KUTLU FORUM

Bilgi ve Paylaşım Platformuna Hoş Geldiniz
 
AnasayfaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

  Alsancak’taki Hocazade Cami, Ahmet Ragıp Üzümcü nasıl yaptırmış

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
huzeyfe
Süper Moderatör
avatar

Mesaj Sayısı : 7697
Rep Gücü : 18038
Rep Puanı : 23
Kayıt tarihi : 27/03/09

MesajKonu: Alsancak’taki Hocazade Cami, Ahmet Ragıp Üzümcü nasıl yaptırmış   Salı Ağus. 07, 2018 7:07 am

İzmir’imin Romanına kurban olurum...
Abdullah Aymaz / samanyoluhaber.com
Benim de İmam-Hatip ve Yüksek İslam Enstitüsü öğrencisi iken vaaz ettiğim Alsancak’taki Hocazade Cami, Ahmet Ragıp Üzümcü tarafından yaptırılmıştır.
Ahmet Ragıp Beyin kökü Hafız Cemal ve Hafız Hakkı Beye dayanır. Bunlar Çandarlı’dan gelip İzmir’e yerleşerek Karaburun-Mordoğan’da bağcılık yapmaya başlarlar. Sonraki kuşak yani Hocazâde Ahmet Ragıp, Hüseyin ve Sıtkı Bey aile mesleği bağcılıkla ilgilenirler. Ahmet Ragıp Bey üzümün işlenmesi ve ihracatını üzerine alır. Hüseyin Beyin oğlu Süleyman Nihat Üzümcü Karaburun Sultaniye üzümünü dünyaya tanıtıp markalaştırır. Hatta Karaburun üzümü dünyaca ünlü Kaliforniya üzümleriyle rekabete girer. Ege Bölgesinden toplanan üzümler İzmir’deki mağazalarında işlenip Avrupa’ya, en çok da İtalya, Almanya ve Hollanda’ya gönderilir.
İkinci Dünya Savaşı sırasında veya öncesinde yapılan ihracatın parası, savaş kargaşası içinde zamanında gelemez. Dünya Savaşı bitip ortalık durulduktan sonra hem de çok fazlasıyla gelir. Helâl paradır, eninde sonunda sahibini bulacaktır. Bu hayırlı Hocazade sülalesinin evladı Ahmet Ragıp Bey de bununla bir hayır yapmak ister. Bu para ile Alsancak’ta Şair Eşref Bulvarının üzerinde bu mübarek mabedi yaptırır. 1948-1950 yıllarında inşa ettirilen bu güzel eser, Ali Çetinkaya ve Şair Eşref Bulvarlarının kesiştiği köşede yer almaktadır. İzmir’in uzun yıllardır protokol camisi olarak da hizmet veren bu âbide eser, İzmir’in çeşitli semtlerinden gelen otobüslerin de durduğu iki durağın tesiriyle devamlı kalabalık ve hareketlidir…
İlk zamanlar Hocazade Camiininden ezanlarından rahatsız olanların şikayetlerine karşı Ahmet Ragıp Üzümcü, “Evini ezan sesinden dolayı rahatsız olup satmayı düşünen varsa, ben satın alırım” diye karşılık vermiş ve gerçekten bazı daireleri bunun için satın almıştır. Alsancak’ta yer alan yedi tane kilisenin arasında en büyük ibadethane olarak yer alan mabed insanlarımıza hizmet vermektedir…
Ahmet Ragıp Üzümcü aslında Güzelyalı’daki köşk güzelliğinde evinde oturuyordu. 1970’de onun yaşlı iki kızı orada ikamet ediyorlardı. Ama iki parçadan meydana gelen köşkün bir bölümü boştu. Hizmet, İzmir Kestanepazarı Camiindeki yurttan ayrıldıktan sonra Güzelyalı Polis Karakolu’nun tam karşısındaki bu binayı kiraladı. Güzelyalı Yurdu olarak hizmete başladı. Hemşehrimiz merhum Cemalettin Gürlek oranın idarecisi idi. Kendisi emekli albaydı. Soyadını da Kütahya Gediz’in Gürlek’ten almıştı. O civarda gürleyerek doğup akan bir su bulunmaktadır. Çocukluğumda görmüştüm. Öğrencilerinden bazılarını, binanın o zamanki sahibesi olan Ahmet Ragıp Beyin yaşlı kerimelerine gönderir, bakkaldan, pazardan alınacak ihtiyaçları konusunda yardımcı olmaya çalışırdı. Zamanla öğrencilerin efendilik ve terbiyeli hallerini ve yapılan hizmetleri görünce, kira almaktan vazgeçmişlerdi: Asıl hanedanın asil evlatları… Cenab-ı Hak hepsine rahmet eylesin…
Bunları yazmak nereden aklıma geldi… 1960’tan 1983’ün sonuna kadar bir nevi çocukluğum, öğrenciliğim ve öğretmenliğim İzmir’de geçti… Sadece Türkiye’de değil dünyanın neresinde olursam olayım 35 plakalı bir araba görünce gayri ihtiyari ilgimi çeker, arkasından bakar dururum. Birkaç gün önce, kayyım atanan, üzerine çökülen ve konulan mallar mülkler üzerinde konuşulurken, bunların fazlasıyla eninde sonunda sahiplerine döneceğinden şüphem olmadığını, helâl malın yine dönüp dünyada veya ahirette sahibini bulacağını söylemiştim. Misal olarak da bu caminin hikayesi aklıma gelmişti, onu sizlerle de paylaşmak istedim…
SANATTAN SANATKÂRI GÖREN HANIM
Hatırıma gelmişken bir cami hatırası daha anlatmak istiyorum. Yine Alsancak civarında tren istasyonunun yanında tarihî küçük bir cami var. Beş-altı sene önce iki arkadaşımız Cuma namazına gidiyorlar. Namazdan sonra birer simit ve çay alıp bir yere oturuyorlar. Bakıyorlar hemen yanlarında roman bir ayakkabı boyacısı… O da Cuma namazını kılmış, işinin başına geçmiş ama ayakkabı boyatmak için uğrayan olmadığı için hemen cebinden bir kitap çıkarıp okumaya başlamış. Bizimkiler acaba nasıl bir kitap okuyor diye merak ederken kabından Küçük Sözler olduğunu fark ediyorlar. Yanına yaklaşıp “Siz bu kitapları okuyor musunuz?” diye soruyorlar. “Evet… Hem de evlerimizde ders yapıyoruz. Bizim evde de sık sık ders olur. Bizim hatunun hiç okuyup yazması yoktur ama ciddi şekilde kapı aralığından okunanlara ve anlatılanlara çok merak ve dikkat eder. Çok da istifade ediyor. Hatta geçen gün mutfakta yemek hazırlıyordu birden: ‘Allah!..’ diye bağırdı. Bir şey mi oldu diye hemen yanına koştum ve ‘Ne oldu?’ diye sordum. Balık temizliyormuş… İç organlarını temizlerken, onlarda İlâhî sanatı görmüş… Yani ders ve sohbetlerin tesiriyle sanattan Sânia (Sanatkara, Yaradana) intikal etmiş ve ‘Allah!’ diye bağırmış” diyor.




https://palasuleyman.tr.gg/A-.-R-.--Ue-Z-Ue-MC-Ue--K%26%23304%3BMD%26%23304%3BR-f-.htm



    AHMET RAGIP ÜZÜMCÜ

[size=32] [/size]
         İzmir de önce Hocazade olarak tanınan daha sonra Üzümcü soyadını alan Hocazade ailesi kentin ilk ulusal tüccarları arasında yer alarak Karaburun üzümünü dünya çapında bir markaya dönüştüren ailedir.

        İhracatta yabancı tüccarlar egemenken Hocazade ailesi üzüm, incir ve tütün ihracatında İzmir in sayılı isimleri arasına girip ekonomiyi yeniden yapılandırdılar.

         Ailenin kökleri Hafız Cemal ve Hafız Hakkı Beylere dayanır. Bu iki kardeş Çandarlı dan İzmir e yerleşerek Karaburun - Mordoğan da bağcılık yapmaya başlarlar. Böylece bir aile mesleği doğar. Fakat bağ işiyle asıl daha sonraki kuşak, yani Hocazade Ahmet Ragıp, Hüseyin ve Sıtkı Beyler ilgilenirler. Üzümün yetişmesi ve toplanmasıyla Hüseyin ve Sıtkı Beyler, işlenmesi ve ihracatıyla Hocazade Ahmet Ragıp Bey ilgilenir. Ancak markalaşma Hüseyin Beyin oğlu Süleyman Nihat Üzümcü ile başlar ve Nihat Bey Karaburun Sultaniye sini dünyaya tanıtır. Öyle ki Karaburun üzümü dünyaca ünlü Kaliforniya üzümleri ile rekabete girer. Marka isimi de Hocazade Nihat Üzümcü ve Hocazade Ahmet Ragıp Üzümcünün baş harfleri HZNÜ ve HZAÜ dür. Ege Bölgesinden toplanan üzümler İzmir deki mağazalarında işlenip Avrupa ya en çok da İtalya, Almanya ve Hollanda ya gönderilir.

         Üzümle beraber incir ve tütünde Avrupa ya ihraç edilirdi. Daha sonraları Pasaport ve Konaktaki depo ve işletmeler, yollar genişletilip istimlak edilir. Hal böyle olunca, Hocazade Süleyman Nihat Üzümcü nün erkek evladı olmadığından aile işleri yavaş yavaş eriyip son bulmuştur.

          İzmir de önce Hocazade olarak bilinen sonra Üzümcü soyadını alan ailenin çok sayıda hayır işleri bulunmaktadır. Bunlardan bazılarını açıklamak gerekirse; Yeşilyurt taki Hocazade Ahmet Ragıp Üzümcü ilköğretim okulu, Alsancak Hocazade Camii, Çocuk Hastanesine ilave olarak yaptırılan Üzümcü pavyonu, Mordoğan daki Süleyman Nihat Üzümcü ilköğretim okulu, Kokluca Kabristanındaki Üzümcü Camii, Urla Hocazade Camii, Mordoğan Merkez Camii arsası, Mordoğan eski Jandarma Karakolu arsası ve onlarca çeşme...

         Alsancak Hocazade Camii hakkında ufak bir anı : Alsancak Hocazade Camii nin inşaatı esnasında civarda genelde gayrimüslimler oturduğundan bunlardan bazıları, biz ezan sesi ile uyanmak istemiyoruz, buraya camii yapılmasın diye tepki göstermişler. Hocazade Ahmet Ragıp Üzümcü Beyde herkim evini bu sebepten satmak isterse ben almaya hazırım der ve gerçektende birkaç tanesini alıp cami vakfına bağışlar.

        Yukarıda bahsetmiş olduğumuz bilgilerden yola çıkarak İzmir de ulusal ekonominin doğuşunda böyle önemli bir rol oynayan ve aynı zamanda bu kadar hayırsever, bu kadar sevilen - saygı duyulan bir ailenin evladı olarak, dedem Hocazade Süleyman Nihat Üzümcünün ismini taşımaktan gurur duyarak, babamla birlikte kurmuş olduğumuz inşaat şirketine HOCAZADE ismini vermeyi bir vefa borcu olarak gördüm...
[size=32] [/size]
 

              ALSANCAK HOCAZADE CAMİİ







shaber3.com
İzmir Alsancak Hocazade Camii
''Birkaç gün önce, kayyım atanan, üzerine çökülen ve konulan mallar mülkler üzerinde konuşulurken, bunların fazlasıyla eninde sonunda sahiplerine döneceğinden şüphem olmadığını, helâl malın yine dönüp dünyada veya ahirette sahibini bulacağını söylemiştim. Misal olarak ...

_________________
Mevla Görelim Neyler
Neylerse Güzel Eyler
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
huzeyfe
Süper Moderatör
avatar

Mesaj Sayısı : 7697
Rep Gücü : 18038
Rep Puanı : 23
Kayıt tarihi : 27/03/09

MesajKonu: Geri: Alsancak’taki Hocazade Cami, Ahmet Ragıp Üzümcü nasıl yaptırmış   Salı Ağus. 07, 2018 7:14 am

AHMET RAGIP ÜZÜMCÜ KİMDİR?
          Okulumuza adını veren hayırsever Ahmet Ragıp Üzümcü, 1880 (1296) yılında İzmir İli, Fettah Mahallesi, hane no:73, cilt no:19, sayfa no:35 nüfusuna kayıtlı, Hafız Süleyman ve  Emine oğludur.
         Ahmet Ragıp Üzümcü  1951 yılında adını taşıyan bir vakıf kurmuştur. Vakfa  Alsancak Hocazade Camii, Bornova –Altındağ Kokluca Mezarlığı içindeki Kokluca Camii ve çeşitli gayrimenkul bırakmıştır.Hayatta iken vakfa başkanlık etmiştir. Ölümünden sonra eşi Hamdiye Üzümcü başkanlık etmiştir. Eşi de hayır işlerini devam ettirmiştir. Urla’da kendi adını taşıyan Hamdiye Üzümcü Camii’ni yaptırmıştır.
         Ahmet Ragıp Üzümcü İlkokulu’nun arsası 1957 yılında Ahmet Ragıp Üzümcü tarafından, kendi adını taşıyan bir okul yaptırılması koşulu ile İzmir Valiliği’ne bağışlanmıştır

_________________
Mevla Görelim Neyler
Neylerse Güzel Eyler
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Alsancak’taki Hocazade Cami, Ahmet Ragıp Üzümcü nasıl yaptırmış
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» 040670002 AHMET EMRE KILINÇ
» Ahmet Bukhatir Dua
» Ahmet Utlu VS Hülya Yaylalı
» MeMLeKeTiNiZiN ŞiVeSi NaSıLDıR ?
» Vücudumuzda Hiç Ağrı Hissetmeseydik

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
KUTLU FORUM :: Din Kültürü Dersi-Eğitim Öğretim :: İzmir'e Dair Ne Varsa-
Buraya geçin: