KUTLU FORUM
Would you like to react to this message? Create an account in a few clicks or log in to continue.
KUTLU FORUM

Bilgi ve Paylaşım Platformuna Hoş Geldiniz
 
AnasayfaKayıt OlGiriş yap

 

 Bediüzzaman a göre " Dabbet-ül Arz " Dabbet-ül Arz nedir

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
@bdulKadir
Adminstratör
@bdulKadir

Mesaj Sayısı : 6517
Rep Gücü : 10014719
Rep Puanı : 97
Kayıt tarihi : 17/03/09
Yaş : 58
Nerden : İzmir

Bediüzzaman a göre " Dabbet-ül Arz " Dabbet-ül Arz nedir  Empty
MesajKonu: Bediüzzaman a göre " Dabbet-ül Arz " Dabbet-ül Arz nedir    Bediüzzaman a göre " Dabbet-ül Arz " Dabbet-ül Arz nedir  Icon_minitimePtsi Nis. 26, 2021 1:28 pm

eBdiüzzaman Hazretleri de bu konuda şöyle buyurur:
 
“Amma "Dabbet-ül Arz": Kuran'da gayet mücmel bir işaret ve lisan-ı halinden kısacık bir ifade, bir tekellüm var. Tafsili ise; ben şimdilik, başka meseleler gibi kat'i bir kanaatle bilemiyorum. Yalnız bu kadar diyebilirim: (Laye'lemulğaybeillallah)


Nasılki kavm-i Firavun'a "çekirge afatı ve bit belası" ve Kabe tahribine çalışan Kavm-i Ebrehe'ye "Ebabil Kuşları" musallat olmuşlar. öyle de: Süfyan'ın ve Deccalların fitneleriyle bilerek, severek isyan ve tuğyana ve Ye'cüc ve Me'cüc'ün anarşistliği ile fesada ve canavarlığa giden ve dinsizliğe, küfür küfrana düşen insanların akıllarını başlarına getirmek hikmetiyle, arzdan bir hayvan çıkıp musallat olacak, zir ü zeber edecek. Allahu a'lem, o dabbe bir nev'dir. çünki gayet büyük bir tek şahıs olsa,her yerde herkese yetişmez. Demek dehşetli bir taife-i hayvaniye olacak.



Belki   اِلاَّ دَابَّةُ اْلاَرْضِ تَاْكُلُ مِنْسَاَتَهُ   ayetinin işaretiyle, o hayvan, dabbet-ül arz denilen ağaç kurtlarıdır ki; insanların kemiklerini ağaç gibi kemirecek, insanın cisminde dişinden tırnağına kadar yerleşecek. Mü'minler iman bereketiyle ve sefahet ve su'-i istimalattan tecennübleriyle kurtulmasına işareten, ayet, iman hususunda o hayvanı konuşturmuş.” (Nursi, Şualar, Beşinci Şua)





" Üç şey vardır ki onlar çıktığı vakit önceden inanmayan veya îmânıyla bir hayır kazanmayan kimseye, artık îmânı fayda vermez. Bunlar; Güneş'in battığı yerden doğması, Deccâl ve Dâbbetü'l-Arz'dır​​​​​​. "


******


Ahirzamanda zuhur edecek olan "Dabbetül Arz " biyolojik silah olarak üretilen virüs olma ihtimali oldukça yüksektir Milyonlarca insanın ölümüne sebep olacaktır Virüsler de bir tür canlıdır.. AİDS,SARS ve son ortaya çıkan Corona Virüsü Dabbetül Arzı anlamamıza yardım eder


Tehdit edildikleri şey başlarına geldiği zaman, onlara yerden bir dâbbe çıkarırız da, insanların âyetlerimize kesin olarak inanmadıklarını kendilerine söyler." (Neml suresi 82. Ayet)


Kur'anda Dabbe
 
"Dabbe" kelimesi Kur'anda on dört defa geçer. Bu kelimenin çoğulu olan “devabb” ise dört defa kullanılır. örnek olarak bunlardan bazılarına bakalım:
 
"Yeryüzünde yaşayan bütün canlıların (her dabbenin) rızkı ancak Allah'a aittir." (Hud, 6)
 
“Her canlının (dabbenin) dizgini Allahın elindedir.” (Hud, 56)
 
"Allah her canlıyı (dabbeyi) sudan yaratmıştır. Bunlardan kimi karnı üzerinde sürünür, kimi iki ayakla yürür, kimi de dört ayakla yürür. Allah dilediğini yaratır. Allah, şüphesiz her şeye kadirdir." (Nur, 45)
 
Neml suresi 82. ayette geçen "dabbetü'l- arz" ise, müfessirlerce genelde kıyamet alameti olarak açıklanır:
 
"Tehdit edildikleri şey başlarına geldiği zaman onlara yerden bir dabbe çıkarırız da, insanların ayetlerimize kesin olarak inanmadıklarını kendilerine söyler."
 
Ayetin zahirine göre, arzdan çıkacak bu dabbe insanlara konuşacak, onların İlahi ayetlere tam inanmadıklarını söyleyecektir. Buradan hareketle bu dabbenin radyo, televizyon, hatta internet olabileceğini söyleyenler vardır. çünkü bunlar yerden çıkan hammaddelerle yapılır ve insanlarla konuşurlar. Hatta bazı rivayetlerde “Dabbenin başı bulutlara değecek” denilir. Bilindiği gibi, televizyonlar uydu bağlantılıdırlar ve uyduların da başı semadadır.
 
Dinin helal – haram ölçülerine uyan insanlar bu aletlerden yararlanırlar. Böyle ölçülerden mahrum olanlar ise, daha çok zarar görürler. çünkü bu aletler şerde ve günahta da kullanılabilmektedir ve hatta bu tarz kullanımları daha yaygındır.
 
Kanaatimizce dabbenin konuşmasını dil ile konuşmak şeklinde anlama zorunluluğu yoktur. Bu konuşma “lisan-ı hal” yani hal diliyle de olabilir. Mesela trafik lambaları ve işaretlerinin dili yoktur ama insanlara çok şeyler söylerler.
 
Dabbe neler söylüyor?
 
Şu gördüğümüz alem İlahi ayetlerle doludur. Ama insanların çoğu bu ayetleri anlamaz, günlük olayların akışına kapılır, gafletle günlerini geçirir. Cenab-ı Hak, insanları uyarmak için zaman zaman felaketler gönderir. Bu, bir deprem, bir kasırga, bir sel olabildiği gibi, bazen da bir hayvan olabilir.
 
Kur'ana baktığımızda bazı kavimlere bazı hayvanların ceza olarak gönderildiklerini görürüz. Mesela Firavun ve kavmine bit, çekirge ve kurbağa gönderilmiş, bunlar her tarafı istila ederek o inatçı insanları cezalandırmışlardır. Bunların benzerlerini günümüzde de görmek mümkündür. “Rüzgarın dişleri” denilen çekirgeler kara bir bulut halinde gelip ekin tarlasına inmekte ve tekrar havalandıklarında geride işe yarar bir şey bırakmamaktadırlar.
 
Keza, Ka'beyi yıkmak için gelen Ebrehe ve ordusuna sürüler halinde kuşlar gönderilmiş, bunlar gaga ve ayaklarında taşıdıkları özel taşları bu zalimlere yağdırmışlar, onları darmadağın etmişlerdir. Bu olay Kur'anda müstakil bir sureyle anlatılır. Fil suresinde anlatılan bu olay, peygamber efendimizin dünyaya teşriflerinden kısa bir süre önce meydana gelmiştir. Surede geçen “ebabil” kelimesi kuşların sürüler halinde geldiklerini ifade eder. Tasvir edilen tablo, tam bir “semavi bombalama” olayıdır. Filolar halinde gelen bombardıman uçaklarının hedefe bomba yağdırmaları gibi, bu kuşlar grup grup gelerek o insanları “kendisinden çekirge sürüsünün geçtiği bir ekin tarlasına” çevirmişlerdir.
 
Kur'an, göklerin ve yerin askerlerinin Allahın emrinde olduklarını bildirir. (Müddessir 31) Allah dilediği zaman bu askerlerini inatçı kimseleri cezalandırmada kullanır. Mesela su rahmettir. Ama Allah dilerse, Nuhun kavmini helak eden bir tufana dönüşür. Gökten bardaktan boşanırcasına yağmur indirilir, yerden sular fışkırtılır. Bunun sonunda, asi ve mütemerrit bir kavim sulara gark olur, tarih sahnesinden silinir.
 
Bazıları bu tür olayları tesadüfle açıklamaya çalışabilir. Ama alemde tesadüfe asla yer yoktur. Einsteinin ifadesiyle “Allah zar atmaz.” Yani işini ihtimale bırakmaz. Hamdi Yazır'ın da dikkat çektiği gibi, “bizim tesadüf olarak gördüğümüz şeyler, gerçekte İlahi birer tasarruftur.”
 
Kur'anın bildirdiğine göre, Cenab-ı Hak her an tasarruftadır. (Rahman, 29) Şu alem yoktan var edilmesiyle Yüce Yaratıcıyı gösterdiği gibi, atomdan galaksilere varıncaya kadar her şeyde meydana gelen faaliyetlerle O'nun tasarruflarından haber verir. Cenab-ı Hak, kainatı yaratıp, sonra onu kurulmuş saat gibi kendi halinde işlemeye terketmiş değildir. Bir zerre bile Onun izni olmadan hareket etmez. "Bir yaprak bile Onun ilmi dışında yere düşmez." (En'am, 59) "Hiçbir dişi O'nun bilgisi dışında hamile kalmaz ve doğurmaz." (Fatır, 11) Deli dolu esiyor görülen rüzgar, rast gele değil, Onun emrettiği şekilde eser. Bazen meltem olur yüzümüzü okşar, bazen fırtına olur, bir "azap kamçısı" olarak görev yapar.
 
Dabbe ile ilgili rivayetler incelendiğinde bu dabbenin ahirzamanda insanların büsbütün yoldan çıkmalarıyla onlara ceza olarak çıkacağı anlaşılır. Mü'minler imanın bereketiyle ondan zarar görmezler, ama isyankar kimseler bununla cezalandırılırlar.




Merhum Elmalılı Hamdi Yazır Efendi bu ayetin tefsirinde şöyle der:
 
“Debb ve Debib: Hafif yürüme, debelenme demektir. Hayvanlarda ve çoğunlukla haşerelerde, yani böceklerde kullanılır. İçkinin vücuda yayılması ve bir çürüklüğün etrafına bulaşması gibi, hareketi gözle tespit olunamayan şeylerde de kullanılır.  “Dabbe” kelimesi de bundan fail olmak üzere asıl lügatte "mayedübbü", yani debbeden, hafif yürüyen, debelenen demek olur. Ve şu halde tren, otomobil, bisiklet gibi otomatik şeylere de, lügatin aslına göre  “dabbe” demek uygun olabilecekse de dilde kullanılışı hayvanlara mahsustur. Hatta örfte dört ayaklı hayvanlarda ve onlar içinde özellikle atta daha çok kullanılmıştır. Bununla beraber “Allah, her hayvanı sudan yarattı. İşte bunlardan kimi karnı üstünde sürünen, kimi iki ayağı üstünde yürür, kimi dört ayaküstünde yürür...”(Nur, 24/45) ayetinden anlaşılacağı üzere her hayvan hakkında kullanılır. Hayvan kelimesi ile eşanlamlı gibidir.
 
"Yeryüzünde yürüyen her canlının rızkı, yalnızca Allah'a aittir.”(Hud, 11/6)  ayetinden anlaşılan da budur. Bundan dolayı dabbe kelimesi hayvanlar için olduğu  gibi insanlar için de kullanılır. Bu ayette "dabbe" kelimesi nekre (belirsiz isim) olarak geldiğinden bunun bildiğimiz dabbelerden başka bir dabbe olması akla gelir. "Onlarla konuşan dabbe" terkibinde açıkça belirtilen bunun konuşan bir hayvan, yani insan olmasıdır. Tefsirler de bu iki nokta etrafında dolaşmaktadır.
 
Ragıb, ‘Müfredat'ında bu konudaki görüşleri şöylece özetlemiştir: “Dabbe”, tanıdığımızın aksine bir hayvandır ki, çıkması kıyamet vaktine mahsustur.” Bir de denildi ki: “Bununla cehalet ve bilgisizlikte hayvanlar gibi olan en şerli kimseler kast olunmuştur.” 
 
Bu takdirde dabbe bütün debelenen yaratıkların ismi olarak ifade edilmiş olur. “Hain” kelimesinin cemisi, “haine” gibi. Kadı Beydavi ve bazı hadisçiler bunu “cessase” casuslar olarak göstermişlerdir ki, bir hadiste haber verildiğine göre, cessase, Deccal için haberler araştırıp toplayan casus demektir. Ebü's-Suud da diyor ki: Bu dabbe, casustur. Bundan cins isim söylenip, bir de tefhim (büyüklüğüne işaret) tenviniyle bilinmezliğinin tekid edilmesi, şanının garipliğine ve özelliğinin, davranışının açıklamadan uzak olduğuna delalet eder…..
 
Beyhaki gibi zatların Ebu Hüreyre (r.a)den rivayet ettikleri bir hadiste Resulullah (s.a.v) buyurmuştur ki: "Dabbetü'l-arz, Musa'nın asası, Süleyman'ın mührü yanında olarak çıkacak, mühür ile müminin yüzünü parlatacak, asa ile kafirin burnunu kıracak, insanlar sofraya toplanacak, mümin ve kafir tanınacak.”
 
Bu hadise göre de, dabbe, normalin üzerinde bir kuvvet ve saltanat ile ortaya çıkıp büyük bir İslam devleti kuracak lider olmuş oluyor. Şüphe yok ki, Musa'nın asasına, Süleyman'ın mührüne sahip olan kimse, büyük bir şahsiyet olacaktır. Hem de kötülerden değil, iyi ve hayırlılardan olacak, bütün müminlerin yüzünü güldürecek, kafirlerin burnunu kıracaktır. Ayette; "Onlara insanların ayetlerimize kesin bir iman getirmemiş olduklarını söyler.” buyrulması da bunu gerektiriyor. Şu halde buna dabbe ismi verilmesinin sebebi, onun kafirlere karşı acımasız olacağını ve Allah Teala'ya göre onun meydana çıkarılmasının zor bir şey değil, yerden normal bir dabbe çıkarmak gibi kolay olduğunu anlatmaktır. Bu konudaki bazı açıklamaları da kaydedelim:
 
1- İbnü Cerir'in Huzeyfe b. Esid'den rivayet ettiğine göre: "Dabbe'nin üç çıkışı vardır: Birisinde bazı çöllerde çıkar, sonra gizlenir. Birisinde de, emirler kan dökerken bazı şehirlerde çıkar, yine gizlenir. Sonra insanlar mescitlerin en şereflisi, en büyüğü ve faziletlisi içinde iken yeryüzü kendilerini fırlatmaya başlar. Derken halk kaçışır, müminlerden bir grup kalır, bizi Allah'tan hiç bir şey kurtaramaz derler. Dabbe de onların üzerine çıkar, yüzlerini parlak yıldız gibi parlatır. Sonra hareket eder, artık ne takip eden yetişebilir, ne de kaçan kurtulabilir. Bir adama varır, namaz kılıyordur, vallahi sen namaz ehli değilsin der. Yakalar, müminin yüzünü ağartır, kafirin burnunu kırar" dedi. "O zaman insanlar ne halde olur" dedik. "Arazide komşu, malda ortak, yolculuklarda arkadaş olurlar" dedi.
 
2- İlim ehlinden birçokları dabbenin ortaya çıkması, emr-i bi'l-ma'ruf (iyilikleri emir) ve nehy-i ani'l-münker (kötülüklerden menetme) terk edildiği vakittir demişler. 
 
Bir ayette mealen şöyle buyrulur:  “Ne zaman ki Süleyman'a ölümü hükmettik, cinlere onun ölümünü sezdiren olmadı. Yalnız bir güve böceği yere dayandığı asasını yiyordu. Bu sebeple Süleyman yere yıkılınca ortaya çıktı ki, cinler eğer gaybı bilir olsalar o zilletli azap içinde bekleyip durmazlardı.” (Sebe, 34/14)
 
Hz. Süleyman'ın (a.s) dayandığı asasını yiyen ağaç kurdunun veya bir güve böceğinin mahiyeti hakkında da iki görüş vardır: Bir görüşe göre burada ifade edilen kurdun, bilinen ağaç kurdu olduğudur. 
 
Diğer görüşe göre ise bu kurt, asaları yiyen bir kurtçuktur. 
 
Ayette ifade edilen dabbenin Hz. Süleyman'ın (a.s) bastonunu kemirerek yiyip bitirmesi gibi, AİDS mikrobu veya başka bir hastalığın da isyan ve ahlaksızlıkta haddini aşan bazı insanları kemirip eritmesi mümkündür.        
 
Peygamber Efendimiz (sav.) "dabbetü'l-arz"ın meydana çıkmasını kıyamet alametlerinden birisi olduğunu bir hadis-i şeriflerinde şöyle ifade etmektedir: “Onun alametlerinden biri, güneşin battığı yerden doğması ve kuşluk vakti insanların üzerine "dabbe''nin çıkmasıdır. Bu alametlerden hangisi önce belirirse, ötekisi onu kısa zamanda takip edecektir.” (Müslim, Fiten, 118; İbn Hanbel, "Müsned", II, 201)

_________________
Bediüzzaman a göre " Dabbet-ül Arz " Dabbet-ül Arz nedir  41374811

Elif gibi yalnızım,
Ne esrem var, ne ötrem.
Ne beni durduran bir cezmim,
Ne de bana ben katan bir şeddem var.
Ne elimi tutan bir harf,
Ne anlam katan bir harekem...
Kalakaldım sayfalar ortasında.
Bir okuyan bekledim,
Bir hıfzeden belki...
Gölgesini istedim bir dostun med gibi…
Sızım elif sızısı...


En son @bdulKadir tarafından Ptsi Nis. 26, 2021 1:33 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
https://kutluforum.yetkinforum.com
@bdulKadir
Adminstratör
@bdulKadir

Mesaj Sayısı : 6517
Rep Gücü : 10014719
Rep Puanı : 97
Kayıt tarihi : 17/03/09
Yaş : 58
Nerden : İzmir

Bediüzzaman a göre " Dabbet-ül Arz " Dabbet-ül Arz nedir  Empty
MesajKonu: Koronavirüsü Dabbetül Arz Mıdır?   Bediüzzaman a göre " Dabbet-ül Arz " Dabbet-ül Arz nedir  Icon_minitimePtsi Nis. 26, 2021 1:31 pm

https://www.zaferdergisi.com/makale/12792-koronavirusu-dabbetul-arz-midir.html

Koronavirüsü Dabbetül Arz Mıdır?
Dâbbetül arz, din alimlerince genelde kıyamet işaretlerinden biri olarak kabul edilir.
Bediüzzaman a göre " Dabbet-ül Arz " Dabbet-ül Arz nedir  Dr-selcuk-eskicubuk_1606567827 Dr. Selçuk Eskiçubuk
 
“Dâbbe” kelimesi “canlı, hareket eden varlık” anlamında kullanılır. “Dâbbe” kelimesi Kur’an’da 14 defa, bu kelimenin çoğulu olan “devâbb” ise 4 defa kullanılır. Neml suresi 82. ayette geçen “dâbbetül arz” ise, din alimlerince genelde kıyamet işaretlerinden biri olarak kabul edilir.
Kur’an son indirilen kitap olması nedeniyle her asra, insanların anlayış tabakalarına hitap eden özelliklere sahiptir. Bazı hadislerin ifade ettiği manalar da öyledir; bilimsel gelişmelerin ortaya koyduğu tespitler, onların içinde nice hakikatlerin sakladıklarını göstermiştir.
Bazı ayetlerden örnek verecek olursak:
“Allah hareket eden her canlıyı bir sudan yarattı. Bunlardan kimi karnı üzerinde sürünür, kimi iki ayak üzerinde yürür, kimi de dört ayak üzerinde yol alır. Allah dilediğini yaratıyor, Allah her şeye kādirdir.” (Nur Suresi, 45)
“Süleyman’ın ölümüne hükmettiğimizde, öldüğünü ancak asâsını kemiren ağaç kurdu sayesinde anlamışlardı. Süleyman’ın cesedi yere yıkılınca ortaya çıktı ki, eğer cinler gaybı bilmiş olsalardı o aşağılayıcı eziyete katlanıp durmazlardı.” (Sebe Suresi, 14)
“Söylenen (kıyamet) başlarına geldiği zaman, onlara yerden bir yaratık çıkarırız da insanların âyetlerimize kesin bir şekilde iman etmedikleri konusunda onlarla konuşur.” (Neml Suresi, 82)
Hz. Ali (kv), üstte Neml suresi 82. ayette geçen “dabbe” hakkında şöyle diyor: “O, kuyruğu olan bir dabbe değil, sakalı olan bir dabbedir.”
Mikroskobun keşfiyle gözle görülmeyen bir dünyaya kapılar açılmıştır. Mikrobiyoloji bilimi mikropları bulup sınıflandırma yaptığında bir gruba “Flagellalı (kamçılı) bakteriler” ismi verilmiştir. E.Coli, Salmonella grubu bakteriler ve Pseudomonas türleri böyle mikroplardır.
İşte o ayetin asrımıza bakan bir anlamı da bu mikroplardan bir grubun mutasyona uğramış cinsi olabilir.
Geçmiş asırlarda bu bilgiler olmadığı için bu ayetin bu asra bakan tefsiri bu şekilde yapılamazdı. Demek ki, Kur’an’ın ayetleri ve onların açıklamaları olan bazı hadisler her zaman gençliklerini koruyorlar. O Dabbetül arz’ın konuşması ise—doğrusunu Allah bilir—imtihan sırrı gereği mecazi bir ifadedir; yani hal diliyle bir konuşmadır. Mesela bizler de bazen dilimizle değil vücud diliyle konuşuruz ya da hâkimler kararıyla konuşurlar… Aynı bunlar gibi.

Bediüzzaman a göre " Dabbet-ül Arz " Dabbet-ül Arz nedir  Ekran-Resmi-2020-04-27-22_53_25
 
Bazıları “Dabbetül arz” kelimesinin ebcet hesabıyla toplam sayısal değeri üzerinden yapılan hesaplamalarla (Hicri 1441-Miladi 2020) şu an ortaya çıkan korona virüsünün dabbetül arz olduğunu iddia etmektedir. Geçmişte de AİDS mikrobu için aynı iddialar ortaya atılmıştı. Ama bunlar gerçekçi değildir.
Bediüzzaman ise “Gaybı ancak Allah bilir” diyerek kıyamete yakın ortaya çıkacak “Dabbetül arz” hakkında insanın kemiklerini yiyip bitiren, vücutta dişten tırnağa kadar bütün organlara yerleşen ve ağaç kurdu gibi bir canlının olabileceğini söyler:
“Amma ‘dabbetül arz’: Kur’an’da gayet mücmel bir işaret ve lisan-ı hâlinden kısacık bir ifade, bir tekellüm var. Tafsili ise; ben şimdilik, başka meseleler gibi kat'î bir kanaatla bilemiyorum. Yalnız bu kadar diyebilirim: “Gaybı ancak Allah bilir.” Nasıl ki kavm-i Firavun’a “çekirge âfâtı ve bit belası” ve Kâbe tahribine çalışan Kavm-i Ebrehe’ye “Ebabil Kuşları” musallat olmuşlar. Öyle de, Süfyan’ın ve Deccalların fitneleriyle bilerek, severek isyan ve tuğyana ve Yecüc ve Mecüc’ün anarşistliği ile fesada ve canavarlığa giden ve dinsizliğe, küfür ve küfrana düşen insanların akıllarını başlarına getirmek hikmetiyle, arzdan bir hayvan çıkıp musallat olacak, zir ü zeber edecek. Allahu a’lem, o dabbe bir nev’dir. Çünkü gayet büyük bir tek şahıs olsa, her yerde herkese yetişmez. Demek dehşetli bir taife-i hayvaniye (canlı türü) olacak. Belki “illâ dâbbetu-l-ardi te’kulu minseeteh(u)” (Sebe, 14) âyetinin işaretiyle, o hayvan, dabbetül arz denilen ağaç kurtlarıdır ki; insanların kemiklerini ağaç gibi kemirecek, insanın cisminde dişinden tırnağına kadar yerleşecek. Müminler iman bereketiyle ve sefahet ve sûiistimalâttan tecennübleriyle (sakınmalarıyla) kurtulmasına işareten, âyet, iman hususunda o hayvanı konuşturmuş. (5. Şua, 2. Makam, 20. Mesele)

Şimdi bir konu daha kaldı. “Dabbetül arz”ın kemikleri bir ağaç kurdu gibi yemesi meselesi. Buna da örnek bir hastalık var, Multipl Myeleom. Kemik iliğindeki Plazmosit adı verilen bağışıklık hücrelerinin kanseri. Kemikleri bir ağaç kurdu gibi yiyor. Kafatası ve leğen kemiği ile uyluk kemiklerini adeta ağaç kurdu gibi kemirmiş olduğu fotoğraflarda da bunu görebiliyoruz.
Kur’an ayetlerinin bazılarının zaman geçmesi ile farklı manaları da anlaşılır, bu da onun mucizevi yönüdür. Asırlar sonra bilinecek şeyleri çok önceden söyler ama ifadelerin gerçek anlamı, zamanı gelince anlaşılır.
Öyleyse dabbetül arz nasıl bir varlık olmalı?


Hz. Ali’nin “Neml, 82.” ayetinin tefsirinden ve Bediüzzaman’ın “Sebe, 14.” ayetlerinin tefsirinden anladığımız üzere, yeryüzünde kıyamete yakın bir zaman diliminde ortaya çıkmalı; “Flagellalı bir mikrop” olmalı; insanların dişinden tırnağına kadar bütün vücuduna ya bizzat yayılmalı ya da toksinleri (zehir) ile yayılmalı. Ve “Multpl myelom” hastalarında görülen tabloya benzer şekilde, bir ağaç kurdu gibi başta kemikler olmak üzere her organı kemirmeli. En doğrusunu Allah bilir.
Sefahatten uzak duranlar, suiistimal etmeyenler yani kendilerine verilen vücut nimetlerini kötüye kullanmayanlar; içki, kumar, zina, gece hayatı vb haramlardan uzak duranlar ve hijyene dikkat edenler bu hastalıktan korunmalıdırlar.
 
Bediüzzaman a göre " Dabbet-ül Arz " Dabbet-ül Arz nedir  Ekran-Resmi-2020-04-27-22_55_29
 
Öyleyse diyebiliriz ki: Solunum yoluyla bulaşan ve bütün dünyayı korkutan Korona virüs hastalığı ayet ve hadislerde adı geçen “Dabbetül arz” değildir. Çünkü o virüs kamçılı (Hz. Ali’nin tabiriyle, ‘sakallı’) değildir ve solunum yoluyla inanan-inanmayan herkese bulaşabilmektedir. Halbuki “Dabbetül arz” muhtemelen sindirim sistemi ve diğer yollarla bulaşacak, her organı ağaç kurdu gibi kemirecektir. Sefahatten ve suiistimalden uzak duran ve inanan insanlar bu hastalıktan kendilerini kurtarmış olacaklar. Bunlar bizim şu an söyleyebileceklerimiz ama elbette, gaybı Allah’tan başka kimse bilemez…

_________________
Bediüzzaman a göre " Dabbet-ül Arz " Dabbet-ül Arz nedir  41374811

Elif gibi yalnızım,
Ne esrem var, ne ötrem.
Ne beni durduran bir cezmim,
Ne de bana ben katan bir şeddem var.
Ne elimi tutan bir harf,
Ne anlam katan bir harekem...
Kalakaldım sayfalar ortasında.
Bir okuyan bekledim,
Bir hıfzeden belki...
Gölgesini istedim bir dostun med gibi…
Sızım elif sızısı...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
https://kutluforum.yetkinforum.com
 
Bediüzzaman a göre " Dabbet-ül Arz " Dabbet-ül Arz nedir
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
KUTLU FORUM :: İslami ilimler ve dini kültür :: Soru --Cevaplar-Tartışmalı Konular-
Buraya geçin: