin öyküsünü yazdı. Zahirde anlattığı Veyse ile
Ramin'in hikâyesi idiyse de hakikatte kalbindeki aşk ateşini dile
getirmişti.


*****************

_________________
Ah minel aşk-hüsnü hat resimleri 41374811

Elif gibi yalnızım,
Ne esrem var, ne ötrem.
Ne beni durduran bir cezmim,
Ne de bana ben katan bir şeddem var.
Ne elimi tutan bir harf,
Ne anlam katan bir harekem...
Kalakaldım sayfalar ortasında.
Bir okuyan bekledim,
Bir hıfzeden belki...
Gölgesini istedim bir dostun med gibi…
Sızım elif sızısı...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
https://kutluforum.yetkinforum.com
@bdulKadir
Adminstratör
@bdulKadir

Mesaj Sayısı : 6481
Rep Gücü : 10014639
Rep Puanı : 97
Kayıt tarihi : 17/03/09
Yaş : 58
Nerden : İzmir

Ah minel aşk-hüsnü hat resimleri Empty
MesajKonu: Geri: Ah minel aşk-hüsnü hat resimleri   Ah minel aşk-hüsnü hat resimleri Icon_minitimeC.tesi Ara. 31, 2011 6:14 am

fuzuli

* Aşk derdiyle hoşem el çek ilacımdan tabib, Kılma derman kim helakim zehri dermanındadır.

* Aşksız güzellik bayağıdır; güzellikse aşk pazarında mezad..

* Cana tamah etme, can elbet geçicidir.

* Cihanda eski usuldür, fayda arayan, zararı da istemiş olur
Sevgili isteyen, eziyete hazırlanmalı; define arayan yılanı göze
almalıdır


* Deliye hazine değil, virane gerektir.

* Güzelliğin vasıflarını söylemek için söz çoktur; ama güzelliğin tatlılığına hiç söz yoktur.

* Güzellik olmasa aşk ortaya çıkmaz; aşk olmasa güzellik yüz göstermez.


* Hicran vuslatın gecesi ise; vuslat firakın şafağıdır, fecridir.

* Varlık gam tuzağıdır, hür olmak yoklukladır...


* Vuslat olunca ayrılıktan korkmak gerek...

* Vuslat! Ah! Ne efsunkâr bir kelime, ne kutlu bir an!

* Zaman! Ah zaman! Hem dost, hem düşman...

* Zincir, deliye gerektir.

şebi hicran yanar canim döker kan çesmi giryanim
uyarir halki efkarim yatan bahtim uyanmazmi...
fizuli rindi sevdadir her zaman halka rüsvadir
sorsalar bu ne sevdadir bu sevdadan usanmazmi-

Fuzuli'ye "sevmek mi yoksa
sevilmek mi daha güzeldir...?'' diye sormuşlar. "Sevmek" diye cevaplamış
ve eklemiş: "Çünkü sevildiğinden asla emin olamazsın.."

********************
Hansı Gülşen

Fuzuli
dünya edebiyat litaratüründe en büyük isimlerden bir tanesidir.Onun bu
aşağıdaki gazelini sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyacağımı öncelikle
belirtmeyi vazifem bilirim.


Hansı Gülşen
1-Hansı gülşen gülbüni serv-i hıramanunca var
Hansı gülbün üzre gonce la’l-i handanunca var

(Hangi
gül bahçesinin gül fidanı senin salınan selvi boyun kadar uzundur?
Hangi gül fidanındaki gonca senin gülen dudaklarına benzer?)


2-Hansı gülzar içre bir gül açılur hüsnün kimi
Hansı gül bergi leb-i la’l-i dür-efşanunca var

(Hangi gül bahçesinde senin güzel yüzün gibi bir gül açılır? Hangi gül yaprağı senin inci saçan kırmızı dudağın gibidir?)

3-Hansı bağun var bir nahli kadün tek bar-ver
Hansı nahlün hasılı sib-i zenahdanunca var

(Hangi bahçenin senin boyun gibi meyveli bir fidanı vardır.Hangi fidanın meyvesi senin çenenin elmasına benzer?)

4-Hansı huni sen kimi cellada olmuşdur esir
Hansı celladun kılıcı nevk-i müjganunca var

(Hangi katil senin gibi bir cellada tutsak olmuştur.Hangi celladın kılıcı senin kirpiklerinin ucu gibi sivri ve keskindir?)

5-Hansı bezm olmış münevver bir kadün tek şem’den
Hansı şem’ün şu’lesi ruhsar-ı tabanunca var

(Hangi toplantı senin boyun gibi bir mumla aydınlanmıştır? Hangi mumun ışığı senin parlak yanağın gibidir?)

6-Hansı yerde tapılur nisbet sana bir genc-i hüsn
Hansı gencün ejderi zülf-i perişanunca var

(Sana benzeyen bir güzellik hazinesi nerede bulunur? Hangi hazineyi bekleyen yılan senin dağınık saçlarına benzer.)

7-Hansı gülşen bülbüin derler Fuzuli sen kimi
Hansı bülbül nalesi feryad-u efganunca var

(Fuzuli,
hangi gülbahçesinin bülbülünün sana benzediğini söyleyebilirler? Hangi
bülbülün iniltisi senin bağırışın, haykıırışın gibidir?


**********************
divane gazeller

Arz-ı hâl etmeye cana seni tenha bulamam
Seni tenha bulacak kendimi asla bulamam
Ulvi

***************

Gül gül dedi bülbül güle gül gülmedi gitti.
Bülbül güle gül bülbüle yar olmadı gitti.

******************

Gittin amma ki kodun hasret ile cânı bile

İstemem sensiz olan sohbeti yâran bile.

(Neşati )

*********

Fâriğ olmam eylesen yüz bin cefâ sevdim seni
Böyle yazmış alnıma kilk-i kazâ sevdim seni
Ben bu sözden dönmezem devr eyledikçe nüh felek
Şâhid olsun aşkıma arz u semâ sevdim seni

Yüzbin defa cefa etsen vazgeçmem,bir kere sevdim seni..
Kaza ve kader kalemi alnıma böyle yazmış,sevdim seni..
Dokuz gök döndükçe bu sözden dönmem..
Yer ve gök aşkıma şahid olsun,bir kere sevdim seni...

**********************

Ah minel aşk-hüsnü hat resimleri Suzidilkk2


bilmedim kim oldu bu hâle sebep
ağladım ümîdim hebâ oldu hep
bendeki sûz-i dil var mıdır acep
tutuşup can veren pervânelerde?

*****************

Ne beyân-ı hâle cür'et, ne figâna tâkatım var

Ne recâ-yı vasla gayret, ne firâka kudretim var

( Enderunlu Vasıf Efendi)



Ne hâlimi arz etmeye cür'et edebiliyorum ne de feryad etmeye tâkatım var.

Ne vuslat umudu için gayrete geliyorum, ne de ayrılığa güç yetirebiliyorum..

************************

Merdüm-i dideme bilmem ne füsûn etti felek
Giryemi kıldı füzûn eşkimi hûn etti felek
Şîrler pençe-i kahrımdan olurken lerzân
Beni bir gözleri âhûya zebûn etti felek


Bilmem ki gözlerime felek nasıl bir büyü yaptı ki
Gözümü kan içinde bıraktı, aşkımı artırdı
Benim pençemin korkusundan arslanlar bile titrerken
Beni bir gözleri ahu karşısında acze düşürdü felek

Yavuz Sultan Selim
(Trabzon’da aşık olduğu Aspasya adlı bir Rum kızı için yazmış.)

***********************

Suya virsun bağiban gülzar-ı zahmet çekmesin
Birtek gül açılmaz yüzün tek virse bin gülzare su.

-Fuzuli-



Bahçıvan
(boşuna) zahmet çekmesin; gül bah¬çesini sele versin (mahvolmaya
bıraksın). (Çünkü) bin (tane) gül bahçesini sulasa, senin yüzün gibi bir
gül açılmaz (yetiştiremez )

*******************

Âb-gûndur günbed-i devvâr rengin bilmezem
Yâ muhît olmuş gözümden günbed-i devvâre su


O
kadar çok ağladım ki, gözyaşlarım dönen gök kubbeyi doldurmuş. Bu
yüzden renginin mâvi olduğunu bilemiyorum. Yâni gerçek rengini
seçemiyorum, her tarafı su renginde görüyorum.

*****************

Ah minel aşk-hüsnü hat resimleri Nartn_nn18a



Yok bu şehr içre senin vasfettiğin dilber Nedîm
Bir perî-sûret görünmüş bir hayâl olmuş sana


(Ey
Nedim! Senin anlattığın gibi böyle güzel bir kadın bu şehirde yok. Bu
güzelliklere sahip olan varlık bir kadın, bir insan olamaz. Olsa olsa
sana bir perinin yüzü görünmüştür. Sen ancak bir hayale aşık olmuşsun.)

********************

Şeb-i yeldâyı müneccimle muvakkit ne bilir
Mübtelâ-yı gama sor kim geceler kaç saat


En uzun gecenin hangisi olduğunu ne müneccim, ne de takvim yapanlar bilir...
Gam tutkunlarına sor ki geceler kaç saattir!..

-Sâbit-

*******************

Ah minel aşk-hüsnü hat resimleri Y1p_RDYBF0kTND5ji5rrNJa6ecZHy3i6xQ225NWaBEIl9LrCZrsJ5hiZGceKLkDXQHNsi4iWG2gmBY

Bir bütün idim ben Leyla ile.
Sense Leyla'yım diyorsun.
Sen Leyla isen eğer,
Beni yakmaya hayalin yeter...


İskender Pala

********************

Dil beyt-i Hudâdır, ânı pâk eyle sivâdan,
Kasrına nüzul eyleye Rahman gecelerde!


“Gönül Allah’ın evidir, sen o evi daima günahlardan temiz tut ki,
gönlümüzün sultanı, köşküne gecelerde uğrayıversin”
İbrahim Hakkı Hazretleri

*****************

Kamu bîmarına cânan devâ-yı derd eder ihsan
Niçin kılmaz bana derman beni bîmar sanmaz mı




Sevgili,bütün hastalarının derdine ilaç veriyor, bana niçin ilaç vermiyor?Beni hasta sanmıyor mu?


Fuzûli

*************************

Bu şehr-i Stanbul ki bî misl ü behâdır
Bir sengine yekpâre acem mülkü fedâdır...
Nedim

*******************

O zaman ki bezm-i canda bölüşüldü kale-i kam

Bize hisse-i mahabbet dil-i pare pare düştü

Şeyh Galip


Dünyadan
kam alma kumaşının bölüşüldüğü can meclisinde, bizim payımıza,
paramparça olmuş bir kalp (ile desenlenmiş küçük bir kumaş parçası)
düştü.

*******************

“Günde bir taşı bina-ı ömrümün düştü yere
Can yatur gafil binası oldu vîran bîhaber”



Niyâzi-i Mısrî

(Ömür binamın günde bir taşı düşse de yere/ Can gafil yatıyor binasının yıkıldığından habersiz.)

***
Düşenin dostu olmaz demişler düşte görürsün,

Sen o zaman dostları ancak düşte görürsün

*******************

Pür ateşim açtırma benim ağzıma zinhar

Zalim söyletme derunumda neler var

********************
Gönül çalamazsan aşkın sazını, ne perdeye dokun ne teli incit
Eğer çekemezsen gülün nazını, ne dikene dokun ne gülü incit


Ah minel aşk-hüsnü hat resimleri Gnlcalamazsanaskinsazinos5

Ah minel aşk-hüsnü hat resimleri Egercekemezsenglnnazinicw6

*****************************

Canıma bir merhaba sundu ezelden çeşm-i yâr
Öyle mest oldum ki gayrin merhabasını bilmedim
(Ahmet Paşa)

************************

Bende yok sabr sükun sende vefadan zerre
iki yoktan ne çıkar fikr idelim bir kere

*******************
Bir Gülşen ki şen güldür nice gül-şen içinde
En sevilen güldür o güldür gül-şen içinde
Yoksul ki şen güllerden bir gülüşüne vurgundur
Kendi yoksul aşkı yoksul gönlü gül-şen içinde

*******************

Saçma ey göz eşkden gönlümdeki odlara su

Kim bu denlü dutuşan odlara kılmaz çâre su

(Ey göz! Gönlümdeki (içimdeki) ateşlere göz yaşımdan su saçma ki, bu kadar (çok) tutuşan ateşlere su fayda vermez.)

**********************

Dest-bûsı ârzûsıyla ger ölsem dostlar

Kûze eylen toprağum sunun anunla yâra su

( Dostlarım! şayet onun elini öpme arzusuyla ölürsem, öldükten sonra toprağımı testi yapın ve onunla sevgiliye su sunun.)


FUZULİ

**************************

Her türlü salat-ü savmın kazası var da

Sensiz geçen vakt-ü zamanın kazası yok.


Fuzulî

**********************




Kevser-i âteş-nihâdın adı aşk
Dûzah-ı cennet-nümânının adı aşk
Bir lûgat gördüm cünûn isminde ben .
Anda hep cevr ü cefânın adı aşk

(Aşk
dediğin şey ateş yaratılışı bir kevserdir. (İçmek istersin, ama
ateştir.) Cennet gibi görünen cehennemin adını da aşk koymuşlar (girmek
istersin, ama yanarsın).''Çılgınlık'' adı verilen bir lügat gördüm ki,
içinde ne kadar cevr ü cefâ (ile ilgili kelime) varsa, karşılarına hep
''aşk'' yazılmış.)

*********************

LEYLÂ VE MECNÛN'DAN GAZELLER


Leylâ Dilinden Gazel


Felek, bağrımı kan etmeden, gönlüm açılıp serpilmedi;
Beni böyle ağlatıp inletmeden sevindirmedi.
.
Kılmadan zulm ile yüz parça su yaralı göğsümü,
Bu bahçede, gül gibi, bir anlık bile güldürmedi.
.
Şükür ki, felek muradımı verdi de; ümitsiz kılıp,
Bu aşk ve sevgi isinde beni pişman eylemedi.
.
Dert yokmuş kimsede; yoksa, ask feyzi tabibi
Kimde dert gördü de, o derde derman eylemedi?..
.
İnsanoğlu sabırsızdır; yoksa zaman
Hangi isi yavaş yavaş kolaya döndürmedi?..
.
Gözyaslarımın seli yeryüzünü kapladı, ama mutluyum;
Çünkü o sel, sabrımın binasını viran eylemedi...
.
Aşk alış verisinde, dosta kavuşma kazancını elde ettim;
Ey Fuzuli! Canana canini veren, asla ziyan eylemedi...

******************

Mecnun Dilinden Gazel
.
Öyle sarhoşum ki, idrak edemem, dünya nedir;
Ben kimim, saki olan kim, acaba bu şarap nedir?..
.
Gerçi, canandan çılgın gönlümün arzusunu istiyorum; ama,
Bilemem çılgın gönül arzusunu ki, canan sorsa, nedir?
.
Madem bir kez kavuşmak, aşığı vuslata kandırır;
Peki maşuktan aşığa her dem bu istiğna nedir?
.
Dünya ve alem felsefesinden anlayan, bilge sayılmaz;
Bilge ona derler ki bilmesin hiç, dünyadakiler ve dünya nedir!
.
Ey Fuzuli! Ah ve feryatların incitmekte alemi;
Eğer aşk belası ile başın hoşsa, o zaman bu dava nedir?

*********************

Leyla Dilinden Gazel

Ey beni çılgın eden: benden bu kaçış hali nedir?
Niye sormazsınki, bu çılgın gönlümün ahvali nedir?
.
Eğer bana halk içinde ilgi göstermezsen mazursun:
Ama tenhada da yüz vermezsin, bu korku nedir?
.
Halimi bilmediğin için bana açmıyorsan, anlarım;
Ya halimi bilip de kasten bilmezden gelmek nedir?
.
Bülbülün gayreti gül arzusu yolundadır derler;
Ama gulu gördüğünde meyletmez, peki bu dava nedir?
.
O peri yüzlü, ben rüsvaya hiç etmez iltifat...
Ey Fuzuli! Bilmem ki, ben rüsvanın sucu nedir?

********************

Mecnun Dilinden Gazel

Gönül hayalle avunup, vuslata meyletmez;
Gönül dışında bir yar olduğunu aşık hayal etmez.
.
Hakikat ehli, kendini güzellik ve cemale kaptırmamalı;
Gerçek aşk asla bir kusur kabul etmez...
.
Kamil aşk isteyen, sekil güzelliğinden sakınır;
Çünkü sekle bağlanmak, aşığı olgunluk sahibi etmez.
.
Şekilcilik, aşk ehlinin cehaletine delildir;
Halbuki, akilli olan, bir gün ayrılınacak olanla birleşmez.
.
Dost, gönülde yerleşse, gözde niçin dolaşsın?
Muhabbet, sabit olsa, öz mekanından göçüp gitmez...
.
Gönül levhası masiva lekesinden daima beri olmalı;
Tevhit ehli olan, idrak sayfasına zülüften ve benden nakış çekmez...
.
Mana ehli, sekil için iradesini kaybetmez asla;
Hakikat cevherini mecaz cahilliğine çiğnetmez...
.
Gönül ehli olan, suret ehlinin hilesine bağlanmaz;
Fuzuli ise bağlanmıştır; demek ki hali idrak etmez...

********************************

Gazel-Fuzûlî


Hâsılım yoh ser-i kûyunda belâdan gayrı
Garazım yoh reh-i aşkında fenâdan gayrı

Ney-i bezm-i gamem ey âh ne bulsan yele ver
Oda yanmış kuru cismimde hevâdan gayrı

Yetti bîkesliğim ol gaayete kim çevremde
Kimse yoh çevrile girdâb-ı belâdan gayrı

Ne yanar kimse bana âteş-i dilden özge
Ne açar kimse kapım bâd-i sebâdan gayrı

Bezm-i aşk içre Fuzûlî nice âh eylemeyen
Ne temettu bulunur bende sadâdan gayrı


Açıklama:

1-Senin
sokağının başında beladan başka elde ettiğim (bir şey) yok -aşkının
yolunda yok olmaktan (ölmekten) başka da bir amacım yok.

2-Ey ah! Gam (hüzün) meclisinin ney'iyim, ateşe yanmış kuru vücudumda arzudan başka ne bulursan yele ver (savur) dağıt.

3-Kimsesizliğim o dereceye vardı ki,çevremde -bela girdabından başka dönenkimse yok.

4-Bana, ne gönül ateşinden başka kimse yanar,-ne de tan yelinden başka kimse kapımı açar.

5-Fuzûlî! Aşk meclisinde nasıl ah etmeyeyim? -bende sesten başka ne kâr bulunur.

**********************

ok bu şehr içre senin vasfettiğin dilber Nedîm
Bir perî-sûret görünmüş bir hayâl olmuş sana

(Ey
Nedim! Senin anlattığın gibi böyle güzel bir kadın bu şehirde yok. Bu
güzelliklere sahip olan varlık bir kadın, bir insan olamaz. Olsa olsa
sana bir perinin yüzü görünmüştür. Sen ancak bir hayale aşık olmuşsun.)

*******************************

Ne beyân-ı hâle cür'et, ne figâna tâkatım var

Ne recâ-yı vasla gayret, ne firâka kudretim var

( Enderunlu Vasıf Efendi)


Ne hâlimi arz etmeye cür'et edebiliyorum ne de feryad etmeye tâkatım var.

Ne vuslat umudu için gayrete geliyorum, ne de ayrılığa güç yetirebiliyorum..

********************
Cihana aşk ile geldim,ne malım ne menalim var;

Kanaat gencine kani olalı,hoşça halim var.


Figani

***************************

Can verme sakın aşka aşk afeti candır

Aşk afeti can olduğu meşhuru cihandır


Fuzûlî

*********************

Kerem kendi suretini görmeden
Sen artık aslı-na bürün demişler.
Ferhat doğduğu gün, isim vermeden
Bu çocuk ne kadar şirin demişler



Serdar TUNCER

*********************



Ah minel aşk-hüsnü hat resimleri Indexbbcbxx6

Sevgiliden bir parça sevgi alıp bana verenler,
Buna karşılık canımı alıp sevgiliye verdiler.


FUZULİ

**********************

Leyla Sevmek hoştur amma, Mecnun olmak başkadır başka.
Yare varmak hoştur amma, Yaren olmak başkadır başka.
Ateş olmak hostur amma, Yanık olmak başkadır başka,
Talip olmak hoştur amma, dengin bulmak başkadır başka.
Aşık olmak hoştur amma, Sadık olmak başkadır başka,

******************************

"Görmemiştir kimseler canın tenden gittiğini

Ben gözümle gördüm, işte şu giden canım benim."

Nedim

*****************************

Gözlerime bak, orada görürsün hep vefayı

Hem yârimin bana ettiği her cevrü cefayı.

(Havace)

********************

Bu hasta cismime sağlam mizacı neyleyim

Murâdım ölmek olunca, ilacı neyleyim

Lâ Edrî

********************

Bela dildendir ol dildar elinden dâdımız yoktur!

Gönüldendir şikâyet kimseden feryâdımız yoktur!

Nev’î






_________________
Ah minel aşk-hüsnü hat resimleri 41374811

Elif gibi yalnızım,
Ne esrem var, ne ötrem.
Ne beni durduran bir cezmim,
Ne de bana ben katan bir şeddem var.
Ne elimi tutan bir harf,
Ne anlam katan bir harekem...
Kalakaldım sayfalar ortasında.
Bir okuyan bekledim,
Bir hıfzeden belki...
Gölgesini istedim bir dostun med gibi…
Sızım elif sızısı...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
https://kutluforum.yetkinforum.com
 
Ah minel aşk-hüsnü hat resimleri
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
KUTLU FORUM :: Resim..Karikatür :: Dini Resimler-
Buraya geçin: